CEZA MAHKEMESİNCE VERİLEN CEZA DAVASININ ZAMANAŞIMI NEDENİYLE ORTADAN KALDIRILMASI KARARININ HUKUK HAKİMİNİ BAĞLAYICI NİTELİKTE BİR KARAR OLMADIĞI – HÜKMÜN BOZULDUĞU

T.C YARGITAY
19.Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 777
Karar: 2016 / 8213
Karar Tarihi: 04.05.2016

ÖZET: Dava kambiyo senedine karşı açılan menfi tespit davasıdır. Davacıların şikayeti üzerine davalı … hakkında açılan ceza davasının Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin kararı ile zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ceza Mahkemesince verilen “ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması kararı”, hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte bir karar değildir. Hal böyle olunca ispat külfeti davacılarda olup asıl ve birleşen davada ileri sürdükleri itirazlarını usulüne uygun deliller ile kanıtlamakla yükümlüdürler. Mahkemece bu yön gözetilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

(818 S. K. m. 19) (2004 S. K. m. 67)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki birleşen kıymetli evrak iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davaların kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl dava davalısı … tarafından süresi içerisinde temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacılar vekili, müvekkillerinin davalıdan borç para aldığını, borca karşılık yüksek miktarlı senetler düzenlendiğini, davacıdan alınan ana paranın kendisine ödenmesine rağmen davalının müvekkili … adına olan senedi Giresun 2. İcra Müdürlüğü’nün 2003/809, … ve … adına olan senedi de aynı icra müdürlüğünün 2003/830 sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, şikayet üzerine yapılan soruşturma ve kovuşturma neticesinde davalının tefecilik suçundan mahkum olduğunu, davalının evinde yapılan aramada ele geçen defterinden müvekkillerinin borçlarını ödediklerinin anlaşıldığını, ayrıca senetlerin Borçlar Kanunu 19/2. maddesine aykırı düzenlendiğini ileri sürerek, müvekkillerine karşı yapılan takiplerin ve takip konusu senetlerin iptaline ve %40 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı …, ceza davasının taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi etkilemeyeceğini, davalıların senedi kendi rızaları ile aldıkları borç karşılığında imzaladıklarını, senet miktarı kadar borçlu olduklarını, borçlarını ödemediklerini savunarak, davanın reddine ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Birleşen davada davacılar vekili, asıl davadaki iddialarını tekrar ederek, …’nın dava konusu takipleri …’a temlik ettiğini, daha sonra davalı …’ın da Giresun 2. İcra Müdürlüğü’nün 2003/830 sayılı takibini davalı …’ya temlik ettiğini, Giresun 2. İcra Müdürlüğü’nün 2003/809 sayılı dosyasının 6.869 TL tahsilat ile infaz olduğunu ileri sürerek, müvekkillerinin davalılara borçları olmadığının tespitini, icra dosyası üzerinden müvekkili …’dan tahsil edilen ödemenin davalı …’dan istirdadını talep ve dava etmiştir.

Birleşen dosya davalıları, davaya cevap vermemişlerdir.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı …’nın ceza soruşturması kapsamında ele geçen defterinde bulunan ve aidiyeti inkar edilmeyen, …’ya ait yazıların yazılı delil başlangıcı niteliğinde delil olarak değerlendirildiği, ceza dosyası ile maddi olgu olarak davalı …’nın tefecilik kapsamında davacılara borç para verdiğinin sabit olduğu, ahlak ve adaba aykırı olarak verilen senetlere karşı tanık dinlenebileceği, dinlenen tanık beyanları ile davacıların senetler nedeniyle olan borçlarını ödediklerinin sabit olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl dava davalısı … tarafından temyiz edilmiştir.

Dava kambiyo senedine karşı açılan menfi tespit davasıdır. Davacıların şikayeti üzerine davalı … hakkında açılan ceza davasının Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin kararı ile zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ceza Mahkemesince verilen “ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması kararı”, hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte bir karar değildir. Hal böyle olunca ispat külfeti davacılarda olup asıl ve birleşen davada ileri sürdükleri itirazlarını usulüne uygun deliller ile kanıtlamakla yükümlüdürler. Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temiz eden asıl dava davalısı … yararına bozulmasına, bozma nedenine göre asıl dava davalısı …’nın diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.05.2016 gününde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...