Vasilik Konusundaki Diğer Hususlar
Bu başlık altında da vasiliğin süresi, tamamlanan vasilik süresinin uzatılmasında uygulanacak usulü işlemler ile mahkemenm takdir edeceği ya da vasinin talep edebileceği ücret konusunda açıklamalara yer verilecektir.
Vasiliğin Süresi
Vesayet makamm bir kişi hakkında vasiliğe karar vermesinin ardmdan vasilik süresi “İKİ YIL” ile sınırlıdır. Kanunun bu süreyi iki yıl ile sınırlamasının en önemli nedeni gerekli denetimin yapılabilmesidir. Ülkemizde özürlülüğü nedeniyle kısıtlanmış kimselerin bakımı için devlet belirli bir maaş bağlamaktadır. Bu maaşı kısıtlı için kullanması gereken vasinin de belirli sürelerle denetlenmesi kaçınılmazdır.
Bunun dışında süre ile ilgili olarak yer vermek istediğim diğer bir nokta ise; kanunda vesayet makamının vesayetle ilgili tüm işlemlerine ve kararlarına karşı ilgililerin, on gün içinde denetim makamı olan Asliye hukuk mahkemesine itiraz süresi belirlenmiştir.
Vasilik Süresinin Uzatılması
Vasi, vesayet makamınca iki yıllığına kısıtlıya vasi olarak atanmasının ardından, bu sürenin dolması ile vazifesi ve yetkileri son bulur. Şayet vasi bu sürenin uzatılmasını talep ederse ya da sürenin bittiğini fark eden mahkeme vasiyi tekrar atamayı uygun görürse, bu süre her defasında iki yıllığına uzatılabilir. Bunun için bir üst sınır konulmuş değildir. Ancak daha önce de değindiğimiz gibi toplam dört yıl vasilik yapan kişi bir sonra ki iki yıl için vasilik görevinden kaçmabilir.
Vasilik görevi kamusal bir vazife olduğu için yapılması zorunlu bir görevdir. Bu nedenle mahkeme açısmdan, vasi adaymm vasilik görevini istemiyor olmasının bir önemi yoktur. Önemli olan daha uygun bir kişinin ivedilikle bulunup bulunamayacağıdır. Şayet böyle bir ihtimal yoksa ya da mahkeme bir başkasını uygun görmüyorsa görev verilen kişi vasiliği yapmak zorundadır.
Uygulamada vasilik süresi son bulan vasi, mahkemeye gelerek vereceği dilekçe ile bu sürenin uzatılmasını talep etmektedir. Vesayet makamı gelen dilekçeyi vesayet dosyası ile birlikte inceler. Talep eden kişinin bir önce ki vasi olup olmadığma bakar. Şayet gelen kişi bir önce ki vasi değilse mahkeme bu durumun nedenini araştıracaktır. Talep için mahzursuz bir neden varsa- bir önceki vasi ölmüşse veya yeni adaym bu işi daha iyi yapacağı anlaşılırsa, vb.- gelen kişi ile ilgili gerekli tüm araştırmalar yapılarak bu kişiye iki yıllığına vasilik verilebilir. Talep eden kişi bir önceki vasi ise; bu durumda kolluğa bir müzekkere yazmak ve uyap üzerinden kısıtlıya ait güncel nüfus kayıt örneğini almak gerekecektir. Kolluğa yazılacak müzekkere ile, kısıtlının yaşayıp yaşamadığı, rahatsızlığının ya da kısıtlanmasına neden olan durumun devam edip etmediği, kısıtlının halen vesayet mahkemesi yetki bölgesinde ikamet edip etmediği – kısıtlının senenin belirli zamanlarında geçici olarak vasiyle birlikte ya da onun gözetiminde başka bir yere gidiyor olması bu duruma engel teşkil etmez- kısıtlıya vasi tarafından bakılıp ihtiyaçlarının giderilip giderilmediği hususları hakkında araştırma yapması istenir. (Kısıtlı eğer akıl hastalığı sebebiyle kısıtlanmışsa ve rahatsızlığı sürekli ise, karar için kısıtlıyı yeniden hastaneye sevk etmenin gerekli olmadığını düşünüyorum) Kısıtlı hakkmda ki ilk rapor hastaneden istenirken yazılacak müzekkereye; “rahatsızlığın sürekli olup olmadığı” sorusunun yazılması faydalı olacaktır. Yapılan araştırmalarda engel bir durumla karşılaşılmazsa mahkeme dosya üzerinde vereceği ek karar ile vasiliği iki yıllığına uzatır.
Vasinin Ücreti
Vasi iki yıllığına üstleneceği bu görev için vesayet makammdan kendisine bir ücret verilmesini talep etme hakkı her zaman vardır. Vasinin talep ettiği bir ücret varsa bu miktarm aylık olarak ne kadar olacağına vesayet makamı karar verir. Bu ücret takdir edilirken şüphesiz ilk dikkat edilecek husus kısıtlının gelir durumudur. Mahkeme, vasilik görevini yapmak zorunda bulunan vasi için takdir edeceği ücret kural olarak kısıtlının mal varlığından karşılanır. Ancak buna imkan yoksa vesayet makamı bu ücretin hâzineden karşılanmasına da karar verebilir.
Uygulamada, vasinin, vasilik konusunda beyanı alınırken; -bu iş için kendiliğinden bir talebi olmazsa- bu husus hatırlatılarak “vasilik için ücret istemediği” duruşma zaptma geçilir. Bu durumda, sürekli açık bulunan vasi dosyası için vesayet makamının her defasında farklı bir denetim yapmak zorunda kalmaz. Çünkü ücret karşılığında vasilik görevini yapan vasinin, vesayet makamınca kontrol edilmesi; bu durumu kötü niyetli olarak kullanıp kullanmadığının da ayrıca denetlenmesi gerekir.
Vasinin Husumete İzin Talebi
Vasi, kısıtlı lehine bir dava açabilmek ya da kısıtlı aleyhine açılmış bir davada onu temsil edebilmek için vesayet makammdan izin almak zorundadır. Vasi, vesayet makamına vereceği dilekçe ile, vasi lehine ne tür bir dava açmak istediğini mahkemeye bildirir. Talep incelenir ve dava sonucunun kısıtlının lehine bir durum oluşturma ihtimali varsa vasiye, husumet için izin verilir.
Vesayet makamına gelen izin talepleri genelde şu dava türlerinde yapılmaktadır: İştirak halinde ki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi davası, ortaklığın giderilmesi davası, el atmanın önlenmesi davası, vb. Vasinin husumete izin istediği bu dava türleri genellikle kısıtlının lehine sonuç doğuran dava türleri olması nedeniyle vesayet makamınca izin verilmektedir. Ancak el atmanın önlenmesi gibi bazı acil olarak açılması gerekebilen davaları açmak için vasi önceden vesayet makammdan izin almamış olsa da bu şekli bir eksikliktir ve dava derdest iken tamamlanabilecek bir eksikliktir. Bu durumu fark eden mahkeme, izin alınmadan kısıtlı adına vasi tarafından açılmış davayı reddetmemesi, bu husus için vasiye gerekli izni vesayet makamından alması için süre vermesi gerekir.
TMK, bazı dava türlerinde sadece vesayet makamından değil aynı zamanda denetim makamı olan Asliye hukuk mahkemesinden de izin alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu dava türleri:
Vesayet altındaki kişinin evlat edinmesi veya evlat edinilmesi için açılacak dava.
Mirasın kabulü veya reddi için açılacak dava.
Küçüğün ergin kılınması için açılacak dava.
Bu dava türleri haricinde belirli işlemler için denetim makamının izni gereken durumları TMK 463. maddesinde sayılmıştır. Burada sayılan davalar veya işlemler için vasi öncelikle vesayet makamına bu yönde ki talebini içeren dilekçesini verir. Vesayet makamı bu talebi inceler. Şayet talebi yerinde görmezse; talebi, dosya üzerinden yazacağı ek karar ile reddeder. Vesayet makamının bu yöndeki kararı itiraza tabidir. Ancak vesayet makamı talebi yerinde görürse kararı ile birlikte dosyayı re’sen denetim makamının onay için gönderir. Denetim makamı da vesayet makamının kararmı yerinde bulursa, talep edilen izin vasiye verilmiş olur.
Vasiliğin ve Vesayetin Sona Ermesi
Vasilik görevi vesayet makamının vasilik kararından itibaren iki yılın dolması ile sona erer. Bunun dışmda geçerli bir sebebin ortaya çıkması ile vasi bu durumu vesayet makamına bildirir. Vesayet makamı, vasinin özür olarak bildirdiği gerekçeyi inceler. Uygulamada bu duruma örnek olarak; vasinin evlenerek başka bir yere taşınmasının gerekliliği, iş ya da başkaca sebeple yurt dışına çıkmasmm gerekmesi veya sonradan vasilikten kaçınma sebeplerinden birinin ortaya çıkmış olması sayılabilir. Vasilik elbette yerine getirilmesi zorunlu bir görevdir. Ancak vesayet makamı geçerli bir sebebi ortaya çıkan vasiyi bu işe zorlamaktan ziyade, kısıtlının menfaatlerini göz önünde bulundurmalıdır. Burada yapılacak iş; gerek mevcut vasinin vasilik için tavsiye edebileceği uygun bir kişi hakkında ya da kolluk araştırması sonucu tespit edilecek kişi ile ilgili gerekli araştırmaların yapılıp usulünce en kısa zamanda bir vasi atamaktır.
Bunlar dışında vasinin ölmesi ya da onun da kısıtlanması gibi durumları öğrenen mahkeme resen gerekli işlemleri yaparak uygun yeni bir vasiyi bu işle görevlendirir. Son olarak da vasinin vasilik görevini gerektiği yapmadığı konusunda mahkemeye bir şikâyet gelecek olursa, mahkeme bu durumu öncelikle kolluk araştırması ile gerekirse duruşma açıp tanık dinleyerek veya diğer her türlü şekilde araştırır. İddianın doğru olduğu ortaya çıkarsa mahkeme vasilik görevini resen bu kişiden alarak uygun bir kişiyi vasi olarak görevlendirir.
Görevi sona eren vasi, kısıtlının mal varlığı ile ilgili bir raporu, varsa tutulan defteri, hesap cüzdanlarını ve diğer eşyaları vesayet makammı teslim etmek zorundadır. Vesayet makamı incelediği raporla birlikte kısıtlının maddi durumu ile ilgili hesabı varsa kısıtlının yakınlarına ve yeni vasiye bildirir. Ve eski vasiye karşı bir yıllık süre ile tazminat davası açma hakkmı hatırlatır. Vesayet makammca vasinin yetkilerini kötüye kullanmış anlaşılacak olursa da, bu kişi hakkmda Savcılığa suç duyurusunda bulunulması gerekebilir.
Kısıtlı için getirilmiş vesayetin sona ermesi ise belirli durumların gerçekleşmesi ile olur. Bunlar TMK’nın 470 ve devamı maddelerinde sayılmıştır. Buna göre;
vesayet altma almmış küçük için; küçüğün ergin olması ile, hükümlülük sebebiyle vesayet altma almmış kişiler için; hükümlünün herhangi bir sebeple tahliye edilmiş olması ile, akıl hastalığı veya zayıflığı nedeniyle kısıtlanmış kişiler için; hasta olan kişinin, kısıtlanmasına neden olan türde alınacak bir heyet raporu ile bu rahatsızlığının ortadan kalktığının ve “kısıtlanmasını gerektirir bir durumunun kalmadığının tespit edilmiş olması ile,
savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kısıtlanmış olan kişiler için; kısıtlanmasına sebebiyet veren şikayetlerin son bir yıldır tamamen bitmiş (mahkeme bu durumu vasiyi dinleyerek, kişinin kısıtlanmasına sebebiyet verecek türden araştırmalar yaparak -tanık beyanı, kolluk araştırması-ve de kısıtlıyı bizzat dinleyerek verebilir ki bu istem vasi, kısıtlı ya da vesayet ile ilgili olabilecek herkes tarafından yapılabilir) olması ile,
istek üzerine kısıtlanmış kişiler için; vesayet altmda bulunanın kısıtlanmasını gerektirir sebebin (bu husus konusunda da yine mahkeme kısıtlanmayı gerektiren araştırmalar gibi gerekli incelemeyi yaparak bu duruma karar verebilir) ortadan kalkması ile mahkeme yeni bir ek karar verir ve bu şekilde kısıtlı üzerinde ki vesayet ortadan kalkmış olur.
Mahkemece ilk vesayet kararı hangi şekilde ve sürelerle ilan edilmiş ise; bu karar da aynı şekilde ilen edilir. Ancak ilan, kısıtlının fiil ehliyetini kullanması için kurucu bir işlem değildir.