BİRLEŞEN DAVADA SÖZLEŞMENİN FESHİ TALEBİ YERİNDE GÖRÜLDÜĞÜ – YÜKLENİCİNİN SÖZLEŞMENİN TAPUYA ŞERHİ İSTEMİNİN KABULÜNÜN MÜMKÜN OLMADIĞI – HÜKMÜN ONANMASI

T.C YARGITAY
23.Hukuk Dairesi
Esas: 2015 / 4089
Karar: 2016 / 2139
Karar Tarihi: 05.04.2016

ÖZET: Davacı arsa sahibinin sözleşmenin feshinde haklı olduğu, ancak fesih nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararlarını ispat edemediği, asıl dava yönünden; birleşen davada sözleşmenin feshi talebi yerinde görüldüğünden, artık davacı yüklenicinin sözleşmenin tapuya şerhi isteminin kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile, taraflar arasındaki 23.06.2008 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine, tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

(6098 S. K. m. 470)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki sözleşmesinin tapuya şerhine ilişkin asıl, haklı sebeplerin tespiti ile inşaat sözleşmesinin iptaline ilişkin birleşen davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Av. … ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili …gelmiş olup, duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 23.06.2008 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, imar durumunun alınmasından itibaren 6 ay içerisinde inşaat ruhsatı alınacağının, inşaat ruhsatının alınmasından itibaren de 24 ay içerisinde işin teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalı arsa sahibinin mevcut imar durumunun iptali istemiyle idari yargıda dava açması nedeniyle imar durumunun ve inşaat ruhsatının alınamadığını, davalı arsa sahibinin, buna bağlı gecikmeden müvekkilini sorumlu tuttuğunu ve sözleşmeyi feshedeceğini bildirdiğini, davalının kötüniyetli olduğunu, 3. kişilerle yeni bir sözleşme yapma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin haklarının korunması açısından arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tapuya şerh edilmesi gerektiğini ileri sürerek, taraflar arasındaki 23.06.2008 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tapuya şerhini talep ve dava etmiştir.

Asıl davada davalı vekili, sözleşmenin imzalanmasından itibaren yaklaşık 3 yıl geçmiş olmasına rağmen, davacı yüklenicinin halen imar durumu ve ruhsat işlemleri için belediyeye başvuruda bulunmadığını, imar planının iptali istemiyle açılan davanın 2010 yılında açıldığını, sözleşmenin imzalandığı tarihten bu tarihe kadar herhangi bir iş ve işlem yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşmede, imar durumunun alınmasından itibaren 6 ay içerisinde inşaat ruhsatının alınması, inşaat ruhsatının alınmasından itibaren de 24 ay içerisinde işin teslim edilmesi gerektiğinin kararlaştırıldığını, ancak davalının imar durumu ve ruhsat alınması için ilgili belediyeye başvuruda bulunmadığını, sözleşmenin tanziminden itibaren 3 yıl geçmiş olmasına rağmen henüz işe başlanmadığını ileri sürerek, taraflar arasındaki 23.06.2008 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak feshini ve fesih nedeniyle doğan menfi zararları tespit edilerek, davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada davalı vekili, sözleşmede kesin vade öngörülmediğini, uygun bir mehil verilmeden sözleşmenin feshi yoluna gidilemeyeceğini, müvekkilinin davacı arsa sahibinin talimatı ile yeni imar planı alınmasını beklediğini, ancak yeni imar planı çıkar çıkmaz, davacı arsa sahibi bu planının iptali istemiyle idari yargıda dava açtığından, müvekkili yüklenicinin ruhsat işlemlerini başlatamadığını, davacının daha sonra, ayrıca müvekkilini sözleşme ile birlikte verdiği vekaletnameden azlettiğini ve sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, feshin geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, birleşen dava yönünden; davacı arsa sahibinin sözleşme ile birlikte yükleniciye gerekli tüm iş ve işlemleri yapma yetkisini içeren vekaletname verdiği, davalı yüklenicinin işbu vekaletname dayalı olarak, arsa sahibince imar planının iptali istemiyle idari yargıda açılan davadan önce, gerekli tüm iş ve işlemleri yaptırabileceği ve imar durumu ile inşaat ruhsatını alarak inşaata başlaması mümkün iken, makul sürede gerekli başvuruları yapmadığı, sözleşmenin imzalanmasından itibaren vekaletnameden azil tarihine kadar yaklaşık 34 aylık sürede inşaata başlamadığı, imar durumu ve ruhsat için gerekli başvuruların yapılmamasında davacı arsa sahibinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, bu hususta kusurlu olduğu tespit edilen davalı yüklenicinin ayrıca temerrüde düşürülmesine de gerek bulunmadığı, bu haliyle, davacı arsa sahibinin sözleşmenin feshinde haklı olduğu, ancak fesih nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararlarını ispat edemediği, asıl dava yönünden; birleşen davada sözleşmenin feshi talebi yerinde görüldüğünden, artık davacı yüklenicinin sözleşmenin tapuya şerhi isteminin kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile, taraflar arasındaki 23.06.2008 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine, tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

Kararı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili yararına takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan alınarak asıl davada davalı-birleşen davada davacıya verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.04.2016 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...