FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE KARAR VERİLMESİ İSTEMİ

BANKANIN YALNIZCA BANKACILIK FAALİYET İZNİNİN KALDIRILDIĞI – TMSF TARAFINDAN EL KONULMAKLA BİRLİKTE BANKANIN TÜZELKİŞİLİĞİNİN HALEN DEVAM ETTİĞİ – 675 KHKNIN MEVCUT DURUMA UYGULANMA İMKANI OLMADIĞI

T.C YARGITAY
9.Hukuk Dairesi
Esas: 2017 / 19627
Karar: 2017 / 5338
Karar Tarihi: 30.03.2017

ÖZET: Bankanın yalnızca bankacılık faaliyet izninin kaldırıldığı, TMSF. tarafından el konulmakla birlikte bankanın tüzelkişiliğinin halen devam ettiği, bu nedenle 675 sayılı KHK’nın 16. maddesinin mevcut duruma uygulanma imkanı olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekir.

(6100 S. K. m. 372) (4857 S. K. m. 17, 18, 20) (670 S. KHK. m. 5) (675 S. KHK. m. 16)

Dava ve Karar: Davacı; iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince davacının iş sözleşmesinin organizasyon yapısındaki kadro değişikliği nedeniyle feshedildiği ancak Ağustos 2015 Şubat 2016 arasında 4 aylık dönemde 1979 işçinin işten çıkarıldığı 108 işçinin işe alındığı işe başlayanlar arasında davacının pozisyonunda 5 işçi bulunduğu, işletmesel kararın tutarlı uygulanmadığı feshin son çare olması ilkesine uygun davranılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi’nce 675 sayılı KHK’nin 16. Maddesi çerçevesinde dava şartı yokluğundan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının işe iade talebinin reddine karar verilmiştir.

Karar süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili; müvekkilinin davalı işveren bankaya ait işyerinde en son olarak Kobi ve bireysel krediler izleme müdürlüğünde bireysel ürünler izleme servisinde yönetmen olarak çalıştığını, iş akdinin davalı bankanın 27.11.2015 tarihli fesih bildirimi ile fesih nedeninin “Biriminizin organizasyon yapısındaki kadro değişikliği nedeniyle” olarak belirtildiğini, müvekkilinin 9,5 yıl çalıştığı bankada son derece verimli çalıştığını ve performans değerlendirmelerde en yüksek puanları aldığını, müvekkilinin iş akdine haksız ve kanuna aykırı olarak son verildiğini belirttiğini, yukarıda özetlenen nedenlerle, iş akdi feshinin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, kararın kesinleşmesine kadar boşta geçen süre için 4 aylık brüt ücret ve diğer tüm özlük hakların müvekkiline verilmesine, süresi içerisinde işe başlatmama durumunda müvekkilin 9,5 yıllık kıdemi ve bankada 4 aylık ikramiye ödemesi dikkate alınarak, 8 aylık brüt ücreti tutarında tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıdan alınması hususlarına hükmedilmesi davanın kabulünü talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili; davacının iş akdinin 4857 sayılı İş Kanununun 17,ve 18. md hükümleri uyarınca organizasyon yapısındaki değişim nedenlerinden dolayı kıdem, ihbar tazminatı ve diğer ücretleri ödenmek suretiyle feshedildiğini, fesih yazısını davacının 27.11.2015 tarihinde tebellüğ ettiğini, davalı Bankanın TMSF’ye geçtiği ve fonun görevlendirdiği yönetim tarafından davalı Bankanın içinde bulunduğu ekonomik durum nedeniyle küçülme kararı alındığını, bu kapsamda küçülmeye giden davalı Bankanın bazı çalışanları ile yollarını ayırmak zorunda kaldığını Davalı vekili devamla, Bankanın fesih gerekçesi olarak organizasyon yapısındaki değişiklikleri gerekçe olarak gösterdiğini, davalı Banka idaresinin devlet otoritesinin yönetim ve tasarrufuna geçtiğini, otoritenin atamış olduğu yönetimin çalışmak isteyeceği personeli ile ilgili yeni organizasyon şeması şekillendirme hakkı bulunduğunu ve yüksek yargının bu gibi durumlara cevaz vermekte olduğunu, davalı Bankanın feshi önleyecek tüm tedbirleri almasına rağmen davacı tarafla olan iş ilişkisinin sürdürülmesinin mümkün olmaması nedeniyle iş sözleşmesini feshetmek zorunda kaldığını, feshin son çare olma ilkesi uyarınca teknik anlamda tüm tedbirleri aldığını ancak gelinen durumda davacı ve davacı gibi birçok personelin iş akdi fesihlerini kaçınılmaz kıldığı belirtilmiş ve netice ve talep olarak da; davanın reddine ve yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına davanın reddini talep etmiştir.

C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlk derece mahkemesince toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

D) İstinaf:

İlk derece mahkemesinin kararına karşı davalı istinaf yoluna başvurmuştur.

E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:

Bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesi tarafından davanın kabul edilerek davacının işe iadesine karar verilmişse de, Dairece TMSF resmi internet sayfasından alınan bilgilerden BDDK’nın 22.07.2016 gün, 6947 sayılı kararı ile Bankacılık Kanunu’nun 107/son maddesi gereğince davalı bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı, bu kararın 23.07.2016 tarihli 29779 sayılı Resmi Gazetede yayınlandığı, bu kararın sonucunda asıl işi bankacılık olan davalı bankanın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında Fon tarafından yürütülecek tasfiye sürecinin başlatıldığı anlaşıldığından 675 sayılı KHK’nin 16. Maddesi çerçevesinde dava şartı yokluğu nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının işe iade talebinin reddine karar verilmiştir.

F) Temyiz:

Bölge adliye mahkemesi kararını davacı temyiz etmiştir.

G) Gerekçe

29 Ekim 2016 tarihinde yürürlüğe giren 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 16. maddesinde yer alan düzenleme şu şekildedir: “(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

(2) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca düşme kararı verilir. Bu kararlar dosya üzerinden kesin olarak verilir ve takip alacaklısına resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı takip giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir.

(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz.”

Bölge Adliye Mahkemesi’nce davalı bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı bu nedenle 675 sayılı KHK’nın 16. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmişse de, davalı …Ş.’nin kapatılan bir banka olmadığı, söz konusu bankanın yalnızca bankacılık faaliyet izninin kaldırıldığı, TMSF. tarafından el konulmakla birlikte bankanın tüzelkişiliğinin halen devam ettiği, bu nedenle 675 sayılı KHK’nın 16. maddesinin mevcut duruma uygulanma imkanı olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir.

Her ne kadar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 372. maddesinin 2. fıkrasında “Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir” düzenlemesi yer almaktaysa da, mevcut davanın feshin geçersizliğinin tespitine yönelik işe iade davası olduğu 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce kesin olarak karar verilebileceğinden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Hüküm: Yukarda açıklanan gerekçe ile;

1.Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,

3.Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,

4.Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,

5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

6.Davacının yaptığı harçlar hariç 214.50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

7.TMSF.ye devredilen davalı …Ş. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140.maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan hakkında harca hükmedilmesine yer olmadığına, davacının dava açarken yatırdığı 55,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacıya iadesine,

8.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,

10.Dosyanın yerel mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine,

Kesin olarak oybirliği ile 30.03.2017 günü karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...