KAÇAK SU KULLANILMASI NEDENİYLE ARA BORUNUN KESİLEREK MÜHÜRLENDİĞİ – MÜHRÜN BOZULARAK SU KULLANILDIĞI İDDİASI – MÜHÜR BOZMA SUÇUNUN ZİNCİRLEME ŞEKİLDE İŞLENDİĞİNİN KABULÜ

T.C YARGITAY
2.Ceza Dairesi
Esas: 2016 / 745
Karar: 2016 / 9985
Karar Tarihi: 25.05.2016

ÖZET: İddianamede ………….. tarihinde kaçak su kullanılması nedeniyle ara borunun kesilerek mühürlenmesinden sonra ……….. tarihinde mührün bozularak su kullanıldığından bahisle mühür bozma suçundan dava açılmasına rağmen dava konusu olmayan ……………. tarihlerinde de mühür bozma suçunun zincirleme şekilde işlendiği kabul edilerek mühür bozma suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı ………… maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeden hüküm kurulması nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerekir.

(5237 S. K. m. 43, 62, 163, 203) (5271 S. K. m. 231, 309) (YCGK 22.01.2013 T. 2012/10-534 E. 2013/15 K.) (YCGK 26.10.2010 T. 2010/9-182 E. 2010/209 K.)

Dava ve Karar: Karşılıksız yararlanma ve mühür bozma suçlarından sanık …’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3,203/1, 43/1 (iki kez) ve 62/1 (iki kez) maddeleri uyarınca 1 sene 15 gün hapis cezası ve 3.740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 1 sene 15 gün hapis cezasının aynı Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine, 3.740,00 Türk lirası adli para cezasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/05/2014 tarihli ve 2014/148 esas, 2014/415 sayılı kararma yönelik katılan vekili tarafından yapılan itirazın keza reddine ilişkin … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/09/2014 tarihli ve 2014/667 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 06/11/2015 gün ve 2015-22955/72439 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/12/2015 gün ve 2015/369030 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesi gereğince, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği cihetle, … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/05/2014 tarihli ve 2014/148 esas, 2014/415 sayılı kararında … Cumhuriyet Başsavcılığının 26/12/2013 tarihli ve 2013/19814 soruşturma, 2013/8695 esas, 2013/3456 sayılı iddianamesi ile açılan eylemlerden dolayı yargılama yapıldığının belirtildiği, anılan iddianamede sanık …’in 27/08/2013 tarihinde karşılıksız yararlanma ve 24/09/2013 tarihinde mühür bozma eylemlerini gerçekleştirdiğinin belirtilmesi karşısında. sanık hakkında 01/03/2013-24/05/2013-24/06/2013 ve 02/08/2013 tarihlerinde gerçekleştirdiği mühür bozma ve karşılıksız yararlanma suçlarından cezalandırılma talebini içerir bir iddianame bulunmamasına rağmen, bu tarihlerde işlediği eylemler sabit görülerek iddianame kapsamında bulunmayan eylemler hakkında da ayrıca karar verildiği, bu nedenle bahse konu olayda zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayin olunmasında ve itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
Gereği Düşünüldü:
Sanık hakkında … 3.Asliye Ceza Mahkemesi’nin, 15.05.2014 tarih, 2014/148-415 sayılı kararı ile karşılıksız yararlanma suçundan mahkumiyet, mühür bozma suçunda da 5271 sayılı CMK.’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, katılan vekilinin mühür bozma suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararına itirazı üzerine, … 3.Ağır Ceza Mahkemesi’nce, itirazın reddine karar verilmiştir.
1-Sanık hakkında mühür bozma suçuna yönelik kanun yararına bozma istemi üzerine yapılan incelemede,
5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin 5.fıkrasında “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder” şeklindeki düzenleme nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, aynı maddenin 12.fıkrası uyarınca itiraza tabi bulunan bu karar yönünden, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarih ve 2012/10-534 Esas, 2013/15 sayılı Kararında da belirtildiği üzere “İtiraz mercii, sadece CMK’nın 231. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususuyla sınırlı bir inceleme yapmayacaktır. İtiraz mercii, bu inceleme kapsamında sübuta ilişkin değerlendirme de yapabilecektir. Örneğin sanığa yüklenen suçun oluşmaması sebebiyle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulü yönünde karar, yani hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılması kararı, verilebilir. Keza, itiraz mercii, vasıf değişikliği nedeniyle de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verebilecektir. Örneğin kasten yaralama olarak nitelendirilen fiilden dolayı sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüyle ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde; itiraz mercii, sanığa yüklenen fiilin kasten yaralama suçunu değil de kasten öldürme suçuna teşebbüs olarak nitelendirmek suretiyle de itirazın kabulü yönünde karar verebilir. Yine, örneğin görevi kötüye kullanma suçundan dolayı sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüyle ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde; itiraz mercii, sanığa yüklenen fiilin görevi kötüye kullanma suçunu değil de, zimmet veya icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu gerekçesiyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verebilecektir” (İzzet Özgenç, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, 3. Yılında Ceza Adalet Sistemi- Hukuk Devletinde Suç Yaratılmasının ve Suçun Aydınlatılmasının Sınırları Sempozyumu, İstanbul Kültür Üniversitesi, Seçkin, 2008, s.54-55; Cumhur Şahin- Neslihan Göktürk, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara, Seçkin, C.2, s.159-161, 203). İtiraz incelemesi sonucunda nasıl bir karar verileceği ve bu bağlamda CMK’nun 271/2. maddesinde yer alan; “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir”
şeklindeki düzenlemenin nasıl anlaşılması gerektiği üzerinde de durulmalıdır. Kanun’un 271/2. maddesindeki düzenlemeye göre, merci, itirazı yerinde görürse itirazın kabulüyle birlikte “itiraz konusu” hakkında da karar verecektir. Başka bir anlatımla merci, itirazı kabul ettiğinde, verilmesi ya da kaldırılması gereken bir karar varsa bunu kararı veren mahkemeye bırakmadan kendisi vermeli ya da kaldırmalıdır, örneğin görevsizlik kararına yönelik bir itirazı inceleyen merci, itirazı yerinde görürse aynı zamanda görevsizlik kararını da kendisi kaldırmalıdır. Dolayısıyla, kanunda yer alan “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir” hükmü, itirazı kabul eden merciin sadece “itiraz konusu” hakkında karar vermesi şeklinde anlaşılmalıdır. Buna karşın bu hüküm itiraz konusu dışında dosyanın esası hakkında da yargılamayı sonuçlandıracak (örneğin görevsizlik kararını kaldıran merciin dosyanın esası hakkında karar vermesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararı kaldıran merciin hükmü açıklaması gibi) bir karar vermesi gerektiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 26.10.2010 gün ve 182-209 sayılı kararında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapılan itirazı inceleyen merciin, itirazı yerinde görmesi halinde dosyayı hükmün açıklanması için yargılamayı yapan asıl mahkemesine göndermesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu itibarla; İddianamede 27.08.2013 tarihinde kaçak su kullanılması nedeniyle ara borunun kesilerek mühürlenmesinden sonra 24.09.2013 tarihinde mührün bozularak su kullanıldığından bahisle mühür bozma suçundan dava açılmasına rağmen dava konusu olmayan 01.03.2013, 24.05.2013, 24.06.2013, 02.08.2013 ve 27.08.2013 tarihlerinde de mühür bozma suçunun zincirleme şekilde işlendiği kabul edilerek mühür bozma suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK’nın 43/1.maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, … 3.Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen 09.09.2014 gün ve 2014/667 D.İş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesinin 3.fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı Kanun’un 309.maddesinin 4.fıkrasının (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine,
2-Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçuna yönelik kanun yararına bozma istemi üzerine yapılan incelemede,
İddianamede 27.08.2013 tarihinde kaçak su kullanılması nedeniyle ara borunun kesilerek mühürlenmesinden sonra 24.09.2013 tarihinde mührün bozularak kesilen suyun kullanılmaya başlandığından bahisle karşılıksız yararlanma suçundan 5237 sayılı TCK’nın 163/3, 43/1.maddeleri uyarınca cezalandırılması istenmiş olmasına göre, 27.08.2013 ve 24.09.2013 tarihlerinde işlenen karşılıksız yararlanma suçlarının dava konusu yapıldığı ancak suç tarihleri 01.03.2013, 24.05.2013, 24.06.2013 ve 02.08.2013 olan karşılıksız yararlanma suçlarından iddianamede dava açılmadığı gözetilmeden hükümde bu tarihlerde de karşılıksız yararlanma suçlarını işlediği kabul edilmiş ise de dava konusu yapılan 27.08.2013 ve 24.09.2013 tarihlerinde işlenen karşılıksız yararlanma suçları nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 163/3 ve 43/1.maddeleri uyarınca ceza tayini gerektiğinden kanun yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden, …3.Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 15/05/2014 gün ve 2014/148 esas, 2014/415 sayılı hükme yönelik kanun yararına bozma isteminin reddine, 25.05.2016 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat