Cumhuriyet Savcısının Temyiz Süresi ve Eski Hale Getirme

Ceza Genel Kurulu 2010/7-116 E., 2010/136 K.

Sanık Ali’nin, 1072 sayılı Yasa’nın 2/1-2. maddesine aykırı davranma suçundan beraatına ilişkin, (Kartal Birinci Sulh Ceza Mahkemesi)’nce

verilen 14.12.2006 gün ve 822-653 sayılı hüküm, yerel Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay Yedinci Ceza Dairesi’nce 18.03.2010 gün ve 16944-4885 sayı ile;

“…Cumhuriyet Savcısının yasal süresinden sonra 30.01.2007 tarihli temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 310 ve 317. maddeleri gereğince istem gibi reddine”

Daire Üyeleri Muvaffak Tatar ve Orhan Koçak’ın;

w Temyiz edilen hükümde yasa yollarına başvuru yöntemi usulüne uygun olarak açıklanmadığından, Cumhuriyet Savcısının temyizinin süresinde olduğu görülmekle red kararına katılmıyoruz” yönündeki karşı oylarıyla ve oyçokluğuyla karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise, 12.05.2010 gün ve 97707 sayı ile;

“…Anayasa’nın 40/2. maddesindeki;’Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır’ hükmüne, 5271 sayılı Yasa’nın 34/2. maddesindeki; ^

^Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir’ hükmüne, 232/6. maddesindeki; ‘ Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir’ hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan, kanun yollarına başvurma hakkı başlıklı;

5271 sayılı Yasa’nın 260/1. maddesinde; ‘”Hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet Savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır’ hükmüne,

5271 sayılı Yasa’nın 264/1. maddesinde’Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz… ‘hükmüne,

c) 5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 310/3. maddesinde ise;

\Sulh mahkemelerinin temyizi kabil kararları, yargı çevresi içinde bulundukları asliye ve ağır ceza mahkemeleri nezdindeki Cumhuriyet Savcıları tarafından, tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz edilebilir’ hükmünü amirdir.

Yasal mevzuat incelendiğinde;

1- 5271 sayılı Yasa’nın 34/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarında, başvurulacak yasa yolunun süresi, mercii ve başvuru şeklinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklanmasının zorunlu olduğu görül-

mektedir. Anılan usule uyulmadan verilen kararlar, taraflara başvuru hakkı bildirilmemesi hükmünde olup, ilgilisine yeniden kanun yoluna başvuru hakkı verdiği gibi, yasal süresinden sonra yapılmış kanun yolu başvurularının ise süresinde kabulünü gerektirmektedir. Nitekim, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.04.2009 gün ve 2008/7-14 Esas; 2009/98 Karar sayılı, 22.12.2009 gün ve 2009/1-233 Esas; 2009/305 Karar sayılı hükümlerinde de belirtildiği üzere uygulama bu yönde istikrar kazanmıştır.

2- 5271 sayılı Yasa’nın 260. maddesinde ise, kanun yoluna başvurabilecekler teker teker sayılmış olup, Cumhuriyet Savcılarının da kanun yoluna başvurabilecekleri açıkça belirtilmiştir. Madde metninin başlığı da dikkate alındığında, kanun yoluna başvurunun Cumhuriyet Savcıları açısından bir hak teşkil ettiği görülmektedir.

Bununla birlikte, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 05.02.2008 gün ve 2007/7 Esas; 2008/13 Karar sayılı kararında, Cumhuriyet Savcılarının gerek kişisel, gerekse mahkeme tarafından yanılgıya uğratılması sonucunda, 5271 sayılı Yasa’nın 264/1. maddesi kapsamında, hak sahibi sayılıp sayılmadığına ilişkin yapılan itiraz üzerine verilen kararda, ‘… Yasa yollarına başvuruya hak sahibi olanların tümü sayılmak ve Cumhuriyet Savcıları da bunlar içerisinde hatta en başta sıralanmak suretiyle * Başvurma Hakkı’ ortak başlığıyla yasa hükmü düzenlendiğini, devamı 261. maddede * avukatın başvurma hakkı’ndan, 262. maddede ‘yasal temsilcinin ve eşin başvurma hakkı’ndan söz ederek, yhak’ ortak tanımını tüm süjeler için benimsediğini, 5271 sayılı CYY’ntn 290. maddesindeki düzenlemede * sanığın yararına olan hukuk kurallarına aykırılık, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet Savcısına hak vermez’ tanımıyla C.Savcısının yasa yoluna başvurmadaki konumunu*hak’kapsamında değerlendirdiğini pekiştirerek gösterdiğini, 298. maddesinde de ‘ Yargıtay… temyiz edenin buna hakkı olmadığını… saptarsa temyiz istemini reddeder’ hükmü ile, Cumhuriyet Savcılarını dahi kapsar bir düzenlemeyi benimseyerek müesseseyi, *hak’ mahiyetinde değerlendirdiği… Öğreti ve uygulamada, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve tüm ceza mevzuatını yenileyerek onun yerine geçen ve daha sonraki evrede artan bir hızla devam eden değişim karşısında, yasa yolu düzenlemelerinin kapsamının yasalardaki yetersizlik ve karmaşa itibariyle Yargıtay İçtihatlarıyla belirlendiği gerçeği de gözetildiğinde, Cumhuriyet Savcılarının da yasa yolu belirlemelerinde yoğunlukla yanılgıya

düşebildiğinin, bir gerçek olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak, Cumhuriyet Savcılarının kanun yollarına başvurma fiillerinin yetki ve sorumluluk olarak değil de hak sahibi olarak kabulü ile 5271 sayılı Yasa’nın 264/1. maddesi kapsamında hak sahibi sayılıp, yanılmadan yararlanacağına hükmetmiştir.

3- Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, mahkeme tarafından verilen hükümdey Dair verilen karar Yargıtay yolu açık olmak üzere, şüphelinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı’ denilmek suretiyle, yasa yollarının şekli, süresi ve yönteminin usulüne uygun olarak açıklanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, hükümde bir yanılgının doğduğu açıktır. Anılan hüküm, bu hali ile bir hakkın bildirilmemesi hükmünde olup, hak sahibi sıfatıyla yerel Cumhuriyet Savcısı yasal süresinden sonra hükmü temyiz etmiş ise de, bu yanılgıdan istifade ile temyiz dilekçesinin süresinde kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Anlatılan bu sebeplerle, yerel Cumhuriyet Savcısının temyiz dilekçesinin süresinde kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılacaktır” görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasına ve dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daire’ye gönderilmesine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığı’na gönderilmekle, Ceza Genel Kuru-lu’nca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Sanık Ali’nin, 17.07.2006 tarihinde, işyerinde kişileri talih oyununa yönlendirici maksatla imal edilmiş bir adet sigara makinesi bulundurmak suretiyle 1072 sayılı Yasa’nın 2/1-2. maddesine aykırı davranma suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, sanığın beraatına karar verilen olayda; Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında çözümü gereken uyuşmazlık, sulh ceza mahkemesince 14.12.2006 tarihinde tefhim edilmiş bulunan hükme yönelik olarak, Cumhuriyet Savcısı tarafından 30.01.2007 tarihinde yapılmış bulunan temyiz başvurusunun; hükmü içeren gerekçeli kararın Cumhuriyet Savcısına bir ay içerisinde gönderilmemiş olması veya yasa yolu bildirimindeki eksiklik nedenleriyle, süresinde sayılıp sayılmayacağının belirlenmesine ilişkindir.

Dosya incelendiğinde;

Kartal Birinci Sulh Ceza Mahkemesi’nce 14.12.2006 tarihinde tefhim edilen beraat hükmündeki yasa yolu bildiriminin; “… verilen karar Yargıtay yolu açık olmak üzere, şüphelinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı” şeklinde olduğu,

Dosyada, Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılmış bir “görüldü şerhi” bulunmadığı gibi, Cumhuriyet Savcısı katılmaksızın verilmiş olan bu hükmün, Cumhuriyet Savcısına ne zaman gönderildiğinin de dosya içeriğinden belir-lenemediği,

Buna karşılık; 30.01.2007 tarihinde verdiği dilekçe ile hükmü sanık aleyhine temyiz eden yerel Cumhuriyet Savcısının temyiz dilekçesinde, gerekçeli kararın 26.01.2007 tarihinde görüldüğünün belirtildiği,

Anlaşılmaktadır.

5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CYUY’nin 310. maddesinin 3. fıkrasında; “Sulh mahkemelerinin temyizi kabil kararları, yargı çevresi içinde bulundukları asliye ve ağır ceza mahkemeleri nezdindeki Cumhuriyet Savcıları tarafından, tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz edilebilir” şeklinde yer alan hüküm, sulh ceza mahkemesinin temyiz edilebilir kararlarının, yargı çevresi içerisindeki Cumhuriyet Savcıları tarafından tefhim tarihinden itibaren bir ay içerisinde temyiz edilebileceklerini amirdir. 5271 sayılı CYY’nin aynı konuyu düzenleyen hükmü ise, yürürlüğe girmiş bulunmasına karşın, henüz uygulama yeteneğini kazanmamıştır.

Öte yandan, 5271 sayılı CYY’nin 264. maddesinde; *(1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.

(2) Bu halde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhal görevli ve yetkili olan mercie gönderir” hükmüne yer verilmiş,

Ceza Genel Kurulu’nun, 22.12.2009 gün ve 233-305 sayılı ve 11.03.2008 gün ve 45-48 sayılı kararlarında; Cumhuriyet Savcısının da yasa yolu veya merciinin belirlenmesinde hataya düşürülmesi veya düşmesi durumunda, bu yanılmanın başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağına karar verilmiş, varılan bu sonucun gerekçesi ise; 1412 sayılı CYUY’nin benzer düzenleme içeren 293. maddesinin Cumhuriyet Savcıları hakkında uygulanmasını engelleyen, 22.01.1962 gün ve 2-1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının; 5271 sayılı CYY’nin 264. maddesinin, ” Tasan, hakim ve mahkeme kararlarında hukuka aykırılık ve yanlışlık olabileceğini kabul ve bunlara karşı kanun yollarını açık tutarken, Cumhuriyet Savcısı dahil başvuru hakkı olanların da mercide veya kanun yolunun belirlenmesinde yanılgıya düşebileceklerini öngörmüş ve bunu karşılamak üzere bu maddeyi getirmiştir.

Madde uyarınca, Cumhuriyet Savcısının, şüpheli veya sanığın, avukatın, davaya katılanın, yasal temsilcinin veya eşin kabulü gerekli bir kanun yolu istemi salt merciin veya kanun yolunun belirlenmesinde yanılgı nedeniyle, başvuranın hukukunu ihlal etmeyecek, dilekçe veya tutanağın verildiği mercii bunu, zaman yitirmeden, yetkili ve görevli mercie gönderecektir.

Cumhuriyet Savcılarının yoğun ve ağır bir iş yükü altında bulunmaları nedeniyle yanılgıya düşmeleri olasıdır. Öte yandan, Cumhuriyet Savcılarının kanun yolu başvurulannın toplum yararına, toplumun hukukunu bozan bir durumun düzeltilmesini sağlama amacına yönelik olduğu ve sanık lehine de başvurabilecekleri düşüncesiyle, bu konuda sınırlama koyan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.01.1962 gün ve 2-1 sayılı kararını aşmak üzere, madde açık hüküm getirmiştir” şeklindeki gerekçesinde yer alan açıklık karşısında geçerliliğini yitirdiği kabul edilmiştir.

5271 sayılı CYY’nin 264. maddesinde, hiçbir istisnaya yer vermeksizin, yasa yoluna başvuru hak ve yetkisine sahip olanların mercide yanılgılarının, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağına ilişkin açık düzenlemesi karşısında, C.Savcısının da mercide yanılgı halinde bu haktan yararlanacağı yönünde kuşku bulunmamakta ise de, tefhim veya tebliğ edilen kararlarda yasa yolu bildirimindeki eksikliğin C.Savcısına bu eksikliği giderecek yeni bir tebligat yapılmasını veya bu eksik bildirimden doğan sonuçlardan C.Savcısının da yararlanıp yararlanamayacağına gelince;

5320 sayılı CYY’nin Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa’nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Yasa’nın 310. maddesinin 3. fıkrasında, sulh ceza mahkemelerinin temyizi kabil kararlarının C.Savcıları tarafından tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz edilecekleri hükmüne yer verilmiştir. Tefhimle başlayacağı açıkça belirtilen bir aylık sürenin* başlangıcı veya sürenin değiştirilmesi hiçbir koşulda olanaklı olmayıp, bu husus Yargıtay CGK’nın 16.11.2007 gün ve 167-122 sayılı kararında da hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirtilmiştir.

Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nin 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, hüküm veya kararlarda başvurulacak yasa yolu, merci, süresi ve şeklinin hiçbir kuşkuya yer verilmeksizin belirtilmesi zorunlu olup, bu zorunluluğa uyulmaması 5271 sayılı CYY’nin 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni oluşturmaktadır. Ancak 5271 sayılı CYY’nin 40. maddesi incelendiğinde, maddede açıkça, kişilerin eski hale getirme isteminde bulunabileceği ve kişilerin kusursuz sayılacağı belirtilip, bir makam olan C.Savcılığı’ndan bahsedilmediği görülmektedir. Yasa koyucunun, kişilerden bahsedip, bir makam olan C.Savcılığı’na yer vermemesi rastlantı olmayıp, 5235 sayılı Yasa’nın 17. maddesinin 2. fıkrasında, yasa yollarına başvurmayı C.Savcısma bir görev olarak yükleyen düzenlemeden kaynaklanan bilinçli bir tercihtir.

Yasa yolundaki eksik bildirimin, kişiler yönünden eski hale getirme nedeni oluşturmasından dolayı, yasa yoluna başvuru hak ve yetkisi bulunan kişilere mevcut eksikliği giderecek şekilde, yeni bir tebligat yapılarak, eski hale getirme yöntemiyle açılmış bulunan bir yasa yolu davasının incelenmesi olanaklı ise de, bir makam olan C.Savcılığı’nın bu haktan yararlanması, yasal olarak olanaklı değildir.

Gerekçeli kararın Cumhuriyet Savcısına bir aylık sürenin dolmasına çok yakın bir zamanda veya bir aylık sürenin dolmasından sonra gönderilmesi halinde, birtakım hak kayıplarının doğabileceği ileri sürülebilir ise de, 5271 sayılı CYY’nin 232/3. fıkrası uyarınca, hükmün gerekçesi tümüyle tutanağa geçmemişse, açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde yazılarak dosyaya konulması zorunlu bulunduğundan, yasa hükümlerine uygun davra-nılması halinde herhangi bir hak kaybı da doğmayacak, diğer yönden bu şekilde kesinleşen bir hükümdeki hukuka aykırılıklar da olağanüstü bir yasa yolu olan yasa yararına bozma yöntemiyle denetlenebilecektir.

Yasa yolu bildiriminde, C.Savcısı yönünden yapılan eksikliğin eski hale getirme nedeni oluşturmaması ve 1412 sayılı CYUY’nin 310. maddesinde tefhimle başlayan bir aylık hak düşürücü sürenin, hakim tarafından hiçbir koşulda değiştirilme olanağının bulunmaması karşısında, Kartal Birinci Sulh Ceza Mahkemesi’nin 14.12.2006 tarihli kararını yasal bir aylık süreden sonra

26.01.2007 tarihinde öğrendiği ve 30.01.2007 tarihinde temyiz ettiği anlaşılan Kartal Cumhuriyet Savcısının temyiz istemi süresinde bulunmadığından, Özel Daire’ce, temyiz isteminin 1412 sayılı CYUY’nin 310 ve 317. maddeleri uyarınca red edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

Sonu ç: Açıklanan nedenlerle,

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2010 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...