MÜŞTEREK KONUTA DÖNMEDİĞİ AÇIKÇA İFADE EDİLEN DAVALIYA DAVACININ DA YERLEŞİM YERİ ADRESİ OLAN ADRESTE YAPILAN TEBLİGATIN GEÇERLİ VE USULÜNE UYGUN SAYILAMAYACAĞI

BOŞANMA DAVASI

SAVUNMA VE DELİLLERİNİ BİLDİRME İMKANI TANINMASI GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

T.C YARGITAY
2.Hukuk Dairesi
Esas: 2015 / 17607
Karar: 2016 / 10478
Karar Tarihi: 26.05.2016

ÖZET: Dava dilekçesinde “müşterek konuta dönmediği” açıkça ifade edilen davalıya, aynı zamanda davacının da yerleşim yeri adresi olan adreste Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre yapılan tebligatı geçerli ve usulüne uygun saymak olanağı yoktur. Bu husus gözetilmeden davalının yokluğunda yargılama yapılıp hüküm kurulması, hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) ihlal eder. Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilip dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesi aşaması tamamlanmadan davalıya savunma ve delillerini bildirme imkanı tanınmadan davalının yokluğunda yargılamaya devam edilip, hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

(6100 S. K. m. 27) (7201 S. K. m. 10, 21) (Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği m. 13)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, dava dilekçesinde eşinin müşterek konuta dönmediğini bildirmiş, davalının adresi olarak da “….” adresini göstermiştir. Dava dilekçesi tebliğ için, gösterilen adrese gönderilmiş, bu adreste “adreste bulunmadığı” belirtilerek tebligat yapılamamış, bunun üzerine; dava dilekçesi, davalının “adres kayıt sisteminde” kayıtlı yerleşim yeri adresine gönderilmiş, bu adreste Tebligat Kanununun 6099 sayılı Kanunla değişik 21/2. maddesi uyarınca 20.01.2015 tarihinde mahalle muhtarına tebliğ edilmiştir. Davalının “adres kayıt sisteminde” kayıtlı olan yerleşim yeri adresi ile davacının yerleşim yeri adresinin aynı olduğu görülmektedir.
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adres olarak kabul edileceğine ve tebligatın burada yapılacağına imkan veren Tebligat Kanununun 10. maddesine 6099 sayılı Yasayla ilave edilen hüküm; bu adresin aynı davada “hasım” olan diğer tarafın adresi olmaması halinde uygulanabilir. Aksi halde, aynı davada “hasım” durumunda olan kişilerin yerleşim yeri adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesinde gösterilen usule şeklen uygun da olsa bir tebligatın yapılmış olması (tebliğ muhatabı bu adresten ayrılmış olsa bile) yeterli kabul edilir ve bu durum, kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi sonucuna yol açar. Oysa usulüne uygun bir tebligatın amacı, kişiyi aleyhine açılan davadan haberdar etmek, dolayısıyla kendisini ilgilendiren yargılamadan tam olarak bilgi sahibi olmasını sağlamak, açıklamada bulunmak ve ispat hakkını kullanmasına imkan vermektir. Tebliğ muhatabı, şu veya bu gerekçe ile yeni bir yerleşim yeri adresi edinmemiş veya tekrar dönebileceği beklentisiyle önceki yerleşim yeri adresini “değiştirdiğine” ilişkin beyanda bulunmamış olabilir. Yerleşim yeri adresini sürekli olarak değiştirmemiş olan kişiden de, değişiklik beyanında bulunması beklenemez. Öte yandan, “Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği”ne göre, ergin olan aile fertlerinin birbirleri yerine adres beyanında bulunmaları da mümkündür. (Yönetmelik m. 13/2) Öyleyse, davalının sistemde kayıtlı “yerleşim yeri adresine” ilişkin beyanın, davacı tarafından yapılmış olması da olasıdır. Bu husus da dikkate alındığında, dava dilekçesinde “müşterek konuta dönmediği” açıkça ifade edilen davalıya, aynı zamanda davacının da yerleşim yeri adresi olan adreste Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre yapılan tebligatı geçerli ve usulüne uygun saymak olanağı yoktur. Bu husus gözetilmeden davalının yokluğunda yargılama yapılıp hüküm kurulması, hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) ihlal eder. Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilip dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesi aşaması tamamlanmadan davalıya savunma ve delillerini bildirme imkanı tanınmadan davalının yokluğunda yargılamaya devam edilip, hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile, karar verildi.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat