ÇEYİZ VE ZİYNET ALACAĞI DAVASI

DAVALI KOCANIN ZİYNETLERİN DAVACI KADIN TARAFINDAN İADE EDİLMEMEK ÜZERE VERİLDİĞİNİ KANITLAMASI GEREKTİĞİ

DAVALIYA DELİLLERİ SORULUP TOPLANARAK SONUCUNA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

HÜKMÜN BOZULMASI

T.C YARGITAY

Hukuk Genel Kurulu

Esas: 2012 / 6-1849

Karar: 2013 / 1006

Karar Tarihi: 03.07.2013

ÖZET: Davalı kocanın ziynetlerin, davacı kadın tarafından iade edilmemek üzere verildiğini kanıtlaması gerekir. Başka bir anlatımla; davalı eş tarafından bozdurulan ziynet eşyalarının davacı kadın tarafından iade edilmemek üzere verildiğine ilişkin ispat yükü davalı eşte olduğuna göre, davalıya bu husustaki delilleri sorulup toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.(4721 S. K. m. 6) (6100 S. K. m. 190) (YHGK. 05.05.2004 T. 2004/4-249 E. 2004/247 K.)

Dava: Taraflar arasındaki <ziynet ve çeyiz eşyalarının mevcutsa aynen, değilse bedelinin tahsili> davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gölcük 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.09.2011 gün ve 2010/102 E., 2011/579 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 06.03.2012 gün ve 2012/335-3495 sayılı ilamı ile;

(…Uyuşmazlık, bir kısım ziynet eşyaları ile ev eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsiline ilişkindir: Mahkemece yargılama sırasında tutanakla teslim edilen ev eşyaları hakkındaki dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ziynet eşyaları hakkındaki davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacı vekilinin evlilik birliği içinde bozdurulan ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;

Davacı vekili, taraflar arasında görülen boşanma davasında 6.11.2008 tarihinde açtığı karşılılık davada davalının, müvekkilesini evden kovarak peşi sıra boşanma davası açtığını, evlilik birliği içinde davalının davacının ihtiyaçlarını karşılamadığını, mobilyalarının davalıda kaldığını, takıların düğünün hemen arkasından satıldığını, son olarak Trabzon işi takıların otomobil alınmak için bozdurulduğunu belirterek, satılan ve bedelleri davalı tarafından kullanılan takılar ile mobilyaların aynen idesini, mümkün değilse 30.000 TL takı bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davacının evden ayrılırken akrabalarını çağırdığını, eşyalarını toplayarak arabaya yerleştirdiklerini, davacının olağan şartlar altında davalı ile bir tartışma yaşanmadan evden ayrıldığını, evlenmelerinden sonra davacının ziynet eşyalarını zaten hiç takmadığını, davacı bir kısım ziynetlerinin bozdurularak eşya alındığını iddia etmiş ise de, söz konusu ev eşyalarını da 15.3.2010 tarihli tutanakla teslim aldığını, davada mükerrer taleplerde bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre, evden ayrılış biçimi itibariyle davacı, dava konusu ettiği ziynet eşyalarını beraberinde götürebilecek koşullara sahip ise de, söz konusu ziynetlerin evlilik birliği içinde davalı tarafından bozdurularak kullanıldığını iddia etmiş, davalı vekili de cevap dilekçesinde altın bozdurularak alınan ev eşyalarının davacıya iade edildiğini belirterek, bir kısım ziynetlerin bozdurulduğunu tevil yolu ile ikrar etmiştir. Dinlenen davacı tanıkları da ziynet eşyalarının bozdurularak davalının kredi borçlarının, düğün ve balayı masraflarının ödendiğini, davalının babası için alınan eve katkı sağlamak amacı ile kullanıldığını, davacının ailesinin evine üzerinde hiçbir ziynet eşyası olmadan döndüğünü beyan etmişlerdir. Dava konusu ziynetlerin evlilik birliği içinde bozdurulduğu mahkemenin de kabulündedir. Hükmün gerekçesi davalı tarafından da temyiz edilmemiştir. Bu durumda davada ispat külfeti yer değiştirmiştir. Davalı, iade edilmemek üzere söz konusu ziynet eşyasının kendisine verildiğini kanıtlamadıkça iade ve tazmin ile yükümlüdür. O halde mahkemece davalıdan ziynetlerin iade edilmemek üzere alındığına ve ayrıca davacıya teslim edilen eşya alımında da kullanıldığına ilişkin delilleri sorulup toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir…. )

