BİRLEŞEN DAVADA İLERİ SÜRÜLEN İDDİALAR KONUSUNDA İNCELEME YAPILARAK DAVALI ŞİRKETİN YÖNETİMİNİN KAYYIMA DEVREDİLMESİNİN GEREKİP GEREKMEDİĞİNİN TESPİT EDİLMESİ VE SONUCUNA GÖRE BİR KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

T.C YARGITAY
11.Hukuk Dairesi
Esas: 2015 / 7612
Karar: 2016 / 3875
Karar Tarihi: 07.04.2016

ÖZET: Mahkemece, birleşen davada ileri sürülen iddialar konusunda inceleme yapılarak, davalı şirketin yönetiminin kayyıma devredilmesinin gerekip gerekmediğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, adeta davacıların haklarını kullanması ehliyetini kayyıma devreder şekilde, talepten başka bir şeye karar verilmesi doğru olmamış, birleşen davada verilen kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

(6098 S. K. m. 19)

Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada …….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09/04/2015 tarih ve 2014/362-2015/208 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/04/2016 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. A.. Y.., davalı S……Tur. ve Tic. A.Ş. Ortak ve Yön. Kurulu Üye vekili Av. Ö.. N.. ve diğer davalılar vekili Av. E.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ………..tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, asıl davada müvekkillerinin davalı S…… Turizm A.Ş’nin S.. Y.., Z…..Y…… ve S….. B….. ile birlikte toplamda % 11 hisse ile kurucu ortakları olduklarını, müvekkillerinin şirketin kuruluş işlemleri ile ilgilenilmesi için babaları S……… Y…………..’a noterde düzenlenen vekaletnameler ile yetki verdiklerini, müvekkillerinin annesinin, davalı babaları S.. Y.. tarafından terk edilmesi sonrası hastalanması üzerine, davalının bakım masraflarını karşılamak için kızlarından şirket genel kuruluna katılması hususunda vekaletname istediğini, hazırlanan vekaletnamede 1999 – 2000 – 2001 – 2002 ve 2003 yılları genel kurullarına katılmaya ve mutat işlerin halledilmesine yönelik olarak yetki verildiğini, hisse devri ve sermaye arttırımı gibi işlerin halledilmesine yönelik olarak yetki verilmediğini, müvekkillerine ait hisselerin davalı S.. Y.. tarafından muvazaalı olarak devredildiğini, bu nedenle genel vekaletname ile yapılan hisse devri işleminin geçersiz olduğunu, davalı S.. Y.. tarafından diğer davalılardan sevgilisinin çocuklarına ve akrabalarına 14/01/2009 tarihinde hisselerin usulsüz bir şekilde devredildiğini, son olarak 06/03/2010 tarihinde S.. Y..’ın hisselerini bu kez şirketin son hissedarları ve yönetim kurulu üyelerine yüksek bir bedelden satıp devrettiğini ileri sürerek, hisse devirlerinin muvazaa nedeni ile iptaline ve kuruluş ana sözleşmesindeki % 11 oranında hissedar sayılmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri bulunan davalılar tarafından şirketin usulsüz şekilde borçlandırıldığını ve işlettiği tek gayrimenkulü olan otelin yıkılmaya başlandığını ileri sürerek, davalı şirkete kayyım tayinini istemiştir.

Davalılar vekilleri, husumet, zamanaşımı ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, Dairemize ait 06.01.2014 tarihli ilama dayanılarak, davacıların davalı şirketin ana sözleşmesine göre % 11 hisseli ortakları olduğu, aynı zamanda babaları davalı S.. Y..’ı genel kurul toplantılarına katılmak üzere yetkilendirdikleri, şirketin 28/10/2004 tarihli genel kurulunda davacıların hisselerinin D.. Y.. ve N.. Y..’a satıldığı, ancak anonim şirketlerde pay senedi çıkarılmamış hisselerin devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olduğundan, yazılı şekilde yapılmayan pay devirlerinin geçerli olmadığı, bu durumda davacıların haklarının korunması açısından şirketin yönetim ve genel kurullarına katılmak amacıyla kayyum atanması talebinin haklı bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, davacıların hisselerinin 28/10/2004 tarihli genel kurulda satışına ilişkin işlemin iptali ile davacı S…. K……’ın % 4, Z.. A..’ın % 4, K.. Y..’ın % 3 oranında şirket hissedarı olduğunun tespitine, davalı şirketin yönetim ve genel kurullarına katılmak amacı ile serbest muhasebeci Z….. N…. Ç……’in kayyım tayinine karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile yerel mahkemece asıl davada verilen kararın onanması gerekmiştir.

2-Birleşen davada davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; yukarıda da açıklandığı gibi birleşen dava, davalı şirketin yönetim kurulu tarafından şirketin en önemli taşınmazı olan otelin yıkılmaya çalışıldığı, (6.000.000) USD tutarında kredi çekilip otelin teminat olarak gösterildiği, kredinin otelin inşaatında değil, yönetim kurulu üyelerinin ortağı olduğu başka şirketlerde kullanılacağı, şirketin usulsüz olarak borçlandırıldığı, diğer bir deyişle şirketin kötü yönetildiği iddiasına dayalı olarak, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir.

Yerel mahkeme ise sadece asıl davada tespit edilen davacıların paylarının usulsüz şekilde devredildiği maddi olgusuna dayanarak, birleşen davada ileri sürülen iddialar konusunda hiçbir inceleme yapmadan, davacıların menfaatlerini korumak amacıyla, şirketin yönetim ve genel kurullarına katılmak üzere kayyım tayin etmiştir.

Oysa dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nın 74. maddesi uyarınca, hâkim her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.

Bu durum karşısında mahkemece, birleşen davada ileri sürülen iddialar konusunda inceleme yapılarak, davalı şirketin yönetiminin kayyıma devredilmesinin gerekip gerekmediğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, adeta davacıların haklarını kullanması ehliyetini kayyıma devreder şekilde, talepten başka bir şeye karar verilmesi doğru olmamış, birleşen davada verilen kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile yerel mahkemece asıl davada verilen kararın onanmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkemece birleşen davada verilen kararın davalılar yararına bozulmasına, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacılardan alınıp birleşen davada davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.409,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden birleşen davada davalılara iadesine, 07.04.2016 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...