Belediye Kira Sözleşmesine Uymazsa Ne olur?

 

T.C. YARGITAY 6. Hukuk Dairesi Esas No:2012/3822 Karar No: 2012/7820 Tarih:24.05.2012

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracı tarafından açılan ve sözleşme sona ermeden önce kiralananın yıkılması nedeniyle kullanamamaktan kaynaklanan zararın tazmini ve peşin ödenen kira bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalıya ait E… Pasajındaki 10 ve 11 nolu işyerlerinin başlangıç tarihli 9 yıl süreli, 10, 11, 12 ve 15 nolu işyerlerinin ise başlangıç tarihli 6 yıl süreli kira sözleşmeleri ile müvekkiline kiralandığını, sözleşmelerde kararlaştırılan sürelerin dolmamış olmasına rağmen davalı tarafından 19.09.2005 tarihinde keşide edilen ihtarname ile yeniden inşa sebebiyle sözleşmenin yenilenmeyeceğinin ihtar edildiğini, daha sonra 2006-2007 dönemi kira bedelinin talep edildiğini, konutta ödemeli olarak gönderilmesine rağmen alınmaması nedeniyle tevdi mahalli tayin ettirilerek söz konusu kiranın ödendiğini, ancak davalı tarafından kötü niyetle ve haksız olarak dava konusu taşınmazların içindeki eşyalar ile birlikte yıkıldığını, kira dönemi içerisinde işyerini çalıştıramamaktan dolayı oluşan ve oluşacak kazanç mahrumiyeti ve kullanılmadan alınmış kira bedelinden dolayı 90.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise savunmasında, dava konusu taşınmazların üzerinde bulunduğu parsel üzerine inşa edilecek olan yeni binanın projesi yapılırken ve ruhsat alınırken Belediye imar planına sadık kalınarak parselin bir kısmının yeşil alan olarak belediye yararına terk edildiğini, dava konusu dükkanların da bu alan üzerinde bulunduğunu, yani söz konusu dükkanların mülkiyetinin İ… Belediyesi’ne geçtiğini, bu nedenle husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmede kiracı tarafından yapılan tamirat ve dekorasyondan dolayı para talep edilemeyeceğinin kararlaştırıldığını, söz konusu işyerinin ruhsata uygun hale getirilmemesi nedeniyle işyeri ruhsatının belediye tarafından iptal edilerek işyerinin mühürlendiğini, bu nedenle kazanç kaybından söz edilemeyeceğini, söz konusu dükkanların bulunduğu alanın kamunun kullanımına açık yeşil alan içerisinde kaldığından binanın belediye tarafından yıkıldığını, davacının dükkanları kendi rızası ile tahliye etmiş olup, yıkım sırasında hiçbir eşyasının içeride kalmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının peşin ödenen kira parasının iadesi ve oluşan zararın tazminine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Borçlar Kanunu’nun 249. maddesi gereğince kiralayan, kiralananı sözleşme süresince kullanıma elverişli şekilde bulundurmakla mükelleftir. Davacı kiracı tarafından 2006-2007 dönemine ilişkin olarak 09.06.2006 tarihinde tevdi mahalline 11.860,00 TL yatırılmış olduğu ve bu paranın 21.06.2006 tarihinde davalı kiralayan tarafından çekilmiş olduğu hususu ihtilaflı olmadığına göre, kiralananın yıkılmasından dolayı söz konusu dönem için kiralananın kullanılamamasından kaynaklanan kiranın iadesinin istenilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Mahkemece kullanılamayan süreye ilişkin daha önce ödenen kira parasının iadesine karar verilmesi gerekirken, bu yöndeki talebin reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, sözleşme yapılırken kiralananın uzun süre kullanılacağı düşüncesiyle yapılan faydalı masraflardan kaynaklanan tazminat isteği ile ilgili olarak da söz konusu İmar Planının iptali istemli olarak İdare Mahkemesine açılmış olduğu anlaşılan dava dosyasının bulunduğu yerden getirtilerek imar planının hangi tarihte kesinleştiğinin, davalı tarafından dava konusu kira sözleşmeleri yapılırken imar planı ile ilgili değişiklikten haberdar olup olmadığının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre tarafların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’ya 6217 sayılı Kanun’la eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK’nın 428. maddesi uyarınca hükmün (BOZULMASINA), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

CategoryYargı Kararı
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat