OLAYIN TEK GÖRGÜ TANIĞI KONUMUNDAKİ MÜŞTEKİ İLE HIRSIZLIĞI İŞLEYENİN KENDİSİ OLMADIĞINI VE ŞÜPHELİNİN MÜŞTEKİ İLE YÜZLEŞTİRİLMESİ VE HATTIN SUÇ TARİHİNDE KULLANANIN KİM OLDUĞU TESPİT EDİLEREK KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

T.C YARGITAY
13.Ceza Dairesi
Esas: 2016 / 6243
Karar: 2016 / 11093
Karar Tarihi: 14.06.2016

ÖZET: Somut olay değerlendirildiğinde, soruşturma aşamasında ifadesi alınan … …’ın, telefonu şüpheliye kendisinin satmadığını, işyerine suça konu telefonu satmaya gelen şahıstan şüphelinin doğrudan satın aldığını söylemesi karşısında, olayın tek görgü tanığı konumundaki müşteki ile hırsızlığı işleyenin kendisi olmadığını ve müşteki ile yüzleştirilmek istediğini beyan eden şüphelinin yüzleştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ise şüphelinin fotoğrafının müştekiye gösterilerek kendisini darp eden ve cep telefonu çalan şahsın şüpheli olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi diğer taraftan müştekinin suç günü öğlen saatlerinde şüpheli şahsın mesaj attığını ve 17.00-19.00 saatleri arasında telefonla aradığını söylediği hususu HTS raporundan irdelendiğinde, … … … … numaralı hat sahibi … … … ya da bu hattı suç tarihinde kullanan kişinin saat 12.45-13.00 arasında müşteki ile mesajlaştığı ve saat 19.34’te de mesaj atmış olduğunun, müştekinin bahsettiği şekilde şüpheli ile müştekinin mesajlaşmasının söz konusu olmadığının anlaşılması karşısında; Emre … … isimli kişinin ya da bu kişi adına kayıtlı hattı suç tarihinde kullananın kim olduğu tespit edilerek müşteki ile yüzleştirilerek kendisini darp eden ve cep telefonu çalan şahıs olup olmadığı ve şüpheli ile yüzleştirilerek suça konu telefonu kendisine satan kişi olup olmadığının belirlenmeden iddianame düzenlemesi usul ve yasaya aykırıdır.

5271 S. K. m. 160, 170, 174)

Dava ve Karar: Kasten yaralama ve hırsızlık suçlarından şüpheli … … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, …. Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24.12.2015 tarih ve 2013/22126 soruşturma, 2015/41758 esas, 2015/35029 sayılı iddianamenin 5271 sayılı CMK’nın 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun’un 174. maddesi gereğince iadesine dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2015 tarih ve 2015/799 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin 14.01.2016 tarih ve 2016/130 değişik iş sayılı kararına karşı, … 03.04.2016 gün ve 94660652-105-35-1637-2016-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 19.04.2016 gün ve 2016/140165 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Dosya kapsamına göre; müştekinin internette tanıştığı ve gerçek kimliğini bilmediği bir şahıs tarafından darp edilmesi ve cep telefonunun alınması şeklinde gerçekleşen olayda, müştekinin cep telefonunda olaydan sonra kullanılan telefon numaralarının adlarına kayıtlı olduğu şahıslara ulaşılıp telefonu kimlerin kullandığı tespit edilerek şüpheliye ulaşılmaya çalışıldığı ve telefonun ime-i numarasından yapılan sorgular neticesinde, olaydan sonra telefonda hangi telefon numaralarının takılı olduğu belirlenip, bu telefon numaralarının adlarına kayıtlı olduğu şahısların şüpheli olarak tespit edildiği, hiçbir şüphelinin suçlamayı kabul etmediği, müştekiye bir daha ulaşılamadığı için şüpheliler kendisine gösterilip teşhis işlemi yaptırılamadığı, bu şekilde tamamlanan soruşturma neticesinde telefonu 2. el olarak satın aldığı kabul edilen diğer şüpheliler hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, ancak atılı suçları işleyen kişinin telefonu kullanan kişiler arasında yer alan … … olduğu sonucuna varılarak bu kişi hakkında dava açıldığı, … Asliye Ceza Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda, “haklarında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen diğer şüphelilerden farklı olarak atılı suçları şüpheli … …’ın işlediğine dair belirtilen olayların hangi kanıtlarla ilişkilendirildiğinin anlaşılamadığı” gerekçesi ile 5271 sayılı CMK’nın 170/4 ve 174/1-b maddeleri uyarınca iddianamenin iadesine karar verildiği anlaşılmış ise de, iddianamede atılı suçların şüpheli Ulaş tarafından işlendiğine dair “dosyada mevcut bilgi, belge, TİB kayıtları ile tanıkların anlatımları” delil olarak gösterilmiş olup, her ne kadar bu delillerin içerikleri anlatılıp şüpheli Ulaş ile ilişkileri açık olarak anlatılmasa da bu hususun 5271 sayılı CMK’nın 170/4. maddesinde yer alan “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olmadığı, soruşturma konusu suçları şüpheli Ulaş’ın işlemiş olduğuna yönelik delillerin gösterildiği gözetilerek, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
“Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi”nde benimsenen, “Kişilerin Lekelenmeme Hakkı” ile “Eksiksiz soruşturma ve Tek Celsede Duruşma” prensipleri uyarınca, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının mâkul sürede bütün delilleri toplamaları, sadece mahkûmiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları dava konusu yapmaları, beraatle sonuçlanacağını değerlendirdikleri eylemleri dava konusu yapmamaları, yâni bir nev’i filtre görevi yapmaları gerekir.
Bu prensiplerin hayata geçirilebilmesi için mevzuatımızda ilk defa, 5271 sayılı CMK.’nun 160 / 2. maddesi hükmü ile; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcılarına şüphelinin lehine olan delilleri (de) toplama ve şüphelinin haklarını koruma yükümlülüğü getirilmiş, ayrıca; 170 ve 174. madde hükümleri ile de, iddianamenin iadesi kurumuna yer verilmiştir.
Soruşturma evresi uzun sürebilir. Ancak, kovuşturma evresinin yeni bir delil toplanmasına gerek kalmadan ve bir iki celsede yargılamanın bitirilmesi hedeflenmiştir.
5271 sayılı CMK’nun 174. maddesinin 1. fıkrasının b) bendi hükmüne göre de “Suçun sübutuna etki edeceği muhakkak olan bir delil toplanmadan” hazırlanan iddianamenin iade edilmesi gerekir.
Somut olay değerlendirildiğinde, soruşturma aşamasında ifadesi alınan … …’ın, telefonu şüpheliye kendisinin satmadığını, işyerine suça konu telefonu satmaya gelen şahıstan şüphelinin doğrudan satın aldığını söylemesi karşısında, olayın tek görgü tanığı konumundaki müşteki ile hırsızlığı işleyenin kendisi olmadığını ve müşteki ile yüzleştirilmek istediğini beyan eden şüphelinin yüzleştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ise şüphelinin fotoğrafının müştekiye gösterilerek kendisini darp eden ve cep telefonu çalan şahsın şüpheli olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi diğer taraftan müştekinin suç günü öğlen saatlerinde şüpheli şahsın mesaj attığını ve 17.00-19.00 saatleri arasında telefonla aradığını söylediği hususu HTS raporundan irdelendiğinde, … … … … numaralı hat sahibi … … … ya da bu hattı suç tarihinde kullanan kişinin saat 12.45-13.00 arasında müşteki ile mesajlaştığı ve saat 19.34’te de mesaj atmış olduğunun, müştekinin bahsettiği şekilde şüpheli ile müştekinin mesajlaşmasının söz konusu olmadığının anlaşılması karşısında; Emre … … isimli kişinin ya da bu kişi adına kayıtlı hattı suç tarihinde kullananın kim olduğu tespit edilerek müşteki ile yüzleştirilerek kendisini darp eden ve cep telefonu çalan şahıs olup olmadığı ve şüpheli ile yüzleştirilerek suça konu telefonu kendisine satan kişi olup olmadığının belirlenmeden iddianame düzenlemesi usul ve yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle; kanun yararına bozma istemine dayanan … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre … Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2015 tarih ve 2015/799 sayılı iddianamenin iadesine ilişkin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, … Ağır Ceza Mahkemesinin 14.01.2016 tarih ve 2016/130 değişik iş sayılı kararına yönelik yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince REDDİNE, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere … Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 14.06.2016 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat