Ortaklığın Giderilmesi Davası Hakkında Önemli Bilgilendirme
Ortaklığın giderilmesi davası, TMK’nda “Eşya Hukuku” kitabının mülkiyet kısmında, 698 ve devamı maddelerinde “Paylı Mülkiyetin Sona Ermesi” başlığı altında düzenlenmiştir. Yargıtay 6. hukuk dairesinin tanımına göre; ortaklığın giderilmesi davaları, “paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran” davalardır. Ayrıca bu dava HMK’da sulh hukuk mahkemesinin yetki alanında olduğu belirtilen basit yargılama usulüne ait davalardandır.
Davanın Konusu
Ortaklığın giderilmesi -eski adıyla izale-i şüyu- davasının amacı; bir taşmmaz ya da taşınırın müşterek maliklerinden en az birisinin herhangi bir sebeple -geçerli bir sebep sunmak zorunda değildir- taşmmaz kaydmda aksi yönde bir kayıt olmadığı durumda, bu ortaklığı sonlandırılması talebinden kaynaklanabilir. Veya ileride daha geniş ölçüde yer vereceğimiz şekilde, müşterek maliklerden birinin üçüncü kişiye olan borcunu ödeyememesi sebebiyle, bu alacaklının ilgili icra mahkemesinden aldığı yetkiyle alacağını tahsil etmek için bu dava açılmış olabilir. Davacı bu davayı açarak, malik olunan taşınır ya da taşmmazm, mahkeme tarafından aynen taksim edilerek – satılmadan hak sahiplerine dağıtılarak- ya da satılarak elde edilecek paranın hisseler oranında tüm maliklere paylaştırılmasını istemektedir. Üçüncü kişinin açtığı davada da, alacaklı olan bu kişi; borçlunun payına düşecek miktardan alacağını tahsil edebilmeyi amaçlamaktadır.
Yetkili Mahkeme Ve Gerekli İşlemler
Ortaklığın giderilmesi davasında yetkili mahkeme, üzerinde ki müşterek mülkiyetin sonlandırılması istenen taşmır ya da taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Dava dilekçesi sulh hukuk mahkemesine ilk geldiğinde, mahkeme hâkimi ya da yazı işleri müdürü havalesini yapar. Yeni HMK ile birlikte davacıdan avans alınması gerektiğinden harç ve benzeri masrafların haricinde, mahkeme hâkiminin bu dava için yapılacak keşifte kullanılması muhtemel gideri de yaklaşık olarak hesaplayarak davacıdan avans ile birlikte davanın ilk açılışında dosyaya yatırması istenir. Bu dava için yapılması zorunlu olan keşif bölümünde masraflar konusuna yer verilecektir.
Ayrıca davacı, dilekçesinde talep konusu taşmır ya da taşınmazların bulunduğu yeri -il, ilçe, köy ismi-, cinsi -tarla, arsa, bina, araç, tarım aleti v.b.-, parsel numarası ve varsa ada numarası açıkça belirtilmelidir. Bu hususlardan eksik olanlar belirlenirse bu eksikliklerin ilk celsede davacıdan tamamlattırılması istenir.
Bu davanın tensip zaptıyla ilgili kurumlara yazılacak müzekkereler ve yapılacak işlemler karar altına alınır. Ve gelen cevaplar neticesinde eksik bir husus kalmadığı anlaşılırsa, usul işlemlerinin tamamlandığı ve taraf teşkilinin sağlandığı celse de davacının talebi ile keşif ara kararı verilir.
Ortaklığın giderilmesi davası niteliği gereği iki taraflı davalardan olduğu için, davacının feragat yönünde ki isteğine rağmen davalılardan birinin talebiyle dava görülmeye devam edilir.
Hak sahiplerinden birisi bu davayı diğer hak sahiplerine karşı açtığında, taraflardan birisi ortaklığın giderilmesine karşı çıkar bunun nedeni olarak da daha önce aralarında yapmış oldukları taksim sözleşmesini -adi yazılı şekilde olsa bile- ileri sürerse bu durumda mahkeme geçerli durumda bulunan ve taraflarca imzaların inkar edilmediği bu sözleşmeye uygun olarak aynen taksim şeklinde karar verir, dava sadece satış suretiyle ortaklığın giderilmesine yönelikse dava reddedilir.
HMK, 313. maddesinde sulh müessesesini düzenlemiştir. Buna göre hazır olan taraflara ilk celse de sulh olmak isteyip istemedikleri sorulur. Ve imzalı beyanları almır. Şayet taraflar bir sözleşme çerçevesinde anlaşırlar bunu da beyanları ile tekrar ederlerse bu husus mahkemece incelenir. Taraflar arasmda anlaştıkları paylaşım, mevcut yasal düzenlemelere aykırı değilse ve tüm hak sahipleri açısından kimsenin menfaatine bir halel gelmiyorsa; taraflarm bu anlaşması sulh olarak kabul edilerek dava sona erdirilir. Mahkemenin burada vereceği hüküm tamamen taraflarm isteğine bağlıdır. Şayet taraflar sulh sonuçlarının aynen kararda geçmesini istiyorlarsa; bu şekilde, istemiyorlarsa “karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilir.
Kuramlara Yazılacak Müzekkereler ve Yapılacak İşlemler
Dava dilekçesinde parsel numarası ve yeri -gerekirse ada numarası da- belirtilen taşınmazların tapu kayıt örneklerinin istenmesi için taşınmazların bulunduğu ilçe tapu müdürlüğüne müzekkere yazılır. Tapu müdürlüğüne yazılacak bu müzekkerede ayrıca tapu örnekleri istenen taşınmazlar üzerinde herhangi bir rehin, haciz, ipotek gibi takyitler olup olmadığı da sorulur. Tapu müdürlüğünden gelen müzekkere cevabı duruşma öncesinde incelenir. Şayet bir yanlışlık varsa bunlar duruşma tutanağına geçirilir ve gerekirse yeniden müzekkere ile uygun kayıtlar istenir. Ayrıca dava dilekçesm- de üzerindeki ortaklığın giderilmesi istenen taşınmazlarla ilgili ihtiyati tedbir talebi olması muhtemeldir. Bu durumumda tapuya yazılacak bir müzekkere ile de yargılama aşamasında taşınmazların üçüncü kişilere devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına istenir.
Gelen kayıtlarda olması muhtemel farklılık ya da eksiklikler ile bu taşınmazlar ile ilgili taleplere ve yapılacak işlemlere aşağıda farklı bir konu başlığı altında yer verilecektir.
Ortaklığın giderilmesi davalarının konusu çoğunlukla taşınmaz olduğu için, bu taşınmazların yerlerinin tespit edilerek buralarda keşif yapılması gerekir. Keşif sırasında kullanılmak üzere tensiple birlikte, ilgili birimden dava konusu yerlerin krokileri istenir. Mahkeme tarafından yapılacak bu keşifte, taşınmazlarının tespit edilmesi, hali hazır krokinin tapu kaydına uyup uymadığı, keşif heyetine ve teknik bilirkişilere gösterilen fiziki yerin, kayıtlarla örtü- şüp örtüşmediği bu kayıtlar aracılığıyla bilirkişilerce kontrol edilir.
Kolluğa yazılacak müzekkerede yapılacak keşfin mahalline göre Emniyete ya da Jandarmaya hitaben yazılır. Uygulamada bu müzekkere doğrudan Kaymakamlık makamma yazılarak, taşınmazın yerine göre ilgili kolluğa onlar tarafından mahkeme talebinin yerine getirilmesi sağlanır. Bu talepte mahkeme tarafından yapılacak keşif sırasında mahkeme heyetine ve teknik bilirkişilere yardımcı olması istenecek mahalli bilirkişilerin hazır edilmesi istenir.[16] Uygulamada müzekkereye, “dava konusu taşınmazların yerlerini bilen, yaşlı, tarafsız, üç mahalli bilirkişi” nin tespit edilmesi istenmektedir. Burada talep edilen kişi sayısından amaç, bilirkişilere sorulacak sorularda bir tanesinin bilgisi olmaması durumunda diğerinin devreye girerek keşif heyetine yardımcı olunmasıdır. İki değil de üç kişi istenmesinde ki amaç ise, mahalli bilirkişilere sorulan sorularda, ikisinin bir ihtilafa düşmesi durumunda; üçüncü bilirkişinin beyanı ile sorulan o soru hakkmda nihai sonucun elde edilebilmesidir. Yani çoğunluğun sağlanması amaçlanmaktadır. Kolluktan gelen müzekkere cevabında üç kişi bildirilmesine rağmen iki kişinin hazır edilmesi durumunda; bu kişilerin beyanlarmda ihtilafa düşmemeleri halinde sayı bakımından bir sakmca yoktur.
Kolluktan isimlerini bildireceği kişileri keşif saatinde mahallinde hazır etmeleri istenirken kolluğun da orada hazır bulunmasının istenmesinde fayda vardır. Çünkü kolluğun, tensip sonrası, keşiften belirli bir süre önce bildirim yaptığı mahalli bilirkişilere kolluğun bildirimi ulaşmış olsa da keşif günü mahalde bulunamamaları gibi sorunlar yaşanmakta, bu da keşif mahalline gidildikten sonra keşfin tehirine neden olabilmektedir.
Kolluğun tespit ettiği mahalli kişiler için aranan özellikler, bu kişilere sorulacak sorular, takdir edilecek ücret ve diğer hususlara keşif konusu içinde ayrıca yer verilecektir.
Hakkında ortaklığın giderilmesi istenen taşınmazın ilgili yer belediye sınırları içerisinde kalıp kalmadığı önemlidir. Çünkü bu yerlerin, ilgili imar planına dahil olması durumunda belirli sınırlamalar olabilmektedir. Özellikle teknik bilirkişilerin verecekleri raporda, taşınmaz üzerindeki ortaklığın “hangi suretle” giderilmesinin mümkün olduğu, davacmm talebi yönünden imar durumu nedeniyle bir sakıncanın bulunup bulunmadığı konusunda görüşte bulunabilmeleri için bu bilgilere de ihtiyaç duyulmaktadır.
Taşınırlarla İlgili İşlemler
Dava konuları arasında ortaklığın giderilmesi istenen bir de taşınır varsa; bu taşmırm kayıtlı olması zorunlu araçlardan olması durumunda ilgili birimlere müzekkere yazılarak aracm kayıt bilgileri istenir. Dava konusu araç araba, traktör gibi trafiğe kaydı bulunması gerekli bir araç ise bunlarla ilgili trafik şube müdürlüğüne müzekkere yazılarak araç kayıtlarının gönderilmesi, şayet talep varsa bunlarla da ilgili ihtiyati tedbir konulması istenir. Ancak uygulamada sık karşılaşıldığı üzere dava dilekçesinde murisin tarlaları dışmda ayrıca pulluk vb. tarım aletlerinin de paylaştırılması ya da satılması istenmektedir. Bu tür aletlerin kayıtlı olması gereken bir kurum varsa bunlar için ilgili yerlere müzekkere yazılabilir. Kaydı tutulmayan araç ve aletlerin ne olduğu, özellikleri bunlarla ilgili talep dava dilekçesinde açık değilse davacıya ilk celsede bunlar açıklattırılmalıdır.
Tapu Kayıtlarındaki Hatalar ve İlgili Talepler
Davacının üzerinde hak talep ettiği ve dilekçesinde belirttiği taşınmazların, tapudan gelen cevapta gönderilen tapu kayıtları ile birbirini tutması gerekir. Yani dava dilekçesinde belirtilen her taşınmazın parsel numarası, yeri ve malikleri kontrol edilerek gelen tapu örnekleri ile bunlar karşılaştırılır. Gelen örnekler davacının talebi ile örtüşüyorsa bir problem yoktur. Ancak tapuya yazılan müzekkereye verilen cevapta talep edilen yerde -ilçede, köyde- belirtilen şekilde bir parsel numarasının bulunmaması, belirtilen parsel numarasının başka köyde bulunması ya da talep edilen tapu kaydının malik hanesinin davacı ile bir ilgisinin bulunmaması durumlarında ilk celsede, bu hususlar duruşma zaptına tek tek geçirilerek davacıdan aksaklığın nedeni ve yeni talebi sorulur. Bir yazım hatası varsa, doğru şekildeki bilgiler zapta geçirilerek tapu müdürlüğüne yeniden müzekkere yazılır ve doğru tapu kayıt örnekleri istenir.
Davacının talep ettiği tapu kayıt örneklerinin malik hanesinde şayet davacı ya da davalıların isim ve soy isminde bir harf hatası kadar dahi olsa bir yanlışlık varsa, ya da malik hanesinde geçen maliklerden birisinin isim, soy ismim veya baba adı eksikliği varsa; bu durum duruşma tutanağına yazılır. Ve davacıdan talebi sorulur. Davacı burada, iki seçenek hakkma sahiptir: Ya mahkemeden ilgili tapu kaydında ki malik hanesinde bulunan yanlışlığı düzeltmek ve bununla ilgili yine sulh hukuk mahkemesinde “tapu kayıt tashihi” davası açmak için mahkemeden süre ister, ya da bu tür işlemlerle uğraşmak istemiyorsa dava talepleri içinden bu taşınmaz yönünden talebinden feragat eder. Şayet davacı birinci seçeneği tercih ederse; mahkeme, davacıya yeni bir dava açması ve uygun tapu kaydmı mahkemeye sunması için süre verir. Diğer husus ise; tapu müdürlüğünden gelen müzekkere cevaplarında, taşınmazlardan birisinde davacının, diğer mirasçıların ya da murislerin değil de; bunlar haricinde, taşınmazın diğer maliklerinden birisinin adı, soyadı ya da baba adında yazım hatası ya da eksikliğinin bulunmasıdır. Bu durumla ilgili yapılması öncelikli işlem davacı tarafından yine ilgisi olmadığı bu kişi ile ilgili tashih davası açmak için mahkemeden yetki istemektir. Davacı böyle bir talepte bulunursa mahkemece davacıya böyle bir davayı açmak için yetki verilir ve bununla ilgili müzekkere yazılır.
Davacı bir sonra ki celseye kadar açtığı davanın esas numarasını mahkemeye bildirir. Ve yeni açılan dava ortaklığın giderilmesi davası için mahkeme tarafmdan “bekletici sorun (mesele)” sayılır. Diğer dava sonuçlandıktan sonra; düzeltilen tapu kaydının, mahkemeye sunulması ile davaya devam edilir. Ancak davacı ikinci seçeneği tercih ederse; bu talebi zapta geçirilir ve davaya diğer taşınmazlar yönünden devam edilir.
Tapu kayıt örneklerinde dikkat edilmesi gereken diğer önemli bir nokta ise; tapu kayıtlarının “malik hanesinde yer alan kişilerin tamamının”, dava dilekçesinde davacı ya da davalı olarak gösterilmiş olması gerekliliğidir. Şayet bu konuda da bir eksiklik belirlenirse yine bu husus da zapta geçirilerek davacıdan talebi sorulur. Davacı, dilekçesinde göstermediği malikleri davaya dâhil etmek için mahkemeden süre isteyebilir. Bu halde mahkeme, davacıya bu yöndeki dilekçesini vermesi için süre verir. Verilen dilekçede eksik olan kişilerin davaya dâhil edilmesi davacı tarafmdan mahkemeden istenir. Davacı dilekçesinde, bu kişilerin açık adreslerini de bildirir ve talep ederse -davacıya dilekçesini sunması için süre verilen celse de- bu kişilere “davacının dilekçesi ve dâhili davalı tebligatı” gönderilmesi de karar altına alınabilir.
Tapu kayıtlarında belirtilen şekilde bir eksiklik görülmemesi halinde bu durum da zapta geçirilerek okunan evrak dosyaya eklenir.
Duruşma İşlemleri
Ortaklığın giderilmesi davası açıldıktan sonra işin esasına girilebilmesi ve keşif ara kararının verilebilmesi için dikkat edilmesi gerekli hususlar vardır. Bunlardan birincisi tapu kayıtlarında bulunan eksiklik veya yanlışlıklar, İkincisi tüm ilgililerin davalı olarak gösterilip gösterilmediği ve son olarak da doğrudan malik haricinde yetki ile de açılabilen bir dava olması nedeniyle bu yetkinin olup olmadığıdır.
Bekletici Sorun Yapılacak Davalar
Ortaklığın giderilmesi davasının esasma girebilmek için açılması gereken tapu kayıt tashihi, veraset davası gibi davaların yanında taraflardan birinin dava konusu taşınmaz veya üzerindeki müştemilatı doğrudan ilgilendiren bazı iddiaları olabilir. Tarafların mahkemeye ilettikleri bu iddialar arasmda; taşınmazlardan biri hakkında ki ön alım hakkı iddiası, resmi belgelere dayanılarak dava konusu taşınmazlardan bazıları üzerinde taraflarm haklarının kalmadığı dolayısı ile tapunun değişmesi gerektiği iddiaları olabilmektedir. Mahkemeye iletile bu iddia mahkemece değerlendirilir. Şayet geçerli olma ihtimali olan bir iddia ise, bunu ileri süren tarafa, gerekli olan onalım ya da tapu iptal ve tescil davalarmı açması için süre verilir.
Dava konusu taşınmazlar üzerinde bu şekildeki iddiaların haricinde yine dava tarihine kadar, paydaşların birlikte maliki oldukları bu taşınmaz üzerine, taraflardan birinin ağaç dikmiş ve büyütmüş olma ihtimali veya herhangi bir müştemilat yapmış olma ihtimali mümkün olabileceği gibi mevcut yapıya taraflardan birisi tarafmdan bir takım harcamalar yapılmış ve yapının durumu iyileştirilmiş de olabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 718. maddesi uyarınca; taşınmaz mülkiyetinin kapsamına taşınmazın üzerindeki yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer ancak yasal sınırlamalar saklıdır. Paylaşmanm satış yoluyla yapılması halinde, bunların mevcut haliyle taşınmaz ile birlikte satılması gerekir. Bu şekilde yapılacak satış ve paraların eşit şekilde dağıtılması; yapıların ağaçlarm sahibinin veya masraf sahibinin menfaatlerini ihlal eder.35 Mevcut yapıların kime ait olduğu ile ilgili tapuda bir şerh varsa ya da tüm malikler yapının maliki ya da masraf sahibi noktasında anlaşmaları varsa satış sırasmda buna göre bir oranlama yapılarak paralarm paylaştırılması gerekir. Aksi takdirde haksız duruma düşmek istemeyen taraf, bu durumu ispatlamak için “tespit davası açmak” amacıyla mahkemeden süre istemesi gerekir. Mahkeme de böyle bir iddia ve talep karşısında; tarafın hakkma halel gelmemesi için iddia sahibine, gerekli davayı açması için süre verir. Açılan davada taraf, sahip olduğu hakkmı ispat edebilirse, ortaklığın giderilmesi davası sonucunda yapılacak aynen taksim ya da satışta; bu kişinin artışına sebep olduğu değer göz önüne alınır. Satış amacıyla hem taşınmazların hem de üzerinde hak iddia edilen yapıların değerleri hesaplanır. Toplam değerin ne kadarının taşınmaza, ne kadarının yapıya ya da masrafa isabet ettiği yine ilgili teknik bilirkişilerce hesap edilir, satış sırasında elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu esaslara göre yapılır. Ancak tapuda herhangi bir şerhin bulunmaması, tarafların yapı ya da masraf sahibi hususunda anlaşamamaları durumu mevcutsa ve yapı ya da masraf sahibi taraf “tespit davası” açmaya yanaşmıyorsa, bu halde sadece keşif sırasmda ki taraf, tanık veya mahalli bilirkişi beyanına dayanılarak, iddia sahibi lehine bir oranlama yapılamaz. Mahkeme böyle bir durumda, bu yapılar tüm maliklerin ortak malıymış gibi eşit şekilde, satıştan elde edilecek paraların dağıtımına karar verecektir.
Hak sahibi olan kişi, gerekli davanın açıldığını mahkemeye bildirirse, ortaklığın giderilmesi davasma bakan mahkeme HMK’nın 165. maddesine göre, açılan bu davaların sonuçlanması ve kesinleştirilmesi bekler. Kesinleşen kararların mahkemeye sunulmasının ardından engel bir durum yoksa davaya devam edilir.
Burada değinilmesi gereken diğer bir husus ise; dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan yapıların, tapu malikleri veya hissedarlardan hiçbirisine ait olmaması durumunda ne yapılması gerektiği ile ilgilidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2010/7189-12278 E.K. sayılı kararında böyle bir durumda “bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermenin mümkün olmadığını” açıkça belirtmiştir. Sulh Hukuk Davaları kitabı yazarı Emin ŞAHİN’e göre böyle bir durumda; mahkeme aynı şekilde keşfini yapacak ve keşif zaptında bu duruma değinecektir. Keşif sırasmda hazır bulunan teknik bilirkişiler, raporlarında, bu yapıların, üzerinde bulundukları taşınmazların değerleri haricinde değerleri belirlenerek raporda yer verilecek, ancak satış ya da taksim amacıyla paylaşıma dahil edilmeyip, ilgililerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava açmakta muhtariyetlerine karar verilecektir.
Son olarak da bekletici mesele yapılması gereken bir durum; murisin taşınmazları ile ilgili bir vasiyetnamenin varlığından mahkemenin haberdar olmasıdır. Burada mahkeme, vasiyetnamenin davaya konu taşmmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenerek, davaya konu taşınmazı da kapsıyor ise, vasiyet ile ilgili olarak herhangi bir iptal veya tenfiz davasmm açılıp açılmadığının belirlenmesi, dava açılmış ise sonucunun beklenilmesi, vasiyetnamenin kesinleştiğinin anlaşılması durumunda ise, vasiyetname de nazara alınarak satış bedelinin dağıtılmasına karar vermesi gerekir.
Taraf Teşkilinin Sağlanması
Ortaklığın giderilmesi davasmda, ilgili tapu kayıtlarında yer alan hak sahiplerinin tamamının davadan haberdar edilmesi zorunludur. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 569. maddesinde, ortaklığın giderilmesi davası ile ilgili olarak “dava, alakadarlardan her birine ayrı ayrı tebliğ olunur” hükmü getirilmiştir. 6100 sayılı HMK’ da bu maddenin karşılığı olarak farklı bir düzenleme yapılmamıştır. Bununla birlikte ayıca HMK 27. maddesinde “hukuki dinlenilme hakkı”na yer verilmiştir. Taraf teşkilin sağlanması bu hakkı ikame edecek unsurlardan biridir. Bu hak mahkeme hâkimi tarafından resen gözetilmelidir. Dolayası ile üçüncü kişilerin menfaatinin korunması gerekir. Bu yönüyle taraf teşkilinin kamu düzenine ilişkin olduğu söylenebilir. Tüm davalarda taraflar, çekişmesiz yargı işlerinde ilgililer -hak sahipleri- bu hakka sahiptirler.
Davacı, ortaklığın giderilmesini istediği taşınmazın, malik hanesinde görülen kişilerin tamamını davadan haberdar etmek zorundadır. Davacı, bu kişilerden bazıları ile birlikte bu davayı açabileceği gibi, kendi açtığı davada bu kişilerin tamamını davalı olarak da gösterebilir.
Uygulamada, bir taşınmazın müşterek maliklerinden birisi tarafından bu dava açılabildiği gibi, mirasçılardan birinin, vefat eden anne veya babası üzerine kayıtlı taşınmazlar hakkmda da ortaklığın giderilmesi istenebilmektedir. Bu ikinci durumda davacı, dilekçesi ile birlikte murise ait veraset ilamını mahkemeye sunarak; bu davayı açmada kendisinin hukuki menfaati olduğunu ispatlamalıdır. Ayrıca hem veraset ilamında görülen diğer mirasçıları hem de eğer varsa taşınmaz üzerinde ki diğer ortakları bu davada davalı olarak göstermek zorundadır.
Davacmm dilekçesmde yer alan tüm davalılara, davacının dilekçesinde belirteceği adresler nazara alınarak, dosya da bulunan avanstan karşılanmak üzere tebligat çıkarılmasına tensiben karar verilir. İlk celsede mahkeme hâkimi, tebligat parçalarmı inceler. Şayet bila ikmal -tebliğ edilemeden- dönen tebligat varsa, tebligat nedenine göre, davacmm bu hususta ki talebi doğrultusunda ilgili kişiye yeniden tebligat çıkarılmasına karar verilebilir. Mahkeme tarafından çıkarılan tüm tebligatlar ikmal edilemedikçe davanın esasma girilmez. Maliklerden birinin yurtdışmda ikamet ettiği anlaşılırsa, bu kişi için de yurtdışma tebligat yapılması zorunludur. Yurtdışmda yaşayan bu ortağm diğer hak sahiplerinden birine vekalet vermesi geçersizdir. Bu kişi için mutlaka ilgili konsolosluk aracılığı ile tebligat çıkarılmasına mahkemece karar verilirse, bir sonra ki celse “üç aydan daha geç bir tarihe” verilmek zorundadır. Herhangi bir aksaklıkla karşılaşılmaması ve için uygulamada bir sonra ki celse dört ay sonrasına verilmektedir.
İlk celse öncesinde, varsa davacı tarafından sunulan veraset ilamı ve gelen tapu kayıtları incelenir. Burada yer alan hak sahiplerinin tamamının dosya da taraf olarak gösterilmiş ve kendilerine tebligat yapılmış olması gereklidir. Şayet taraflardan birisme çıkarılan tebligatta bu hak sahibinin ölmüş olması nedeniyle tebligatın yapılmadığı anlaşılırsa, davacı tarafından bu kişiye ait veraset ilamını dosyaya sunması ve tüm mirasçıları davaya dahil etmesi için süre verilir. Müteveffaya ait veraset ilamma davacı ulaşamıyorsa, bu kişiye ait veraset ilamını almak için mahkemeden yetki isteyebilir. Davacı bu kişinin mirasçısı olmasa da bu davayı açmakta menfaati olacağı için davacıya ara karar ile yetki verilir ve bununla ilgili müzekkere yazılır.
Tapu kayıtlarında görünen maliklerden bazılarının kim olduğu ya da adres bilgileri hakkında davacı bir bilgiye ulaşamazsa, bu kişiler hakkında mahkemeden kolluk, gsm operatörleri v.b. vasıtalarla bu kişiler hakkında adres ve kimlik araştırması yapılması talep edilirse, mahkeme bu istem doğrultusunda gerekli müzekkereleri yazar. Tespit edilen malike ya da o ölmüşse mirasçılarına gerekli tebligatların yapılması mahkemeden istenir.
Mahkemenin yaptığı araştırma sonucunda hak sahiplerinden birinin öldüğü ve geride hiç mirasçısı kalmadığı anlaşılırsa; bu kişi için davacı, mahkemeden mirasçısı bulunmayan müteveffayı temsil etmesi için mahkeme tarafından bir kayyım atanması amacıyla açacağı dava için yine yetki istemesi gerekir. Çünkü yasal mirasçısı olmayan kişinin mirasçısı devlet’tir. Kayyım ataması yapıldıktan sonra bu kişinin de davaya dahil edilmesi mahkemeden istenir.
Ortaklığın giderilmesi talep edilen taşınmazlardan birinin üstünde 3.kişi lehine kurulmuş bir “intifa hakkı” varsa, bu kişide aynı taraflar gibi davaya dahil edilmelidir. Satış ya da taksimle ilgili intifa hakkı sahibi de dinlenir. Mahkemece diğer tarafların da bu husus da beyanları alındıktan sonra taşınmazın üzerinde ki bu intifa hakkı ile satılıp satılmayacağına karar verilmelidir.
Davacı vekilince açılmış bir ortaklığın giderilmesi davasmda, davacı vekili; dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen taraflardan bazılarından sonradan vekalet alarak bunu mahkemeye iletebilir. Bu halde artık bu davalılara tebligat yapılmasına gerek yoktur; vekile yapılan tebligat yeterlidir. Bu şekilde taraf teşkili sağlanmış olur.
Ancak burada mahkemenin yapması gereken bir işlem vardır. Davacı vekili, bir davada hem davacı ham davalı vekili olamayacağından, vekaleti alman bu davalıların uyap üzerinden sıfatları davacı olarak değiştirilmeli, bu da duruşma zaptına geçirilmelidir. Tebligat da yine “davacı vekili” sıfatıyla yapılmalıdır.
Hak sahibi olan taraflardan birine sehven tebligat yapılmamış ya da usulsüz tebligat yapılmış olursa, bu davanın esasma girilmesi mümkün değildir. Bu durum mahkeme tarafından fark edilmez, davanm esasma girilip dava sonuçlandırılır, hatta karar kesinleştirilerek, satış aşamasına dahi gelinmiş olursa da bu hak sahibi yönünden bu işlemler bir anlam ifade etmeyeceği için; bu kişinin mahkemeye vereceği temyiz dilekçesi ile, kesinleştirilmiş olan dosyanın temyize gönderilmesi gerekir ki bu karar Yargıtay tarafından taraf teşkilinin sağlanmadığı gerekçesiyle bozulabilmektedir.
Hak sahiplerinin tamamma usulüne uygun davetiye tebliğ edildikten sonra, dava kendisine tebliğ edilen taraflardan biri ve birkaçı duruşmaya gelmese de, taraflardan en az biri tarafından takip edilen davanm esasma girilir. Ve başkaca bir eksik kalmamışsa keşif ara kararı verilir.
İcra Mahkemesinden Alman Yetki İle Açılan Dava
Alacaklı, İÎK 121. maddesi gereğince borçludan olan alacağını tahsil edebilmek amacıyla borçlunun iştirak halinde maliki olduğu taşınmazın satılmasını ve buradan mirasçı borçluya düşecek kısımdan alacağmı tahsil edilmesini isteme hakkına sahiptir. Herhangi bir icra mahkemesinden bu yönde bir yetki alan alacaklı alacaklısının iştirak halinde maliki olduğu bu taşmmaz hakkmda ortaklığın giderilmesi davası açabilir.
Üçüncü kişi alacaklmm açtığı bu dava için, davacının mahkemeye dava dilekçesi haricinde icra mahkemesinden aldığı yetkiye dair karar sureti ile borçlusu olan mirasçının varisine ait veraset ilamını da mahkemeye sunması istenir. Bunlardan biri olmadan dava açılacak olursa, ilk celse de davacıya eksik olan belgeyi sunması için süre verilir. Ayrıca diğer önemli bir husus; iştirakli ortağın alacaklısının açtığı ortaklığın giderilmesi davasında, iştirakli ortağm borç miktarı saptanarak, borca yetecek taşınmaz veya taşınmazların ortaklığının giderilmesi fazla kısımlara ilişkin davanın reddedilmesi gerekir.
Bu davada da, iştirak halinde ki bir malikin kendisinin diğer hak sahiplerine karşı açtığı davada ki tüm usul yöntemleri geçerli olacaktır. Ancak borçluya ait taşınmazda borçlu iştirak halinde değil de müşterek malikse yani payı belli ise, bu durumların tespit edilmesiyle; müstakilen borçluya ait paym satışı istenebileceğinden açılan davanın reddine karar vermek gerekir.
Keşif Ara Kararı
Mahkeme ortaklığın giderilmesi davasmm konusu olan taşınır ya da taşınmazlar üzerinde keşif yaparak; hem bu taşınmazların niteliği ve durumunun tespitini yapar hem de satış ya da aynen taksim taleplerini karşılayabilmek için; bunların değerlerini belirler.
Keşif Hazırlığı
6100 sayılı HMK ile birlikte dava dilekçesi davacıdan alınırken kendisinden dava avansmı mahkeme veznesine yatırması istenmektedir. Bu kapsamda ortaklığın giderilmesi davasmda, dava konusun taşınmazların sayısı ve yerleri göz önüne almarak keşif için oluşacak yaklaşık masraf.- dava dilekçesi geldiğinde mahkeme hâkimi havalesini yaparken bu miktarı da dilekçe üzerine yazabilir veya yazı işleri müdürüne bu miktarı söyleyebilir- dava açılması sırasında davacıdan alınacaktır, keşif kararı verilmeden daha önce, tensiple kolluktan mahalli bilirkişi tespiti ve bu kişilerin keşif günü saatinde ve yerinde kolluk tarafından bizzat hazır edilmeleri istendiği için bu konuda yeniden bir müzekkere yazılmasına gerek yoktur. Ancak keşif mahalline gidildiğinde olumsuz bir durumla karşılaşılmaması için mahkeme mübaşirinin ya da kâtibin kolluk birimi ile görüşmesi ve keşfin yapılacağını teyit etmesi faydalı olacaktır.
Keşif sırasında keşfe refakat edecek teknik bilirkişilerin keşif ara kararı ile birlikte keşifte görevlendirilmelerine yönelik bir ara karar kurulabileceği gibi, keşif ara kararı ile birlikte “teknik bilirkişinin ve aracın resen hazır edilmesine” dair bir ara karar da yazılabilir. Keşiften kısa bir süre önce bilirkişinin telefonla aranıp keşfe çağrılmasında bir sorun yaşanmıyorsa bu yol tercih edilebilir. Teknik bilirkişilere takdir edilecek ücret, keşif ara kararı ile birlikte duruşma zaptına tek tek yazılabileceği gibi bu iş keşif sırasında da yapılabilir ve takdir edilecek ücretler keşif zaptının sonuna yazılabilir. Gidilmesi planlanan yerlerde karşılanılacak zorluklar ve çeşitli sebepler göz önüne alınarak takdir edilecek ücretlerin bir miktar değişmesi ihtimali söz konusu ise; bu miktarların keşif sırasmda belirlenmesi daha faydalı olabilir.
Ortaklığın giderilmesi davasmda; dava konusu taşınmazların niteliğine göre teknik bilirkişilerin keşfe götürülmesi gerekir. Örneğin;
dava konusu tarla, bahçe cinsi bir taşınmaz; ziraat bilirkişisi, dava konusu taşınmazlar üzerinde ev, ahır, samanlık benzeri bir yapı varsa ya da taşınmazın cinsi arsa ise; inşaat bilirkişisi,
dava konusu taşınmaz üzerinde değerleri hesaplanması gereken ağaç varsa ya da dava konusu ziraat alet ve makinesi şeklinde bir taşınır ise; yine ziraat bilirkişisi,
dava konuları arasmda, -vasfı ne olursa olsun- taşınmaz varsa; fen bilirkişisi,
dava konusu bir araba ya da kamyon ise bunların özelliklerinden ve fiyatından anlayabilecek teknik bilirkişi (makine mühendisi, teknikeri ya da istenilen sorulara cevap verebilecek nitelikte herhangi bir bilirkişi).
bu teknik bilirkişilerin ve yine davacı tarafından hazır edilmezse; mahkeme tarafından piyasadan temin edilecek yeterli bir aracın, keşfe gidildiğinde, orada keşif tutanağı hazırlamak için bir bilgisayar ve dinlenilen kişilerin imzalarını alabilmek için yazıcı temini ile keşfe çıkılır.
Keşifte Yapılacak İşlemler
Keşif mahalline gelindiğinde, daha önceden irtibat kurulan ve keşif yerinde hazır bulunan kolluk personelinden mahalli bilirkişilerin hazır olup olmadıkları sorulur ve bu kişilerin kimlikleri almır ve zapta geçirilir. Kolluğun keşif mahallinde bizzat keşfe nezaret etmesi; ismi bildirilen mahalli bilirkişilerin çeşitli bahanelerle keşfe katılmak istememesi, taraflar arasında yaşanabilecek muhtemel problem ve olaylar ya da keşif heyetine müdahale ihtimali açısından oldukça önemlidir.
Yapılacak keşfe davacı ya da davalıların iştirak etmesi mümkün olduğu gibi taraflardan hiçbiri keşif mahalline gelmemiş olsa da; başkaca engel yoksa keşif, mahkeme heyetince yapılmak durumundadır. Bu husus 6100 sayılı HMK’nm 290. maddesinde “…keşif, taraflar hazır iseler huzurlarında, aksi takdirde yokluklarında yapılır…” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Taraflarm hazır olmamaları ihtimaline binaen mahalli bilirkişilerin önemi bir kez daha öne çıkmaktadır. Şayet herhangi bir nedenle mahalli bilirkişilerin hazır edilememesi nedeniyle, mahkeme hâkimi tarafmdan, keşif mahallinde bulunan ve heyete yardımcı olabilecek ve engeli bulunmayan kişi veya kişiler resen mahalli bilirkişi olarak atanabilirler. Taraflarm itirazları, yeterli bilgi sahibi olamayışı gibi nedenlerin bulunmaması halinde keşfin tek bir bilirkişi ile tamamlanması mümkündür.
Keşif heyeti; keşif sırasında yayan gezilmesi gerekecek yerlerin fiziki durumunu göz önüne alarak keşfe uygun kıyafetler giymelidir. Keşif sırasmda, keşfe gelinen araba ile gidilmesi mümkün olmayan yerler olursa, keşif mahallinden resen uygun bir araç -traktör gibi- temin edilerek bu husus da keşif zaptına geçirilir. Bu aracm sahibini de yine avanstan karşılanmak üzere uygun bir ücret takdir edilir.
Keşif zaptına öncelikle keşfe gelinen yerden, keşfe gelinen aracm bilgileri geçirilir. Sonra keşif heyetinde bulunan kişiler ile mahalli bilirkişiler de dahil olmak üzere keşif mahallinde hazır bulunan taraflarm isimleri yazılır. Keşif mahallinde bulunanlardan daha önce duruşmalara gelmemiş olanların öncelikle kimlik tespitleri yapılır. Bu işlemlerden sonra dosya içinde bulunan tapu kayıt örnekleri çıkartılarak buraların yerleri mahalli bilirkişilerden sorularak tek tek gezilir. Gelinen ve incelenen her taşınmazın durumu kısaca zapta geçirilir. Bu taşınmazların tahmini fiyatı da mahalli bilirkişilerden sorulur. Her taşınmazın farklı durumları, o taşınmaz için mahalli bilirkişi beyanlarının ayrı ayrı yazılması daha sonra rapor hazırlayacak teknik bilirkişiler açısından faydalı olacaktır. Dava konusu taşınır ve taşınmazların gezilmesi ve zapta geçirilmesi bitince teknik bilirkişilerden diyecekleri sorulur. Onların da çoğu kez aynı şekilde benzer ifadeleri zapta geçirildikten sonra taraflara yapılan keşfe bir diyecekleri olup olmadığı sorulur. Varsa itirazları yazılır. Bu hususun sorulması, teknik bilirkişi raporları almdıktan sonra keşfe karşı yapılacak yersiz iddiaların önüne geçmek için faydalı olacaktır.
Tüm bu işlemler tamamlandıktan sonra yapılan keşfe son verilerek, karar kısmında teknik bilirkişi ve mahalli bilirkişiler için – dinlenmişse tanıklar için- ve de araç mahkeme tarafından ayarlanmışsa araç için ücret takdir edilir. Keşif heyeti için sarf kararı adli- yede yazılabilir. Bu şekilde keşif sona erer. Ancak dava konusu yerlerin çok fazla olması, fiziki durumların elverişsizliği gibi nedenlerle keşif tamamlanamaz ise bu da keşif zaptma geçirilir. Ve keşif sonrası ilk celse de yeniden bir keşif ara kararı verilir. İlk keşifte hazır edilen teknik ve mahalli bilirkişiler ile keşif heyeti aynı şekilde ikinci keşfe de katılabilecekse, ilk keşif sonunda ücrete yer verilmeyerek ikinci keşfin sonunda ücretler karara bağlanabilir.
Keşif Sonrası Yapılacak İşlemler
Keşif sonrası ilk celsede teknik bilirkişilerin dosyaya sundukları raporlar incelenir. Gezilen taşınmazlar açısmdan bir eksiklik yoksa hazır olan taraflara birer suret elden tebliğ edilir. Farklı bir ara karar ya da talep yoksa; raporlarm hazır olmayan taraflara tebliğ edilmesi gibi bir zorunluluk yoktur. Taraflardan gelen en az bir kişiye dahi rapor tebliği yeterlidir. Kendisine rapor tebliğ edilenlerden aldıkları raporlara karşı bir itirazları olup olmadığı sorulur. Taraflar raporlara itiraz etmezler veya raporları incelemek için mahkemeden süre talep etmezlerse yapılacak başka bir işlem kalmadığından davaya son verilir. Ve kısa karar yazılır. Uygulamada kısa karar yzılırken bazen sadece “davanın kabulüne”, “sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına” şeklinde hüküm kurulabilmektedir. Burada dikkat edilecek olan yazılan kısa kararm gerekçeli kararla çelişkili olmamasıdır. Ancak taraflar rapora itiraz ederlerse bu husus mahkemece değerlendirilir. Raporda değişebilecek bazı unsurlar ya da hatalar varsa teknik bilirkişilere müzekkere yazılarak “ek rapor” istenir. Farklı bir durum yoksa ek rapor için teknik bilirkişilere yeniden bir ücret takdiri gerekmez.
Ortaklığın Giderilmesi Kararı
Mahkeme yapılan keşfin sonrasmda alman bilirkişi raporlarında bir eksiklik görmezse, ve de taraflarca bu raporlara, ek rapor alınmasını gerektirecek bir itiraz da bulunulmazsa dava bitirilir. İncelenen dosya ve bilirkişi tespitleri davacının talepleri yönünden bir eksiklik oluşturmuyorsa davanm kabulüne karar verilir. Bu husus son celse de duruşma zaptına kısaca geçilerek karara ilişkin diğer hususlara gerekçeli kararda yer verilebilir. Davacı daha önce bazı parseller yönünden talebinden vazgeçmiş bu da diğer taraflarca kabul görmüş ise, mahkeme sonuç olarak davacının taleplerini kabul etmiş sayılacağından kısmen kabul kısmen ret kararı yerine; “dava- emin davasının kabulüne” şeklinde karar verilerek, gerekçeli karar yazılırken daha önce feragat edilen bu taşınmazlara dikkat edilmesi; onlarla ilgili kabule yönelik hüküm kurulmaması gerekir. Gerekçeli kararda ise mahkeme gerektiği gibi hazırlanan teknik bilirkişi raporları doğrultusunda taşınmazların satılarak ortaklığının giderilmesine karar verir.
Aynen Taksim
TMK 699. Maddesinde; Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilir. Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemi üzerine hakim, malm aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasma karar verir.” Hükmünü getirmiştir. Buna göre, dava dilekçesinde, davacı ya da vekili tarafından ortaklığın giderilmesi aynen taksim suretiyle istenebileceği gibi, davacının satış istemi karşısmda davalılardan biri haklı bir gerekçeye dayanarak taşmmazlarm aynen taksim yoluyla hak sahiplerine taksim edilmesini istemiş olabilir.
Aynen taksim; taşmmazlarm niteliği ve hak sahiplerine ayrı ayrı özgülenmesi mümkün olan taşınmazlar için söz konusudur. Yargıtay 6. hukuk dairesi, içtihatlarında aynen taksime karar verilebilmesi için ” dava konusu edilen taşınmazın aynen bölünmesi mümkünse, aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilir. Paylaşma davalarında taşınmazın yüzölçümüne, pay ve paydaş sayısına, imar mevzu atma göre aynen bölünmenin mümkün olup olmadığının araştırılması, şayet mümkün ise bu durumda fen bilirkişisine bölünme projesi düzenlettirmek icap eder. Taşmmaz, belediye ve mücavir alan hudutları içinde ise bölünme projesi eklenerek belediye encümeninden, belediye ve mücavir alan dışmda ise il idare kurulundan imar mevzuatı uyarmca aynen bölünmenin mümkün olup olmadığı saptanması gerekir” şeklinde gerekli olan işlemleri bir çok kararında açıklamıştır.
Aynen paylaşma halinde, teknik bilirkişiye ifraz projesi düzenlettirilerek, bu projeye göre taşınmaz, belediye ve mücavir alan içerisinde belediyeden, dışarıda bir yerde ise; İl İdare Kurulu’ndan İmar Yasası ve yönetmeliğine göre ayrı ayrı her taşınmaz için aynen taksimin mümkün olup olmadığı sorulur. Davanın tarafları aralarında bir paylaşım yaptıklarını mahkemeye bildirecek olurlarsa, taksime konu edilecek her bölümün değerleri ayrı ayrı teknik bilirkişilerce belirlenmelidir. Taşınmaz sayısı, taraflara tek tek özgülenecek kadar yeterli ise, tarafların istemi halinde; mahkeme huzurunda bu özgüleme, kura yoluyla yapılabilir. Bu yönteme başvurulacak olursa; kuranın çekileceği duruşma günü için taraflara bu hususun belirtildiği bir tebligat çıkarılması gerekir. Ayrıca kura günü duruşmaya gelmeyen taraf olursa yoluğunda işlemlerin yapılacağı da ihtar edilir. Bunun yanında, taraflar, önceden kendi aralarında bir paylaşım yapmış ya da taşınmazları fiilen kullanıyor olabilirler. Bu durumda mahkemeden mevcut duruma göre bir özgüleme yapılmasını talep edebilirler. Muhtemel bu talep karşısında da teknik bilirkişi raporunda bu hususa yer vermelidir. Mahkeme huzurunda kura çekilmesi usulü ya da taraflarm fiilen kullanımı ve kabulü usulü benim- sense de; taraflara özgülenen taşınmazların değerleri arasında değer farkı bulunması muhtemeldir. Bu durumda haksızlığın önüne geçmek için değeri az olan yeri alacak taraflara değeri fazla olan yerleri alan tarafların bir ivaz vermesi gerekir. Kimin ne kadar bir ivaz ödemesi gerektiği teknik bilirkişi raporunda belirtilir. Sonra da, daha değerli taşınmaz alan taraflara gerekli ivazı mahkeme veznesine yatırması ihtar edilir ve süre verilir. Süre sonuna kadar gerekli miktarın yatırılmaması nedeniyle aynen taksim talebinden vazgeçilmiş sayılacağı ihtar edilebilir. Bu durumda ise, davanın nasıl devam etmesi hususunda diğer taraflarm beyanı almarak -satış yapılarak ortaklığın giderilmesi ya da feragat nedeniyle davanın reddi- o şekilde yön verilir.
Davacı ya da taraflardan biri, aynen taksimi kat mülkiyeti kurulması şeklinde de isteyebilir. Bu şekilde bir talep varsa mahkemece yapılacak keşif sırasmda teknik bilirkişilerin bu konu hakkmda, taşınmazın gerçekten aynen taksime ve kat mülkiyeti kurulmasına uygun olup olmadığına dair yeterli bir araştırma yapmaları gerekir. Aksi halde raporlarda, nedenleri belirtilmeksizin sadece “aynen taksimi mümkün değildir” ifadesine yer verilmesi, ortaklığın satış yoluyla giderilmesi için yeterli bir neden değildir. Aynen taksim istemi karşısmda, bu şekildeki bir raporla satış yoluna gidilmesi bir bozma nedenidir.
Kat mülkiyeti kurularak aynen taksim yoluna gidilecekse, mahkeme öncelikle keşfe çıkılmadan Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 12. maddesinde yazılı şartlar sağlanmalıdır. Buna göre; davanın tüm taraflarına mahkeme, 12. maddenin a ve b bentlerinde yazılan belgeleri tedarik edip, tapu müdürlüğüne başvuruda bulunmaları için süre verir. Bu zaman içerisinde tüm maliklerin yapacağı başvuru sonucunu, mahkeme yazacağı bir müzekkere ile tapu müdürlüğünden sorar. Gelen müzekkere cevabı da paydaşlarm kat mülkiyeti kurabilmelerine engel bir durumun olmadığı yönünde ise mahkeme ortaklığın kat mülkiyeti kurulması yoluyla aynen taksimine karar verir.
Taşınır ve Taşınmazların Satılması
Ortaklığın giderilmesi davasmda, taraflar ortaklığın satış yoluyla giderilmesini talep eder ve bunun için de bir engel bulunmazsa, iştirak halinde ya da müşterek mülkiyet halinde bulunan taşınmazın satılarak ortaklığın giderilmesine karar verilir. Bu satıştan elde edilecek paralar da müşterek maliklerin hisseleri oranında kendilerine dağıtılır. İştirak halinde ki maliklere ise payları, dosya da bulunan veraset ilamı doğrultusunda dağıtılır.
Yukarda değindiğimiz gibi taşınmazların satılması sırasmda dikkat edilecek husus; bu taşınmazların üzerinde ağaç veya herhangi bir yapının bulunuyor olmasıdır. Taraflardan biri, taşınmazın bütünleyici parçası durumunda olan ve sökülüp götürülmesi mümkün olmayan bu yapının kendine ait olduğunu veya mevcut yapıya yaptığı masraf ile değer kattığmı iddia etmiş, bu durum tapuda bir şerh ile belirlenmişse veya tüm malikler bu konuda ittifak halinde ise veyahut ta hak sahibi açtığı bir dava ile bu durumu ispatlamışsa, o takdirde mevcut değer üzerinden kurulan orana göre bir dağıtım yapılmalıdır. Yani taşınmazın bütünleyici parçası ile satışından elde edilen paranın, sırf taşınmaza isabet eden miktarı tüm hak sahiplerine mevcut hisselerine göre dağıtılırken, taşınmaza artı değer kazandırılan miktarın; yalnızca hak sahibine verilmesine karar verilir. Bununla birlikte taşınmaz üzerinde bulunan yapı, taşınmazın bütünleyici parçası değil de sökülebilen bir yapı ise; bu yapının değeri toplam değerlemeye katılmaz. Çünkü bu yapı diğer hak sahiplerinin talep etmesiyle sahibi tarafından her an sökülüp götürülmeye hazırdır.
Dava Masrafları
Ortaklığın giderilmesi davaları, malikler ya da hak sahipleri arasında hukuki ilişkiyi sona erdiren, birlikte mülkiyetten ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı olan aynı zamanda tarafları için benzer sonuçlar sağlayan ve faydalar getiren türde davalardır. Davanın taraflarının, dava sonucu elde edilecek faydadan hep birlikte yararlanacakları düşünüldüğünde, davanın görülmesi için yapılan yargılama giderlerine de hep birlikte katlanılması gerekir.
Aynı zamanda taraflar yargılama giderlerine eşit olarak değil; elde edilecek fayda nispetinde yani, payları oranında katlanacaklardır. Yargılama giderleri tek tek HMK 323 ve devamı maddelerinde sayılmıştır. Buna göre davanın açılması için gereken harçlar, tebligat, posta ve keşif giderleri bu masrafların arasmdadır. Genellikle davacı tarafmdan yapılan bu masraflara dosya da taraf olarak görünen diğer hak sahipleri de katılmaları gerekir. Ayrıca davacı tarafından değil de; delillerin ikamesi adına davalı tarafından yapılan harcamalara da aynı şekilde hak sahibi olan davacı tarafından katlanılacaktır. Bunlar dışında taraflardan biri -davacı ya da davalı- kendisini vekille temsil ettirmiş ise, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin her yıl belirlediği miktarın da yine tüm taraflarca payları oranmda karşılıklı olarak karşılanması gerekir.
Davacının davasmdan feragat etmesi, yukarda da belirtildiği üzere davanın niteliği gereği tek taraflı olarak hüküm doğurmaz. Ancak davalının da bu yönde ki iradesiyle dava feragat nedeniyle reddedilebilir. Bu durumda dava davcmın feragati sebebiyle reddedildiği için yargılama giderleri davacı üzerine bırakılır. Dava açıldıktan sonra davalı kendisini vekille temsil ettirmişse AAÜT gereğince bu davaya münhasır vekillik ücreti de yine davacı üzerine bırakılır. Ancak burada hatırlatmak istediğim husus; bu tarifeye ilişkin tebliğin 6. maddesidir. Bu maddeye göre “Anlaşmazlık, davanm konusuz kalması, feragat, kabul ve sulh nedenleriyle; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce giderilirse, tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarışma, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilirse tamamma hük- molunur”.
Satış İçin Yapılacak Usuli İşlemler
HMK’nun 322/2 maddesinde “ortaklığın giderilmesi için satış yapılması gereken hallerde, hakim satış için bir memur görevlendirir. Taşmır ve taşınmaz malların satışı İcra İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır ” hükmüne yer verilmiştir.
İcra İflas Kanunu hükümlerine göre satış -aksi bir talep ve hüküm yoksa- açık artırma suretiyle yapılır. Açık artırmadan elde edilecek miktar da hisseleri nispetinde hak sahiplerine dağıtılır. Bu açık artırmaya hak sahiplerinden birinin de katılmasına bir engel yoktur.
Ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar veren mahkeme, vereceği hükümle satışın açık artırma ile yapılmasına ve bu satış işlemi için uygun göreceği bir kişinin görevlendirilmesine karar verir.
Uygulamada mahkemeler tarafından genellikle bu iş için İcra Müdürleri veya yardımcıları görevlendirilir. Bunda ki amaç satış işlem ve usullerinin bu kişiler tarafmdan yaptıkları iş gereğince iyi bilinmesidir. Ancak mahkeme bu kişiler dışında uygun göreceği başka bir memuru da bu işle görevlendirebilir. Satış için görevlendirilen memur, hem gerekli satış işlemini yapmakla hem de satış sonrası elde edilecek paraları taraflara hisseleri oranında dağıtmakla görevlidir. Dolayısı ile satı için ayrı paraların paylaştırılması için ayrı memur tayin etmeye gerek yoktur. Mahkeme kararmda ayrıca satışla ilgili görevlendirdiği bu kişi için, harcayacağı emek ve mesaisine karşılık, satıştan elde edilecek paradan karşılanmak üzere bir ücret takdir eder. Tüm bu hususlara gerekçeli kararda ayrıntılı olarak yer verilmesi durumunda, mahkeme satış safhalarında yeniden dosyayı ele almak zorunda kalmayacaktır. Son olarak davacının dosyanm kesinleştirilmesini ve dosyanm gerekli satış işlemi için (mahkemece görevlendirilen) îcra Müdürlüğü’ne gönderilmesini istemesi üzerine dosya kesinleştirilir ve İcra Müdürlüğü’ne hitaben gerekli müzekkere yazılır.