Emlak Vergisinde Dava Açma Süresi

Danıştay 9. Daire
Esas: 2009/796
Karar: 2012/4683

EMLAK VERGİSİNDE DAVA AÇMA SÜRESİ
TEBLİGAT
ÖDEME TARİHİ

İstemin Özeti : Davacıya ait taşınmaz için 2006 yılı 1. taksidi olarak tahakkuk ettirilerek ödenen emlak vergisinin terkini ve yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davayı; 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde; dava açma süresinin özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, Emlak Vergisi Kanununun verginin tarh ve tahakkuku başlıklı 11. maddesinde, bina vergisinin ilgili belediye tarafından, 29’uncu maddeye göre tespit edilen vergi değeri üzerinden yıllık olarak tarh olunacağı, yapılan tarh ve tahakkuku takip eden yıllarda ise, her bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılacağının hükme bağlandığı, bu durumda 2006 yılı emlak vergisi, 01.01.2006 tarihinde tahakkuk etmiş sayılacağından bu tarihten itibaren 30 gün içinde dava açılması gerekirken davacının mülkiyetinde bulunan taşınmaz için 2006 yılı 1. taksidi olarak tahakkuk ettirilen emlak vergisinin ihtirazi kayıt konulmadan 25.05.2006 tarihinde ödenerek 22.06.2006 tarihinde bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, bu durum karşısında, dava açma süresi geçtikten sonra açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı, öte yandan ödeme işlemine karşı doğrudan dava açılamayacağı gerekçesiyle reddeden İstanbul 2. Vergi Mahkemesinin 31.1.2008 tarih ve E:2006/1718, K:2008/403 sayılı kararının; davanın süresinde açıldığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Cevap verilmemiştir.

Tetkik Hakimi … Düşüncesi: Davacıya yazılı bildirim yapılıp yapılmadığı araştırılarak karar verilmesi icap ettiğinden, vergi mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince gereği düşünüldü:

Uyuşmazlık, davacıya ait taşınmaz için 2006 yılı 1. taksidi olarak tahakkuk ettirilerek ödenen emlak vergisinin terkini ve yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davayı süre aşımı nedeniyle reddeden vergi mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istemine ilişkindir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7.maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürenin tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın, tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin, tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği tarihi izleyen günden başlayacağı, aynı Kanunun 14/3-e bendinde ise, dava dilekçelerinin süreaşımı yönünden ilk incelemeye tabi tutulacağı, 15/1-b bendinde de süreaşımı bulunan hallerde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.

Emlak vergisinin tarh ve tahakkukuna ilişkin esaslar, bina vergisi için 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 11. maddesinde, arazi vergisi için ise 21. maddesinde düzenlenmiştir. Her iki maddede, “Verginin Tarh ve Tahakkuku” başlığını taşımakta ve birbirine paralel hükümler içermektedir.

Buna göre1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 11. ve 21 maddelerinde, “emlak vergisi, ilgili belediye tarafından;

a) Dört yılda bir defa olmak üzere takdir işlemlerinin yapıldığı yılı takip eden bütçe yılının Ocak ve Şubat aylarında,

b) 33’üncü maddenin (1) ila (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerle bildirim verilmesi icabeden hallerde, vergi değerini tadil eden sebeplerin meydana geldiği bütçe yılını takip eden yılı Ocak ayı içinde, vergi değerini tadil eden sebep yılın son üç ayı içinde vuku bulmuş ve bildirim, vergi değerini tadil eden sebebin meydana geldiği bütçe yılını takip eden yılda verilmiş ise bildirimin verildiği tarihte,

c) 33’üncü maddenin (8) numaralı fıkrasında yazılı hallerde, takdir işlemlerinin yapıldığı bütçe yılını takip eden yılın Ocak ve Şubat aylarında,

29’uncu maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak tarh olunur. Bildirim posta ile gönderilmiş ise vergi, bildirim verme süresinin son gününü takip eden yedi gün içinde tarh olunur. Bu suretle tarh olunan vergiler, tarh edilen tarihte tahakkuk etmiş sayılır ve mükellefe bir yazı ile bildirilir.

Yapılan tarh ve tahakkuku takip eden yıllarda, 29’uncu maddeye göre tespit edilen vergi değeri üzerinden hesaplanan emlak vergisi, her bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılır.

Bir il veya ilçe hududu içerisinde birden fazla belediye olması halinde, belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan binaya ait bina vergisini tarha yetkili olacak belediye, ilgili valiler tarafından belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacı kurumun sahibi olduğu taşınmaz nedeniyle 2006 yılı emlak vergisi birinci taksidinin 25.05.2006 tarihinde ödendiği ve bu tarihten itibaren 30 gün içinde ödenen emlak vergisinin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.

Takdirin yapıldığı genel dönemde (2002 ve 2006 yılları) tahakkuk ettirilen emlak vergisine karşı açılacak davalarda, dava açma süresinin söz konusu maddeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Emlak vergisinin tarh ve tahakkukunu düzenleyen söz konusu maddeler 09.04.2002 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4751 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve yapılan değişiklikle tarh ve tahakkuka ilişkin yeni esaslar getirilmiştir. 4751 sayılı Kanun ile emlak vergisi uygulaması sonucunda görülen olumsuzlukları ortadan kaldırmak ve vergilemede kolaylığın ve basitliğin sağlanması amacıyla dört yılda bir alınmakta olan beyan esasının kaldırılması ve sadece vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde mükelleflerden bildirim alınmasını sağlamaya yönelik değişikler yapılmıştır.

Yapılan bu değişiklikle emlak vergisinde genel beyan esası kaldırıldığından, Kanun metninden genel beyana ilişkin olarak yer alan hükümler çıkarılmış, diğer taraftan, emlak vergisinin tarh ve tahakkukuna esas olacak arsa ve arazi birim metrekare değerlerinin dört yılda bir belirlenmesi esası getirilmiştir.

Buna göre, arsa ve araziler için, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 49’uncu maddesine göre, takdir komisyonlarınca dört yılda bir olmak üzere, arsalara ve araziye ilişkin asgari ölçüde birim değerlerinin takdir edilmesi, binalar için Maliye ve Bayındırlık ve İskân Bakanlıklarınca bina metrekare normal inşaat maliyet bedellerinin müştereken tespit edilmesi gerekmektedir. Bu suretle takdir ve tespit edilecek birim değerler ile bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri esas alınarak belediyelerce hesaplanan emlak vergi değeri üzerinden emlak vergisi tarh olunacaktır. Bu değişiklik doğrultusunda, genel beyan dönemi olan 2002 ve 2006 yıllarında mükelleflerden emlak vergisi beyannamesi alınmamış, takdir komisyonlarınca belirlenen asgari ölçüde birim değerleri esas alınarak emlak vergisinin belediyelerce tarhı yoluna gidilmiştir.

Bunun yanısıra, 4751 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle emlak vergisinde genel beyan esasının kaldırılması öngörüldüğünden emlak vergisi mükellefleri için sadece Emlak Vergisi Kanunu’nun 33’üncü maddesinin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı sebeplerin doğması halinde bildirim verme zorunluluğu getirilmiştir.

Bu iki durumda, yani takdirin yapıldığı genel dönemde (2002 ve 2006 yılları) ve 33. maddenin (1) ila (7) numaralı fıkraları gereğince mükelleflerce bildirimde bulunulması gereken hallerde, emlak vergisi, 29’uncu maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak tarh edilecek olup, bu suretle tarh olunan vergiler, tarh edilen tarihte tahakkuk etmiş sayılacak ve bu husus mükelleflere bir yazı ile bildirilecektir.

Emlak vergisinin tarh ve tahakkuku ile ilgili 11. ve 21. maddelerde yer alan “Bu suretle tarh olunan vergiler, tarh edilen tarihte tahakkuk etmiş sayılır ve mükellefe bir yazı ile bildirilir.” kuralı, mükellef adına tarh edilen emlak vergisinin ödenmesinden önce mükellef tarafından öğrenilmesinin sağlanması amacıyla getirilmiş bir düzenleme olup bunun yanı sıra mükellef tarafından adına yapılan emlak vergisi tarhiyatına karşı açılan davada, dava açma süresinin de söz konusu yazının mükellefe tebliğ edilip edilmemiş olmasına göre belirlenmesi gerekmektedir. Zira, takdir komisyonlarınca dört yılda bir olmak üzere takdir edilen asgari birim değerleri esas alınarak belediyelerce hesaplanarak tarh olunan emlak vergisi mükelleflere bildirilmemekte, mükellefler haklarında yapılan emlak vergisi tarhiyatını ancak ödeme sırasında öğrenebilmektedirler.

Bu durumda takdirin yapıldığı genel dönemlerde (2002 ve 2006 yılları) ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 33’üncü maddesinin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı sebeplerin doğması halinde mükelleflerce bildirim verme zorunluluğu getirilen hallerde yapılan emlak vergisi tarhiyatına karşı açılacak davalarda dava açma süresinin, davalı belediye tarafından mükellefe emlak vergisi tarhiyatına ilişkin herhangi bir yazı tebliğ edilmiş ise bu yazının tebliğ tarihi dikkate alınarak hesaplanması, eğer belediye tarafından yazı tebliğ edilmemiş ise emlak vergisinin mükellef tarafından ödendiği tarih, yapılan tarhiyatı öğrenme tarihi kabul edilerek dava açma süresinin ödeme tarihinden itibaren başlatılması gerekmektedir.

Mükellef tarafından 2006 yılı birinci taksidine ilişkin olarak adına yapılan emlak vergisi tarh ve tahakkukuna karşı açılan davada, mahkeme tarafından dava açma süresinin tespiti bakımından öncelikle, tarh ve tahakkuk işleminin 1319 sayılı Yasa’nın 11 ve 21. maddeleri uyarınca mükellefe tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması, mükellefe belirtilen şekilde bir tebligat yapılmamışsa davacı adına yapılan tarh ve tahakkuktan ödeme tarihinde haberdar olduğunun kabulü ile davanın esasının incelenmesi gerekmekte olduğundan, temyize konu vergi mahkemesi kararında, bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadan, emlak vergisinin yıl başından itibaren 30 gün içinde dava konusu edilmesi gerekirken bu süre geçtikten sonra açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde yasal isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüne, İstanbul 2. Vergi Mahkemesinin 31.1.2008 tarih ve E:2006/1718, K:2008/403 sayılı kararının bozulmasına 20.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

CategoryYargı Kararı
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat