DAVACININ HÜKME İLİŞKİN TEMYİZ İTİRAZLARININ REDDİNİ İLERİ SÜRDÜĞÜ – DİLEKÇENİN ON GÜNLÜK YASAL SÜRE İÇİNDE VERİLMEDİĞİ – TEMYİZ İSTEMİNİN SÜRE YÖNÜNDEN REDDİ

T.C YARGITAY
19.Hukuk Dairesi
Esas: 2015 / 11223
Karar: 2016 / 7633
Karar Tarihi: 27.04.2016

ÖZET: Davacı/karşı davalı vekili, karşı tarafın temyiz dilekçesine karşı düzenlediği temyize cevap dilekçesinde hükme ilişkin temyiz itirazlarının reddini ileri sürmüş ise de, söz konusu dilekçenin HUMK’un 433. maddesine öngörülen 10 günlük yasal süre içinde verilmediği anlaşıldığından davacı/karşı davalının temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.

(6102 S. K. m. 18)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki asıl ve karşı alacak davalarının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı/karşı davalı vekilince ve süresi içinde davalı/karşı davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı/karşı davalı vekili asıl davada, müvekkili ile davalı arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin haksız yere tek taraflı olarak feshedilmesi sebebiyle uğradığı zararların fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL’sinin dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28/10/2011 havale tarihli dilekçesi ile talep sonucunu 20.818 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı/karşı davacı vekili asıl davada, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin, davacının kusuru sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

Davalı/karşı davacı vekili karşı davada, davacı/karşı davalının ödenmemiş fatura borçları bulunduğu gibi, bayilik bedeline karşılık düzenlenen bonoların 3.000 USD’lik kısmını ödemediğini, ayrıca karşı tarafın ağır kusuru nedeniyle birçok müşteri kaybederek zarara uğradıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 4.039,78 USD fatura alacağının, sözleşmede belirtilen aylık %2 faizi ile birlikte, ödenmeyen bono bedeli olan 3.000 USD’nin, vade tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte, bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle uğranılan zararların şimdilik 5.000 TL ‘sinin davacı/karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı/karşı davalı, karşı davanın reddini istemiştir.

Mahkemece toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı/karşı davacı her ne kadar fesih bildiriminde bulunmuş ise de, TTK’nın 20. maddesi hükmü gereğince, elektronik posta ile yapılan bildirimin muteber olmadığı, ayrıca, sözleşme hükümleri gereğince fesih için 3 gün önceden yazılı bildirimde bulunulması gerekeceği ve davalı/karşı davacının fesih bildiriminde bulunmadan önce yeni bayi arayışıyla ilan verdiği hususları gözetildiğinde fesih haksız olup, davacı/karşı davalının sözleşmenin haksız feshinden doğan zararlarını istemekle haklı olduğu, alınan tüm bilirkişi raporlarında davacı/karşı davalının 7 aylık kazanç kaybının 16.114,49 TL olarak hesaplandığı, öte yandan davacı/karşı davalının kayıtlara geçmeyen fazla ödemesi mevcut olup bu ödemelerin sözleşme kapsamında yapıldığının kabulünün gerektiği, bu itibarla, davalı/karşı davacının mal satışından kaynaklanan alacağının bulunmadığı, bono bedellerine ilişkin talebe gelince, bayilik bedeline karşılık olarak verilen bonoların 3.000 USD’lik kısmının davalı/karşı davacının elinde bulunması sebebiyle bedelinin ödenmediğinin anlaşıldığı, davalının bono bedelleri yönünden isteminde haklı olduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne, davacı/karşı davalının 16.114,49 TL kar mahrumiyeti alacağının 5.296,49 TL’lik kısmı için dava tarihinden, 10.818 TL’lik kısmı için ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı/karşı davacıdan tahsiline, toplamda 3.000 USD bedelli bonolardan doğan alacağın bonoların vade tarihlerinden işleyecek avans faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Davacı/karşı davalı vekili, karşı tarafın temyiz dilekçesine karşı düzenlediği temyize cevap dilekçesinde hükme ilişkin temyiz itirazlarının reddini ileri sürmüş ise de, söz konusu dilekçenin HUMK’un 433. maddesine öngörülen 10 günlük yasal süre içinde verilmediği anlaşıldığından davacı/karşı davalının temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.

2-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı/karşı davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı/karşı davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süreden reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı/karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalı/karşı davacıdan alınmasına, davacı/karşı davalının yatırdığı peşin harcın istek halinde iadesine, 27.04.2016 gününde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...