İdari İşlemin İptali

Danıştay 14. Daire
2016/9833 E.,2017/1093 K.T. 28.02.2017
MAHKEME: İdare Mahkemesi
KONU: İdari İşlemin İptali

ÖZET: Başvuru, hayati tehlike riski içeren bir sağlık sorunu bulunduğu hâlde ceza infaz kurumunda tutulmanın yaşam hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvurucular, haklarında uygulanan tutukluluk kararının kaldırılarak tedbiren tahliyelerine karar verilmesini talep etmektedirler.

KARAR: Dava; davaya konu yapının 6306 sayılı Kanun kapsamında ”riskli yapı” olarak tespit edilmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün işlemine yapılan itiraz üzerine ”Riskli Yapı Tespitine İtiraz Değerlendirme Teknik Heyeti” tarafından (binanın Riskli Yapı kapsamına girmediğine ilişkin) verilen 22.07.2014 günlü, 2014/45 sayılı kararın iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince; yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor hükme esas alınarak, davacının da bağımsız bölümünün bulunduğu taşınmazın, 6306 sayılı Kanun kapsamında “Riskli Yapı” niteliğinde olduğu anlaşıldığından, anılan yapının riskli yapı kapsamına girmediğine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiş, bu karar, davalı İdareler tarafından temyiz edilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; “iptal davaları; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar” olarak tanımlanmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinde; dava dilekçelerinin husumet yönünden inceleneceği, 15/1-c maddesinde ise; davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması durumunda dava dilekçesinin belirlenecek gerçek hasma tebliğ edileceği, aynı Kanunun 14. maddesinin 6. fıkrasında; yukarıda belirtilen usule aykırılığın ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde davanın her aşamasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, yine aynı Kanunun 49/1-c maddesinde ise; usul hükümlerine uyulmamış olunması, kararın bozulmasını gerektiren sebepler arasında sayılmıştır.

6306 sayılı Kanunun 3. maddesinde; “Bakanlıkça veya İdarece yaptırılan riskli yapı tespitlerine karşı maliklerce veya kanuni temsilcilerince onbeş gün içinde itiraz edilebilir. Bu itirazlar, Bakanlığın talebi üzerine üniversitelerce, ilgili meslek disiplini öğretim üyeleri arasından görevlendirilecek dört ve Bakanlıkça, Bakanlıkta görevli üç kişinin iştiraki ile teşkil edilen teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir.

6306 sayılı Kanun Uygulama Yönetmeliğinin 9. maddesinin 1.fıkrasında; riskli yapı tespitlerine karşı yapılacak itirazları değerlendirmek üzere, ihtiyaca göre Bakanlıkça gerekli görülen yerlerde yeteri kadar teknik heyet teşkil edilir. 5. fıkrada ise, (Değişik: RG-25.07.2014-29071) Bakanlıkça iki yılda bir Ocak ayında teknik heyet üyelikleri yenilenir. Yeni üyeler görevlendirilinceye kadar mevcut üyeler görevine devam eder. Görev süresi dolan üye tekrar görevlendirilebilir.” hükmü ile teknik heyetlerin teşkilinin Bakanlıkça sağlanacağı açıkça belirtildiğinden, bu heyetlerin alacağı kararların iptali istemiyle açılan davalarda da husumetin ile görülmesi gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden taşınmaz üzerindeki binanın riskli yapı olduğuna dair işlemin itiraz sonucu ”Riskli Yapı Tespitine İtiraz Değerlendirme Teknik Heyeti” tarafından itirazın kabulüne ilişkin (binanın Riskli Yapı kapsamına girmediği sonucuna varıldığından) 22.07.2014 günlü, 2014/45 sayılı kararın iptali istemiyle açıldığı, Mahkeme tarafından davanın görüldüğü ve reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda; dava konusu işlemi tesis etmediği anlaşılan Riskli Yapı Tespitine İtiraz Değerlendirme Teknik Heyeti’nin davanın tarafı olmasına yasal olanak bulunmadığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca hasım mevkiinden çıkarılarak, davanın yalnızca husumetiyle görülüp karara bağlanması gerekirken, Teknik Heyeti’nin de husumet mevkine alınmak suretiyle verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; İdare Mahkemesinin kararının BOZULMASINA, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden, yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacılara iadesine,dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 28/02/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat