T.C YARGITAY

14.Hukuk Dairesi

Esas: 2016 / 9860

Karar: 2016 / 10850

Karar Tarihi: 26.12.2016

ÖZET: Davacı davalının kardeşi olup davalının yurt dışında yaşadığını ve bilinen tebligat adresinin yurt dışı adresi olduğunu bilmemesi mümkün olmadığından davalıya yapılan usulsüz tebligatlar ile davalının yokluğunda ve savunma hakkı kısıtlanarak yapılan yargılama sonucu davanın esasının karara bağlanması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. (6100 S. K. m. 27) (7201 S. K. m. 21, 25, 35)

Dava ve Karar: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.08.2006 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesinin verilmesi istenmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Dava, mirasçılık belgesinin iptaliyle yeni mirasçılık belgesi verilmesi talebine ilişkindir.

Mahkemece, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalıya Yapılan Usulsüz Tebligatlar İle Davalının Yokluğunda Ve Savunma Hakkı Kısıtlanarak Yapılan Yargılama Sonucu Davanın Esasının Karara Bağlanması

Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesi hükmü uyarınca, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.

7201 Tebligat Kanununda 6099 sayılı Kanun ile yapılan ve 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”

Tebligat Kanununun değişik 21/2. maddesi gereğince; “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.”

Tebligat Kanununun 25/2. maddesinde de yabancı memleketlerde bulunan kimselere yapılacak tebligatın usulü açıklanmıştır.

Aynı Kanunun 35. maddesi gereğince; “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.” (m. 35/1)

“Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” (m. 35/2)

Hükmün Bozulması

Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince;

Davalı …’in “…” adresine duruşma günü tebliğinde, “adresinde muhatabın bulunamaması sebebiyle yerine muhatap ile birlikte aynı çatı altında beraber ikamet ettiğini beyan eden tebellüğe ehil kardeşi …’e”, ilk gerekçeli karar ve temyiz dilekçesi aynı adreste “adresinde muhatabın bulunamaması sebebiyle yerine muhatap ile birlikte aynı çatı altında beraber ikamet ettiğini beyan eden tebellüğe ehil yeğeni ….’a” tebliğ edildiği, bozma ilamının “muhatap ….’ndekindeki adresinden ayrılmış, yeni adresi de bulunamadığından 1. ve 2. sayfa muhatabın kapısına asılmıştır” şeklinde tebliğ edildiği, 18.12.2008 tarihli duruşma günü tebligatı “muhatabın yurtdışına gittiğinden” bahisle iade edildiği, daha sonraki tebligatların bu adres baz alınarak Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davalı … vekilinin temyiz dilekçesine eklediği Dairemizin 2014/11597 Esas, 2015/1571 Karar sayılı ilamında, ortaklığın giderilmesi davasında davalı …’in yurt dışı adresine gerekçeli kararın tebliğ edildiği, bu adreste dava dilekçesinin tebliğ edilmeden dolayısıyla taraf teşkili sağlanmadan uyuşmazlığın esasının incelenmesinin doğru olmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davacı davalının kardeşi olup davalının yurt dışında yaşadığını ve bilinen tebligat adresinin yurt dışı adresi olduğunu bilmemesi mümkün olmadığından davalıya yapılan usulsüz tebligatlar ile HMK’nın 27. maddesine aykırı şekilde davalının yokluğunda ve savunma hakkı kısıtlanarak yapılan yargılama sonucu davanın esasının karara bağlanması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.12.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

CategoryYargı Kararı
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat