SANIĞIN GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNİ KAYBETTİĞİNİ ORTAYA KOYAN KOLLUK TUTANAĞI BULUNMADIĞI – OLASI KASTLA MALA ZARAR VERME SUÇUNDAN DOLAYI CEZALANDIRILMASI GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

T.C YARGITAY
4.Ceza Dairesi
Esas: 2014 / 4885
Karar: 2016 / 11335
Karar Tarihi: 02.06.2016

ÖZET: Alkollü olmadığını iddia eden sanık hakkında olay sonrasında tıbbi rapor aldırılmaması ve sanığın alkollü olduğunu, ayrıca bu nedenle güvenli sürüş yeteneğini de kaybettiğini ortaya koyan, gözlem ve deneylere dayalı olarak hazırlanmış bir kolluk tutanağı da bulunmaması karşısında, eylemin TCK’nın 179. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen suçu oluşturmadığı gibi, katılanın aracının zarar görmesi nedeniyle TCK’nın 179. maddesinin tehlike suçuna ilişkin 2. fıkrasının da olayda uygulama yeteneğinin bulunmadığı ve sanığın açıklanan eylemi nedeniyle olası kastla mala zarar verme suçundan dolayı TCK’nın 151/1 ve 21/2. maddeleri ile cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

(5237 S. K. m. 21, 53, 151, 179) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)

Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A-Hakaret suçundan verilen kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık …’ın tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
B-Tehdit ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarına yönelik incelemede;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede
1-Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptaline karar verilmiş, ayrıca aynı bentte yer alan “seçme ve seçilme” ehliyetleri ile ilgili olarak da, hükümlünün, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakılması uygulamasını engelleyici nitelikte iptal kararları verilmiş olması ve doğan boşluk nedeniyle bu hususta yeni bir yasal düzenleme yapılması ihtiyacının ortaya çıkması karşısında, yerel mahkeme hükmünde bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakmaya ilişkin uygulamanın dayanaksız kalması,
Bozmayı gerektirmiş sanık …’ın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye kısmen aykırı olarak, hükümde TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımdan “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibareleri çıkartılarak DÜZELTİLMESİNE ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan tehdit suçuna ilişkin hükmün, bu bağlamda ONANMASINA,
2-Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince; Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a)Sollama yapmak isteyen sanığın trafik şartlarının uygun olmaması nedeniyle kendisine yol vermeyen katılan …’ya öfkelendiği, fırsat bulup onun aracını beş metre kadar geçer geçmez direksiyonu sağa kırdığı ve katılanın aracının istikametini kapatarak ani frenle aracını durdurduğu, arkadan seyreden ve bu ani manevra ve durma sonrasında aracını durdurması ve çarpışmayı önlemesine olanak kalmayan katılanın arkadan çarpması nedeniyle aracının ön kısmında zarar meydana geldiği saptanan olayda, alkollü olmadığını iddia eden sanık hakkında olay sonrasında bu hususta tıbbi rapor aldırılmaması ve sanığın alkollü olduğunu, ayrıca bu nedenle güvenli sürüş yeteneğini de kaybettiğini ortaya koyan, gözlem ve deneylere dayalı olarak hazırlanmış bir kolluk tutanağı da bulunmaması karşısında, eylemin TCK’nın 179. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen suçu oluşturmadığı gibi, katılanın aracının zarar görmesi nedeniyle TCK’nın 179. maddesinin tehlike suçuna ilişkin 2. fıkrasının da olayda uygulama yeteneğinin bulunmadığı ve sanığın açıklanan eylemi nedeniyle olası kastla mala zarar verme suçundan dolayı TCK’nın 151/1 ve 21/2. maddeleri ile cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Kabule göre de,
aa) Sanık hakkında alkol veya uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı ve mahkemece bu suçtan yargılama yapıldığı halde, sanığın TCK’nın 179/3 maddesi yollamasıyla aynı maddenin 2. fıkrası yerine 1. fıkrası ile cezalandırılmak suretiyle fazla ceza tayini,
bb) Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının uygulanması zorunluluğu,
Sonuç: Kanuna aykırı ve sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat