DAVALININ SÖZLEŞME SÜRESİ DOLMADAN DAVRANIŞININ SÖZLEŞMEYE AYKIRILIK TEŞKİL ETTİĞİ – DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİNDE YANILGIYA DÜŞÜLEREK HÜKÜM KURULDUĞU – HÜKMÜN BOZULMASI

T.C YARGITAY
19.Hukuk Dairesi
Esas: 2015 / 12473
Karar: 2016 / 5587
Karar Tarihi: 04.04.2016

ÖZET: Davacı tarafından davalı aleyhine men’i müdahale davası açılmış ve davacı lehine sonuçlanmıştır. Davacı tarafından davalının sözleşme süresi dolmadan bu şekildeki davranışının sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği iddia edilerek iş bu dava açılmış olduğuna göre, mahkemece tespitler doğru şekilde değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek hüküm kurulmuş olması hükmün bozulması gerekmiştir.

(6098 S. K. m. 393)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ve davalı vek. Av. …..’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 18.09.2010 başlangıç tarihli 5 yıllık bayilik sözleşmesinin davalı tarafından Rekabet Kurumu kararları gerekçe gösterilerek 12.05.2013 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan cezai şart, kar mahrumiyeti alacağının bulunduğunu ileri sürerek, 50.000 USD cezai şartın dava tarihinden şimdilik 20.000 TL kar mahrumiyetinin 12.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasında 12.05.2008 tarihinden itibaren 10 yıl süreli olarak akdedilmiş ve tapu kaydına da şerh edilmiş bulunan alt kira sözleşmesi bulunduğunu, muafiyetten yararlanma, süresinin Rekabet Kurulu kararlarına göre 5 yıl olduğunu, müvekkilinin hukuka aykırı feshinin bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin 5 yıllık süre sonunda kanunen ve kendiliğinden sona erdiğini, iddianın dayanağı protokolün, taraflar arasındaki dikey ilişkiyi kesintiye uğratarak 5 yıllık yeni bir ilişki kurulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, bayilik sözleşmelerinin grup muafiyetinden yararlanabilmesi için Rekabet Kurulu’nun 2002/2 sayılı tebliği gereği 5 yıl süre ile yapılmış olması gerektiği, dikey anlaşma kapsamına bayilik, işleticilik, ekipman sözleşmeleri ile birlikte intifa hakkı ve tapuya şerh edilmiş kira sözleşmelerinin de girdiği, taraflar arasında akdedilen 12.05.2008 tarihli uzun vadeli alt kira sözleşmesinin taraflar arasındaki dikey anlaşma kapsamındaki ilk sözleşme olduğu, 13.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ile taraflar arasındaki dikey ilişkinin bütünüyle kesintiye uğradığının ve yenilendiğinin kabul edilemeyeceği, nitekim kira sözleşmesinin bayilik sözleşmesinin yenilendiği tarihte yenilenmiş olduğuna dair yeni bir kira akdinin taraflara ibraz edilemediği, bu suretle davalının hukuki ilişkiyi sona erdirmesinin Rekabet Kurulu kararının gereği olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Hükmün gerekçesinde sözü edilen kira sözleşmesi dava dışı … ile davacı arasında akdedilmiş olup, davalı anılan kira sözleşmesinin tarafı değildir. Dava konusu akaryakıt bayilik sözleşmesi ise taraflar arasında 13.09.2010 tarihinden geçerli olmak üzere 5 yıl süreli olarak imzalanmıştır. Görüldüğü gibi akaryakıt bayilik sözleşmesi, Rekabet Kurulu kararlarına uygun olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Buna rağmen davalı şirket tarafından davacıya gönderilen 09.04.2013 tarihli noter ihtarnamesinde dava dışı …ile davacı arasında 10 yıl süreli akdedilmiş olan 12.05.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesi, akaryakıt bayilik sözleşmesinin başlangıcıymış gibi gösterilerek taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin 12.05.2013 tarihinde sona ereceği ve bu tarih itibariyle davacı şirkete ait amblem ve logoların kaldırılacağı bildirilmiştir.

Davacı tarafından davalı aleyhine men’i müdahale davası açılmış ve davacı lehine sonuçlanmıştır. Davacı tarafından davalının sözleşme süresi dolmadan bu şekildeki davranışının sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği iddia edilerek iş bu dava açılmış olduğuna göre, mahkemece yukarıdaki tespitler doğru şekilde değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.04.2016 gününde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...