İDARİ PARA CEZASININ İPTALİ İSTİNAFA YANIT DİLEKÇESİ

Akaryakıt İstasyonundan Alınan Numunenin Geçersiz Çıkması

AKARYAKIT İSTASYONLARINDAN ALINAN NUMUNELERİN ANALİZİ SONUCUNDA ULUSAL MARKER SEVİYESİNİN “GEÇERLİ” FAKAT TEKNİK DÜZENLEMELERE AYKIRI ÇIKMASI DURUMUNDA KARŞILAŞILABİLECEK İDARİ VE CEZAİ YAPTIRIMLAR

Akaryakıt istasyonlarından alınan numunelerin ulusal marker seviyesinin “geçerli” fakat teknik düzenlemelere aykırı çıkması durumunda karşılaşılabilecek idari ve cezai yaptırımların ortaya konulabilmesi için konunun 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Konuyla ilgili mevzuat hükümleri;

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 4. maddesinin ı bendinde; “Piyasa faaliyetlerinde, Kurulun belirleyeceği teknik düzenlemelere uygun akaryakıt sağlamak” Lisans sahiplerinin temel hak ve yükümlülükleri arasında sayılmıştır.

Aynı Kanunun “İdari para cezaları” 19. maddesinin f bendinde “4 üncü maddenin üçüncü fıkrası ile dördüncü fıkrasının (d) ve (l) bendi dışındaki hükümlerinin bayilik lisansı sahiplerince ihlali” durumunda sorumlulara yüz yirmi beş bin Türk Lirasından az olmamak ve altı yüz yirmi beş bin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onu oranında idari para cezası uygulanacağı belirtilmiştir.

Yine 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun “İdarî yaptırımlar” başlıklı 20. Maddesinin c bendinde; “5607 sayılı Kanunda belirtilen kaçakçılık fiillerinin işlendiği tespit edilen rafineri hariç her türlü tesiste lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar Kurum tarafından geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Lisans sahibine verilen idari para cezası ödenmeden lisansa konu tesis için lisans verilmez.” hükmüne yer verilirken, ç bendinde; “Kaçakçılık fiilinin sadece ulusal marker seviyesi ile ilgili olması durumunda, geçici durdurma kararı akredite laboratuvar analiz sonucuna göre verilir. Akredite laboratuvar analiz sonucunun bildirilmesine kadar kaçak akaryakıt satışını engelleyecek idari tedbirler Kurum tarafından alınır. Seyyar kontrol cihazı ile yapılan ulusal marker kontrol sonucunun geçersiz çıkması hâlinde, alınan numune en geç beş iş günü içinde laboratuvara teslim edilir. Laboratuvar, yapılması istenilen analizleri numune özellikleri değişime uğramadan onbeş gün içinde yapar ve sonucunu en geç üç iş günü içinde Kuruma ve ilgililerine bildirir.” hükmüne yer verilmiştir.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun “İdarî yaptırımlar” başlıklı 20. maddesinin c bendinin atıfta bulunduğu 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun “Kaçakçılık suçları” başlıklı 3. maddesinde sayma yoluyla belirtilen kaçakçılık fiillerinden konu ile ilgili olan fiiller söz konusu 3. maddesinin 11. ve 12. fıkralarında:

“(11) Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı;

  1. a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,
  2. b) Satışa arz eden veya satan,
  3. c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.

(12) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan izin alınmadan; akaryakıt haricinde kalan solvent, madenî yağ, baz yağ, asfalt ve benzeri petrol ürünlerinden akaryakıt üreten veya bunları doğrudan akaryakıt yerine ikmal ederek üreten, satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” İfadelerine yer verilmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde;

  • Ulusal marker seviyesi geçerli olsun olmasın yapılacak analiz sonucunda teknik düzenlemelere aykırı olduğu tespit edilen akaryakıt nedeniyle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu uyarınca para cezası uygulanacağı açıktır.
  • Ancak, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun “İdarî yaptırımlar” başlıklı 20. maddesinin c bendi uyarınca geçici durdurma, mühürleme ve lisans iptali yaptırımı uygulanabilmesi için anılan madde hükmünde atıf yapılan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun “Kaçakçılık suçları” başlıklı 3. Maddesinde belirtilen kaçakçılık fiillerinden bir tanesinin gerçekleşmesi gerekmektedir.

Peki 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen konuyla ilgili 11. ve 12. fıkralara bakıldığında, geçici durdurma, mühürleme ve lisans iptali yaptırımı uygulanabilmesi için ya “Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıt” durumunun gerçekleşmesi yada “akaryakıt haricinde kalan solvent, madenî yağ, baz yağ, asfalt ve benzeri petrol ürünlerinden akaryakıt üretme” durumunun gerçekleşmesi gerekir.

Yani ulusal marker seviyesinin geçersiz çıkması durumunda bu durumun kaçakçılık suçu kapsamında değerlendirileceği açık olmakla birlikte, yapılacak analiz sonucunda tespit edilen her teknik kriterlere aykırılığın kaçakçılık suçu kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Yasanın lafzından sadece “akaryakıt haricinde kalan solvent, madenî yağ, baz yağ, asfalt ve benzeri petrol ürünlerinden akaryakıt üretme veya bunları doğrudan akaryakıt yerine ikmal ederek üretme, satışa arz etme, satma, bulundurma, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alma, taşıma veya saklama” fillerinin kaçakçılık suçu kapsamında değerlendirilebileceği açıktır.

Dolayısıyla 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3. Maddesinin 12. Fıkrasında açıkça belirtilen durum harim diğer teknik kriterlere aykırılık durumlarının kaçakçılık fiili olarak değerlendirilmesi “suç ve cezalarda yasallık ilkesinin” ihlali sonucunu doğuracaktır.

Hukuk devleti en kısa tanımıyla, “vatandaşlarının hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi anlatır.” Hukuki güvenlik ilkesi ise, bir toplumda bireylerin bağlı oldukları hukuk kurallarını önceden bilmeleri, davranış ve tutumlarını bu kurallara göre güvenle düzene sokabilmeleri, başka bir ifadeyle ilgililerin hukuki durumun süreceğine olan inancı dolayısıyla hayal kırıklığına uğratılmaması anlamına gelir. Dolayısıyla hukuki güvenlik ilkesi, hukuk devletinin olmazsa olmaz koşuludur.

Anayasanın 38’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kimse, … kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” ifadesiyle “suçta kanunilik“; üçüncü fıkrasında da “ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri, ancak kanunla konulur” ifadesiyle de “cezada kanunilik” ilkeleri güvence altına alınmıştır. Anayasada öngörülen “suçta ve cezada kanunilik ilkesi”, insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir anlayışın öne çıktığı günümüzde, ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır.

Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, hukuk devletinin kurucu unsurlarındandır. Kanunilik ilkesi, genel olarak bütün hak ve özgürlüklerin düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sıra, suç ve cezaların belirlenmesi bakımından özel bir anlam ve öneme sahip olup, bu kapsamda kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden dolayı keyfi bir şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte, buna ek olarak, suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili olarak uygulanması sağlanmaktadır.(AYM, B.No:2013/849, 15/4/2014, s.32).

Kamu otoritesinin ve bunun bir sonucu olan ceza verme yetkisinin keyfi ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi, kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. Bu doğrultuda, kamu otoritesini temsil eden yasama, yürütme ve yargı erklerinin, bu ilkeye saygılı hareket etmeleri; suç ve cezalara ilişkin kanuni düzenlemelerin sınırlarının, yasama organı tarafından belirgin bir şekilde çizilmesi, yürütme organının sınırları kanunla belirlenmiş bir yetkiye dayanmaksızın, düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza ihdas etmemesi, ceza hukukunu uygulamakla görevli yargı organın da kanunlarda belirlenen suç ve cezaların kapsamını yorum yoluyla genişletmemesi gerekir.(AYM B. No: 2013/849, 15/4/2014, s32)

Gerek Anayasanın ve uluslararası sözleşmelerin suç ve cezalar ile ilgili ortaya koyduğu ölçütler gerekse de Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen içtihatları göz önüne alındığında; Yasa maddesinde belirtilmeyen bir durum ve fiilin yani Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilin suç sayılmayacağı kuralı karşısında; Akaryakıt istasyonlarından alınan numunelerin ulusal marker seviyesinin “geçerli” fakat “akaryakıt haricinde kalan solvent, madenî yağ, baz yağ, asfalt ve benzeri petrol ürünlerinden akaryakıt üretme veya bunları doğrudan akaryakıt yerine ikmal ederek üretme, satışa arz etme, satma, bulundurma, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alma, taşıma veya saklama” filleri haricinde kalan teknik düzenlemelere aykırılık durumlarında geçici durdurma, mühürleme ve lisans iptali yaptırımı uygulanamayacağı gibi adli yönden de bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı açıktır.

Sonuç;

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun “İdarî yaptırımlar” başlıklı 20. maddesinin c bendi uyarınca geçici durdurma, mühürleme, lisans iptali yaptırımı uygulanabilmesi ve kaçakçılık suçu kapsamında adli yönden soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun “Kaçakçılık suçları” başlıklı 3. Maddesinde belirtilen kaçakçılık fiillerinden bir tanesinin gerçekleşmesi gerektiği, Akaryakıt istasyonlarından alınan numunelerin ulusal marker seviyesinin “geçerli” fakat “akaryakıt haricinde kalan solvent, madenî yağ, baz yağ, asfalt ve benzeri petrol ürünlerinden akaryakıt üretme veya bunları doğrudan akaryakıt yerine ikmal ederek üretme, satışa arz etme, satma, bulundurma, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alma, taşıma veya saklama” filleri haricinde kalan teknik düzenlemelere aykırılık durumlarında geçici durdurma, mühürleme ve lisans iptali yaptırımı uygulanamayacağı gibi adli yönden de bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı izahtan varestedir. Aksi düşünce ve yorum “suçta ve cezada kanunilik ilkesinin” ihlaline neden olacaktır.

CategoryGenel
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat