Hükümlünün Ölmesi Durumunda Ne Yapılır?

Taksir ne demek? Taksir çeşitleri nelerdir?

Hükümlünün Ölmesi Durumunda Ne Yapılır?

765 sayılı Kanunun 96. maddesine karşılık gelen, 5237 sayılı Kanunun 64. maddesinde iki hal düzenlemiştir. Bunlardan biri kamu davasının düşmesi, diğeri cezanın ortadan kalkması halidir. İnfaz hukuku bakımından sadece hükümlünün ölmesi hali incelenecektir.

Hükümlünün ölümü halinde, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para ceza­larını ortadan kaldırır (m. 64/2 f. – 1. cümle).

Hapis cezaları, ölüm tarihinde kendiliğinden ortadan kalkmış sayılır.

Bu hüküm gereğince infaz edilmiş adli para cezasının ölen mahkumun mirasçılarına iade edilmesini gerektirmez. Başka bir ifade ile adli para cezası kısmen ya tamamen infaz edilmiş ise artık devletten geri istenemez. Başka bir ifade adli para cezası tamamen veya kısmen tahsil edilmiş ve hükümlü tahsil tarihinden sonra ölmüş ise ölüm tarihine kadar yapılan tahsilatlar mirasçılarına iade edilmez. Bunun gibi hükümlü bir kısım adli para cezasını ödedikten sonra ölmüş ise, geri kalan adli para cezası mirasçılardan istenemez. Ölümden sonra, geriye kalan eşitli adli para cezasını bilmeden ödemiş olmaları halinde ölen kişi adına yatırılan adli para cezası iade edilir.

Mahkumiyet hükmünde bulunan müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin hükmün infaz edilebilmesi için, söz konusu mahkumiyet hükmünün ölümden önce kesinleşmesi gerekir. Bu hususu düzenleyen 64. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümle­sine göre müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinle­şmiş bulunan hüküm, infaz olunur.

Yine 5237 sayılı Kanunun 74. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesi gereğince azanın düşmesi, şahsi haklar, tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin hükümleri etkilemez hükmü bulunmaktadır. İki madde birlikte yorumlandığında hükümlünün sağlığında verilmiş olup kesinleşen müsadere ve yargılama giderleri hükümlünün mirasçılarından istenebilir. Bu hükümlerin aksi yorumundan ise, mahkum olan şahıs hayatta iken hakkında verilen mahkumiyet hükmü kesinleşmeden ölmesi ilinde müsadere ve yargılama giderlerine ilişkin hüküm infaz edilemeyecekti ancak münhasıran müsadereye tabi eşyanın müsaderesine karar verilmiş olmasına rağmen, hükümlü kesinleşme tarihinde önce ölmesi halinde, cezanın infaz kabiliyeti kalmaz. Bu halde müsadere konusu eşyalar, ölen hükümlünün mirasçılarına iade dilemez.

Ölümden kasıt, tabii ölümdür. Ölüsü bulunmayan ve ölümüne kesin gözüyle bakılmayı gerektirecek şartlar için kaybolmuş ise o kimse gerçekten ölmüş sayılır. Söz konusu karine, Medeni Hukuk alanında etkisi olmasına karşın, infaz hukuku akımından da etkisi olup olmayacağına dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Uygulamada gaiplik kararının, ölüm gibi sonuç doğurmayacağını, gaibin ceza zamanaşımı sonuna kadar aranmasına devam edilmesi gerektiğini kabul eden yazarlar bulunduğu gibi; ölüm karinesinin infaz hukukunda da kabul edilerek, doğal ölüm gibi sonuçlar doğuracağını kabul edilmiştir.

Fikrimize göre; örneğin içerisinde kesin olduğu uçağın düşmesinden sonra cesedi bulunamayan hükümlü hakkında usulüne uygun bir şekilde gaiplik kararı alınması ile Medeni Hukuka göre kişi ölü sayılır. Ölüm karinesinin infaz hukukunda geçerli olmadığına dair aksi bir hüküm de bulunmamaktadır. bu nedenle hakkında gaiplik kararı verilen kişi ölü sayılması nedeniyle, gaip kişi hakkındaki hapis ve adli para cezasının ortadan kalktığının kabul edilmesinde hukuken bir engel bulunmamaktadır. Gaiplik kararı uyarınca infaza devam edilip edilmeyeceği hususunda hükmü veren mahkemeden talepte bulunulur. Mahkeme ya infazın de­vamına ya da cezanın ortadan kalktığının kabulü ile infazın durdurulmasına karar verir. Ceza zaman aşımı dolmadan önce hükümlünün ölmediği tespit edilmesi ha­linde ise yeni duruma göre hükmü veren mahkemeden yeni bir karar alınması ve verilen karara göre hareket edilmesi gerekir.

Hükümlü infaz kurumunda iken ölmesi hâlinde bildirimle ilgili yukarıdaki hükümler uygulanır ve ayrıca durum ailesine derhâl bildirilir (Tüz. m. 68,V).

İnfaz devam ederken hükümlünün öldüğü bildirilmesi veya tespit edilmesi ha­linde durumun tesbiti amacıyla hükümlüye ait nüfus kayıt örneği mutlak surette temin edilmelidir. Hükümlünün öldüğü kesin olarak tespit edildikten sonra ceza hükmünü içeren ilam, ekli nüfus kayıt örneği ile birlikte hükmü veren mahkemesi­ne bila infaz iade edilir. İlamat kayıtlarına ölüm şerhi verilerek kapatılır.

Nüfus kayıtları getirtilmeden tanık beyanları ve/veya kolluk araştırmasına da­yanılarak hükümlünün öldüğünden bahisle ilam evrakları mahkemesine iade edi­lemez ve kayıtlar kapatılamaz. Başka bir ifade ile hükümlünün ölüp ölmediği resmi nüfus kayıtları getirilerek tespit edilir.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat