BONOYA DAYALI OLARAK KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS TAKİP – ALACAKLININ SENEDİ TAKİBE KOYMADA KÖTÜ NİYETİ VEYA AĞIR KUSURU BULUNDUĞUNUN KANITLANAMADIĞI – ALACAKLININ TAZMİNAT VE PARA CEZASI İLE SORUMLU TUTULMASININ İSABETSİZ OLUŞU

T.C YARGITAY
12.Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 878
Karar: 2016 / 13023
Karar Tarihi: 03.05.2016

ÖZET: Somut olayda icra takibi, bonoyu ciro yolu ile iktisap eden yetkili hamil … tarafından keşideci hakkında yapılmakta olup, hamil ile keşideci arasında doğrudan ilişki bulunmadığından adı geçen hamil, takibe dayanak bonodaki imzanın keşideciye ait olup olmadığını bilebilecek durumda değildir. Ayrıca, imzanın borçluya ait olup olmadığı da tesbit edilememiştir. Bu durumda alacaklının senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu kanıtlanamadığından mahkemece, alacaklının tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.

(2004 S. K. m. 170)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlu vekilinin, dayanak bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve borcu bulunmadığını ileri sürerek icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, bilirkişi tarafından borçlu şirket imzaları incelenerek düzenlenen 26.11.2014 tarihli rapora itibar edilerek senetteki mevcut imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı tespit edilemediği gerekçesiyle imza itirazının kabulüne, alacaklının tazminat ve para cezası ödemesine karar verildiği anlaşılmıştır.

İİK’nun 170/3. maddesi gereğince; icra mahkemesi, aynı Kanun’un 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise; “İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder…” hükmüne yer verilmiştir.

Somut olayda icra takibi, bonoyu ciro yolu ile iktisap eden yetkili hamil … tarafından keşideci hakkında yapılmakta olup, hamil ile keşideci arasında doğrudan ilişki bulunmadığından adı geçen hamil, takibe dayanak bonodaki imzanın keşideciye ait olup olmadığını bilebilecek durumda değildir. Ayrıca, imzanın borçluya ait olup olmadığı da tesbit edilememiştir. Bu durumda alacaklının senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu kanıtlanamadığından mahkemece, alacaklının tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.

Buna göre mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.

Sonuç: Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile …. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarih ve 2014/221 E, 2015/438 K. sayılı kararının hüküm bölümünün ”tazminat” ve ” para cezasına ” ilişkin (3) ve (4) nolu bendlerinin karar metninden tamamen çıkarılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca ONANMASINA, mahkeme kararı düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.05.2016 gününde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...