GEREKÇELİ KARAR İLE KISA KARAR ARASINDA ÇELİŞKİ OLUŞTURULMASININ İSABETSİZLİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU
T.C YARGITAY
13.Hukuk Dairesi
Esas: 2015 / 35373
Karar: 2016 / 96
Karar Tarihi: 05.01.2016
ÖZET: Temyize konu davada, kısa kararda “Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile, ….TL’nin dava açılış tarihinden itibaren ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen gerekçeli kararın hüküm kısmında “Davanın kabulü ile ….TL’nin dava açılış tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde hüküm kurulmuş olması, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki oluşturulması HMK … .maddesine aykırı olup, bozma gerektirir.

(6100 S. K. m. 294, 297, 298) (YHGK 29.04.2009 T. 2009/19-106 E. 2009/123 K.) (YİBK 10.04.1992 T. 1991-7 E. 1992-4 K.)

Dava ve karar: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, davalı bankadan kredi kullandığını, daha sonra da yapılandırdığını, kullanmış olduğu krediler nedeniyle kendisinden dosya masrafı ve yapılandırma masrafı adı altında haksız kesintiler yapıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydı ile 3.850,00 TL’nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 3.098,35 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli karar uyum içinde olmalıdır.. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.

Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 6100 sayılı HMK 294 ve 297 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 6100 sayılı HMK 297/son maddesi gereğince; hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin yer alacağı belirtildikten sonra, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olduğu belirtilmiş yine anılan kanunun 298/2.maddesi gereğince de; gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.

Temyize konu davada, kısa kararda “Davanın KISMEN KABUL ve KISMEN REDDİ ile, 1748,35 TL’nin dava açılış tarihinden itibaren ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen gerekçeli kararın hüküm kısmında “Davanın KABULÜ ile 3.098,35 TL’nin dava açılış tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde hüküm kurulmuş olması, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki oluşturulması HMK 297.maddesine aykırı olup, bozma gerektirir.

2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 52,92 TL harcın istek halinde iadesine, 05.01.2016 gününde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...