KİŞİSEL EŞYALARIN İADESİ DAVASI

KOCA TARAFINDAN BOZDURULAN ALTINLARIN KARŞILIĞININ HİBE EDİLMEDİKÇE KADINA İADESİNİN ZORUNLU OLDUĞU – DAVACININ ZİYNET EŞYALARINI GİDERKEN ÜZERİNDE GÖTÜRDÜĞÜ GEREKÇESİYLE DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ

T.C YARGITAY
3.Hukuk Dairesi
Esas: 2014 / 18844
Karar: 2014 / 17161
Karar Tarihi: 24.12.2014

ÖZET: Kural olarak, evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır. Dava konusu kadına ait altınlar koca tarafından bozdurulup değişik amaçlarla kullanılmış olabilir. Çeşitli sebeplerle (ev veya araç alımı, evin ihtiyaçları, düğün borçları, balayı vs) koca tarafından bozdurulan bu altınların karşılığının hibe edilmediği müddetçe kadına iadesi zorunludur. Ziynet eşyalarının, iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, davacının isteği ve onayı ile ziynet eşyalarının bozdurulup harcandığının, davalı yanca kanıtlanması halinde; davalı koca ziynet eşyalarının iadesinden kurtulur. Bu durumda, mahkemece; davalı vekilinin cevap dilekçesi ve davalı tanıklarının beyanları, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirilerek, sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının ziynet eşyalarını giderken üzerinde götürdüğü gerekçesiyle ziynet eşyalarına yönelik davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

(4721 S. K. m. 6) (6100 S. K. m. 190)

Dava: Taraflar arasında görülen kişisel eşyanın iadesi davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının 14.06.2007 tarihinde evlendiklerini, davacının sürekli olarak davalı tarafından şiddete maruz kaldığını, bu duruma dayanamayan davacının ailesinin yanına sığındığını; ancak, mehir senedindeki eşyaların ve diğer ziynet eşyalarının davalıda kaldığını belirterek; eşyaların aynen teslimine, mümkün değilse bedeli olan 18.520.00 TL’nin yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 03.03.2014 tarih ve 2013/17412 E. 2014/3119 K.sayılı ilamı ile “kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki bulunduğu gerekçesiyle” bozulmuş; mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde; davalı A. T., aleyhine açılan davanın reddine, davalı M. T. aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile; yeşil nişan elbisesi,gelinlik ve ziynet eşyalarına yönelik davanın reddine, ev eşyalarına yönelik davanın ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir (HMK. md. 190). İspat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.

Somut olayda; davacı vekili, ziynet eşyalarının davalıda kaldığını iddia etmiş; davalı vekili ise, cevap dilekçesi ile altınların bir kısmının davacı tarafından bozdurularak, balayı masraflarının ödendiğini, diğer eşyaların ise davacı tarafından evden ayrılırken götürüldüğünü savunmuştur. Dinlenen davalı tanığı (davalının kardeşi) Ö. T., düğünde takılan ziynet eşyalarının bir kısmının taraflarca balayı sırasında, bir kısmının ise kira borcunu ödemek amacıyla bozdurulduğunu belirtirken; diğer davalı tanığı H. T. ise, ziynet eşyalarının bozdurularak harcandığını beyan etmiştir.

Kural olarak, evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır. Dava konusu kadına ait altınlar koca tarafından bozdurulup değişik amaçlarla kullanılmış olabilir. Çeşitli sebeplerle (ev veya araç alımı, evin ihtiyaçları, düğün borçları, balayı vs) koca tarafından bozdurulan bu altınların karşılığının hibe edilmediği müddetçe kadına iadesi zorunludur.

Ziynet eşyalarının, iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, davacının isteği ve onayı ile ziynet eşyalarının bozdurulup harcandığının, davalı yanca kanıtlanması halinde; davalı koca ziynet eşyalarının iadesinden kurtulur.

Bu durumda, mahkemece; davalı vekilinin cevap dilekçesi ve davalı tanıklarının beyanları, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirilerek, sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının ziynet eşyalarını giderken üzerinde götürdüğü gerekçesiyle ziynet eşyalarına yönelik davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.12.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...