GAİPLİK KARARI VERİLEBİLMESİNİN İLK İLAN TARİHİNDEN İTİBAREN ALTI AYLIK SÜRENİN GEÇMİŞ OLMASINA BAĞLI OLDUĞU – ALTI AYLIK SÜRE GEÇMEDEN MAHKEMECE HÜKÜM KURULMASININ İSABETSİZ OLUŞU – HÜKMÜN BOZULDUĞU

T.C YARGITAY
1.Hukuk Dairesi
Esas: 2015 / 18604
Karar: 2016 / 185
Karar Tarihi: 12.01.2016

ÖZET: Bir kimse hakkında gaiplik kararı verilebilmesi, diğer koşulların yanında ilk ilan tarihinden itibaren altı aylık sürenin geçmiş olmasına bağlıdır. Somut olayda, ilk ilan tarihinden itibaren altı aylık süre geçmeden mahkemece hüküm kurulması doğru değildir.

(4721 S. K. m. 33, 588)

Dava: Taraflar arasında görülen gaiplik, iptal ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Karar: Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun(TMK) 588. maddesine dayalı gaiplik ve tapu iptali-tescil isteklerine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Gerçekten de; TMK’nın 588.maddesinde; “ -Sağ olup olmadığı bilinmeyen bir kimsenin malvarlığı veya ona düşen miras payı on yıl resmen yönetilirse ya da malvarlığı böyle yönetilenin yüz yaşını dolduracağı süre geçerse, Hazinenin istemi üzerine o kimsenin gaipliğine karar verilir. -Gaiplik kararı verilebilmesi için gerekli ilan süresinde hiçbir hak sahibi ortaya çıkmazsa, aksine hüküm bulunmadıkça, gaibin mirası Devlete geçer. -Devlet, gaibe veya üstün hak sahiplerine karşı, aynen gaibin mirasını teslim alanlar gibi geri vermekle yükümlüdür.” düzenlemesine yer verilmiş ve aynı Kanunun 33/2, 3.maddesi hükmünde de; “-Mahkeme gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilanla çağırır. -Bu süre, ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır.” hükmü öngörülmüştür.

Öyleyse, yukarıda değinilen düzenlenmeler gözetildiğinde; bir kimse hakkında gaiplik kararı verilebilmesi, diğer koşulların yanında ilk ilan tarihinden itibaren 6 aylık sürenin geçmiş olmasına bağlıdır.

Somut olayda, ilk ilan tarihinden itibaren 6 aylık süre geçmeden mahkemece hüküm kurulması doğru değildir.

Diğer taraftan, davada yasal hasım konumunda bulunan Kayyım’a yargılama masrafı ve vekalet ücreti yüklenmesi de isabetsizidir.

Sonuç: Davalı …’ın temyiz itirazı açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.01.2016 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...