Eşya ve Kazanç Müsaderesi Nasıl Yapılır?

Fazla çalışmaya ilişkin yasal düzenlemeler

Eşya ve Kazanç Müsaderesi Nasıl Yapılır?

Kanunda yazılı olan durumlarda belirli malların mülkiyetinin mahkeme kara­rıyla devlete geçirilmesi şeklinde tanımlanabilen müsadere müessesesi 765 sayılı Kanunun 36. maddede düzenlenmiş olmasına karşın, 5237 sayılı Kanunun 54 ve 55. maddelerinde düzenlenmiştir. Yeni düzenleme ile müsadere geniş bir alanı kap­sar şekilde ve ayrıntılı hükümler getirilmiştir. Başka bir ifade ile yeni düzenleme ile “müsadere” müessesesi yeniden düzenlenmiş ve “kazanç müsaderesi” ile “kaim değer müessesi” ne yer verilmiştir. Ayrıca 765 sayılı Kanunundan farklı olarak, 54 ve 55. maddelerin dışında başka bir müsadere hükmüne yer verilmemiştir. Ancak 765 sayılı Kanunun 36. maddesindeki genel nitelikli müsadere hükmü yanında 201/a, 217, 291, 354, 395, 401, 408, 409, 426, 427, 487, 567, 578 maddelerinde de açıkça müsadere hükmüne yer verilmiştir. Öğreti veya uygulamada yerleşen görüşe göre ise özel nitelikli Ceza Kanunda ayrıca düzenlenmiş hususlarda müsadere bu özel nitelikli bu madde gereğince yapılmaması kabul edilmiştir. Örneğin 765 sayılı Kanunun 567/2. maddesi gereğince, kumar oynan yerde bulunup kumar oynayana tahsis olunan mevat veya alat ile ortada bulunan eşya ve para zapt ve müsadere olunur hükmü, kumar oynama suçları açısından özel bir müsadere hükmü olup; işte bu suçlarla ilgili verilecek müsadere kararı genel nitelikteki 36. madde gereğince verilemez. Yeni düzenleme ile bu uygulamadan farklı olarak tüm müsadere karar­ları 5237 sayılı Kanunun 54 ve 55. maddeleri gereğince verilecektir.

Bu düzenleme ile müsaderenin tedbir niteliğinde bir yaptırım olduğu kabul edilmiştir.

5237 sayılı Kanunun 54 ve 55. maddelerinde düzenlenen genel nitelikteki mü­sadere hükmü, 4926 sayılı Kaçakçılık kanunda, 6831 sayılı Orman Kanunda, 2521 sayılı Kanununda düzenlenen müsadere hükümlerini kaldırıp kaldırmadığı hususu tartışmalıdır. Bir görüşe göre 5237 sayılı Kanunun 54 ve 55. maddelerindeki müsa­dere hükümleri genel nitelikte olup; özel kanunlarda bulunan müsadere hükümleri­ni kaldırmaz. Örneğin orman suçlarında ele geçirilen nakil vasıtaları ile orman em­vallerinin müsaderesine daha özel nitelikteki 6831 sayılı Kanunun 108. maddesi gereğince verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Diğer bir görüşe göre ise, yeni düzenleme tüm durumları kapsayacak şekilde bir düzenleme yapılmış olması nede­niyle, özel yasalarda bulunan müsadere hükümleri zımnen yürürlükten kaldırılmış­tır. Yukarıda verilen örnekteki kaçak orman emvali ve nakil araçları 5237 sayılı Kanunun 54 ve 55. madde gereğince yapılması gerektiğine işaret edilmektedir. Başka bir ifade ile 765 sayılı Kanunun 36. maddesinde hükme bağlanan müsadere hükmü, ihtiyaçlara cevap vermeyen bir mahiyet taşımaktadır. Ayrıca 36. madde genel bir müsadere maddesi olarak varlığını devam ettirmesine rağmen, çeşitli suç­larla bağlantılı olarak ayrıca müsadere hükümlerine yer verilmiştir. Mesela rüşvet suçu, müstehcenlik ve müstehcen neşriyat ile ilgili olarak ayrı müsadere hükümle­rine yer verilmiştir. Yine göçmen kaçakçılığında mesela kazanç müsaderesine iliş­kin bir hüküm yürürlükteki ceza kanunda bulunmamasına rağmen göçmen kaçakçı­lığına ilişkin olarak 201/a ve b maddelerinde müsadereye ilişkin hükümlere yer ve­rilmiştir. Bu kauzstik sistem yeni ceza kanunu sistematiğinde ortadan kaldırılmıştır.Kara Paranın Aklanmasını Önlenmesine Dair Kanundaki, Orman Kanundaki, Fikir ve Sanat Eserleri Kanundaki veya Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda vs, pek çok kanundaki müsadereye ilişkin bütün hükümler yeni ceza kanunun bu düzenle­meleri karşısında uygulama kabiliyetini yitirmiş olacaktır.Yeni ceza kanunun 54 ve 55. maddelerinde formülasyonları itibari ile bugün ihtiyaçları karşılayacak açık, seçik net bir sistem ortaya çıkarmaktadır.

5326 sayılı Kabahatler Kanunun 16. maddesinin yaptırım türleri başlıklı mad­desinde idari tedbirler olarak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kabahatlar açısından düzenleme yapılmıştır. Bu husus ileri de inceleneceği için oraya yollama yapmakla yetinilmiştir.

Müsadere Türleri

Yeni düzenleme ile müsadere müessesi “eşya müsaderesi” ve “kazanç müsa­deresi” başlığı ile iki ayrı madde halinde düzenlenmiştir.

Eşya Müsaderesi

Eşya müsaderesi, 765 sayılı Kanunun 36. maddesini de kapsayacak şekilde ayrıntılı olarak 5237 sayılı Kanunun 54. maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre bir eşyanın müsadere edilebilmesi için iki durum açısından şartların neler olduğunun ayrı ayrı incelenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Suçla ilgili eşyanın müsaderesi (m. 54/1 f. – 1. cümle):

5237 sayılı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrasının, 1. cümlesine göre; “suçun işlenmesinde kullanılan” veya “suçun işlenmesine tahsis edilen” ya da “suçtan meydana gelen” eşyanın müsaderesine karar verilebilmesi amacıyla şu şartların gerçekleşmesi gerekir:

Söz konusu 54.maddde gereğince müsadereye konu eşyanın madde met­ninde belirtilen eşyalardan olması; yani müsadereye konu eşyanın, suçun işlenme­sinde kullanılması, suçun işlenmesine tahsis veya suçtan meydana gelmesi gerekir. Bu eşyaların dışında kalan eşyalar 54. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesi gereğin­ce müsadere edilemez.

Suçun işlenmesinde kullanılan eşya kapsamına silah, sahte paralar veya tehdit içerici mektup gibi menkul mallar ile canlı hayvanlar da girerir. Ceset, ceset kısım­ları, düşük veya ölü doğan cenin ile hukuka aykırı yollardan elde edilen göz, böb­rek gibi vücut parçaları şartları bulunması halinde müsadereye konu olabilir. Ancak insan vücudu ile insan vücudundan ayrılan veya vücut ile bütünleşen kısımlar müsade­reye konu olamaz. Hak veya talepler bu madde gereğince müsadere edilememesine karşın şartları var ise 55. madde gereğince müsedereye konu olabilir.

