Ayıplı Araç Maddi Manevi Tazminat Kararı

T.C

TARSUS

ASLİYE (2) HUKUK MAHKEMESİ

(TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATI İLE)

Türk Milleti Adına

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2007/409

KARAR NO: 2009/15

HAKİM :

KATİP :

DAVACI : D. İ. Y

VEKİLİ :

DAVALILAR: 1-….. OTOMOTİV İTH.VE DAĞ.A.Ş-

2-…… OTO SERVİS VE TİC.A.Ş. (Tarsus Şubesi … Otomotiv Bayii)-

VEKİLLERİ : 1-AV.

2-Av.

DAVA : AYIPLI ARACIN BEDELİNİN ÖDENMESİ VE MADDİ MANEVİ TAZMİNAT

DAVA TARİHİ : 25.09.2007

KARAR TARİHİ : 20.01.2009

Yukarıda tarafları ve konusu belirtilen dava ile ilgili olarak 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesi gereğince Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız mahkememizce yapılan açık yargılama neticesinde aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.

İDDİA : Davacı ve vekili dilekçe ve beyanlarında özetle; 02.12.2005 tarihinde davalılardan …. Oto Servis ve Tic.A.Ş’den 70.183,24.-YTL bedel ile dava konusu aracı satın aldığını, aracı satın aldığı ilk yıldan itibaren arıza vermeye başladığını, ikiden fazla olarak aynı arıza nedeniyle, dörtten fazla olarak da farklı arızalar nedeniyle servise verildiğini, servisin azami tamir süresini aştığı gibi her arızada muhtelif parçalar değiştirmesine rağmen arızayı da gideremediğini, ayrıca aracın periyodik bakımlarının yaptırılmasına rağmen servis tarafından ön düzen ile ilgili bakım ve ayarlar yapılmadığından ön lastiklerde aşınma meydana geldiğini ve ön lastiklerin değiştirilme zorunluluğu doğduğunu, davacının lastik bedellerini bu hususta dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla ödediğini, araçla defalarca yolda kalmasına neden olan bu arızaların davacının iş hayatını ve sürekli yolda kalma tedirginliği nedeniyle psikolojik durumunu etkilediğini, bu nedenle ayıplı aracın alınarak davacı tarafından ödenen 70.183,24.-YTL satış bedelinin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte müvekkilesine iadesine, bedel iadesi talebi kabul olmaz ise ayıplı aracın aynı vasıf ve nitelikte 0 km yeni bir araç ile değiştirilmesine, yıpranan lastik bedeli 525,03.-YTL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ve ayrıca davacının ayıplı araç nedeniyle yaşadığı üzüntü ve stres nedeniyle 5.000,00.-YTL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; araçta ayıp olmamakla birlikte ayıp ihbarının hak düşürücü süre içerisinde yapılmadığını, azami servis sürelerinin aşılmadığını, araçta üretimden kaynaklanan herhangi bir ayıp veya üretim hatası bulunmadığını, davacının onarım hakkını kullandığını, onarım hakkının kullanılmasından sonra bedel iadesi seçimlik hakkına rücu edilmesini mümkün kılan şartların gerçekleşmediğini, aracın ön lastik tekerlerinin kullanıma bağlı olarak aşındığını, manevi tazminat taleplerinin sebepsiz zenginleşmeye yönelik ve fahiş olduğunu beyan etmiştir.

ESAS NO:2007/409

KARAR NO:2009/15

DELİLLER : İddia,savunma,taraf tanıkları,bilirkişi incelemesi ve raporları ile dosyadaki bilgi ve belgeler.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

İddia savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından oluşan vicdani kanaate göre taraflarını delillerini sunmaları için imkan tanınmış, sunulan deliller toplanarak duruşmada incelenmiştir.

Dosyaya sunulan Fatura servis fişleri ile tüm bilgi ve belgelerden davacının 02.12.2005 tarihinde 43.856,30.-Euro karşılığında (70.183,24.-YTL) bedelle 2006 model … 316İ Sedan Marka 33 .. … plaka sayılı aracı davalı şirketin Tarsus şubesinden aldığı anlaşılmıştır.

Dinlenen davacı tanıkları ayrı ayrı alınan beyanlarında davacıya ait aracın sık sık arıza yaptığını, davacının defalarca servise teslim ettiğini, buna rağmen arızanın giderilemediğini, aracın direksiyon yağ pompasından gürültü geldiğini, aracın lastiğinin değiştiğini, ayrıca servis müdürünün de araç tamir edilmediği halde 30 günlük tamir süresini geçirmemek için formaliteden aracın tamir edildiğine dair evrak düzenlediğini beyan etmişlerdir.

Dosyadaki bilgi ve belgeler bir bütün halinde rapor alınmak üzere Adana nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmiş, Adana 2.Tüketici Mahkemesinin 2008/1 talimat sayılı dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporunda konusunda uzman Çukurova üniversitesi Mühendislik-Mimarlık fakültesi Makine Mühendisliği bölümü Otomotiv Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Kadir Aydın, Çukurova üniversitesi Mühendislik-Mimarlık fakültesi Makine Mühendisliği bölümü Otomotiv Ana Bilim Dalı Araştırma görevlisi Mustafa Özcanlı ve Makine mühendisi Ege Kumcu tarafından dosyaya ibraz edilen 06.05.2008 tarihli raporda davaya konu aracın garanti süresi içerisinde sıklıkla arızalandığı, bu arızalardan dolayı maldan yararlanamamanın süreklilik arz ettiği, iki kez azami tamir sürelerinin aşıldığı, 4’den fazla tip arızanın meydana geldiği, arızaların aracın imalat hatasından kaynaklandığı, yetkili servisin müdahalelerine rağmen giderilemediği, bu nedenle 4077 Sayılı yasanın 4 ve 13/3 maddelerinde belirtilen ayıplı mal kapsamında olduğu bildirilmiştir.

Bu raporun dosyadaki bilgi ve belgelere servis faturalarına dayanması hüküm kuracak derecede yeterli ilmi ve bilimsel verileri içermesi nedeni ile davalı tarafın rapora yapmış olduğu itirazlar reddedilmiştir.

Davacı taraf davasında aracın bedelinin iadesi ile birlikte 525,03.-YTL lastik bedeli ve 5.000,00.-YTL manevi tazminat da istediğinden bu konuda da taraf delilleri toplanıp bu yönden bilirkişilerden rapor alınmış, konusunda uzman bilirkişiler Münir Aksungur tarafından dosyaya ibraz edilen 22.12.2008 tarihli raporda söz konusu lastiğin azami ömrünün 3 yıl veya 40000km olduğunun bildirildiği, özellik arzeden bir lastik olduğu, ancak bir defa patladığında ne kadar süre kullanıldığını bilmenin mümkün olmadığı bildirilmiş, bu rapora ek olarak verilen 25.12.2008 tarihli raporda ise aracın 05.12.2005 tarihinde trafiğe çıktığı, 11.09.2007 tarihinde 25677km yol yaptığı, araç ön lastiklerinin uygunsuz bir şekilde aşınmış olduğu, bu tarz lastik aşınmalarının kullanıcı hatasından olmayıp ön düzen bozukluklarından meydana geldiği bildirilmiştir.

Keza konusunda uzman bilirkişi heyeti hukukçu bilirkişi Av.Zübeyde Nüket Benli, SMMM Aydın Özgüze, Teknik Bilirkişi Münir Aksungur tarafından lastik ile ilgili rapor tanzim edilerek dosyaya ibraz edilmiş, 25.12.2008 tarihli raporda neticeten davacının talep edebileceği lastik bedeli 525,03.-YTL olarak bildirilmiştir.

Her ne kadar davacı dava dilekçesinde manevi tazminat dahi talep etmiş ise de 02.12.2008 tarihli duruşmada alınan imzalı beyanında araç için toplam 70.183,24.-YTL bedel ödediğini, lastik için ise 552,66.-YTL ödediğini beyan etmiş, keza 25.12.2008 tarihli imzalı beyanında da manevi tazminata ilişkin talebinden feragat etmiş, talebinin fatura bedelinin ödenmesi yolunda olduğunu bildirmiştir.

Manevi tazminat talebi feragat nedeni ile reddedilmiştir.

Araç lastik bedelinden dolayı açılan dava ise davacı tarafın lastiği değiştirdiğini iddia ettiği 11.09.2007 tarihinde herhangi bir tespit yaptırmaması, dosya içerisinde bulunan teknik bilirkişi Münir Aksungur tarafından verilen raporlardan 22.12.2008 tarihli rapordan lastiğin 1 defa patladığında ne kadar kullandığını bilmenin mümkün olmadığı ve tamiri yapılmaksızın değişmesi gerektiği bildirildiğinden hayatın olağan akışına göre bir aracın lastiğinin 0 dahi olsa patlama ihtimalinin bulunduğu, buradan da davacının lastiğinin patlaması nedeni ile de lastiğinin özelliğinin kaybetme ihtimali bulunduğundan lastik bedeli yönünden davalının sorumluluğu ispatlanamadığından lastik bedeline ilişkin dava reddedilmiştir.

Yargılama sırasında kullanım bedelinin hükmedilecek miktardan düşürülmesi yönünde Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 29.01.2007 tarih 2007/739 karar sayılı kararı dosyaya sunulmuş olup bu konuda rapor alınmasına karar verilmiş ise de , Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.06.2005 tarih 2005/4-309 E. 2005/391 K. Sayılı kararında 4077 Sayılı Kanunda kullanıl bedelinin düşülmesine yönelik bir hükme yer verilmediğinden fatura bedelinin iadesi halinde amortisman bedeli düşmeyeceği yönünde karar olduğundan bu karara uyarak amortisman bedeli fatura bedelinden düşülmemiştir.

Alınan bilirkişi raporu ile örtüşen dosya kapsamından davaya konu aracın ayıplı bir araç olduğu anlaşılmıştır.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik “Ayıplı mal” başlıklı 4. maddesinde; “Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.

Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.

İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.” Denilmektedir.

Davalı taraf hak düşürücü süre geçtiği itirazında bulunmuş ise de faturanın 02.12.2005 tarihinde tanzim edildiği, davanın ise 25.09.2007 tarihinde açıldığı, kaldı ki davacı tarafından Tarsus 3.Noterliğinin 28.08.2007 tarih 4821 nolu ihtarnamesi ile davacı taraf malın ayıplı olduğuna ilişkin davalı tarafa ihtar çektiği anlaşıldığından davalının bu yöndeki itirazları reddedilmiştir.

Ayrıca Aynı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik “Garanti Belgesi” başlıklı 13. maddesinde ise;

“İmalatçı veya ithalatçılar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi malları için Bakanlıkça onaylı garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içeren garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcı, bayi veya acenteye aittir. Garanti süresi malın teslim tarihinden itibaren başlar ve asgari iki yıldır. Ancak, özelliği nedeniyle bazı malların garanti şartları, Bakanlıkça başka bir ölçü birimi ile belirlenebilir.

Satıcı; garanti belgesi kapsamındaki malların, garanti süresi içerisinde arızalanması halinde malı işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamir ile yükümlüdür.

Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde, 4 üncü maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

Tüketicinin malı kullanım kılavuzunda yer alan hususlara aykırı kullanmasından kaynaklanan arızalar, iki ve üçüncü fıkra hükümleri kapsamı dışındadır.

Bakanlık, hangi sanayi mallarının garanti belgesi ile satılmak zorunda bulunduğunu ve bu malların arızalarının tamiri için gereken azami süreleri Türk Standartları Enstitüsünün görüşünü alarak tespit ve ilanla görevlidir.”

Hükmü yer almaktadır.

Görüldüğü üzere; ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir. Tüketici bu durumda bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercihine konu bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde 4. maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, bayii, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

Ayrıca 14.06.2003 gün ve 25138 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14/a maddesine göre;

“Tüketicinin onarım hakkını kullanmasına rağmen malın;

a- Tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, belirlenen garanti süresi içinde kalmak kaydıyla, bir yıl içerisinde; aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içerisinde farklı arızaların toplamının altıdan fazla olması unsurlarının yanı sıra, bu arızaların maldan yararlanmamayı sürekli kılması durumlarında tüketici malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesi veya ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir.

Satıcı, tüketicinin bu Yönetmeliğin 13 ve 14. maddelerinde belirlenen taleplerini reddedemez. Tüketicinin bu taleplerine karşı satıcı, bayii, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.” Davalılardan Borusan Dtomotiv İth.ve Dağ.A.Ş. ithal eden firma olduğundan, diğer davalı ise aracı satan firma olduğundan anılan yönetmelik ve 4077 Sayılı Yasanın 4/A-3 maddesi gereğince davalılar birbirinden müteselsilen sorumludur.Tüketici onarım hakkını kullanmasına karşın, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 13. maddesi ve Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinde belirtilen şartların oluşması halinde, aynı Kanunun 4. maddesinde sayılan diğer seçimlik haklarından birini kullanabilecektir.

Şu halde tüketici, doğrudan ücretsiz değiştirme hakkını yada fatura bedelinin kendisine ödenmesi hakkını kullanabilir. Zira, burada seçimlik hakkın kullanılmasından sonra değiştirilemeyeceği kuralının yasal bir istisnası söz konusudur.

Somut olayda aracın imalat hatalı olduğu, çok sayıda tamir işlemine karşın arızanın giderilemediği bilirkişi raporları ile tespit edilmiş; mahkeme bu olguyu kabul edilmiştir.Garanti süresi kapsamında 14.06.2003 gün ve 25138 Sayılı resmi gazetede yayınlanan garanti belgesi uygulama esasına dayalı yönetmeliğin 14/A maddesinde belirtildiği gibi Tüketici’nin ürünün onarım hakkını kullanmasına rağmen ürünün 1 yıl içerisinde aynı arızayı ikiden fazla tekrarladığı ve farklı arızanın 4’den fazla olduğu görülmüş, bu arızaların maldan yararlanamamayı sürekli kıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının seçimlik hakkını kullanmadaki talebi doğrultusunda fatura bedeline hükmedilmiştir.

Talep doğrultusunda kabul edilen alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmıştır.

Lastik bedeli ile manevi tazminat talebi reddedildiğinden bu nedenle yapılan masraflar davacı üzerinde bırakılmış, kabul edilen hususlarda yapılan masraflar ise davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kendisini vekil ile temsil eden taraflar lehine kabul red durumuna göre vekalet ücretine hükmedilmiştir.

Aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere

1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;

Davaya konu 33 .. … plaka sayılı aracın davalılara teslimi şartı ile 70.183,24.-YTL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

Kabul edilen alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,

2-Davacı tarafın 525,03.-TL lastik bedeli ile 5.000,00.-TL manevi tazminat talebinin REDDİNE,

3-Davacı tarafından yapılan 40,00TL tanık ücreti, 492,50TL talimat ve bilirkişi masrafı, 300,00TL bilirkişi masrafı , 25,50-TL posta masrafından oluşan toplam 858,00TL yargılama giderinden 549,00TL’sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yapılan 4,50TL posta masrafının üzerinde bırakılmasına,

5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 3.789,89.-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,

6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan avukatlık asgari ücret tarifesine göre … avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan avukatlık asgari ücret tarifesine göre … avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

Davacı ve vekili Av…. ile davalılar vekili Av….. …’nın yüzüne karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20.01.2009

Katip – 96706 Hakim–39619

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...