MAĞDUR/SUÇTAN ZARAR GÖREN/MALEN SORUMLU/ KATILAN KİMDİR?
Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki mağdur (suçtan doğrudan doğruya zarar gören) ile suçtan zarar gören her zaman aynı kişi olmayabilir. Nitekim örneğin hırsızlık suçunda eşyası çalınan kişi hem mağdur hem suçtan zarar göre durumunda iken kasten öldürme suçunda mağdur öldürülen kişi, suçtan zarar gören ise onun yakınlarıdır.
Bu itibarla; bir kişiyi suçtan zarar gören olarak nitelendirebilmemiz için öncelikle o kişinin hayatta olması, ikinci olarak da dava (fiil) ehliyetine sahip olması gerekir. Bunun için ise hatırlayacağınız üzere, MK m. 10 gereğince; ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olunmaması gerekmektedir.
Aslında, suçtan doğrudan doğruya zarar gören, başka bir ifadeyle, suçun maddi unsuruna muhatap olan ve bu nedenle suç ile korunan hukuksal yararı zedelenen kişi, suçtan zarar gören kişidir; ve bu durum “dar anlamda” suçtan zarar görmeyi ifade eder; buna MAĞDUR da denilebilir. Buna karşılık, bir kimsenin haklı bir çıkarı, işlendiği iddia olunan suç ile öyle zedelenmiştir ki bu zedeleniş onun, fiilin kovuşturulması yolundaki isteğini haklı görülecek bir “misliyle karşılık verme ihtiyacı” olarak kabul edilmesini gerektirir, diyebiliyorsak; hakkı bu şekilde zedelenmiş bulunan kişi, geniş anlamda suçtan zarar gören kişidir.
Suçtan zarar gören gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 234. maddesine göre mağdur ile şikâyetçinin hakları şöyledir.
Soruşturma evresinde;
Delillerin toplanmasını isteme
Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme
Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme
153 üncü maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma belgelerini ve elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme
Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma
Kovuşturma evresinde;
Duruşmadan haberdar edilme
Kamu davasına katılma
Tutanak ve belgelerden örnek isteme
Tanıkların davetini isteme
Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme
Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma
Ayrıca mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilecektir (CMK m. 234/2).
Mağdurun, yukarıda sayılan veya bunlar dışındaki diğer hakları suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır (CMK m. 234/3). Bu suretle ilgililere mağduru aydınlatma yükümlülüğü getirilmiştir.
Soruşturma veya kovuşturma evresinde, dava nakli veya adlî tıp işlemleri nedeniyle yerleşim yeri dışında bir yere gitme zorunluluğu doğması hâlinde mağdurun yapmış olduğu konaklama, iaşe ve ulaşım giderleri, 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.
Bu hüküm 7188 sayılı Kanun ile 2019 yılında Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenmiş olması bakımından önemlidir.
Malen sorumlu ise CMK’nın 2. maddesinde tanımlandığı şekliyle; “Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi” ifade eder.