EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNİN YÜRÜRLÜĞÜ

4721 sayılı T.M.K’ na göre yasal mal rejimi kabul edilen Edinilmiş Mallara Ka­tılma Rejiminin başlama tarihi 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 10. Maddesinde düzenlenmiştir.

a- 01.01.2002 Tarihinden Önce Evlenen Eşler için Yürürlülük Tarihi: Eşler 01.01.2003 tarihine kadar yasal mal rejimlerinden birini seçmemişlerse 01.01.2002 tarihine kadar elde edilen mal varlıkları yürürlükten kalkan M.K.’a göre başka bir mal rejimi seçmemişlerse yasal mal rejimi olan ” mal ayrılığı” rejimine, 01.01.2002 tarihinden sonra elde edilen malvarlıkları ” edinilmiş mallara katılma rejimine” tabidir.

b-01.01.2002 Tarihinden önce açılmış ve kesinleşmemiş olan evliliğin iptali veya boşanma davası varsa dava sonuçlanana kadar tabi oldukları mal rejimi yani başka bir mal rejimi seçmemişlerse mülga M.K.’a göre yasal mal rejimi olan ” mal ayrılığı rejimi” geçerli olmaya devam edecektir. Dava evliliğin iptal veya boşanma ile sonuç­lanırsa tabi olmaya davam ettikleri mal rejimi yani başka bir mal rejimi seçmemişler­se eski M.K.’a göre yasal mal rejimi olan ” mal ayrılığı rejimi” geçerli olacaktır.

01.01.2002 Tarihinden önce açılmış evliliğin iptali veya boşanma davası redde­dilip kesinleşmişse, eşler ret kararının kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl içinde mal rejimi sözleşmesi yapmak suretiyle başka bir mal rejimi seçmedikleri taktirde 01.01.2002 Tarihinden önce edinilmiş olan mallar mal ayrılığı rejimine, 01.01,2002 Tarihinden sonra edinilmiş mallar Edinilmiş Mallara Katılma Rejimine tabi olacaktır.

Eşler 01.01.2002 tarihi ile 01.01.2003 tarihi arasında bir mal rejimi sözleşmesi düzenlemişler ve edinilmiş mallara katılma rejiminin evlenme tarihinden itibaren elde edilmiş malvarlıkları için de geçerli olduğunu kabul etmişlerse bu halde ev­lenme tarihinden itibaren edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olacaktır. Kanaa­timize göre eşler arasında sözleşme serbestliği ilkesi gereğince 01.01 2003 den sonra yapılacak bir mal rejimi sözleşmesi ile de edinilmiş mallara katılma rejiminin ev­lenme tarihinden itibaren geçerli olduğunun kabulü gerekir.

c- 01.01.2002 tarihi ve sonrasında yapılan evliliklerde mal rejimi sözleşmesi veya evlenme töreni sırasında yazılı olarak başvurulmamış ve seçimlik mal rejimlerinden biri seçilmemiş olmak koşuluyla geçerli mal rejimi yasal mal rejimi olan “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimidir”.

F- EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ

a- KAPSAMI – 4721 sayılı T.M.K’na göre Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde mallar:

edinilmiş mallar ve

eşlerin her birinin kişisel mallarından oluşmaktadır.

1- Edinilmiş Mallar

Edinilmiş mallar , her bir eşin edinilmiş mallara katılma rejiminin devamı süre­since karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. TMK unun 219/2 madde­si < Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır> demek suretiyle edinilmiş mallan sayılanlarla sınırlandırmamak koşuluyla saymıştır.

Bir eşin edinilmiş malları şunlardır:

1,  Çalışmasının karşılığı olan edinimler, eşlerin edinilmiş mallara katılma reji­minin devamı süresince çalışmasının karşılığı olarak elde ettiği malvarlığı değerleri edinilmiş mal sayılmaktadır. Eşlerin her türlü çalışmasının karşılığı olarak aldıkları maaş, ücret, ek çalışma ücreti, telif hakkı, emek ve fikir ürünlerinden elde ettiği her türlü geliri çalışmasının karşılığı olan edinimler kapsamında değerlendirilip edi­nilmiş mal sayılmaktadır. Bundan ayrı olarak edinilmiş mallara katılma rejimi süre­since karşılığı ödenmek suretiyle elde edilen mal varlıkları da edinilmiş mal olarak kabul edilmiştir. Bu suretle edinilmiş malın her türlü geliri kira, işkâl tazminatı(ecrimisil) gibi gelirlerde edinilmiş mal kapsamında kalmaktadır.

2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler. 16.05.2006 tari­hinde kabul edilen 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu, Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-kur gibi kurumları tek çatı altında toplamış bulunmaktadır. TMK’ nun 219/2. maddesi Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı her türlü öde­menin edinilmiş mal olacağını ön görmüştür. Doktrinde özel yaşam sigortası sebe­biyle elde edilen gelir veya mal varlığı değerlerinin edinilmiş mal olup olmadığı hususu tartışılmaktadır. Özel yaşam sigortası yapan kurumlardan elde edilen gelir­lerin kişisel mal sayılacağı ifade edilmiştir.(Bakmız Prof. Dr. Ahmet Kılıçoğlu, Edi­nilmiş Mallara Katılma Rejimi , Ankara 2002 Turhan Yayınevi Sayfa 43). Sayın Ali İhsan Özuğur’a göre hayat sigortası ve hayat sigortasından yapılan ödemeler sigor­ta bedeli ve aidatlar edinilmiş mallardan ödenmiş ise edinilmiş mal, sigorta bedeli ve aidatlar kişisel mallardan ödenmiş ise kişisel mal olarak değerlendirilecektir.(Bakınız, Ali İhsan Özuğur Mal Rejimleri Seçkin Yayınları 3. Baskı 2006 Sayfa 40),Bizce de özel yaşam sigortası prim ve aidatları edinilmiş mal veya edinilmiş mal­lardan elde edilen gelirle ödenmiş ise edinilmiş mal olarak, sigorta prim ve borçlan kişisel mallardan ödenmiş ise kişisel mal kapsamında değerlendirilmelidir. Ancak kişisel malların geliri edinilmiş mal olduğundan sigorta prim ve borçları kişisel maldan elde edilen gelirle ödendiği takdirde özel yaşam sigortası gelirleri edinilmiş mal kabul edilmesi gerekir.

Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler bu ödemeler irat şeklinde yapılmış olsaydı aktüeryal hesabına göre pirim alacaklısı eşin PMF tablo­suna göre kalan yaşı ve kalan ömrüne göre hesap edilen ömrü süresince temin ede­cek irat bulunmak suretiyle bulunan miktar çıktıktan sonra kalan kısım edinilmiş mal olarak tasfiyeye konu olacaktır.

3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, TMK’nın 219/2-3 maddesine göre malulen emeklilik, trafik kazası, iş kazası ve benzeri sebeplerle ödenen tazminatlar da edinilmiş mallara katılma rejimine tabi tutulmuştur. Eşlerden birinin iş kazası, trafik kazası ve benzeri sebeplerle almış olduğu tazminatın evlilik boşanma ile neticelendiği takdirde hangi miktarın edinilmiş mallara tabi olacağı aktüeryal hesaplama sonucunda saptanacaktır.

4. Kişisel mallarının gelirleri, TMK’nın 22ü. maddesine göre :

Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

Manevî tazminat alacakları,

kişisel mallar yerine geçen değerler olarak sayılmıştır.

TMK’nun 219/2-4 maddesi kişisel malların gelirlerine edinilmiş mal olarak kabul etmiştir. Her ne kadar eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyanın bir geliri söz konusu olmaz ise de örneğin eşlerden birinin antika bir eşyasının aniden çok büyük değer kazanması halinde normal değerinin üzerinde gerçekleşen bu de­ğerin edinilmiş mal olup olmayacağı tartışılmalıdır. Kanaatimize göre bu tür değer artışı edinilmiş mal olarak nitelendirilmemelidir. Bu böyle olmakla beraber mal reji­minin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluy­la yada her hangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği mal varlıklarının gelirleri edinilmiş mallara katılma rejimine tabi tutulmuştur. Miras kalan bir gayri menkulün kendisi kişisel mal olduğu halde bu gayri menkulden dolayı elde edilen kira yada işkal tazminatı edinilmiş mal sayışacaktır. Eşlerin manevi tazminat alacak­ları kişisel mal olmakla birlikte bu tazminatın faiz gelirleri edinilmiş mallara katılma rejimine tabi tutulmuştur. Evlenmeden önceki nakit mal varlığı hisse ve tahvil kişisel mal olmakla beraber bunların gelirleri de edinilmiş mallara katılma rejimine tabi tutulmuştur. Eşlerin kişisel mallarının yerine geçen değerler kişisel mal olmakla beraber bunların gelirleri de edinilmiş mallara katılma rejimine tabi bulunmaktadır.

5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler. Eşlerin edinilmiş malları zamanla satış, kamulaştırma gibi sebeplerle nakde dönüşebileceği gibi bu nakit bankaya mevduat olarak yatırılabilir, hisse senedi ve tahvile dönüştürebilir veya menkul yada gayri menkule dönüştürülebilir. TMK’nın 219/2-5 maddesine göre bu tür edi­nilmiş malların yerine geçen değerler edinilmiş mallara katılma rejimine tabi tutul­muştur. Kişisel malların geliri edinilmiş mal sayılacağı için kişisel malların geliri ile alınan mal varlığının nakde dönüştürülmesinden sonra elde edilecek hisse senedi, tahvil, banka mevduatı, menkul ve gayri menkullerde edinilmiş mallara katılma rejimine tabi tutulmuştur. Sayın Ali İhsan Özuğur’a göre şans ve talih oyunlarından elde edilen mal varlığı kaynağına inilmek suretiyle şans oyunu oynanırken konulan mal varlığı edinilmiş mal ise şans oyunundan elde edilen mal varlığı edinilmiş mal­lara katılma rejimine, konulan mal varlığı kişisel mal varlığı ise şans veya talih oyunlarından elde edilen mal varlığı kişisel mal varlığı olarak kabul edilmektedir. Bizce bu görüşe katılmak mümkün değildir. Şans oyunlarından elde edilen kazanı­mın karşılığı verilmek suretiyle elde edildiğini söylemek mümkün değildir. Çok küçük bir karşılıkla on binlerce kat elde edilen kazanımın veya bir markette hiçbir ekstra ödeme yapmaksızın düzenlenen piyangoda kazanılan bir şeyin edinilmiş mal olduğunu söylemek mümkün değildir. Pozitif bilim açısından tarif edilmesi müm­kün olmayan şans sebebiyle elde edilen kazanımın edinilmiş mal olarak kabul edilmesi haksızlıktır. Bunun gibi bilgi yarışmalarında elde edilen malvarlıklarının da edinilmiş mal olmadığının kabulü görüşündeyiz. Bilgi birikimi öncesi ta doğuma kadar giden bir sürecin ürünüdür. Bir eşin bilgili olmasından diğer eşe sonuç çı­kartmak mümkünse de (örneğin meslek ve sanatı kullanırken bilgili olmanın verdi­ği avantajlarla elde edilen malvarlıklarının edinilmiş mal olması gerekirse de) ya­rışma gibi madden karşılık vermeyi gerektirmeyen yolla elde edilen malvarlığının edinilmiş mal kabul edilmesi haksızlık olur kanaatindeyiz.

Eşlerin edinilmiş mallarının nelerden oluştuğu T.M.K.’unun 219. maddesinde hükme bağlanmıştır. Birinci fıkrada edinilmiş mallardan bazıları sayılmıştır. İlke olarak mal rejiminin devamı süresince ivazlı, yani bir karşılık ödemek suretiyle elde ettikleri tüm malvarlıkları edinilmiş mallardan sayılacaktır.

T.M.K.’unun 219 maddesinin İkinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, bir eşin çalışmasının yani emeğinin karşılığı olarak elde ettiği tüm değerlerin edinilmiş mal olduğu açıklanmıştır .Maddenin ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinde bir eşe, sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurum ve kuruluşları veya personele yardım amacı ile kurulmuş sandık benzerlerinin yaptığı ödemeler de edinilmiş mallar ara­sında sayılmıştır. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, yardımlaşma sandıkla­rı gibi sosyal güvenlik kurumlarınca bir eşe ödenen tazminatlar ya da bağlanan aylıkların da edinilmiş mal olduğu kabul edilmiştir.

T.M.K.’unun 219 maddesinin İkinci fıkrasının (4) numaralı bendinde eşlerin ki­şisel mallarının gelirleri de edinilmiş mallar arasında sayılmıştır. Bir eşe miras yo­luyla intikal eden ya da karşılıksız olarak bağışlanan mallarla, ikramiye olarak çıkan bir malın kira geliri veya faiz ve sair geliri de edinilmiş mallardan sayılmaktadır.

T.M.K.’unun 219 İkinci fıkrasının (5) numaralı bent hükmü edinilmiş malların yerine ikame edilen değerleri de edinilmiş mal olarak saymaktadır. Bu anlamda olmak üzere edinilmiş bir malın bedel karşılığında elden çıkarılması hâlinde bu bedel; edinilmiş mal olan bir arsanın kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu edilmesi sonucu edinilen bağımsız bölümler de edinilmiş mallardan sayılmaktadır.. Aynı şekilde edinilmiş bir malın hasara uğraması ya da yok olması hâlinde bunun için ödenen tazminatlar da edinilmiş mal sayılacaktır.

Kişisel malların gelirleri ve bu gelirle elde edilen malvarlıkları da edinilmiş mal sayılmaktadır.

2- Kişisel Mallar

4721 sayılı T.M.K’un 220.maddesine göre kişisel mallar:

Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonra­dan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

Manevî tazminat alacakları,

Kişisel mallar yerine geçen değerlerdir

Maddenin (1) numaralı bendinde eşlerin sadece kişisel kullanımına yarayan eş­ya kişisel mal sayılmıştır. Eşlerin giysileri, saati, çantası, spor alet ve malzemeleri, ziynet eşyası bunlara örnek verilebilir. Bunlar evlilik birliğinin başlangıcında mev­cut olabileceği gibi karşılıksız olarak sonradan da edinilmiş olabilir. Hatta, karşılığı edinilmiş mallardan da ödenmiş olabilir. Ancak bu hâlde diğer eşin denkleştirme isteminde bulunması hakkı saklıdır.

Maddenin (2) numaralı bendinde eşlerin edinilmiş mallara katılma rejiminin başlangıcında sahip oldukları veya bu rejimin kurulmasından sonra miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği tüm malvarlığı değerleri kişisel mallardan sayılmıştır.

Maddenin (3) numaralı bendi, eşin kişisel durumu göz önünde tutulmak sure­tiyle ödendiği, onun acı, üzüntü ve ızdırabı sonucu tamamen kişisel nitelikteki za­rarlarının karşılığı olduğu göz önünde tutulmak suretiyle, manevî tazminat alacak­larının da kişisel mal olduğunu kabul etmiştir.

Maddenin (4) numaralı bendinde, tüm kişisel malların herhangi bir şekilde el ya da şekil değiştirmesi hâlinde, onun yerine geçen ikame değerlerin de kişisel mal olacağı kabul edilmiştir. Bir malın tahrip edilmesi dolayısıyla elde edilen sigorta tazminatı veya sair tazminat ya da kamulaştırma karşılığı olarak ödenen meblağ buraya girer.

Eşlerden birine karşılıksız olarak bağışlanan ev, araba, v.s. gibi malvarlığı da o eşin kişisel malı sayılmaktadır. Kişisel malların satılmasından elde edilen ana para ile alınan malvarlıkları da kişisel mallardan sayılır. Kişisel malların geliri (T.M.K.’un 219/4.maddesi) kişisel mal sayılacağından kişisel malların geliri ile alınan malvarlığı edinilmiş mal sayılmaktadır.

3-  Sözleşmeden Kaynaklanan Kişisel Mallar

Eşler, TMK 203. maddesine göre evlenmeden önce veya sonra noterde düzen­leme veya onaylama (TMK 205) şeklinde yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler.

Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.

4721 sayılı T.M.K’un 221.maddesine göre eşlere aralarında yapacakları bir mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş malların kapsamını daraltma olanağı tanınmıştır.

Birinci fıkra, eşlerin mesleklerinin icrası veya sahip oldukları işletmelerinin faa­liyetinden elde ettikleri değerlerin edinilmiş mal sayılmayıp, kişisel mal sayılması­nın kararlaştırılabileceğini hükme bağlamıştır.

Maddenin ikinci fıkrası, 219 uncu maddenin ikinci fıkrasının (4) numaralı ben­dinde edinilmiş mallar arasında sayılmış bulunan “kişisel malların gelirlerinin edi­nilmiş mal değil, kişisel mal olarak kabul edilmesine olanak tanınmıştır,

4- İspat

TMK 222. maddesinde eşlerin mallarının, edinilmiş mallardan mı yoksa kişisel mallardan mı olduğu hususunda doğacak uyuşmazlıklarda ispat yükü düzenlen­miştir.

Herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Maddenin birinci fıkrasında genel ispat yükü ile ilgili bir kural tekrarlanmakta, belli bir malın eşlerden birinin kişisel mülkiyetinde olması yani kişisel malı olduğu iddiasında bulunan kişinin bunu ispat etmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu kişi, eşlerden biri olabileceği gibi üçüncü kişi de olabilir.

Maddenin ikinci fıkrası paylı mülkiyet lehine bir karine öngörmüştür. Buna gö­re bir malın eşlerden birinin mülkiyetinde olduğu iddia edilir ve fakat bu husus ispat edilmezse, bu malın eşlerin paylı mülkiyetinde olduğu kabul edilecektir. Bu­rada getirilen karine kesin olmayıp, diğer eş bu karineyi çürüterek, çekişme konusu malın paylı mal değil, kendi mülkiyetinde olduğunu kanıtlayabilir.

Aynı şekilde, maddenin üçüncü fıkrasında da, bir eşin tüm mallarının aksi ka-nıtlanıncaya kadar edinilmiş mal sayılması yönünde bir karine getirilmiştir. Bu durumda eş bu malın edinilmiş mal değil kişisel mal olduğunu iddia ederse, birinci fıkradaki kural gereğince bunu bizzat ispatla yükümlü olacaktır. Bunu ispat ede­mediği takdirde ise söz konusu mal eşlerin edinilmiş malı sayılacaktır. TMK 222/3. maddesi kişisel malların ispata tabi olduğunu kabul etmektedir. Eşler kişisel mal olduğunu ileri sürdüğü malvarlığı değerlerinin ihtilaflı olması halinde kişisel mal olduğunu kanıtlamakla yükümlü kılınmıştır. Kanaatimize göre eşyanın tabiatı ge­reği kişisel mal olduğu açık olan malvarlıklan örneğin erkeğin elektrikli tıraş makinası veya kadının epilepsi aleti eşyanın tabiatı gereği kişisel mal olmakla bera­ber miras kalan menkul bir halının kişisel mal olduğunu ileri süren eş bunu ispat­lamak zorundadır.

5- Edinilmiş Mallarla Kişisel Mallarda Tasarruf Yetkisi

4721 sayılı T.M.K’un 223.maddesine göre “her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.

Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülki­yet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz”

Edinilmiş mallara katılma rejiminde de mal ayrılığı rejiminde olduğu gibi, evli­lik birliğinin devamı süresince eşlerden her birinin gerek kişisel malları gerek edi­nilmiş malları üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf konusunda serbesttir.

4721 sayılı T.M.K’un 223.maddesine göre taraflar arasında mal rejimi sözleşmesi yapılmış ve aksi kararlaştırılmamışsa, eşlerden her biri diğerinin rızası ve katılımı olmaksızın paylı mülk konusu mal üzerindeki payda tasarrufta bulunamaz. Esas itibarıyla paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülükle­rine sahiptir. Pay devredilebilir, rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından haczettirilc-bilir. (T.M.K.’unun 688. maddesi) Eşler aynı zamanda başka kişilerle de paylı olarak mal edinebilirler. Bu durumda da eşlerin kendi paylan üzerinde diğer eşin rızası ve katılımı olmaksızın paylı mülk konusu malvarlığı üzerindeki payda tasarruf yetki­sinin olmadığının kabulü gerekir. Malvarlığı taşınmaz mal varlığı, taşınır mal var­lığı, alacak ve borçların toplamından ibarettir. Taşınmaz mal varlıklarında fazla sorun olmasa da örneğin banka ortak hesaplarında eşlerden birinin tek başına tasar­ruf yetkisinin olup olmayacağı hususunun tartışılması gerekecektir. Kanaatimizce banka hesabı açılırken eşlerin tek başlarına tasarruf yetkisinin olup olmayacağı hususunun taraflardan sorulup olurlarının alınması aksi halde eşlerden birinin tek başına tasarruf yetkisinin olmadığının kabulü gerekmelidir.

6- Üçüncü Kişilere Karşı Sorumluluk

4721 sayılı T.M.K’un 224.maddesine göre “eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur”.

Mal rejiminin eşlerin kişisel borçları üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Eşin borcu nedeniyle sorumlu tutulabileceği mallar sadece kişisel malları değil, aynı zamanda bu eşin edinilmiş mallarını da kapsamaktadır. Böylece bu hüküm saye­sinde eşlerin temsil yetkisini aşmaları hâlinde, bundan habersiz iyi niyetli üçüncü kişiler korunmak istenmiş, bu durumda da eşlerin müteselsilen sorumlu olacakları öngörülmüştür.

Ancak, temsil yetkisinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılması hâ­linde eşler müteselsilen sorumludurlar. Evlilik birliğini temsil yetkisi açıkça aşılmış ise o yetkiyi aşmış olan eşin hem edinilmiş mallarıyla hem de kişisel mallarıyla sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir.

Evlilik birliğinin tüzel kişiliği olmadığı için bu birliği temsilin sonuçlarını temsi­le ilişkin kurallar ile belirlemek olanaklı değildir.

7- Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Sona Ermesi ve Tasfiye

Edinilmiş mallara katılma rejimi eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal re­jiminin kabulüyle sona erer. Evlilik ya evlenmenin iptali ya boşanma ya da ölümle sona erer.

Evliliğin iptaline veya boşanmaya veya mahkemece olağanüstü mal rejimi olan mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, edinilmiş mallara katılma rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.

Olağanüstü mal rejimi seçimlik mal rejimi olan mal ayrılığı rejimidir.

4721 sayılı T.M.K’un 225.maddesi mal rejiminin sona erme anını özel olarak dü­zenlemiş bulunmaktadır. Evliliğin iptali, boşanma veya mahkemece mal ayrılığına geçilmesi karan kesinleşmiş olmak koşuluyla dava tarihinden itibaren sona ermektedir. 4721 sayılı T.M.K’un 144- 217 maddelerindeki koşulların gerçekleşmesi halin­de mahkeme kararıyla olağanüstü mal rejimi olan mal ayrılığı rejimine karar verile­bilmektedir. Edinilmiş mallara katılma rejimi bu halde de dava tarihinden itibaren sona ermektedir.

8- Malların Geri Alınması ve Borçlar

Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, eşler diğer eşin zilyetliğinde bulunan mallarını geri alma hakkına sahiptir. Aslında her eş gerek kişisel, gerek edinilmiş bütün malvarlığı üzerinde evlilik süresince mülkiyet hakkını muhafaza ettiğinden, kendi mallarından yararlanma veya yönetim amacıyla diğer eşe bıraktığı mallarını geri alacaktır.

Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğu­nu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.

Eşlerin karşılıklı borçlarını tasfiye etmek için kendi aralarında düzenleme yapa­bilme haklar da vardır.

mal paylaşımı

9- Değer Artış Payı

4721 sayılı T.M.K’un 227.maddesine göre eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık al­maksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasın­daki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının baş­langıçtaki değeri esas alınır.

Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.

Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.

Maddenin birinci fıkrasında, tasfiye sırasında, bir eşin diğerinin mal edinmesi­ne, malının iyileştirilmesine ve korunmasına ivazsız olarak katkıda bulunması hâ­linde bu katkısının değerlendirilip ödenmesi hükme bağlanmıştır.

Burada katkıda bulunan eşe tanınan hak bir alacak hakkı olup, bu hakkın tasfi­ye sırasında göz önünde tutulması kabul edilmiştir. Böylece tasfiye sırasındaki de­ğer artışı göz önüne alınarak para değerindeki düşüşler dolayısıyla katkıda bulunan eşin kayba uğraması önlenmiştir.

ikinci fıkrada, eğer mal elden çıkarılmışsa, diğer eşe ödenecek olan alacağı hak­kaniyete uygun olarak hâkimin belirleyeceği Öngörülmüştür.

Üçüncü fıkrada eşlerin yazılı olmak kaydıyla yapacakları bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri ya da alacakları pay oranını tespit ede­bilecekleri hükme bağlanmıştır.

10- Eşlerin Paylarının Hesaplanması

Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına göre ayrılır.

Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.

Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kuruluşlarınca yapılmış olan toplu ödemeler veya iş gücü kaybından dolayı kazanılmış olan tazminatın ne kadarının kişisel mal ne kadarının edinilmiş mal olduğunun saptanması aktüerya hesabı sonucu bulunacaktır. Toptan alınan emekli ödeneği, kıdem tazminatı , OYAK tarafından mensuplarına emekliliğinde ödenen toplu ödemeler ile özel san­dıklar tarafından mensuplarının emekliliklerinde yapılan toplu ödemelerden ne kadarının edinilmiş mal ne kadarının kişisel mal olduğu aktüerya hesabı ile sapta­nabilecektir.

Eşlerden her birinin malvarlığı belirlenip karşılıklı borçlar ödendikten sonra, tasfiye için bu malvarlıkları içinde nelerin kişisel mal, nelerin edinilmiş mal oldu­ğunun belirlenmesi zorunludur.

4721 sayılı T.M.K’un 228.maddesine göre eşlerin gerek kişisel mallarının gerek edinilmiş mallarının, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına göre değer­lendirileceği kabul edilmiştir.

Edinilmiş mal kabul edilen sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumlarınca top­lu ödemelerin yapılması ya da iş gücünün kaybı nedeniyle toplu tazminat ödenmesi hâllerinde, mal rejiminin sona erdiği tarihte, bu toplu ödeme veya tazminat yerine irat şeklinde bir ödeme plânı olsaydı, bu tarih itibarıyla bundan sonraki devreler için hesaplanacak iradın sermaye değeri bu miktar üzerinden kişisel mal olarak hesaba katılacaktır.

11- Eklenecek Değerler

4721 sayılı T.M.K’un 229 .maddesine göre aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenirler:

Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar,

Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.

Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, da­vanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yarar­lanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. İki taraftan biri davayı kaybettiği taktirde üçüncü kişiye rücü hakkı olduğu düşüncesindeyse ya kendisine davayı takip ya kendisi yerine davayı takip ya da üçüncü şahıs sıfatıyla kendisiyle birlikte davaya katılması gereğini o şahsa ihbar edebilir. H.U.M.K.’unun 49 maddesine göre “iki taraftan biri davayı kaybettiği taktirde üçüncü kişiye rücü hakkı olduğu düşüncesindeyse ya kendisine davayı takip ya kendisi yerine davayı takip ya da üçüncü şahıs sıfatıyla kendisiyle birlikte davaya katılması gereğini o şahsa ihbar edebilir.

Davanın ihbarı yargılamanın her aşamasında olanaklıdır.

Tasfiyenin adil bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için eşlerin bazı işlemlerle dev­rettiği edinilmiş mallara ait malvarlığı değerlerin tasfiye sırasında edinilmiş mallara eklenmesi gerekmektedir.. Eşlerden her biri diğerinin malvarlığındaki artıştan pay alacağından, diğerinin bu payı azaltmak maksadıyla yaptığı tasarrufların tasfiye sırasında hesaba katılması zorunludur. Bu nedenle (1) numaralı bentte, eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmak­sızın, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmaların edinilmiş malla­ra ek değer olarak eklenmesi öngörülmüştür. İsviçre Medenî Kanununda mal reji­minin sona ermesinden önceki beş yıl içinde yapılan kazandırmaların edinilmiş mallara eklenmesi kabul edilmiştir. Bu hüküm mirasta tenkise tâbi tasarruflara ilişkin 565 inci maddenin (3) numaralı bendi hükmüne paralel olarak kaleme alın­mıştır. İsviçre’de tenkisle ilgili bu maddeyi karşılayan İsviçre Medenî Kanununun 527 nci maddesinin (3) numaralı bendinde de bizden farklı olarak beş yıllık süre esas alınmıştır. Tenkisle ilgili olarak 565 inci madde ile paralellik sağlamak üzere, bu maddede, İsviçre’den farklı olarak son beş yıl içindeki değil son bir yıl içindeki kazandırmaların edinilmiş mallara ilâvesi kabul edilmiştir.

Maddenin (2) numaralı bendinde, edinilmiş mallara eklenmesi gereken değer­lerden ikincisi olarak, bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin payını azaltmak amacıyla yaptığı devirler değerlendirilmiştir. Burada da bir önceki bentte olduğu gibi mirasta tenkise tâbi tasarruflar arasında yer alan “saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan temliklere” benzer bir hüküm getirilmiştir. Eşlerden birinin mal rejiminin devam ettiği süre içinde diğer eşin edinilmiş mallar­dan pay almasını azaltmak üzere yaptığı devirler de tasfiye sırasında edinilmiş mallara, hiç devir edilmemiş gibi eklenecektir

12- Kişisel Mallar İle Edinilmiş Mallar Arasında Denkleştirme

Kural olarak kişisel mallara ilişkin borçların kişisel mallardan, edinilmiş mallara ilişkin borçların da edinilmiş mallardan karşılanması gerekir.

4721 sayılı T.M.K’un 230. .maddesine göre ” bir eşin kişisel mallara ilişkin borç­ları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.

4721 sayılı T.M.K’un 230. maddesi açıkça denkleştirme istenebileceğinden söz etmektedir. Kanaatimize göre dekleştirme isteğe bağlı olup istek olmaksızın denk­leştirme yapılmaması gerekecektir..

Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi ke­sime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır.

Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.

Örneğin; eşler 01.01.2002 den sonra evlenmişle, seçimlik mal rejimlerinden biri­ni seçmemişler yani yasal mal rejimi olan edinilmiş mal rejimini kabul etmişlerdir. Kocanın evlenmeden önce ölen babasından kalan 800 lira değerinde bir arsası var­dır. Koca evlilik birliğinin devamı boyunca çalışması karşılığı 400 lira para biriktir­miştir. Koca babasından miras kalan arsayı 800 liraya satıp 400 lirayı da ekleyip 1200 liraya kendi adına bir ev almıştır. Eşler daha sonraki bir tarihte boşanmışlardır. Evin tasfiye sırasında değeri 2400 liradır. Kişisel malın edinilmiş mala katkı oranı 2/3 oranındadır. 1.600 lira kocanın kişisel malı 800 lira da artık değerdir. 800 liralık artık değer eşler arasında eşit olarak paylaşılacaktır.

Her bir eşin edinilmiş malvarlığının belirlenebilmesi için, tasfiye sırasında ilgili eşin kişisel malları ile edinilmiş mallan arasındaki alacak borç ilişkileri göz önüne alınmalıdır.

Maddenin birinci fıkrası, bir eşin mal gruplarıyla ilgili bir borcun diğer mal grubundan ödenmesi hâlinde tasfiye sırasında bunun denkleştirileceğini düzenle­mektedir. Buna göre bir eşin kişisel mallarına ilişkin borçlarının edinilmiş mallar­dan veya edinilmiş mallarına ilişkin borçları kişisel mallardan ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme yapılacak, edinilmiş mallarda bu yüzden meydana gelen artma ya da eksilme hesaba katılacaktır.

Maddenin ikinci fıkrası, eşin borçlarının hangi mal kesimine ait ise sadece o ke­simi yükümlülük altına sokacağını hükme bağlamıştır. Aynı fıkrada hangi kesime ait olduğu anlaşılmayan borçlar bakımından bu borcun edinilmiş mallara ilişkin olduğu hususunda bir karine getirilmiştir. Burada adî bir karine söz konusudur. Aksini iddia eden ispatla yükümlüdür.

Maddenin üçüncü fıkrasında, denkleştirmenin değerlendirmesi açısından naza­ra alınacak ölçüler ve zaman konusunda bir hüküm getirilmiştir. Buna göre bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunması­na katkıda bulunulmuşsa, denkleştirmede katkı oranına ve tasfiye sırasında mal mevcut ise bu andaki değeri, mal daha önce elden çıkmışsa, hakkaniyet ölçüleri göz önünde tutulmak suretiyle belirlenecek değeri esas alınacaktır.

13- Artık Değer

Artık değer dört unsurdan oluşmaktadır. Birincisi; varsa edinilmiş mala eklen­mesi gereken değerler (TMK’un 229. maddesi), ikincisi; denkleştirme sonunda varsa artık değer (TMK’un 230. maddesi), üçüncüsü o eşin edinilmiş mallarının toplamın­dan, dördüncüsü; bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan miktardır.

Artık değer = Edinilmiş mallara eklenmesi gereken değerler (T.M.K’un 229 .maddesi) + (T.M.K’un 230 .maddesine göre dekleştirme sonucu eklenecek değerler) (eksi bir değer olması halinde nazara alınmaz) + edinilmiş malların toplamından -bu mallarla ilgili borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır.. Artık değer hesapla­masında denkleştirme sonunda bir edinilmiş mallardan bir eksilme yapılması söz konusu olmaz. Artık değer hesabı yapılırken T.M.K.’unun 229 ve 230. maddeleri gereğince yapılacak hesaplama sonunda eklenmesi gereken bir değer ortaya çık­mamış veya eksi bir değer ortaya çıkmışsa hesaplamada nazara alınmayacaktır.

14-  Sürüm Değeri ve Değerin Belirlenmesi Zamanı

Sürüm değeri bir malın raiç bedeli, malın satılabilirlik ederi, satış anındaki pa­rasal karşılığı anlamındadır.

4721 sayılı T.M.K’un 232. .maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde malın tasfi­ye sırasındaki sürüm (rayiç) değerleri esas alınacaktır. 4721 sayılı T.M.K’un 235. mad­desinin birinci fıkrası katılma rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mal­ların, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılacağını öngörmüştür. Burada malların 232 nci maddede öngörülen sürüm değerlerinin hangi andaki sürüm değeri olduğu hükme bağlanmak istenmiştir. Maddede o an, tasfiye anı olarak öngörülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası yapılacak hesaplamada, edinilmiş mallara eklenecek olan malların değerinin ise, bu malın temlik edildiği tarihe göre belirleneceğini öngörmüştür.

15-  Gelir Değeri

4721 sayılı T.M.K’un 233.maddesine göre “bir eşin malik olarak bizzat işletmeye devam ettiği veya sağ kalan eş ya da altsoyundan birinin kendisine bir bütün olarak özgülenmesini istemeye haklı olduğu bir tarımsal işletme için değer artışından ala­cağı pay ve katılma alacağı, bunların gelir değeri göz önünde tutularak hesaplan­maktadır”. Bir bütün olarak özgülenecek bir tarımsal işletme söz konusu olduğunda değer artışından alınacak pay ve katılma alacağını bunların gelir değerine göre hesaplanacaktır. Eşlerden biri, bir tarımsal işletmeyi bizzat işletmeye devam ettiği veya böyle bir tarımsal işletmenin sağ kalan eşe ya da altsoyundan birine bir bütün olarak Özgülendiğinde, tarımsal işletme için değer artışından bu kişinin alacağı pay ve katılma alacağı bu tarımsal işletmenin gelir değeri esas alınarak hesaplanacaktır.

Tarımsal işletmenin maliki veya mirasçıları, diğer eşe karşı ileri sürebilecekleri değer artışı payının veya katılma alacağının, işletmenin sadece sürüm değeri üzerin­den hesaplanmasını isteyebilir. Tarımsal işletmenin malik veya mirasçılarına, diğer eşe karşı ileri sürebilecekleri değer artışı payının veya katılma alacağının, işletmenin sadece sürüm değeri üzerinden hesaplanmasını isteme yetkisini tanımıştır.

Değerlendirmeye ve işletmenin kazancından mirasçılara pay ödenmesine ilişkin miras hukuku hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.

4721 sayılı T.M.K’un 233.maddesine göre özel hâl ve koşulların gerektirdiği du­rumlarda hesaplanan değerin uygun bir miktarda arttırılmasını mümkündür. Sağ kalan eşin geçim koşulları, tarımsal işletmenin alım değeri, tarımsal işletme kendi­sine ait olan eşin yaptığı yatırımlar ve bu eşin malî durumlarını özel hal olarak sa­yılmıştır. Bunlar göz önünde tutulmak suretiyle hesaplanan değer gerektiğinde uygun bir miktarda artırılabilecektir.

16-  Artık Değere Katılma

Artık değere katılma ya kanuna göre ya da sözleşmeye göre olmaktadır a. Kanuna göre

4721 sayılı T.M.K’un 236. maddesine göre “her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yansı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir”.

Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık de­ğerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Her eş diğer eşe ait artık değerin yarısı oranında hak sahibidir. Eşlerden birinin ölmesi hâlinde bu istem hakkı ölen eşin mirasçılarına aittir.

Tasfiye sonunda eşlerin birbirinden alacakları bulunması hâlinde, artık değere ilişkin alacak ile bu alacakların takas edilmesi esası benimsenmiştir.

Sözleşmeye göre

4721 sayılı T.M.K’un 237. maddesine göre mal rejimi sözleşmesiyle artık değere katılmada başka bir esas kabul edilebilir. Ancak “bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez”

Eşlere isterlerse artık değerin paylaştırılması hususunda mal rejimi sözleşmesi yapmak suretiyle başka bir esasın kabul edilirler. Bunun sonucu olarak eşler yarı yarıya paylaşım yerine başka oranlar kabul edebileceklerdir.

Edinilmiş malların önemli bir bölümünü eşlerden birisinin malvarlığındaki artı­şın oluşturması ve mal rejimi sözleşmesiyle bunun tamamının sağ kalan eşe kalma­sının öngörülmesi hâlinde, ölen eşin mirasçılarının bundan zarar görecekleri tabiî­dir. Bu nedenle maddenin ikinci fıkrası bu tür anlaşmaların, eşlerin müşterek olma­yan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını ihlâl edemeyeceğini ön­görmektedir. Bu hükümle eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle, ortak olmayan çocukla­rın saklı paylarını ihlâl edecek çözümler getirmeleri önlenmiştir.

T.M.K.’unun 506/1. maddesine göre saklı pay altsoy için yasal miras payının ya­rısıdır.

Mal rejimi sözleşmesiyle eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoyla­rının saklı payları yukarda belirtilen oran aşılarak bertaraf edilemeyecektir.

c- İptal, boşanma veya hükmen mal ayrılığında geçilmesinde artık değere ka­tılma

4721 sayılı T.M.K’un 237. maddesine göre “Evliliğin iptal veya boşanma sebe­biyle sona ermesi veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, ka­nundaki artık değere katılmaya ilişkin düzenlemeden farklı anlaşmalar, ancak mal rejimi sözleşmesinde bunun açıkça öngörülmüş olması hâlinde geçerlidir”.

Evlenmeyi sürdürmek asıl olduğundan eşler genelde boşanmayı düşünmezler. Mal rejimi sözleşmesinde öngörülen farklı paylaşım şekilleri, özünde bundan yarar­lanan eşe bir atıfet, mükâfat niteliğindedir. Dolayısıyla buna ilişkin sözleşme hü­kümlerinin boşanma veya evliliğin iptali sebebiyle son bulması veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş hâllerinde uygulanabilmesi için, bunun sözleşmede açıkça öngörülmüş olması gerekir. Bu nedenle maddede eşler arasındaki evliliğin iptali veya boşanma sebepleriyle veya edinilmiş mallara katılma rejimi yerine mah­keme kararıyla mal ayrılığına geçiş durumunda artık değere katılmanın farklı oran­larda olacağına ilişkin bir anlaşmanın geçerli olabilmesi, mal rejimi sözleşmesinde bu hususun açık bir şekilde belirtilmiş olması koşuluna bağlanmıştır. İsviçre Mede­nî Kanununun 217 nci maddesinde boşanma ve evliliğin iptali yanında ayrılık hâlide sayılmıştır. Fakat ayrılık ile evlilik sona ermediğinden bu konuda düzenleme yapılmamıştır.

17- Katılma Alacağının ve Değer Artış Payının Ödenmesi ve Faiz

4721 sayılı T.M.K’un 239. maddesine göre “katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değerleri esas alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir.

Katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir.

Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağı­na ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.

Eşlerden birinin katılma alacağının derhâl ödenmesi, borçluyu ciddî güçlüklere sokabilir. Borçlunun bir ticarî işletme işletmesi ve nakit sıkıntısı çekmesi hâlinde böyle bir durum söz konusudur. Bu tür sakıncaları gidermek amacıyla katılma ala­cağının ve değer artış payının derhâl ödenmesinin borçlu eş için ciddî güçlükler doğuracağı hâllerde, borçlu eşe ödemelerin uygun süre ertelenmesini isteme yetkisi tanınmıştır.

Katılma alacağı ve değer artış payına, aksine anlaşma olmadıkça faiz yürütül­mesini ve koşulların gerektirmesi hâlinde borçlu eşten güvence istenmesini olanaklı kılınmıştır.

G- AİLE KONUTU VE EV EŞYASI

4721 sayılı T.M.K’un 240. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olmak ve sağ kalan eşin katılma alacağı karşılığı olmak koşuluyla “sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir” Kanaatimize göre konutun ölen eşe ait edinilmiş mal olması gerekir. Edinilmiş mallara tabi ol­mayan ve mülkiyeti ölen eşe ait olan konut bakımından sağ kalan eşin T.M.K.’unun 240 maddesine göre kendisine intifa veya oturma veya ayni hak tanınması isteği olmaması gerekir. Eşler arasında mal rejimi sözleşmesi yapılış ve başka bir düzen­leme yapılmışsa o düzenlemeye göre sağ kalan eşe tanınan hakların uygulanması gerekir.

Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.

Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçıları­nın istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanı­nabilir.

Haklı sebeplerin neler olabileceği belirlenmemiştir. Her somut olaya göre bu sebeplerin haklı olup olmadığı hâkim tarafından değerlendirilecektir.

Sağ kalan eş, miras bırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu haklan kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat