İtirazın İptali Davası

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI

TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDAKİ KANUN KAPSAMI DIŞINDA KALDIĞI – TÜKETİCİ MAHKEMELERİNİN GÖREVLİ OLDUĞU YÖNÜNDEKİ İSTİNAF TALEBİNİN İSABETSİZLİĞİ – İSTİNAF KANUN YOLU BAŞVURUSUNUN REDDİ

İstanbul BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
19. Hukuk Dairesi
Esas: 2017 / 82
Karar: 2017 / 77
Karar Tarihi: 11.01.2017

ÖZET: Vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların 6502 sayılı yasa kapsamında olması için mutlak surette taraflardan en az birisinin tüketici vasfını taşıması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalı mimar, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da tanımı yapılan tüketici kapsamında olmadığından, taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı yasa kapsamı dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamı dışında kaldığına göre davaya bakma hususunda genel mahkemeler görevlidir. Eldeki davada Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında bulunmadığından mahkemenin asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu yönündeki karar ve gerekçesi, göz önüne alındığında davacının Tüketici mahkemelerinin görevli olduğu yönündeki istinaf talebi yerinde değildir.

(1136 S. K. m. 164) (6100 S. K. m. 115) (6502 S. K. m. 2, 3, 73)

İstanbul 11.Tüketici Mahkemesinin, 2016/868 Esas, 2016/2049 Karar numaralı dosyasında verilen kararın istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.

Dosya incelendi.

Davacı, avukat olduğunu, davalıya verdiği avukatlık hizmeti karşılığında doğan alacağının tahsili için icra takibi başlattığını, davalının haksız itirazının iptali ile % 20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı mimar olduğunu, almış olduğu bir projenin sözleşmesinin hazırlanması hususunda davacı avukata müracaat ettiğini, bu işle ilgili sözleşmenin davacı avukat tarafından hazırlandığını, davacının fahiş ücret istediğini, aralarında yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığından Avukatlık Kanunun 164. maddesi uyarınca talep edebileceği ücretin bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğini, kötüniyetli takip yaptığım ileri sürerek davanın reddi ile davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

İstanbul 11. Tüketici Mahkemesinin 29/11/2016 tarih 2016/868 E. ve 2016/2049 Karar sayılı Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK 115. madde uyarınca, davarım usulden reddine, Harç ve masrafların görevli mahkemece değerlendirilmesine, HMK’nun 20. maddesi uyarınca, taraflardan birinin kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde talebi halinde dosyanın, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, yönelik kararı davacı tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı 28/12/2016 tarihli istinaf dilekçesinde,6502 sayılı kanunun 3/ı fıkrasına göre vekalet, eser ve benzeri sözleşmelerinde dahil olduğu her türlü sözleşme ve hukuki işlem tüketici işlemi olarak kabul edildiğini, mahkemece davalı tüketici olarak kabul edilmemiş ise de yapılan işlemlerin davalının aleyhine açılan icra takibi hukuki danışmanlığı, şahsına alınan gayrimenkul işlemlerinin tapuda takibi, sözleşmeler hususunda hukuki danışmanlık olup tüm bu işlemlerin tüketici işlemine girdiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda Asliye Hukuk mahkemelerinin değil Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, kararın görevsizlik yönünden doğru olmadığı gerekçeleri ile istinaf talebinde bulunmuştur.

Gider avansı davacı tarafından yatırılmamış ise de, dosyanın esas hakkında yapılan inceleme kapsamında yargılamanın sürüncemede kalmaması için ve dairemizce ve yeniden yargılamayı ve masraf yapmayı gerektirecek bir durum bulunmadığından gider avansındaki eksiklik hususuna işaretle yetinilmiştir.

GEREKÇE: Taraflar arasındaki istinaf sebeplerine göre uyuşmazlık avukatlık hizmet bedelinin tahsili için açılan bu davada görevli mahkemenin Tüketici mi yoksa Asliye Hukuk mahkemesi mi olduğu, hususlarındadır.

İstinafa konu dava avukatlık hizmet bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazının iptali talebini içermektedir. Dava 21/07/2016 tarihinde açılmıştır. 6502 sayılı tüketici kanununun geçici 1. maddesinde “Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar açıldıkları mahkemede görülmeye devam eder. Bu açık düzenleme ile yürürlüğe girmeden önce açılan davalar yönünden görevsizlik kararı verilemeyeceği belirtilmiştir. Kanunun yürürlülük tarihinin 28/11/2013 olması sebebiyle dava açıldığı tarihte 6502 sayılı kanun yürürlüktedir. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.

6502 sayılı yasanın 73. maddesi, bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.

Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Eldeki davada, davalı mimar ile davacı avukatın İç mimari Proje Hizmet Sözleşmesi yapılması için anlaştıkları, davacı avukatın davalıya hazırlamış olduğu sözleşmede, davalının mesleki amaçla hareket ettiği, gelir getirici faaliyetini sürdürmek için davacıdan hizmet aldığı, 6502 sayılı yasada tanımlanan tüketici sıfatını taşımadığı, davalının tüketici olmadığı, mesleki faaliyetini sürdürmek için davacıdan sözleşme düzenleme talebinde bulunduğu bu işleminde tüketici işlemi olarak kabul edilemeyeceği, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların 6502 sayılı yasa kapsamında olması için mutlak surette taraflardan en az birisinin tüketici vasfını taşıması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalı mimar, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da tanımı yapılan tüketici kapsamında olmadığından, taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı yasa kapsamı dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamı dışında kaldığına göre davaya bakma hususunda genel mahkemeler görevlidir. Eldeki davada Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında bulunmadığından mahkemenin asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu yönündeki karar ve gerekçesi, göz önüne alındığında davacının Tüketici mahkemelerinin görevli olduğu yönündeki istinaf talebi yerinde değildir.

İstinaf sebepleri ve dosya kapsamında yapılan incelemede verilen karar ve gerekçesi, göz önüne alındığında ilk derece mahkemesinin karan usul ve yasaya uygun olduğundan davacının istinaf talepleri yerinde görülmemiş olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabii tutarak yapmış olduğu istinaf incelemesinde; İstanbul 11 Tüketici Mahkemesinin 29/11/2016 tarihli ve 2016/868 Esas 20162049 Kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b maddesi gereğince istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

85,70 TL İstinaf kanun yolu başvuru harcı ve 31,40 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile fazla yatırılan 26,40 TL harem talep halinde yatırana iadesine,

Yapılan yargılamanın niteliği ve AAÜT göz önünde bulundurularak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan yargılama giderlerinin kanun yoluna başvuran davacı üzerinde bırakılmasına,

Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda oybirliği ile KESİN olarak verilen karar, açıkça okundu. 11.01.2017

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

2017-06-26T14:24:31+00:00 26 Haziran 2017|

Leave A Comment

SEO