Davanın Islahı

MADDE 176- (1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.

(2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.

Davanın Islahı Açıklama

Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesi işlemidir (HMK md. 176/1). Islah müessesesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişle­tilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Bu suretle aslında yasal itiraz ile karşılaşabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardı­mı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapılabilmektedir.

Islahın amacı, yargılama sürecinde,şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan; hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, elbette olanaklı değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler,velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından usul işlemi olduğu kadar (da­vayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşımakta­dır ve bu sebeple, bu işlemlerin de ıslah yoluyla düzeltilmesi imkansızdır. Zira ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynakla­nan zımni (örtülü) hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müssesedir. Açık bir irade beyanıyla terk edilen haklar maddi gerçeğin şekle feda edil­mesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz.

Islah tek taraflı bir irade beyanı olup, ıslahın geçerliliği için karşı tara­fın ve mahkemenin kabulüne gerek yoktur. Kural olarak dava açıldıktan sonra sebebinde,konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konu­sunda da ıslah mümkündür. Islah, dava içindeki bir taraf işlemi olup, bizati­hi dava değildir. Ayrı bir dava konusu teşkil eden unsurların mevcut davaya ıslah yoluyla dahil edilmesi mümkün değildir.

Islahın konusu, tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olup, öğreti ve Yargıtay’ın içtihatlarına göre, ıslahla düzeltilebilecek olan usul işlemleri şunlardır:

  1. Taraflar, ıslah yolu ile iddialarını ve savunmalarım genişletebilirler ve değiştirebilirler. Buna göre, davacı dava dilekçesinde belirttiği dava sebe­bini değiştirebileceği gibi, örneğin; dava dilekçesinde belirttiği ödünç sözleşmesi sebebini değiştirip, sebepsiz zenginleşme sebebine dayanabilecektir.
  2. Davacı, dava dilekçesinde belirttiği vakıaları eksik belirtmişse, on­ları ıslah yoluyla tamamlayabilir.
  3. Davacı, dava dilekçesinde gösterdiği dava konusunu (müddeabihi) davalı muvafakat etmese bile tek taraflı irade beyanıyla aynı dava içinde ıs­lah yoluyla artırabilir. Bu durum, davacının ilk dava dilekçesinde saklı tuttuğu fazlaya ilişkin hakkını ek bir dava ile istemesine engel olamaz. Böyle­ce davacının dava dilekçesinde belirttiği talebini ıslah yoluyla artırması ör­neğin daha önce istediği ellibin Türk Lirasını yüzbin Türk Lirasına çıkar­ması mümkün olduğu gibi, talebini değiştirmesi de mümkündür, aynen talep ettiği otomobilden vazgeçip, ıslah yolu ile değerim isteyebileceği gibi. otomobilden tümüyle vazgeçip, ıslah yolu ile bilgisayar istemesi de müm­kündür.
  4. Davalı da aynı şekilde, vermiş olduğu cevap dilekçesini ıslah edip: daha önce eksik bıraktığı savunmasını tamamlayabileceği gibi, savunması­nı dayandırdığı vakıaları tümüyle de değiştirebilir.
  5. Zamanaşımı ilk itiraz olmayıp ıslah yoluyla da ileri sürülebilir.
  6. Tamamen ıslah yolu ile dava değiştirilebilir. Örneğin ıslahla alacak davası tespit davasına, tapu iptali ve tescil davası el atmanın önlenmesi da­vasına dönüştürülebilir.
  7. Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösterilebilir. Ancak ıslahla ikinci tanık listesi verilemez (HMK md. 240/2). Diğer yandan, bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya sü­resinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan .gösterilmesine izin verebileceğinden (HMK md. 145), bu durumlarda ıslah yoluna başvurulmasına gerek yoktur.

Bir taraf, ancak kendi yapmış olduğu usul işlemlerini ıslah edebilir; karşı tarafın veya mahkemenin yapmış olduğu usul işlemlerini ıslah ede­mez.

Kısmi bir dava açılmışsa, bu davanın kalan kısmı yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ıslaha konu olabilir. Ancak bir dava konusu bizatihi kendisi davayı oluşturuyor ise, burada kısmi dava bulunmadığından ıslah edilebilecek bir dava da bulunmamaktadır. Örneğin, bir taşınmazın tamamı hakkında iptal ve tescil istemiyle açılan davada, davanın konusunu bu ta­şınmazın bizatihi kendisi teşkil etmekle, bu taşınmazdan başka bir taşın­maz davaya dahil edilmek istenirse bu halde ıslah söz konusu olamayacak­tır. Eğer bir davanın konusunu teşkil eden taleplerden sadece bir bölümü is­tenmiş ve kısmi davaya konu edilmişse daha sonra kalan bölümü için ıslah söz konusu olabilecektir. Örneğin bir taşınmaza el atma nedeniyle istenen tazminat miktarının kısmen talep edilip, daha sonra ıslaha konu edilmesi, bir taşınmazın bir bölümü dava edilmişken diğer bölümünün de ıslahen dava edilmesi gibi.

Açılmış olan dava ıslah yoluyla dahi olsa diğer davalılara teşmil edile­mez. Islahen dahi olsa hasım değiştirilmesi ve üçüncü kişinin davalı duru­muna konulması mümkün değildir.

Yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tama­men ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önce­ki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur.

Islah yolu ile ilk cevap dilekçesinde bildirilmeyen ilk itirazlar ileri sü­rülemez. Davan esasa cevap süresi içerisinde (hak düşürücü süre içinde) ce­vap dilekçesi vermemişse, ondan sonra ıslah yoluyla vereceği cevap dilekçe­sinde ilk itirazlarını ileri süremez. Manevi Tazminat niteliği gereği tektir, bölünemez ve bölümler halinde istenemez. Sonradan gelişen bir duru­mun   varlığı   da   ileri   sürülüp   kanıtlanmadıkça   manevi   tazminatın bölünmezliği ve tekliği kuralı gözetilerek ilk davada istenen miktarın aşıl­maması gerekir. Islahla ikinci tanık listesi verilemez (HMK md. 240/2). ıslahla davanın tarafları değiştirilemez. Islah yolu ile karşı dava açıla­maz. Davalı cevap dilekçesinde karşı dava açmamışsa sonradan ıslah su­retiyle karşı dava açamaz. Maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi mümkün değildir. Davalının davayı kabul beyanından sonra dava­cı davasını ıslah edemez. İtirazın iptali davasını tamamen ıslah yolu ile ala­cak davasına dönüştürmek mümkündür; ancak dava konusu kısmen ıslah suretiyle artırılamaz. Ayıplı mal davasında seçim hakkını kullanmış olan davacı (tüketici) ıslahla istemini değiştiremez. Zira bu yenilik doğuran bir hak olduğu için bir kez kullanılmakla sona erer. Açılmış bir dava ıslah edile­rek delil tespitine dönüştürülemez.

Ayrıca davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir (HMK md. 176/2). Getirilen bu sınırlama ile ıslah yoluyla davanın geciktirilmesi ve sürüncemede bırakılmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Dava iki talepli olarak açıldığında bir talep için ıslah talebinde bulunulduktan sonra di­ğer talep için ıslah talebinde bulunulursa bu ikinci kez ıslah talebi niteliğin­de değildir. Diğer bir deyişle ayrı ayrı dava mevzuu olabilecek talepler tek davada ileri sürüldüğünde her bir talep için tarafların bir kere ıslah hakkı vardır. “Bu itibarla, ecrimisil talebinde yapılan ıslahtan sonra müdahalenin önlenmesi talebinin yer bedelinin tahsili talebi olarak ıslah edimesinde ikin­ci ıslahtan bahsedilemeyeceğinden yer bedeli için esastan inceleme yapıla­rak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir.”

Islah yoluna başvurulmasına gerek olmayan durumlar şunlardır.105

  1. Dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları­nın karar verilinceye kadar düzeltilebilmesi mümkün olduğundan, bu tür hataların düzeltilmesi için tarafların ıslah yoluna başvurmasına gerek yok­tur. Taraflardan birinin yazı veya hesap hatasını düzeltmesi sonucu yargı­lama uzarsa, yargılama giderlerinin belirlenmesinde bu durumda dikkate alınır (HMKmd. 183).
  2. Hukuki sebeplerin değiştirilmesi veya genişletilmesi davayı veya savunmayı değiştirme veya genişletme niteliğinde olmadığından, bir tara­fın, bildirmiş olduğu hukuki sebebi değiştirebilmesi veya genişletebilmesi için, karşı tarafın muvafakatine ihtiyacı olmadığı gibi, ıslah yoluna başvur­masına da gerek yoktur.
  3. Mahkemenin kendiliğinden (re’sen) incelemesi gereken konuların, sonradan yada dava açılmasından sonra doğan olayların veya cevap layiha­sının verilmesinden veya cevap süresinin geçmesinden sonra doğan savun­ma nedenlerinin ileri sürülmesi, davayı değiştirme veya savunmayı geniş­letme yasağına (HMKmd. 141/2) tabi olmadığından, bir tarafın, mahkeme­nin kendiliğinden incelemesi gereken hususları ileri sürebilmesi için ıslah yoluna başvurmasına gerek yoktur.
  4. Talep sonucunun azaltılması için ıslah yoluna başvurulmasına ge­rek yoktur.
  5. Tenkis davalarında talep sonucunun artırılması için ıslah yoluna başvurmaya gerek yoktur. Zira gerçek (kesin) alacak miktarı yargılama sı­rasında bilirkişi raporu ile belli olmaktadır.

Islahın zamanı ve şekli

MADDE 177- (1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.

(2) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tuta­nak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.

Islahın zamanı ve şekli Açıklama

Islah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir (HMK md. 177/1). Tahkikat kavramı, layihalarla yeterince aydınlanmamış olan bir davada, ön inceleme aşamasının bitmesiyle başlayıp, çekişmeli yönlere ilişkin taraf kanıtlarının toplanmasıyla biten ve uygulamada davaların tamamına yakın bölümünde gerçekleşen bir evreyi ifade etmektedir. Bundan sonra sözlü yargılama (muhakeme) aşamasına geçilir ve sonra da hüküm verilir. Üst mahkemede (kanun yolu aşamasında) ıslah yapılamaz (HMK md. 357/1). Davanın muhakeme aşamasında ve bozmadan sonra ıslah yapılması yasanın açık hükmü uyarınca mümkün değildir. Ancak, bozmadan sonra, bozma kararına uyulması ile davada yeniden tahkikata başlanılmış olacağı­na ilişkin YİBK (4.2.1959,13/5, RG. 28.4.1959,10193)da gözetilmelidir. He­nüz delillerin incelenmesi bitmeden yani tahkikat aşaması devam ederken ıslah yoluna başvurmak mümkündür.

Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tu­tanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir (HMK md. 177/2). Hukuki dinlenilme hakkının bir sonucu olarak, karşı tarafı ıslahtan haberdar etmek amacıyla, tutanağın veya ıslah dilekçesinin bir örneğinin ona tebliğ edilmesi öngörülmüştür. Fakat, ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliği, ıslahın geçerliliği için şart değildir Çünkü ıslah, davacı veya davalı­nın tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile yapılır. Islahın tamamlanması ve hüküm ifade etmesi, karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Bunun gibi ıslah, mahkemenin de kabulüne bağlı değildir.

Islah dilekçesinin mutlaka karşı tarafa tebliği gereklidir. Islah istemi­ni içerir dilekçenin, davalı tafa tebliğ edilmeden hüküm kurulması savunma hakkını kısıtladığı için bozma nedeni sayılır.

Islah sebebiyle ortaya çıkan yargılama giderleri ve karşı tarafın zararı­nın ödenmesi

MADDE 178- (1) Islah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hâle gelen iş­lemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hâkimin takdir edeceği teminatı, bir hafta içinde, mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Aksi hâlde, ıslah yapılmamış sayılır.

(2) Karşı tarafın zararının kesin olarak tespit edilmesinden sonra, mahke­me veznesine yatırılan miktar eksikse tamamlattırılır, fazla ise iade edilir.

AÇIKLAMA

Islah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hale gelen işlemler için yapı­lan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hakimin takdir edeceği teminatı, bir hafta içinde, mahke­me veznesine yatırmak zorundadır. Aksi halde ıslah yapılmamış sayılır (HMK md. 178/1). 1086 sayılı HUMK’da farklı olarak 6100 sayılı HMK’da karşı tarafın uğradığı zarar dışında, uğrayabileceği zararlar da kapsama da­hil edilmiştir. Bu bakımından ıslah yapan tarafın kötüniyetli olması şart de­ğildir. Ancak, karşı tarafın zarar ve ziyan konusunda bir istemi yoksa, mah­keme kendiliğinden (re’sen) bu masrafların yatırılmadığı gerekçesiyle ıslah istemini reddedemez.

Teminatın yatırılmaması durumunda mahkeme, ıslahı dikkate alma­dan, davayı göreye ıslahtan önceki durumu ile devam eder.

İleride karşı tarafın ararının kesin olarak tespit edilmesinden sonra, mahkeme veznesine yatırılan miktar eksik olursa, ıslah yapan tarafa ta­mamlattırılır; fazla ise iade edilir (HMKmd. 178/2). Islah sonucunda, dava (talep) konusunun miktar veya değeri artarsa ve artan miktar veya değer için harç ödenmesi gerekiyorsa, bu harem da ödenmesi (tamamlanması) ge­rekir.

Islahın etkisi

MADDE 179- (1) Islah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itiba­ren, bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurur.

(3) Şu kadar ki, ıslahtan sonra yapılacak tahkikat sonucuna göre, bu iş­lemlerin göz önünde tutulması gerekmiyorsa, bunlar da yapılmamış sryılır.

AÇIKLAMA

  1. maddede, ıslahın etkisi düzenlenmiştir.

Islah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği (belirteceği) noktadan itiba­ren, bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurur (HMK md. 179/1). Eğer dava tamamen ıslah edilmişse (HMK179/2-3. fıkra­lardaki istisnalar dışında) dava dilekçesinden (dava dilekçesi dahil) itibaren bütün usul işlemleri yapılmamış sayılır. Davacı davasını kısmen ıslah etmiş ise, davacının iradesine göre davanın kısmen ıslahı nedeniyle geçersiz hale gelmiş olan usul işlemleri yapılmamış sayılır, buna karşın davanın ıslah edilmeyen kesimine ilişkin usul işlemleri ise geçerli olmaya devam ederler. Davalının savunmasını ıslah etmesi nedeniyle geçersiz hale gelmiş olan usul işlemleri de yapılmamış sayılır.

Islahla yapılmamış sayılamayacak olan işlemler şunlardır (HMK md. 179/2): mahkeme önünde yapılan ikrar, tanık ifadeleri, bilirkişi rapor ve be­yanları, bir yerin keşfi üzerine tespit edilen her çeşit tutanaklar, isticvap tutanağı, yerine getirilmiş olan veya henüz yerine getirilmemiş olmakla bera­ber, karşı tarafın yerine getireceğini ıslahtan önce bildirmiş olması koşuluy­la, yeminin teklifi, reddi veya iadesi ıslah ile geçersiz kılınamaz.

isticvap bir taraf işlemi olmadığından, isticvap sonucunda tutulan tu­tanağın hatalı ya da eksik olduğu gerekçesiyle ıslahı yoluna gidilemez. Yine bu duruma bağlı olarak isticvap sırasında ikrar gerçekleşmişse, bu şekilde elde edilen ikrarın da etkisiz kılınması mümkün değildir.

Ancak; ıslahtan sonra davanın aldığı şekle ve buna bağlı olarakyapıla-cak tahkikatın sonucuna göre, yukarıda belirtilen (ikrar, keşif tutanakları, tanık ifadeleri vs.) bu işlemlerin gözönünde tutulması gerekmiyorsa, başka bir deyişle bunları gereksiz kılarsa, bunlarda yapılmamış sayılır (HMK md. 179/3). Islah, içeriği bakımından maddi hukuk işlemi olan feragat, kabul, sulh, takas beyanı ve bir akdin feshi gibi maddi hukuk işlemlerini de etkile­mez. Yani ıslahtan önce yapılmış olan bu işlemler ıslahtan sonra da geçerli­liklerini korurlar.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...