Ceza davasında süreler nasıl hesaplanmalıdır?

Kanun tarafından öngörülmüş veya mahkemece verilmiş bir süre hesaplanırken, tebligatın yapıldığı günün ertesi gününden itibaren günler sayılmaya başlanır. Yani tebligatın ertesi günü 1. gün olarak kabul edilecektir ve günler adeta parmak hesabıyla sayılıyormuş gibi sayılacaktır. Örneğin 8 Nisan günü tebliğ alınan bir mahkeme kararı, 7 gün içinde temyiz edilmelidir. Bu durumda 15 Nisan günü mesai bitimine kadar temyiz talebi ilgili mercie iletilmiş olmalıdır.

Eğer söz konusu süre hafta, ay veya yıl olarak belirlenmişse süreler daha farklı hesaplanacaktır; son hafta, ay veya yılın karşılığı olan zamanda sona erecektir. Örnek vermek gerekirse: pazartesi günü 2 haftalık bir süre verilmişse o süre, iki hafta sonraki pazartesi günü iş saatinin bitiminde sona erecektir. 16 Ekim’de 1 aylık süre verilmişse bu süre 16 Kasım’da sona erer. 15 Mayıs 2010’da başlayan 5 yıllık bir süre söz konusuysa bu süre de 15 Mayıs 2015’te bitecektir.

Eğer sürenin son günü hafta sonuna, bayrama veya resmi tatil olan başka bir güne gelirse söz konusu süre, takip eden günün sonunda bitecektir.

Her sene yazın sonunda adli tatil vardır. Adli işlemler adli tatil bittikten sonra yapılmaya başlanır. Kural olarak adli tatilde adli işlemler yapılmaz (adli tatilde de istisnaen yapılabilen işlemlerin mevcut olduğu unutulmamalıdır). Eğer adli tatil başlamadan önce kişiye tebligat gelmişse ve süre işlemeye başlamışsa tatilin bittiği günden itibaren 3 gün daha uzamış sayılır. Eğer adli tatilin son günü pazara rastlarsa bu ek 3 günlük süre, ertesi günden itibaren işlemeye başlar ve 3 gün sonra son bulur. Adli tatilde başlayan süreler ise hiç işlemeyecektir. Kişi adli tatil içerisinde bir tebligat alırsa bu durumda süre işlemeye başlamayacaktır; adli tatilin içinde yapılmış tebligatlarla ilgili süre, adli tatilin son gününü takip eden günden itibaren işlemeye başlar.

CategoryMakale
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat