NİŞAN BOZULMASI NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

DAVACININ TÜM YASAL DELİLLER DEMEK SURETİYLE YEMİN DELİLİNE DE DAYANMIŞ OLDUĞU – TEKLİF ETME HAKKI HATIRLATILARAK SONUCUNA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – EKSİK İNCELEME

T.C YARGITAY
3.Hukuk Dairesi
Esas: 2014 / 8329
Karar: 2014 / 17165
Karar Tarihi: 24.12.2014

ÖZET: Asıl davanın davacısı, delil listesinde “tüm yasal deliller” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan; ziynet eşyalarını M. K.’a iade ettiği konusunda M. K.’a yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

(4721 S. K. m. 6, 122)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen nişan bozulması nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm, davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların, 13.12.2008 tarihinde nişanlandığını; nişanın, davalı yanca haksız nedenlerle bozulduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, nişan hediyelerinin iadesini, olmazsa bedeli olan 1000 TL, düğün yapılacağı inancıyla yapılan masrafların karşılığı 1.000 TL maddi tazminat ile, uğranılan manevi zararların karşılığı olmak üzere 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; nişanı haksız yere bozanın davacı yan olduğunu, nişan hediyesi olarak davalıya verilen hediyelerin ancak, davacıya takılan ziynet eşyalarının iade edilmesi halinde davacıya verileceğini; davacının, çeyiz olarak getirdiği eşyaları götürdüğünü; nişan dolayısıyla davacı tarafından yapıldığı iddia edilen masrafların çoğunun davalı tarafından yapıldığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı M. K. birleşen Konya 1.Aile Mahkemesi’nin 2009/254 Esas sayılı dava dosyası ile; nişan dolayısıyla davacıya takılan ziynet eşyalarının aynen iadesini, aksi takdirde bedelini, evlilik gayesi ile yapılan masraflar nedeniyle uğranılan zararların karşılığı olmak üzere, şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; Asıl davanın kısmen kabulü ile 1.000 TL maddi tazminatın ve 3.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 04.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı M.’dan alınarak davacı S.’ya verilmesine, nişan hediyelerinin iadesine dair davanın reddine,
Birleşen dava yönünden ise; davacı M. K.’un maddi tazminat talebinin kabulü ile 1.000 TL maddi tazminatın ve 3.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 08.04.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı S.’dan alınarak davacı M.’a verilmesine, nişan hediyelerine dair talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı(birleşen dava davacısı) M. K. tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı (birleşen dava davacısı) vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, TMK’nın 122.maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenir. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir.
Alışılmış (mutad) hediyelerden kasıt; giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Kural olarak giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen (elbise, ayakkabı vs. gibi) eşyaların iadesine karar verilemez.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre; nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları mutad dışı hediye olarak kabul edilmiştir.
TMK 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan herbiri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde; gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Hayat deneylerine göre; olağan olanın ziynet eşyalarının kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Bunun sonucu olarak, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Birleşen dosyanın davacısı M. K., nişan bozulduktan sonra ziynet eşyalarının asıl davanın davacısı S. D.’da kaldığını iddia etmekte; S. D. ise, ziynet eşyalarının M. K.’a iade edildiğini beyan etmektedir. Bu durumda asıl davanın davacısı S. D., dava konusu ziynet eşyasının iade edildiğini ispat yükü altındadır. Bunu da, her türlü yasal delil ile ispat edebilir.
Somut olayda; asıl dosya davacısının tanığı olarak dinlenen Y. Ö.’un ziynet eşyalarının iade edilip edilmediği konusunda görgüye dayalı bilgisinin olmadığı, annesi ve kardeşinin ise ziynet eşyalarının iade edildiğini savunduğu; diğer davacı (S. D.) tanıklarının ise, ziynet eşyalarının iade edilip edilmediği yönünde beyanda bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Birleşen dosyanın davacısının tanığı Kemal K. ise, ziynet eşyalarının iade edilmediği yönünde beyanda bulunmuştur. Ziynet eşyalarının iade edildiğini beyan eden tanıklar S. D.’un annesi ve kardeşi olup, tarafsızlıkları tartışılabileceği gibi, bu yönde beyanda bulunan başka tanıkta yoktur. Bu haliyle, asıl dosyanın davacısı, tanık beyanları ile ziynet eşyalarının M. K.’a iade edildiği iddiasını ispat edememiştir.
Ne var ki; asıl davanın davacısı, delil listesinde “tüm yasal deliller” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan; ziynet eşyalarını M. K.’a iade ettiği konusunda M. K.’a yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Yargıtay HGK’nun 26.09.2012 tarih ve 2012/6-354 E-628 K sayılı kararı. 3.HD’nin 20.11.2013 tarih ve 2013/14063 E-16298 K. sayılı ilamı)
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.12.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat