Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme:

  • Eşlerden birinin yerleşim yeri,
  • Veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturulan yer mahkemesidir. (md. 168) Önceki kanunumuzda (T. K. M. md. 136) “Davalının İkametgahı” H. U. M. K. md. 8/sonda; “Davacının İkametgahı. .. ‘kadın erkek eşitliğine aykırı bulunarak “Eşlerden birinin” şeklinde değiştirilmiştir. Madde gerekçesinde bu değişikliğin; önceki kanunda davacının kusursuz olduğu karinesine dayanan ifadenin, yeni kanunda boşanmada kusur ilkesi terk edildiğinden yapıldığı açıklanmıştır. Madde gerekçesi yanlıştır. Çünkü önceki kanunumuzda kocanın ikametgahı aynı zamanda kadının da ikametgahı sayıldığı için (743 s. T. K. M. md. 11 “Davacının İkametgahı” ifadesine yer verilmişti. Ayrıca yeni kanunumuzda boşanma davasında «Kusur İlkesi» terk edilmiş değildir.

“Evlilik Birliğinin Sarsılması” (md. 166) başlığını taşıyan madde önceki kanunumuzdaki 134. maddenin karşılığı olup bu maddede herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkemede yapılan “Eşler­den birinin yerleşim yeri mahkemesi. …” şeklindeki değişiklikle kadın erkek eşitliği bu alanda da sağlanmak istenmiştir. Ancak uygulamada bakıldığında bunun büyük oranda gerçekleşmediği görülmektedir. Çünkü kocasıyla anlaşmazlığa düşen ve ortak yerleşim yerinden ayrılıp, baba evine dönen ya da başka bir yere gidip orada kocası aleyhine bo­şanma davası açan kadın «Yetki İtirazı» ile karşılaştığında, dava açtığı yerin «Yeni Yerleşim Yeri” olduğunu kanıtlamak zorundadır. “Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir, bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz” (md. 19) kuralı uyarınca la bu çoğu kez mümkün olamamaktadır.

Boşanma davasında yetki, “kesin yetki” niteliğinde bulunmadığından mahkemece kendiliğinden dikkate alınamaz. Davalı tarafından süresinde ve usulüne uygun olarak ileri sürülmesi halinde incelenebilir.

Boşanma Davalarında Yetki İtirazı

Yetki itirazı ilk itirazlardan olup (HUMK m. 187/2) esasa cevap sü­resi içinde dilekçesinde “yetkili mahkeme” duraksamaya yol açmayacak şekilde açık ve tek mahkeme olarak bildirilmelidir. Birden fazla mahke­menin bildirilmesi veya süresinden sonra ileri sürülmesi halinde yetki itirazı hakkında başkaca kanıt toplanılmadan yetki itirazının reddine karar verilerek davanın esasına yönelik incelemeye geçilebilir. Ancak yetki itirazı süresinde ve usule uygun olarak (yetkili olarak tek bir mah­keme) gösterilmiş ise, bu husus öncelikle ve davanın esasına girilmeden önce hadise şeklinde incelenerek sonuçlandırılmalıdır. (HUMK. m. 190-196) yetki itirazı hakkında taraflardan delilleri sorulmalı, gösterdikleri deliller incelenip değerlendirildikten sonra bir karar verilmelidir.

Mahkeme yetki itirazını reddederse, bu yöndeki ara kararını tarafla­ra tebliğ edip davanın esası hakkında delillerini sormalıdır. (HUMK m.225) yetki itirazının reddine dair ara kararının taraflara tebliğ edilmeden yargılamanın davalının yokluğunda sürdürülmesi halinde savun­mayı engelleyen bir usûl yanlışlığı yapılmış olacağından bu husus Yargı­tay tarafından kesin bozma nedeni olarak kabul edilmektedir. Yetki itirazının reddine dair “ara kararı” esas hükümle birlikte temyiz edilebilir.

Mahkemenin “yetkisiz olduğuna dair” yetkisizlik karan nihai karar­lardan olduğundan temyiz yolu açıktır. Davacı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine de hükmedilmesi zorunludur.

Boşanma davasında seçimlik olarak yasada gösterilen yetkili mah­kemelerden birini “seçme hakkı” davacıya aittir. Örneğin davacı, eşlerin davadan önce son altı aydan fazla oturdukları yer mahkemesinde davayı açmış olsun. Davalı süresinde ve usulüne uygun olarak verdiği yetki itirazı dilekçesinde kendi yerleşim yerini gösterirse; davalı yetkili yer mahkemesini doğru olarak gösterse bile yetki itirazı reddedilecektir. Çünkü burada seçim hakkı davacıda bulunduğundan ve o da yasada gösterilen yetkili mahkemelerden birini doğru olarak seçip davasını açtı­ğından yetki itirazının kabulü mümkün olmayacaktır.

Yetki itirazı hakkında tanık dahil her türlü delil incelenip değerlen­dirilebilir. Yerleşim yerinin belirlenmesi açısından tek başına ikamet belgesi çoğu kez yeterli değildir. Memurların görev yerleri tek yanlı idari bir tasarrufla her zaman değiştirilebileceğinden çalıştıkları yerde tek başına “yerleşim yeri”olarak kabul edilemez. Daha önceki redle sonuçlanan boşanma davasında yetki itirazında bulunulmamış olması daha son­ra açılan boşanma davasında yetki itirazında bulunmaya engel oluştur­maz. Yani, önceki boşanma davasının görüldüğü yerin yetkili olduğu­nun kabulü sonucunu doğurmaz.

Yerleşim Yeri Karinesi

Nüfusa kayıtlı olunan yerin yerleşim yerine karine oluşturduğuna dair Yargıtay’ın kabulü, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun bu karineye yer vermemesi ve 1587 sayılı Nüfus Kanununun 28 .maddesinin 11.10.2003 tarihinde 4922 sayılı kanunun l.maddesiyle yürürlükten kalk-rraş bulunması nedeniyle değişmiş bulunmaktadır.

Yerleşim yeri konusunda, ilgilinin “sürekli kalmak” iradesini kanıt­laması gerekir. Bulunduğu yerde taşınmaz mal edinip edinmediği , ne kadar o yerde bulunduğu, işi, çalışıp çalışmadığı ve benzer durumlar ir.celenip değerlendirilecektir. Çalışmayan, mesleği bulunmayan bir ka­imin, evlenmeden önce yaşadığı “baba evine” dönmesi ve orada bo­şanma davası açması halinde yetkili mahkeme nasıl belirlenecektir? Yar­gıtay 2.Hukuk Dairesinin bazı kararlarında çoğunluk görüşüne göre; rorekli yerleşim iradesi için “makul bir süre” orada oturmanın arandığı aörülmektedir. Bu süre net olmamakla birlikte kadirim ayrıldıktan sonra altı ay, bir yıl yaşadığı yerde açtığı bazı davalarda yer mahkemesinin .etkili olduğuna dair mahalli mahkeme kararlarının onandığı gözlen­mektedir. Bu konu henüz uygulamada netlik kazanmamıştır. Kişisel görüşümüze göre bunun bir süreye bağlı olarak düşünülmesi; Medeni Kanunumuzda özellikle kadın erkek eşitliği ilkesi gözetilerek yetkili mahkemenin “eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturulan yer mahkemesi (TMK m. 168) olarak değiştirilmesini anlamsız kılar. Özellikle bir işi mesleği olmayan kadının evlenmeden önce yaşadığı yere dönmesinden iki, üç ay sonra boşanma davası açması durumunda; “orada sürekli kalma” niyeti tanık ve diğer uygun delillerle destekleniyorsa o yer mahkemesinin “yetkili” olduğuna karar vermek yasarının amacına, ülkemizin gerçeklerine uygun düşer. Uygulamanın yakın bir gelecekte bu yönde daha esnek ve amaca uygun gelişmesini diliyor, umut ediyorum.

CategoryMakale
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat