Memurlarda Atama İptali Davası Nedir?

Müddetname Nasıl Hesaplanır? Müddetname Hesaplanırken Nelere Dikkat Edilir?

Müddetname Nasıl Hesaplanır? Müddetname Hesaplanırken Nelere Dikkat Edilir?

SÜRELERİN HESAPLANMASINA HAKİM TEMEL İLKELER VE MÜDDETNAMENİN HESAPLANMASI

Sürelerinin Hesaplanmasına Hakim Temel İlkeler

5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 61. maddesinin 6. fıkrasına göre; hapis ceza sının süresi, gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün yirmidört saat; bir ay otuz gündür. Yıl resmi takvime göre hesap edilir. Hapis cezası için bir günün artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.

Bu madde hükmü gözetildiğinde hapis cezaları şu üç ihtimale göre hesap edilir:

“Gün” Olarak Tayin Edilen Hapis Cezası Süresinin Hesabı:

5237 sayılı Kanunun 61/6. fıkra hükmüne göre 1 gün 24 saat olarak hesap edilir. 1 günün artakalanı nazara alınmaz. Örneğin 25 günlük bir cezanın yarısı (61 / sayılı kanunun 19. maddesine göre hesaplanarak 1/2 oranı) 12 gün olarak bulunul Yarım gün sayılan 12 saat hükümlü lehine düşülür. Başka bir ifade ile koşullu salı verme işlemlerinde gün kesiri hükümlü lehine hesaplanması gerekir. Örneğin  günlük cezanın 1/2 si 4,5 gün değil, 4 gün; 5 günün 1/2 ‘si 2,5 gün değil, 2 gündür

Kanunda açık bir hüküm bulunmadığı sürece 7 gün yerine 1 hafta olarak ceza tayin edilemez.

Gün olarak tayin edilen hapis cezasının infazına başlanırken yakalandığı tarih ve saatin belirlenmesi, salıvermenin de aynı saate yapılması şarttır. Bu neden ile müddetnamede yakalama saatinin gösterilmesi gerekir.

Gün olarak tayin olunan ve infaza verilen ilamda cezaevine giriş veya çıkış günü hesaba katılmadan günler miktar itibariyle sayılmak suretiyle ceza infaz edilir. Örneğin hükümlü hakkındaki 10 günlük hapis cezası verilmiş ve kesinleşmiş ise; infaza başlama tarihi ve saati hükümlü defterine yazılmak suretiyle infaza başlanır. Hükümlü 5.5.2005 tarihinde ve saat 09.00’da girmiş ise, bu hükümlü 647 sayılı kanunun 19. maddesi gereğince fiilen 10 günlük cezasının 1/2 oranında yani 5 gün cezaevinde kalması gerekir. Bu örneğe göre koşullu salıverme tarihi 10.05.2005 – saat 09.00’ dur. Bihakkın tahliye tarihi ise 15.05.2005’dir.

Hapis cezasının bir günün altına düşmesi halinde dahi, infaz bir gün üzerin­den yapılması gerekir.

“Ay” Olarak Tayin Edilen Hapis Cezası Süresinin Hesabı:

5237 sayılı Kanunun 61/6. fıkra hükmüne göre; bir ay otuz gün olarak kabul edilir. Örneğin 10 hapis cezası güne çevirirken 10×30 = 300 gün olarak hesaplanır.

Bu esas gözetildiğinde 28, 29 gün çeken Şubat ayları ile 31 çeken Aralık, Ocak, Mart, Mayıs, Temmuz, Ağustos, Ekim aylarındaki gün farkları 30’a eşitlen- melidir.

Gün ve ay olarak hükmedilen cezaların infaza başlama tarihi hesaba katılmış ise serbest kalacağı günün hesaba katılmaması veya infaza başlama tarihi hesaba katılmamış ise serbest kalacağı günün hesaba katılması gerekir.

Örneğin 1.6.2005 tarihinden sonra işlenen bir suçtan dolayı verilen 2 aylık hapis cezasının infazına başlama tarihi 1.7.2005 ise 5275 sayılı Kanunun 107. maddesine göre koşullu salıverme tarihi (tüm cezanın 2/3’ si yani 60×2= 120=> 120/3= 40 gün fiilen cezaevinde yatacağı süre) 9.8.2005 dir. 2 aylık tüm cezanın bihakkın tahliye tarihi ise 1.9.2005 dir.

Hapis cezalarının hesabında şu hususlara önemle dikkat edilmelidir:

  • Gün olarak tayin edilen hapis cezaları içtima sonucu aya dönüştürülmez. Örneğin 25 gün hapis cezası ile 15 gün hapis cezasının içtiması sonucunda 40 gün hapis cezası olarak bırakılması gerekir. Söz konusu ceza 1 ay 10 gün olarak belirlenemez.
  • Ay olarak belirlenen hapis cezaların içtiması sonucunda belirlenen ce­za yıla çevrilemez. Örneğin 10 ay hapis cezasıyla 8 ay hapis cezasının içtiması sonucunda belirlenen 18 aylık hapis cezası, 1 yıl 6 ay olarak belirlenemez. İn­faz 18 ay üzerinden yapılması gerekir.
  • Bir yılın altındaki hapis cezasının artırılması sonucu yılı aşsa bile ceza ay olarak belirlenmesi gerekir. Örneğin 10 ay hapis cezasının 16 oranında artırılması sonucunda 15 ay olarak hapis cezasının belirlenmesi gerekir. Aksine 1 yıl 3 ay olarak hapis cezası belirlenemez.

“Yıl” Olarak Tayin Edilen Hapis Cezası Süresinin Hesabı:

5237 sayılı Kanunun 61/6. fıkrasına göre yıl resmi takvim göre hesap edilir. 1 yıl 165 gün olarak kabul edilir. Hiçbir zaman bir yıl 12 olarak kabul edilerek hesap yapılmaz.

Artık yıllarda 1 yıl 366 gün çektiği unutulmamalıdır. Resmi takvime göre 4 rakamına bölünebilen 1976, 1980, 1984, 1988, 1992, 1996, 2000, 2004, 2008, ‘012, 2016, 2020, 2024, 2028, 2032 vs. yıllar artık yıl olarak kabul edilir.

Yıllık infazlarda ceza inkitaya uğramadığı sürece hükümlü hangi tarihte ceza evine alınmış ise, müteakip senenin aynı tarihine tesadüf eden gününde cezanın tamamlanmış olacaktır. Yıllık infazın firar gibi bir nedenle kesintiye uğraması durumunda ise aşağıda metni alınan Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 28.4.1936 gün ve 21 sayılı tamimine göre hesap edilir:

‘‘Yıllık hükümlülerin yerine getirilmesi, cezaevinden kaçma, cezanın geciktirilmesi gibi herhangi bir nedenle kesintiye uğradığı durumlarda seneye tamamlanamayan süreler uzun senelerde 366, kısa senelerde 365 gün olarak hesap edilir. Firar veya tahliyeden önceki infaz edilmiş olan süreler bulur. Bulunan bu süre asıl cezadan indirilir. Böylece arta kalan ve infazı gereken ceza elde edilir. Yani in­meler olmuş ise, seneye tamamlanmayan süreler gün olarak hesap edilir.

Firardan sonra yakalandığı ve yeniden cezaevine alındığı tarihte yeniden ne düzenlendiğinde infazın başlangıcı yazılır.

Firardan evvel infaz edilmiş kısım gibi, fasıladan sonraya kalan kısım da gün olarak hesap edilir. Ancak hükümlünün cezaevine konulduğu gün ile müteakip senenin aynı sayılı günü arasında geçen müddetten ibaret olan infazın kesintiye uğradığı sene uzun sene ise ve müddet içinde 29 çeken bir şubat ayı dahilse, senelik ceza takip eden kısım ile birlikte 366 güne baliğ olacak surette infaz edilir. Aksi takdirde fasılaya uğrayan cezaların toplamı 365 gün olarak hesaplanır, senelik ceza, fasılayı takip edecek senenin değil, infazın inkitaya uğradı- uzun ve kısa olmasına göre 365 ve 366 gün olarak hesap edilir…”

Firarda Geçen Sürelerin Hesaplanması:

305 tarihinden önce işlenen suçlar açısından şartla tahliye tarihinin hesabında önemli olan firarda geçen sürenin tespitinde şu sıra izlenir:

Önce firardan önce infaz edilmiş olan ceza süresi hesap edilir. Bu da ilk defa giriş tarihi ile firar tarihi arasındaki süredir. Daha sonra bulunan bu süre asıl ceza süresinden indirilir. Böylece infaz edilecek süre elde edilir. Firarda geçen “firar tarihi ile yakalandığı tarih arasındaki süre infazda dikkate alınmaz. Yakalandığı tarihten başlatılmak suretiyle bakiye ceza ilave edilerek bihakkın tahliye tarihi bulunur.

Tutuklulukta Geçen Sürelerin Hesaplanması:

Tutukluluk süresi tespit edilirken, hükümlünün infaz kurumundan tahliye edildiği tarih ile aynı suçtan tutuklandığı tarih arasındaki süre farkı dikkate alınır ifade ile tahliye tarihinden tutuklama tarihi çıkarılmak suretiyle tutuklama süresi bulunur.

Müddetnamenin Düzenlenmesi

hangi hükme ilişkin bulunduğunu belirten bir belge (müddetname) verilir (5275 sa­yılı K. m. 20, IV).

Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Ka­lem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 44. maddesi uyarınca; hü­kümlünün ceza infaz kurumuna tesliminde kendisine ilamı infaz eden Cumhuriyet başsavcılığı tarafından infaz defteri numarası, ceza infaz kurumuna alındığı ve sa­lıverileceği tarihi, ceza süresini ve cezanın hangi mahkeme ve hükme ilişkin oldu­ğunu ihtiva eden belge verilir. Hükümlünün ceza infaz kurumuna kabulünde de belgenin bir örneği kurum idaresine gönderilir.

Tüzüğün 66. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ise kuruma alındıktan sonra Cumhuriyet başsavcılığınca hükümlüye bir süre belgesi (müddetname) verilir. Dü­zenlenecek bu belgede hükümlünün:

  1. Kimlik, tebligat ve iletişim bilgileri,
  2. İnfaz defteri numarası,
  3. Kuruma alındığı tarih,
  4. Tutuklulukta veya göz altında geçirdiği süre,
  5. Ceza süresi, hak ederek (bihakkın tahliye) ve koşullu salıverileceği tarih,
  6. Cezanın hangi hükme ilişkin olduğu,

belirtilir.

Müddetname Cumhuriyet savcısında tanzim edilmesi ve imzalanması şarttır.

Müddetnamenin bir örneği infaz dosyasına konulması, bir örneğinin ise hü­kümlüye imza karşılığında verilmelidir. Hükümlüye müddetnamenin verildiği hu­susunun ispatına yarayan belge infaz dosyasına konulur.

Hapis cezalarında önemli bir yere sahip olan şartla tahliye tarihi ile bihakkın tahliye tarihi belirlemek amacıyla müddetname tanzim edilir.

Şartla tahliye tarihinden kasıt, hükümlünün infaz kurumuna girdiği tarihten, suç tarihinde yürürlükte bulunan Kanunun ile belirlenen sürenin sonuna kadar infaz kurumunda geçirilen süreyi ifade eder.

Bihakkın tahliye tarihinden kasıt ise hükümlünün infaz kurumuna girdiği tarihten, ilamda belirlenen sürenin sonuna kadar süreyi ifade eder.

İşte müddetname bu iki (şartla tahliye ve bihakkın tahliye) tarihi içermesi şart­tır.

Bu bölümde müddetname içeriğinde bulunması gereken şartla tahliye ve bi­hakkın tahliye tarihinin nasıl bulunacağına dair açıklamalar yapılıp; bu hususta ör­nekler verilecektir. Özellikle içtima kararı183 ve şartla tahliye kararı184 ile ilgili olarak ileride açıklamalar yapılacaktır.

Müddetname tanzim edilirken şu hususlara dikkat edilmesi gerekir:

1- Müddetname tanzim edilebilmesi için infaza konu hükmün kesinleşmiş ol­ması şarttır. Hüküm kesinleşmemiş ise müddetname tanzim edilmez. Bu nedenle müddetnameye konu hükümde kesinleşme şerhinin bulunup bulunmadığı dikkate alınır.

Hapis cezasını içeren kesinleşmiş mahkûmiyet kararları, mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına verilir. Mahkûmiyet kararının kesinleşme şerhinde;

  1. Mahkûmiyetin hangi hükümlü hakkında verildiği ve hangi ceza veya tedbi­rin infazına ilişkin olduğu,
  2. Kararın kesinleşme şekli ve tarihi,
  3. Cumhuriyet başsavcılığına infaz için kararın gönderiliş tarihi,
  4. Mahkûmiyet kararı birden çok hapis cezasını içeriyorsa; Süreli hapis ceza­larında bunların toplamı ve süreli hapis cezası, müebbet hapis cezası veya ağırlaştı­rılmış müebbet hapis cezalarında bunlardan hangilerinin infaz edileceği,

gösterilir (Tüzüğün 66,1).

  • Hapis cezalarının içtimasından sonra verilen karara göre yeniden düzenle­necek müddetname ilamda yazılı her bir suç tarihleri göz önünde tutulup, infazları faklı yasalarca (01.06.2005 tarihinden önce işlenmiş suçlarda 647 sayılı Kanunun 19 ve ek 2. maddelerine göre, bu tarihten sonra işlenen suçlarda ise 5275 sayılı Ka­nunun hükümlerine göre) düzenlenmiş şartla tahliye tarihi belirlenir. Örneğin hü­kümlü için 2004 yılında işlediği suçtan verilmiş 5 yıllık hapis cezası ile 2006 yılın­da işlediği diğer suçtan verilmiş 2 yıl hapis cezası toplanmış olsa bile şartla tahliye tarihi belirlenirken, 5 yıllık hapis cezası için 647 sayılı Kanunun 19 ve Ek 2. mad­delerine göre, 2 yıllık hapis cezası için 5275 sayılı Kanunun 107 ve 108. maddele­rine tespit edilir. Bihakkın tahliye tarihi ise iki cezanın toplamı olan 7 yılın sonuna tesadüf eden tarihtir.
  • Ertelenen cezalar hakkında da müddetname tanzim edilemez. Bu nedenle ilama konu ceza ertelenmiş ise müddetname tanzim edilmemelidir.
  • Müddetname yapılırken, gözaltında ve/veya tutuklama süresinin asıl ceza­dan mahsup edilmesi gerekir.
  • İçtimalı cezalarda, içtima kararı ile belirlenen toplam hapis cezası üzerin den müddetnamenin yapılır.
  • Hapis cezasının süresi bir günün altına düşmesi halinde cezanın gün küsüratı bir güne tamamlanır. Örneğin 25 gün hapis cezasının 1/3 oranında indirime tabı tutulması halinde, 25 günden 9 gün değil, 8 gün düşülmesi gerekir.
  • Müddetnamede, hapis cezasının infazına ait gün ve saat yazılı ise, şartla tahliye işlemi de aynı saatte yapılması gerekir.
  • İnfaza başlanılan tarih hesaba katılmış ise tahliye tarihinin müddetname hesabında dikkate alınmaz. Ancak infaza başlanıldığı gün hesaba katılmamış ise tahliye tarihi müddetnamede dikkate alınır.
  • Aylar 28, 29 veya 31 çekse dahi, müddetname hesabında 1 ay 30 gün üzerinden hesaplanır.
  • Hapis cezası yıl, ay ve gün olarak belirlenmiş ise bihakkın tahliye tarihi yıl olarak verilmiş hapis cezasının tamamlandığı belli günden itibaren ay ve gün olarak verilmiş ceza süresinin toplamı eklenerek belirlenir. Örneğin 1 yıl 2 ay 12 gün hapis cezasının infazına 3.4.2010 tarihinde başlanmış ise bihakkın tahliye tarihi bulunurken; ilk önce 3.4.2010 tarihine 1 yıl eklenerek 3.4.2011 tarihi bulumu, daha sonra bu tarihe (2X30) + 12 = 72 gün eklenerek bihakkın tarihi olarak 14.06.2011 olarak bulunur.
  • Tutuklama ve gözaltı tarihlerinin hapis cezalarından mutlak suretle mahsup edilmesi gerekir. Başka bir ifade ile beraat edilen suçlardan gözaltına alınıp veya tutuklanıp mahsup karar verilen süreler ile mahkum olunan suçlardan tutuklulukta geçirilmiş süreler toplanarak toplam ceza süresinden düşülür.
  • Müddetnameye itiraz başvurularına bakma görevi İnfaz Hakimliklerin görevi değildir. Müddetnameye (Süre Belgesinde) itiraz İnfaz Hakimliğine yapılamaz. 4675 Sayılı İnfaz Hakimliği Kanuna göre İnfaz Hakimliğinin böyle bir görevi yoktur. Müddetnameye (Süre Belgesine) itiraz Mahkemesine veya infazın yapıldığı yerdeki muadil mahkemesine yapılır. Örnek:

“… Karşılıksız çek keşide etmek suçundan çeşitli mahkemelerin ilamları ile hükümlü R.Y. hakkında verilen para cezalarının Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.08.2006 tarihli ve 2006/213 müteferrik sayılı kararı ile içtima ettirilmesi sonucu bulunan 685.419.- YTL adli para cezasının hapse çevrilmesi suretiyle infazı sırasında, C. Savcılığınca düzen­lenen müddetnamede, hapis cezasının 6854 gün hapse çevrilmesine ve bu cezanın üst sınır olarak kabul edilen 5 yıl hapis cezası olarak infaz edileceğinin belirtildiği, hükümlü müdafiğine söz konusu cezanın üst sınırının 5 yıl değil 3 yıl olduğu gerekçesi ile Ankara İnfaz Ha­kimliğine itirazda bulunulması üzerine, söz konusu itiraza bakma görevinin İnfaz Hakimli­ğine ait olmayıp, hükmü veren mahkemenin veya infazın yapıldığı yerdeki eşdeğer mah­kemenin görevi kapsamında olduğu gerekçesi ile itirazın reddine ilişkin Ankara İnfaz Hakimliği’nin 15.06.2006 tarihli ve 2006/271 esas, 2006/268 karar sayılı kararma yönelik iti­raz üzerine, itirazın reddine ilişkin Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31.07.2006 tarihli ve 2006/871 karar sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı’nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 30.01.2007 tarihli ve 4421 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21.02.2007 tarihli ve 2007/24964 sayılı tebliğnamesi ile dosya dairemize gönderilmekle incelenip, gereği görüşülüp düşünüldü: Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, “Sanık hakkında 3167 sayıl Çekle Ödemelerin Düzenlenme­si ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un kapsamında hükmolunan para ceza­larının ödenmemesi sebebiyle yerine çektirilecek cezanın 647 sayılı Cezaların İnfazı Hak­kında Kanun’un 5/11. maddesi gereğince 3 yıldan fazla olamayacağı gözetilmeden, itirazın reddi yerine,yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin anılan kararının bozulması istenmiştir. – 647 sayılı Kanun’un 5/11. maddesi ile 765 sayılı TCK’nın 84. maddeleri tek bir hüküm ile verilen para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapis cezasına çevrilmesi durumundaki azami sınırı göstermekte iken, 765 sayılı TCK’nın 77/4. maddesi, birden fazla hükümle verilen para cezalarının top­lanması sonucu bulunan cezanın ödenmemesi nedeniyle çevrilen hapis cezasının üst sınırını göstermektedir. Bu nedenle, daha sonra yürürlüğe giren 647 sayılı Kanun’un 5/11. maddesi hükmüyle, 765 sayılı TCK’nın 77/4. maddesindeki 5 yıl sınırının 3 yıla indirildiğini kabul etmek olanaklı olmadığından, kanun yararına bozma talebinde belirtilen düşünce yerinde değil ise de, İnfaz Hakimliğinin söz konusu kararı itirazın esasına ilişkin olmayıp, itiraza bakma görevinin görev alanları içerisinde bulunmadığı gerekçesine dayanmaktadır. Bu nedenle de, uyuşmazlığın bu yönden incelenmesi gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29.06.2004 gün ve 2004/1-110; 2004/151 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, İnfaz Hakimliğinin görevleri, infaz kurumlarındaki yönetsel işlemleri şikayet yoluyla denet­lemekten ibarettir. 4675 sayılı Yasanın “İnfaz hakimliklerinin görevleri” başlıklı 4. maddesinin 2. bendinde “Hükümlülerin cezalarının infazı,…….gibi işlem veya faaliyet­lere ilişkin şikayetleri incelemek ve karara bağlamak” İnfaz Hakimliğinin görevi olarak sa­yılmış ise de, 5. bendinde diğer yasalarda başka bir yargı merciine bırakılan konular saklı tutulduğundan, anılan Yasanın 4/2. maddesindeki “Hükümlülerin cezalarının infazı” ifade­min, maddenin son fıkrasındaki düzenleme ile birlikte ele alınarak değerlendirilmesi gere­kir. Bu nedenle İnfaz Hakimliğinin görevlerini belirlemek bakımından diğer yasalardaki ce­mim infazı ve dolayısıyla koşullu salıverme ile ilgili hükümlerin birlikte değerlendirilerek, uygulanması gerekmektedir. – Müddetnameye itiraz niteliğinde bulunan istemler hakkında karar verme yetkisi İnfaz Hakimliğine değil, hükümlü hakkında uygulanmakta olan 647 sayılı Yasa’nın 19/4. maddesi uyarınca, hükmü veren mahkeme, hükümlü başka bir yerde bu­lunuyorsa, hükümlünün bulunduğu yerdeki hükmü veren mahkeme ile aynı derecedeki mahkemeye aittir. 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu’nun “İnfaz hakimliğince şikayet üzerine verilen kararlar” başlıklı 6.maddesinin 1. fıkrasında, “Şikayet başvurusu, 5 inci maddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hakiminin görev ve yetki alanı dışında kalan bir işlem veya faaliyete  karşı ya da başvuru hakkı olmayan kimselerce yapılmışsa infaz hakimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden reddeder; şikayet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o mercie gönderir.”- Somut olayda; hükümlü müdafiince müddetnameye yönelik itiraz, İnfaz Hakimliğine sunulmuş, İnfaz Hakimliğince de söz ı talebin görev alanları içerisinde bulunmadığı gerekçesi ile itirazın reddine karar ve- ve talep de yukarıda açıklandığı üzere İnfaz Hakimliğinin görev alanı içerisinde bu­lunmamakta ise de; mercide hata nedeni ile talebin reddine karar verilmesi yerine, görevli gönderilmesinin gerekmesi ve bu durumun 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu’nun maddesinde de açıkça düzenlenmiş olması karşısında, itirazın reddine karar verilmesi yasaya aykırı olması nedeni ile Ankara İnfaz Hakimliğinin söz konusu kararma yönelik itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin yasaya aykırı olması  nedeniyle, Kanun yararına bozma talebi, ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerine, belirtilen değişik gerekçelerle yerinde görüldüğünden; … Ağır Ceza Mahkemesinin 31.07.2006 ve 2006/871 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’ nın 309. maddesi uyarınca bozulmasına… karar verildi.”185

Yukarda açıklanan hususlar gözetilerek, şartla tahliye tarihi ile bihakkın tahliye tarihinin tespitine yönelik olarak şu örnekler verilebilir:

ÖNEMLİ NOT: Kısa süreli hapis cezasının adli paraya çevrilmesinden son­ra, adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevrilmesi üzerine hükümlü şartla tahliye hükümlerinden yararlanamaz. Ancak suç tarihi 26.02.2008 tarihinden önce işlenmesi halinde ise hükümlü şartlı tahliye hükümlerinden yararlanır.

Şartla Tahliye Kararının Geri Alınması Halinde Sürelerin Hesabı

Hükümlü A’nın ilk suçundan dolayı 04.11.2005 tarihinden geçerli olmak üze­re koşullu salıverildiği, bihakkın tahliye tarihi dolmadan 26.04.2006 tarihinde ka­sıtlı bir suç işleyip mahkum olduğu ve kararın kesinleştiği gözetildiğinde, 5275 sa­yılı Kanunun 107/XII maddesi uyarınca şartla tahliye kararının geri alınmasına, hükümlünün suç tarihi olan 26.04.2006 tarihinden bihakkın tahliye tarihi olan 03.05.2008 tarihine kadar olan sürenin bir daha koşullu salıverilmeden yararlandırılmamak suretiyle aynen çektirilmesine karar verilmesi halinde sürenin hesaplan­ması şu şekilde yapılır:

Çocuk Hükümlüler Hakkında Verilen Hapis Cezası Sürelerinin Hesaplanması

5275 sayılı Kanunun 107. maddesinin beşinci fıkrası gereğince koşullu salı­verme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün on beş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.

Söz konusu madde hükmü, 19.12.2006 tarihinde 5560 sayılı Kanunun 28.maddesi ile değiştirilmiştir. Bu değişiklik ile 18 yaş sınırı, 15 yaşına indirilmiştir.

yapılan değişiklik ile çocuklar hakkında verilen hapis cezalarına ait süreler hesaplanırken şu hususlara dikkat edilmesi gerekir;

  • Suç tarihi 19.12.2006 tarihinden önce ise 18 yaşından küçük çocuklar hak­kında müddetname hesaplanırken, 18 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak hesaplanır.
  • Suç tarihi 19.12.2006 tarihinden sonraki bir tarih ise çocuk 18 yaşından kü­çük, 15 yaşından büyük ise hapis cezası süresi 18 yaşından büyükler gibi hesapla­nır. Başka bir ifade ile infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak hesaplanamaz.
  • Suç tarihinde 15 yaşından küçük olan çocuk hükümlülerin on beş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak hesaplanır.
  • Hükümlü 18 yaşında küçük ve suç tarihi 01.06.2005 tarihinden önce ise; müddetname 647 sayılı Kanunun 19 ve Ek 2. maddelerine veya 5275 sayılı Kanu­nun 107/5. maddesine göre tanzim edilir. Bu halde leh aleyhe değerlendirme sonucu hangi kanun hükümleri hükümlünün lehine ise o kanun uyarınca uygulama yapı­lır.
  • Hükümlü 15 yaşından küçük ve suç tarihi 01.06.2005 tarihinden önce ise müddetname lehine olan (647 sayılı Kanunun 19 ve Ek 2.; 5275 sayılı Kanunun 107/5 veya 5560 sayılı Kanunun m. 28) madde hükümlerine göre yapılır.