İşçinin Maaşı Gününde Ödenmezse İstifa Edebilir mi?

Ecrimisil tazminatı nedir? Miktarı nasıl tespit edilir?

İşçinin Maaşı Gününde Ödenmezse İstifa Edebilir mi?

Soru: İşverenim maaşlarımızı ödemesine rağmen, aldığımız maaşlar düzenli ve zamanında ödenmiyor. Bu durum haklı fesih sebebi olabilir mi?

Cevap: İş hayatımızda birçok çalışanın temel sorunlarından biri olan zamanında veya tam alınamayan maaşlar konusunda 4857 sayılı İş Kanunumuz işçiye ne tür sıklıklar vermiştir? Neler ve nasıl yapılmalıdır? Konularını bu bölümde ayrıntılı olarak anlatacağız.

Bildiğiniz gibi, 4857 sayılı İş Kanunumuzun 32. maddesinde maaş şöyle tanımlan­mıştır:

  • “Genel anlamda ücret: Bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır ”.

İş Kanunumuzun 32. maddesinde 5754 sayılı yasa ile yapılan değişiklik ile 01.01.2009 tarihinden itibaren, ülke genelinde 10 ve daha fazla çalışan olması ha­linde “Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile iş yerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir” hükmü getirilmiştir.

İşveren 10 kişinin üzerinde personel çalıştırıyor ise. çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit açılan banka hesapları dışında ödeyemezler.

Yine  İş Kanunumuzun 32. maddesinde ücretin ödeme zamanı da  belirtilerek şöyle denmiştir:

  • Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir”

Buna göre işveren, işçinin ücretini kanun, iş veya toplu iş sözleşmeleri hükümlerine göre hesaplamak ve zamanında ödemek zorundadır. Başka bir anlatımla; iş ya da toplu iş sözleşmelerinde aksine bu hüküm yoksa, işçinin ücreti, çalıştığı ayı takip eden ayın bilinci gününde ödenmek zorundadır.

Ücretin Gününde Ödenmemesi

4857 sayılı İş Kanunumuzun 34. Maddesinde, ücreti ödeme gününden itibaren yir­mi gün içinde mücbir (zorunlu) nedenler dışında ödenmesi gerektiği tanımlanmıştır. Mücbir sebep; deprem, su baskını, yangın, toprak kayması, kasırga, savaş durumu hatta genel grev gibi önceden tahmini ve önlenmesi mümkün olmayan, çoğunlukla doğal afet türü olaylardır.

Gününde ücretini alamayan işçi şunları yapabilir:

  1. İşçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir.
  2. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getir­memeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendi­rilemez.
  3. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.
  4. Bu işçilerin, bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yeri­ne yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz.

İşçinin bir veya birkaç ayın maaşının 2-3 kez geç ödenmesinden dolayı ne yapabilir ?

Maaş ödeme tarihinden itibaren 20’sine kadar ödenmez ise; 21 inci gün itibariyle İş Kanununun 26. maddesine göre 6 günlük (hak düşürücü) süre içinde 4857 sayılı İş Kanunun 24. maddesi II e bendinde tanımlanan; “İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya öden­mezse maddesini gerekçe göstererek hizmet akdini haklı sebeple tazminatını almak kaydı (eski 1475 s. Iş K. md.24) ile fesih edebilir.

İş Kanunumuz işçi ücretinin zamanında ve tam olarak ödemesi gerektiği esasını ge­tirmiştir. Kanun koyucu, 20 günlük süreyi, işçinin iş gömlekten kaçınma hakkını kullanmaya başlaması için tanımıştır. Zamanında ödenmeyen maaş içinde mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanmasını emretmiştir. Tabi bildiğiniz gibi realitede bunun uygulanması işçi ile işveren arasında ciddi sorunlar oluşmasına sebep olabilir. Fakat işçi dava açarak geciken ücretini faizi ile talep edilebilir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2008 yılında Esas 2008/ 25967 Kararında;

Davacı işçi davalı iş yerinde çalışmaya başladığını, fakat ücretlerinin düzenli bir şe­kilde ödenmediğini, son olarak Nisan ayının bir kısım ücreti ile Mayıs ayı ücretinin ödenmemesi nedeni ile iş sözleşmesini feshettiğini belirterek, kıdem tazminatı, izin ücreti, fazla mesai ve vergi iadesi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini iste­miştir.

  • Yerel mahkeme, davacının ücretinin ödenmemesi ve mevcut iş yerinde ya­şanan ekonomik kriz nedeni ile ücret ödemelerinde görülen gecikmeden ötürü davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini kabul ederek, da­vacının isteğini kısmen hüküm altına almıştır. Yerel mahkemenin kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi davalı vekili tarafından yapılan temyiz üzerine yerel mahkemenin kararını bozmuştur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uyuş­mazlığın davacı tarafından yapılan feshin haklı fesih olup olmamasından kaynaklandığını ifade etmiştir.
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bozma kararının gerekçesinde; “Davalı iş yerin­de ücretlerin ödemesinin her ayın 20. günü olduğunun toplu iş sözleşmesi ile sabit olduğunu, davacının iş sözleşmesini Nisan-Mayıs aylarına ait üc­retlerinin işverence ödenmemesinden dolayı feshettiğini, yapılan yargıla­mada Nisan ayı ücretinin imzalı bordro ile ödendiğini, Mayıs ayına ilişkin ücretin vadesi gelmeden sözleşmenin işçi tarafından feshedildiğini, ücret ödemelerinde herhangi bir düzensizliğinin ispat edilemediğim” belirterek, işçinin yaptığı haklı fesih işleminin geçersiz olduğunu tespit etmiştir.

Yargıtay kararından hareketle, işçinin ücretinin kanuna uygun şekilde hesaplanıp ödenmemesi sebebine dayalı fesih işlemi yapabilmesi için şunlar oluşmalıdır:

  1. “Ücretin vadesinin gelmesi ve vadenin gelmesine rağmen ücretin ödenme­miş olması gerekmektedir.
  2. İşçi iş yerindeki iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınmalı, ancak mu­tat işleri yerine getirmeli,
  3. İş sözleşmesini feshetmeden önce işverene ücret ödemesini yapabilmesi için vade tarihinden itibaren 20 günlük şiire tanımalı,
  4. Bu süre sonunda da ücretinin ödenmemesi durumunda işverene ihtarname çekerek, mevcut durumdan haberdar etmek suretiyle iş sözleşmesini feshetmelidir.”

Yargılama aşamasında ise, işçinin ücretinin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu hususun ispatı sadece işçinin imzasını taşıyan ödeme belgesi veya banka dekontudur. İş Kanunumuza göre işverenler çalıştırdıkları işçilere ait belgeleri tutma yükümlülüğü altındadır. Böyle bir anlaşmazlıkta en önemli deliller işverenin kayıtlarında yer alması gereken imzalı bordrolar veya banka kayıtları olacaktır.

Ücret ödemeleri ile ilgili anlaşmazlıkları işçileri ile yaşamak istemeyen işverenlerin tüm işçileri ile yazılı sözleşme yapmaları ve söz konusu yapılacak sözleşmelerde ücretlerin ödeme gününün kesin bir tarih olarak belirtilmesi, işverenlerin yararına olacaktır.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat