Mükellefin Uzlaşma Görüşmesine Katılmaması

DANIŞTAY
9. Daire 2008/1569 E.N , 2009/2698 K.N.

Özet
MÜKELLEFİN UZLAŞMA GÖRÜŞMESİNE KATILMAMASI NEDENİYLE UZLAŞMA SAĞLANAMAMASI DURUMUNDA “UZLAŞMANIN VAKİ OLMADIĞINA” İLİŞKİN TUTANAĞIN DAVACIYA TEBLİĞİNİN GEREKTİĞİ HAKKINDA.

İçtihat Metni

Davacı kooperatif adına 2001/Mart, Mayıs, Ekim, Aralık dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı tapu harcı ile gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı; dosyanın incelenmesinden, davacı kooperatif hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden tarh edilen vergi ziyaı cezalı tapu harcına ilişkin ihbarnamelerin 2.11.2006 tarihinde davacı kooperatif başkanına tebliğ edilmesi üzerine aynı tarihte uzlaşma talebinde bulunulduğu, davacı kooperatifçe uzlaşmaya icabet edilmemesi üzerine tahakkuk ettirilen cezalı vergilerin yasal süresinde ödenmediğinden bahisle dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacı kooperatifin alacağın kesinleşmediğine ilişkin iddiasına itibar edilemeyeceği, bunun yanısıra, davacı kooperatif tarafından ileri sürülen diğer iddiaların ise, kamu alacağının tarhiyat aşamasına ilişkin iddialar olduğundan ödeme emri aşamasında bu iddiaların incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle reddeden İzmir 3. Vergi Mahkemesinin 31.10.2007 tarih ve E.2007/438, K.2007/971 sayılı karârının; davacı kooperatifin katılmaması nedeniyle uzlaşmanın temin edilemediğine ilişkin uzlaşma tutanağının kendilerine tebliğ edilmediğinden kesinleşmiş bir kamu alacağından bahsedilmeyeceği, dolayısıyla dava konusu ödeme emirlerinin hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Yasal dayanaktan yoksun bulunan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Savcısı Mehmet Sağlam’ın Düşüncesi : 213 V.U.K’nun “uzlaşma ve vergi mahkemelerinde dava açma” başlığını taşıyan Ek 7. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenlemeden, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın uzlaşmaya katılmayan mükellef veya ceza muhatabına tebliğinin şart oludğu açıkça anlaşılmaktadır.

Bu durum karşısında uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşen bir kamu alacağından söz edilemez.

Belirtilen durum karşısında yasal dayanaktan yoksun olarak düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davayı reddeden temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Tetkik Hakimi Fatih Torun’un Düşüncesi : 213 sayılı Kanunun ek 7’nci maddede yükümlü ya da ceza muhatabının uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde dava açabileceğinin belirtilmesi karşısında, davacı kooperatif tarafından ihbarnameler içeriği kamu alacağı için uzlaşma talebinde bulunulduğu görüldüğünden ve uzlaşmanın vaki olmaması durumunda kamu alacağının kesinleşebilmesi için uzlaşmanın vaki olmadığına ilişkin tutanağın yükümlü veya ceza muhatabına tebliğ edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, olayda davacı kooperatife uzlaşma tutanağın tebliğ edilmediği ve kamu alacağının usulüne uygun olarak kesinleştirilmediği anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, dava konusu ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davanın reddine karar veren vergi mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü:

Davacı adına, 2001/Mart, Mayıs, Ekim, Aralık dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı tapu harcı ile gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden vergi mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

213 sayılı Kanunun “Uzlaşma ve Vergi Mahkemesinde Dava Açma “başlıklı ek 7. maddesinin 1. fıkrasında, müddeti içinde uzlaşma talebinde bulunan mükellef veya ceza muhatabının uzlaşma talep ettiği vergi veya ceza için, ancak uzlaşma vaki olmadığı takdirde dava açma yoluna gidebileceği, 4, fıkrasında da, uzlaşmanın vaki olmaması halinde mükellef veya ceza muhatabının; tarhedilen vergiye veya kesilen cezaya, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde ve yetkili vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği, bu takdirde, dava açma müddeti bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu müddetin, tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olarak uzayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.

213 sayılı Kanunda yer alan tarhiyat sonrası uzlaşmaya ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla çıkarılan Uzlaşma Yönetmeliğinin “Uzlaşma Talebinin İncelenmesi ve Görüşmelerinin Yapılması” başlıklı 10. maddesinin 8. fıkrasında, uzlaşmanın temin edilemediği takdirde (mükellef veya vekilinin uzlaşma komisyonunun davetine icabet etmemesi, komisyona geldiği halde uzlaşma tutanağını imzalamaması veya tutanağı ihtirazı kayıtla imzalamak istemesi halinde uzlaşma temin edilememiş sayılır.) komisyonca bu husus belirtilmek üzere üç nüsha tutanak düzenleneceği, tutanağın bir nüshasının mükellefe verileceği, mükellefin uzlaşma davetine icabet etmemesi veya tutanağı almaktan imtina etmesi halinde tutanağın iki örneğinin gereği yapılmak üzere üç gün içerisinde ilgili vergi dairesine gönderileceği, 10. fıkrasında ise, uzlaşmanın vaki olmaması halinde (komisyon teklifinin mükellefçe kabul edilmediği durumda) komisyon nihai teklifinin tutanağa geçirileceği, mükellefin, dava açma süresinin son günü akşamına kadar komisyonun nihai teklifini kabul ettiğini bir dilekçe ile vergi dairesine bildirdiği takdirde bu tarih itibariyle uzlaşma vaki olmuş sayılacağı ve buna göre işlem tesis edileceği düzenlemesine yer verilmiştir

Anılan Yönetmelik hükümlerin değerlendirilmesinden, uzlaşma görüşmesi sonunda, anlaşmaya varılamayan hallerde, uzlaşmanın vaki olmaması ve temin edilememesi olarak bir ayrıma gidildiği görülmekte ise de, 213 sayılı Kanunda uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi hallerine ilişkin bir ayrıma gidilmemiştir. 213 sayılı Kanunun ek 7. maddesinde geçen “uzlaşmanın vaki olmaması” deyiminin, yükümlünün veya adına ceza kesilenin uzlaşma komisyonunun davetine icabet etmemesi, komisyon geldiği halde uzlaşma tutanağını imzalamaması veya bu tutanağı ihtirazi kayıtla imzalamak istemesi halleri içereceği kabul edilmelidir. Bir başka anlatımla uzlaşma görüşmesinin yapılması fakat ödenmesi gereken vergi ve ceza tutanağında anlaşılamaması ile ilgilinin tutanağı imza etmemesi ihtirazi kayıtla^ imza etmek istemesi veya uzlaşma toplantısına katılmaması arasında sonuç itibariyle bir fark bulunmamaktadır.

Uzlaşmanın vergi idaresi ile yükümlüyü uyuşmazlık çıkarmadan önce bir kez düşündürmek ve mümkün olursa anlaşılabilmeleri sağlamak amacıyla yasaya konulduğu göz önünde bulundurulduğundan, Kanun koyucunun uzlaşma çağrısına uyan ancak uzlaşmayan yükümlü ile davete icabet etmeyen ya da tutanağı imzalamayan yükümlü arasında dava yoluna başvurmak bakımından bir farklılık yaratmak istediği düşünülemez.

Bu durumda, ek 7’nci maddede yükümlü ya da ceza muhatabının uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren genel hükümler dairesinde dava açabileceğinin belirtilmesi karşısında, yükümlünün uzlaşma davetine icabet etmemesi durumunda ilgilinin ek 7*nci maddede öngörülen süre içinde dava açma hakkını kullanabilmesi için tutanağın mükellefe tebliği gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, davacı kooperatif hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden tarh edilen vergi ziyaı cezalı tapu harcına ilişkin ihbarnamelerin 2.11.2006 tarihinde davacı kooperatif başkanına tebliğ edilmesi üzerine aynı tarihte uzlaşma talebinde bulunulduğu, vergi dairesince uzlaşma görüşmesinin 19.12.2006 tarihinde yapılacağının davacı kooperatife bildirilmesine rağmen belirlenen tarihte davacı kooperatifçe uzlaşmaya icabet edilmediği, bunun üzerine davacının uzlaşmaya icabet etmemesi nedeniyle uzlaşmanın temin edilemediği, ancak uzlaşmanın temin edilemediğine ilişkin tutanağın davacı kooperatife tebliğ edilmeden tahakkuk ettirilen cezalı vergilerin yasal süresinde ödenmediğinden bahisle düzenlenen 21.3.2007 tarihli ödeme emirlerinin 6.4.2006 tarihinde davacı kooperatife tebliğ edilmesi üzerine dava konusu ödeme emirlerinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Davacı kooperatif adına tarh edilen vergi ziyaı cezalı tapu harcının kesinleşmesi ve tahsil aşamasına gelebilmesi için söz konusu vergi ziyaı cezalı tapu harcına ilişkin ihbarnamelere karşı dava açma süresinin geçmiş olması gerekmektedir. Ancak, olayda davacı kooperatif tarafından ihbarnameler içeriği kamu alacağı için uzlaşma talebinde bulunulduğu görüldüğünden yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, uzlaşmanın temin edilemediği durumunda kamu alacağının kesinleşebilmesi için uzlaşmanın temin edilemediğine ilişkin tutanağın yükümlü veya ceza muhatabına tebliğ edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, davacının uzlaşmaya icabet etmemesi nedeniyle uzlaşmanın temin edilemediğine dair tutanağın kendisine tebliğ edilmesi, tutanağın tebliğinden itibaren kalan süre içinde veya dava açma müddeti bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu müddetin, tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeme emri dayanağı ihbarnamelere dava açılmamış olması gerekmektedir.

Olayda ise, davacı kooperatife uzlaşma tutanağın tebliğ edilmediği, ve ek 7’nci madde gereğince, davacı kooperatifin adına yapılan cezalı tarhiyata karşı dava açma süresi yeniden başlatılarak kamu alacağının kesinleştirilmediği görüldüğünden dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile İzmir 3. Vergi Mahkemesinin 31.10.2007 tarih ve E.2007/438, K.2007/971 sayılı kararının bozulmasına 17.6.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

CategoryYargı Kararı
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat