Son günlerde ekonomik durumu bozulan bazı şirketlerin konkordato yoluna başvurması, akıllarda konu hakkında pek çok soru işareti uyandırdı. Buna göre konkordatonun ne olduğu, şartlarının neler olduğu ve kimlerin bu haktan yararlanabileceği soruları sıklıkla soruluyor. Bu sorulara net bir yanıt vermek için konuyu daha yakından incelemek gerekmektedir.

Konkordato Nedir?

Konkordato, iflasın eşiğine gelen ve çok fazla miktarda borcu olan tüzel kişilerin, yani şirketlerin veya gerçek kişilerin, bu borçlarını ödeyebilmek için talep ettiği bir yöntemdir. Buna göre, borçlu olan taraf, iflasın eşiğinde olduğunu belgelere dayanak beyan etmekte ve alacaklılarına ödeyeceği borcu belli vadelere bölmesini, belli miktarlarda indirim yapılmasını talep etmektedir. Borçlu olan tarafın bunu yapması, iyi niyetli olduğunun ve borcuna sadık olduğunun bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda bu talepte bulunan kimseler, ticari itibarlarını kaybetmekten korunmuş olurlar.

Konkordato Başvurusu Nasıl Yapılır?

Konkordato, borçlunun tek başına ilan edebildiği bir hukuki uygulama değildir. Bunun için borçlu tarafın İcra Tetkik Merci Hakimliğine bir başvuruda bulunması gerekmektedir. Bu başvuruda talebini belirten bir dilekçe ile birlikte son döneme ait bilançolarının, mali durumunu gösteren belgelerin sunulması istenmektedir. Bu başvurunun kabul edilebilmesi için önce borçlunun talebinde ne kadar samimi olup olmadığı araştırılacaktır. Belli şartlara bağlı olan konkordato, borçlunun bu şartları sağlaması ile kabul edilmektedir. Onayın ardından alacaklılar ve borçlular ile birlikte bir görüşme temin edilerek, borç için yeni ödeme planları hazırlanır.

Konkordato Şartları Nelerdir?

Konkordato talebinin kabul edilebilmesi için aranan ilk şart, borçlunun gerçekten de bir ödeme zorluğu içerisinde olmasıdır. Aksi halde bu, keyfi olarak ilan edilecek bir uygulama değildir. Bu nedenle borçlunun mali durumuna ait bilançolarda, iflasın eşiğinde olduğu net bir şekilde tespit edilebilmelidir. Bunun dışında bir diğer önemli şart, borçlunun alacaklılarına ödemesi gereken borcun en az yüzde 50’sini ödeyebilmeyi talep etmesidir. Çünkü bu uygulama borçluları koruduğu kadar, alacaklıları da korumayı içermektedir. Yüzde 50’nin altında yapılan bir ödeme, alacaklıyı zora düşüreceği için kabul edilmez. Ayrıca borçlunun anlaşma sağlandıktan sonra borcun belli bir kısmı için ödeme taahhüdünde bulunması istenmektedir.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...