Asıl eşyaya bağlı bulunan eşyanın mütemim cüzleri de asıl eşya ile birlikte müsadere edilir. Örneğin silahın şarjörü, silahın mütemim cüzi olması nedeniyle si­lah ile birlikte müsadere edilir. Aynı şekilde asıl eşyaya bağlı olarak suçun işlen­mesinde fonksiyon ifa eden teferrüat da asıl eşya ile birlikte müsadere edilir. Ancak suçun işlenmesinde kullanılan eşyanın teferrüatı olan ancak suçun işlenmesinde her hangi bir fonksiyon ifa etmeyen eşyalar asıl eşya ile birlikte müsadere edilemez. Örneğin suçta kullanılan silahın kılıfı, silahın teferrüatı olmasına karşın, suçun işlanmesinde bir fonksiyon ifa etmeyeceği için müsadareye konu olamayacaktır. Suçta kullanılan eşya müşterek mükiyete konu ise suçu işleyenin hissesine düşen miktarı ile bütünden ayrılması mümkün olan ve suçta kullanılan eşyanın bir kısmı müsadere edilebilir. Başka bir ifade ile bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsade­resi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın veya birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur (m. 54/5-6). Kısmi müsade­re örnek olarak 5237 sayılı Kanunun 226. maddesi gereğince, suça konu olan fil­min tümünün değil ama bazı sahnelerinin müstehcen olduğu tespit edilmişse, fil­min müstehcen olan kısımları çıkartıldıktan sonra bütünlüğünü kaybetmiyorsa, sa­dece suç teşkil eden sahnelerin; eğer bir filme sonradan porno nitelikte sahne ve bölümler ilave edilmişse sadece bu bölümlerin müsaderesine karar verilecektir.

Suçun işlenmesini kolaylaştıran veya suçun işlenmesiyle doğrudan ilişkili bu­lunan ve suçun işlenmesinde kullanılan ve kullanılmak üzere hazırlanan eşyanın müsadere edilebilmesi için, bu eşyaların suçta kullanılmasının elverişli olması ye­terli olmayıp; bu eşyaların müsadere edilebilmesi için eşya suçta kullanılmalı veya belli bir suçta kullanılmak üzere hazırlanmış ise bu suçun icra hareketlerine baş­lanmış olmalıdır. Örneğin yetkisiz olarak, yetkisi dışında diş çekimi yapan diş teknisyenin, kendi mesleğini icra etmek için kullandığı aletler dışında kalan ve diş çe­kiminde kullandığı aletler müsadereye konu olabilir. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. Başka bir ifade ile suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanmış olan eşya, suçun icra hareketlerine henüz başlanmamış ise, sadece bu nedenle müsadere edilmeyecektir. Ancak bu eşyanın niteliği itibarıyla kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsaderesine hükmedilecektir. (m. 54/1 f. – 2 cümle). Örneğin adam öldürme suçunu gerçekleştirmek için hazırlanan zehir bu kapsamda değer­lendirilir.

Suçtan meydana gelen eşyadan kasıt, önceden bulunmayan ancak suçun iş­lenmesi ile meydana gelen örneğin sahte diploma, tağşiş edilmiş bir içeçek, sahte olarak üretilen yabancı veya Türk paralar gibi eşyalardır. Bu kavram suç işlemek suretiyle elde edilen şeyleri örneğin şerike fiile katılması için verilen para, kiralık katile ödenen meblağ gibi menfaatlerle, bunların yerine geçen eşyayı örneğin suç dolayısıyla elde edilen para ile sanığın ev veya arabayı kapsar.29

Suçun delili olan suç eşyasının müsaderesine değil, delil olarak dosya içeresinde saklanmasına karar verilir. Örneğin, suça konu sahte milli piyango bilet­lerinin, suça konu sahte senetlerin, sahte nüfus cüzadanın, suç delili sahte mektubun müsaderesine değil, delil olarak dosya içerisinde saklanmasına karar verilmesi gerekir.

Suçun işlenmesinde kullanılan, suçun işlenmesine tahsis edilen veya suçtan meydana gelen eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkânsız kılınması hâlinde; bu eşyanın değeri ka­dar para tutarının müsaderesine karar verilir, (m. 54/2)

Suçta kullanılan veya suçun işlenmesine tahisis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerekir. Başka bir deyişle, kişinin suçun işlenmesine iştirak etmemesi, suçun işlenişinden haberdar olmaması durumunda, sahibi bulunduğu eşya bir suçun işlenmesinde kullanılmış olsa bile, müsadereye hükmedilemeyecektir. Örneğin bulundurma ruhsatlı bir ta­bancanın, tabanca sahibinden habersiz bir şekilde bulunduğu yerden alınarak suç işlenmesi halinde, tabanca sahibinin haberi ve rızası olmaması nedeniyle iyiniyetli sayılarak suçta kullanılan tabancanın müsaderesine yer olmadığına ve iyiniyetli üçüncü kişiye olan tabanca sahibine iadesine karar verilir. Fakat suçun işlenmesin­de kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen eşya sahibinin isteği ile fail ve­rilmiş ise bu halde söz konusu eşyaların müsaderesine karar verilir.

Müsedereye konu eşyaların, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılması, suçun işlenmesine tahsis edilmesi ya da suçtan meydana gelmesi gerekir. Taksirle işlenen suçlarda suçta kullanılan, suçun işlenmesine tahsis edilen veya suçtan mey­dana gelen eşyanın müsaderesine karar verilemez. Örneğin taksirle adam yaralama suçunda, suçta kullanılan ruhsatlı av tüfeği, sırf suçta kullanıldığı gerekçesiyle mü­sadere edilemez.

Yapılan yeni düzenleme ile getirilen temel değişiklik, müsaderenin hukukî ni­teliğinin bir güvenlik tedbiri olduğunun kabul edilmesidir. İşte bu nedenledir ki, müsadereye hükmedilmesi için bir suçun işlenmesi zorunlu olmakla birlikte, bu suçtan dolayı bir kimsenin cezaya mahkûm edilmesi gerekmemektedir. Örneğin suç işlenmesinde kullanılan tehlikeli eşya, bunu kullanan fail çocuk veya akıl has­tası olması nedeniyle cezalandırmasa dahi, müsaderesine hükmedilebilecektir.

Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilmesine kar­şın, niteliği itibariyle müsadereye tabi eşya hakkında duruşmaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir (m. 64/1). Bu hükmün aksi yorumundan fai­lin ölümü halinde, niteliği itibariyle müsadereye tabi olmayan eşya hakkında mü­sadereye hlikmedilemez. Fakat müsadereye ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur (m. 64/2).

765 sayılı Kanunun 36. maddesinde açıkça “mahkumiyet” şartı, 5237 sayılı Kanunun 54. maddesine alınmamış olması ve ilgili maddelerde de açık bir hüküm bulunmamasının doğal sonucu olarak genel af, şikayetten vazgeçme ve geri alma gibi davayı düşüren hallerde de müsadere kararı verilebilecektir. Örneğin fail ken­disine ait sopa ile mağduru basit tıbbi müdahaleyi gerektiren nitelikte yaralaması ve şikayetin bulunmaması nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi halinde, suçta kullandığı tespit edilen sopanın 54. madde gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekir.

5237 sayılı Kanunun 75. maddesi gereğince önödemeye bağlı bir suçtan dola­yı ön ödeme ihtarına uyulması halinde kamu davası açılmaması veya açılmış bir davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi müsadereye ilişkin hükümleri etki­lemez (m. 75/5).

Müsaderenin orantılılık ilkesine uygun olması gerekir. Aksi müsadere kararı verilemez. Başka bir ifade ile suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete ay­kırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir (m. 54/3).

Suç teşkil eden eşyanın müsaderesi (m. 54/ 4)

765 sayılı Kanunun 36. maddesinin 2. fıkrasına karşılık gelen, 5237 sayılı Kanunun 54. maddesinin 4. fıkrasına göre üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşyanın, her hâlde müsaderesine hükmolunacaktır. Başka bir ifade ile bu hükümle yasak olan eşyanın müsadere edileceği dü­zenlenmiştir. Bu halde eşyanın faile veya üçüncü bir kişiye ait olup olmaması önemli değildir. Suçta kullanılmayan ve taşınması, alım ve satımı suç oluşturmayan örneğin saçma, av tüfeği kılıfı, şarjör, barut, dolu ve boş fişek müsadere edilemez. Kısaca suç teşkil eden eşyanın müsaderesi, mutlak ve objektif suçluluk, eşyanın kullanılması, yapılması, taşınması, bulundurulması ve satılması ceza tehdidi altında kesin surette yasaklanmış olmakla meydana gelir. Kanun bu çeşit eşya ile fail ara­sında aidiyet şartını aramamakta ve bunların faile ait olmasa bile müsaderesini em­retmiştir.34

 Kazanç Müsaderesi

765 sayılı Kanununda karşılığı bulunmayan, 5237 sayılı Kanunun 55. madde­sinin kabul ediliş amacı madde gerekçesinde şöyle ifade edilmiştir: Maddede, suç işlemek yoluyla kazanç elde edilmesini engelleyecek etkin bir yaptırım olarak ka­zanç müsaderesine ilişkin düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme ile güdülen temel amaç, suç işlemek yoluyla kazanç elde edilmesinin önüne geçilmesidir. Bu nedenle yeni hükümde kazanç müsaderesi kapsamlı bir biçimde düzenlenmiş ve suç işle­mek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edilen ekonomik kazançların mü­saderesi olanaklı hâle getirilmiştir. Böylece, kazanç müsaderesi, “karapara akla­ma”, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti, dolandırıcılık, kaçakçılık, ihaleye fe­sat karıştırma gibi ekonomik çıkar elde etme amacıyla işlenen suçlara karşı etkin biçimde caydırıcılık özelliği olan bir yaptırım niteliğine kavuşturulmuştur. Bu hükmün uygulanmasında mağdurun ve iyi niyetli üçüncü kişilerin haklan korunacak, bunlara ait maddî değerler kazanç müsaderesine tabi tutulmayacaktır.

5237 sayılı Kanunun 55. maddesinin 1. fıkrasının cümlesine göre suçun işlenmemesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmemesi için sağlanan maddî menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi so­nucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Örneğin fail, bir kişiyi dolandırmak suretiyle edindiği para ile bir işyeri açması sonucu elde ettiği kazançlara 5237 sayılı Kanunun 55. maddesi gereğince müsadere edilmesi gerekir.

Yukarıda açıklanan 55. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi gereğince müsade­re kararı verilebilmesi için maddî menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir. Örneğin hırsızlık suretiyle çalman para banka yatırılması ve belirli bir süre sonra bu paraya tahakkuk ettirilen faiz mağdura ait olması nedeniyle, bankada ele geçirilen çalınan para ile bu paranın faizine el konulması üzerine mağdura iade edilmesi gerekir. Bu halde müsadere kararı verilemez.

Eşya müsaderesinde olduğu gibi, kazanç müsaderesinde de “kaim değerin müsaderesi” 55. maddesinin 2. fıkrasında hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre, müsadere konusu eşya veya maddî menfaatlere el konulamadığı veya bunların mer­ciine teslim edilmediği hâllerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsade­resine hükmedilir. Başka bir ifade ile müsadere konusu ekonomik değerin harcama, imha, tüketme gibi hareketlerle müsaderesinin imkânsız kılınması hâlinde, karşılığı para tutarının müsaderesine karar verilecektir.

Müsadere Kararı Verilmesi Usulü

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 256. maddesine göre; müsadere kara­rı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir. Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri ile ilgili ola­rak esasla birlikte bir karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re’sen veya ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir.

Müsadere kararı, duruşmalı olarak verilir. Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kimseler de, duruşmaya çağrı­lır. Bu kişiler, sanığın sahip olduğu hakları kullanabilirler. Çağrıya uymamaları, iş­lemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün verilmesini engellemez. (CMK. m. 257) Ancak suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsade­resine sulh ceza hâkimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir. (CMK: m. 259)

Müsadere kararlar aleyhine Cumhuriyet savcısı, katılan ve eşya üzerinde hak­kı olanlar istinaf yoluna başvurabilirler (CMK. nun 258).

Müsadere kararının nasıl infaz edileceği ileride inceleme konusu yapılacak­tır.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat