Sanığın Kendisine Görevi Gereği Verilen Kullanıcı Kodu Ve Şifre İle Sorgulama Yapması Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme Suçunu Oluşturmaz

Boşanma Davası Ziynetlerin Rızaen Harcandığı İddiası

Boşanma Davası Ziynetlerin Rızaen Harcandığı İddiası

YARGITAY 2. Hukuk Dairesi
ESAS: 2014/6278
KARAR: 2014/18791

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı (kadın) tarafından; her iki boşanma davası ile reddedilen ziynet alacağı davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Mahkemece davalı-davacı kadının tam kusurlu olduğu kabul edilerek davacı-davalı kocanın boşanma davasının kabulüne, davalı-davacı kadının boşanma davasının ise reddine karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, eşinin ailesini istemeyen, kayın validesine hakaret eden ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan davalı-davacı kadın yanında, birlik görevlerini ihmal eden davacı-davalı kocanın da az da olsa kusurlu olduğu ve evlilik birliğinin devamından davacı-davalı koca bakımından korunmaya değer bir yarar kalmadığı, davalı-davacı kadının davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşullarının oluştuğu” anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı kadın da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-davacının davasının da kabulü ile boşanmaya (TMK.md. 166/2) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile kadının davasının reddi doğru bulunmamıştır.

2-Davalı-davacı kadın dava konusu yaptığı ziynetlerin, eşi tarafından borçlarının ödenmesi amacıyla kendisinden alındığını belirterek ziynetlerin aynen veya bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı-davacı koca ise ziynetlerin eşinin isteği ve bilgisi dahilinde balayında ve tatilde bozdurulduğunu, iade etmek üzere aldığı ziynet bulunmadığını iddia etmiştir. Evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun ona bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu durumda ziynet eşyalarının geri iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup harcandığının kanıtlanması halinde koca almış olduğu ziynet eşyalarını iadeden kurtulur. Somut olayda ise, kadının rızası ile katkı amacıyla geri iade istenmeksizin bozdurulmak üzere ziynet eşyalarının kocaya verildiğine dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bozdurulan ziynet eşyalarının rıza ile ve iade şartı olmaksızın verildiğini koca ispatlamak zorunda olup koca bu durumu ispat edemediğinden dava konusu ziynet eşyalarını davacı-davalı kadına iade ile mükelleftir. Davalı-davacı kadın’ın ziynetlere yönelik talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün, yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeple kadının reddedilen boşanma davası ve ziynet alacağı davası yönünden BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması zorunlu hale gelen kocanın boşanma davası ve fer’ilerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 1. numaralı bozmada oybirliğiyle, 2. numaralı bozmada oyçokluğuyla karar verildi.29.09.2014

KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre; hükmün ziynetere yönelik bölümünün onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.