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

Karar: Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, ziynet ve çeyiz eşyalarının mevcutsa aynen değilse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Davacı kadın vekili, taraflar arasında görülen boşanma davasında 06.11.2008 tarihinde açtığı karşılılık davada davalı kocanın, müvekkili olan kadını evden kovduğunu, daha sonra boşanma davası açtığını, evlilik birliği içinde davacının ihtiyaçlarını karşılamadığını, ev ve çeyiz eşyalarının davalıda kaldığını, ziynetlerin düğünün hemen arkasından satıldığını, son olarak Trabzon işi altın setinin otomobil almak için davalı tarafından bozdurulduğunu belirterek, ziynetleri ile ev ve çeyiz eşyalarının aynen idesini mümkün değilse 30.000 TL bedelin tahsilini istemiştir.

Davalı koca vekili, davacının evden ayrılırken akrabalarını çağırdığını, eşyalarını toplayarak arabaya yerleştirdiklerini, davacının olağan şartlar altında davalı ile bir tartışma yaşanmadan evden ayrıldığını, evlenmelerinden sonra davacının ziynetleri hiç takmadığını, ziynetlerin düğünden sonra davacının tanıdığı kuyumcularda bozdurularak, balayı ve davacının düğün nedeniyle yapmış olduğu masrafların karşılandığını, dava konusu ev ve çeyiz eşyalarının da 15.3.2010 tarihli tutanakla davacıya teslim edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, dava konusu edilen Trabzon seti dışındaki ziynetlerin evlilik birliği içerisinde bozdurulduğu ancak, davacı kadının bu ziynetleri kendi rızası ile davalı kocaya verdiği ve davacı kadının ziynetlerin iade edilmek üzere bozdurulduğunu kanıtlayamadığı, Trabzon setinin evlilik birliği içerisinde bozdurulmadığı ancak bu ziynetin de kadının siyanetine terk edildiği, davacı kadının evden zorla kovulduğunu veya ziynetlerin zorla elinden alındığını kanıtlayamadığı, dava konusu edilen ev ve çeyiz eşyalarının ise 15.03.2010 tarihli tutanak ile davacı kadına teslim edildiğinin anlaşıldığı gerekçeleri ile ev ve çeyiz eşyaları hakkında talep konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ziynetler yönünden davanın reddine dair verilen karar; davacı kadının temyizi üzerine, Özel Daire’ce metni aynen yukarıda başlık bölümüne alınan ilam ile evlilik birliği içerisinde bozdurulduğu anlaşılan ziynetlere yönelik olarak bozulmuş; mahkemece, önceki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararının davacı kadın temyize getirmektedir.

Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, davalı erkek tarafından evlilik birliği içinde bozdurulduğu anlaşılan takıların iade edilmemek üzere verildiği hususunun ispat yükünün hangi tarafta olduğu noktasında toplanmaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), <İspat Yükü> başlıklı 6.maddesinde, <Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.> şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190.maddesinde ise: <İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.> şeklinde düzenlemelerine yer verilmiştir.

Öncelikle belirtilmelidir ki, evlilik sırasında kadına takılan ziynetler kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır.

Hukuk Genel Kurulu’nun 05.05.2004 gün ve 2004/4-249-247 E.,K. sayılı kararında da aynı ilke benimsenmiştir.

Yukarıda bahsedilen düzenlemelerden hareket edildiğinde, evlilik birliği içerisinde ortak giderler için bozdurulan ziynetlerin iade edilmemek üzere erkek eşe verildiği vakıasının ispatı halinde, davalı erkek lehine hak çıkacağından, ziynetlerin kadına iade edilmemek üzere bozdurulduğunu kanıtlama yükü de erkek eşe aittir. Öteki deyişle, ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere erkek eşe verildiğinin, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde koca ziynet eşyalarını iade yükünden kurtulur.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında bazı üyeler tarafından, olağan durumun aksini iddia eden tarafın ispat yükü altında bulunduğu, evlilik birliği içerisinde kadın tarafından bozdurulmak üzere rıza ile verilen ziynetlerinde iade edilmemek üzere verilmesi durumunun olağan olduğunu, dolayısıyla kadının evlilik birliği içerisinde bozdurulan ziynetlerin iade edilmek üzere, erkek eşe verildiğini kanıtlaması gerektiği, ispat yükünün kadında olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan gerekçelerle çoğunluk tarafından kabul edilmemiştir.

Bu durumda, yukarıda bahsedilen ilkeler ışığında olay değerlendirildiğinde; davalı kocanın ziynetlerin, davacı kadın tarafından iade edilmemek üzere verildiğini kanıtlaması gerekir. Başka bir anlatımla; davalı eş tarafından bozdurulan ziynet eşyalarının davacı kadın tarafından iade edilmemek üzere verildiğine ilişkin ispat yükü davalı eşte olduğuna göre, davalıya bu husustaki delilleri sorulup toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

O halde Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen <Geçici madde 3> atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, aynı kanunun 440.maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.07.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Dava, davacıya ait olup davalıda kaldığı iddia edilen ziynet eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsiline ilişkindir. Dava konusu edilen ziynet eşyalarının, davacının rızası ile müşterek evin ihtiyaçları için bozdurulup harcandığı davalı koca tarafından kabul edilmiştir. Mahkemece de bu beyan esas alınarak ziynet eşyalarına yönelik davanın reddine karar verilmiştir.

Evlilik birliği içerisinde davalı koca tarafından müşterek giderler için bozdurulan ziynet eşyalarının davacı kadının rızası ile bozdurulduğunun kabul edilmesi gerekir. Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesine göre <Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.> Türk Medeni Kanunu prensip olarak kadın erkek eşitliğini kabul etmiş bu nedenle de <eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılacaklarını> hüküm altına almıştır. Öte yandan <Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.> (TMK. md. 185/3)

Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. (TMK. m. 6) Kural olarak ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkarak tarafa aittir. (HMK m. 190/1)

Hemen bütün ilim adamlarının birleştiği ve Yargıtay uygulamasında kararlılık ifade eden ölçüye göre, isbat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. (Prof. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1968 sh.372; Prof. İlhan Postacıoğlu, Medeni Yargılama Usulü, 1970 sh.464; Prof. Necip Bilge, Hukuk Yargılamaları Usulü, 1967 sh.449; Prof. Sabri Şakir Ansay Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1957 sh.248-249; Prof. Saim Üstündağ, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1973 sh.378; H.G.K.nın 19.7.1967 gün ve 239-340 sayılı, 7.6.1974 gün ve 1972/84 sayılı kararları). İleri sürdürdüğü bir vakıadan lehine haklar çıkaran kimse iddia ettiği olayları ispat etmelidir.(Prof. Saim Üstündağ, age. 1973 sh.397)

Düğünde takılan ziynet eşyaları ve takılar kadına ait olup kişisel eşya niteliğindedir. Ziynet eşyaları nitelik itibariyle rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev’i dendir. Bu sebeple nitelikleri itibariyle kadında bulunduğu karine olarak kabul edilir. Olağanın aksini iddia eden ispatla yükümlüdür. Niteliği itibariyle davacı kadında bulunması gereken ziynet eşyalarının aile içerisinde ihtiyaç duyulması halinde bu eşyaları elinde bulunduran eşin rızası ile bozdurulması olağan olandır. Bu durum Türk Medeni Kanunun 185/3 ve 186/3 maddeleri gereğince davacı eş için aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu sebeple somut olayda ispat yükü davacı kadına aittin Davacı kadının kendisine ait ziynet eşyalarının rızası dışında ve iade şartıyla elinden alınıp bozdurulduğunu ispat etmesi gerekir. Davacı da kendisine ait olan ve kural olarak kendisinde bulunması gereken ziynet eşyalarının rızası dışında veya iade şartıyla davalı tarafından elinden alınıp bozdurulduğunu ispat edememiştir. Somut olayda ispat yükünün davalıda olduğuna ilişkin özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle ispat yüküne ilişkin genel kuraldan ayrılmayı gerektirecek bir sebepte bulunmamaktadır.

Davacı kadın evlilik birliği içerisinde ailenin ortak giderleri için malvarlığından rızasıyla yaptığı katkıyı geri isteyemez. Davacı kadının bu katkıyı kendisine ait ziynet eşyalarını bozdurarak yapmış olması sonucu değiştirmez. Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesinin somut olayda uygulanmamasını gerektirecek bir hukuki gerekçede yoktur.

Bu sebeplerle direnme kararı doğru olup, onanması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...