Temyiz Süresinin Başladığı Tarihin Tespiti

Mal bildirimi formu doldurma nasıl yapılır?

Temyiz Süresinin Başladığı Tarihin Tespiti

T.C YARGITAY

Büyük Genel Kurul

Esas: 1929 / 8

Karar: 1929 / 4

Karar Tarihi: 27.02.1929

ÖZET: Müddet iki tarafa tefhim ve lazım ise usulen tebliğ tarihinde ve kanunun veya hakimin tayin ettiği müddetin başlaması tebliğe mütevakkıf ise müddet, tebliği yaptıran taraf aleyhine dahi tebliğ tarihinden itibaren başlayacaktır. Kanunda, ilamın iki taraftan her birine verildiği tarihten başlayacağı tensis edilmiştir. Temyiz süresi, ilam taraflara verildiği günde başlar. Bu sürenin, tebliğ ettiren aleyhine, diğer tarafa tebliğ tarihinden itibaren işlemesi gerekir.

(1086 S. K. m. 160, 165, 393)

Dava: Müddetin başlaması tebliğe mütevakkıf olan ahvalde tebliği icra ettiren taraf aleyhine de müddetin tebliği mezkur tarihinden itibaren başlayacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 165. maddesi metni sarihi iktizasından olup Temyiz 1. Hukuk Dairesince de bu yolda karar verilmekte iken bu defa Temyiz Ticaret Dairesince her iki tarfa tebliğ şart olduğundan tebellüğ etmeyen mübellağ hakkında müddet cereyan etmeyeceğinden 1. Hukuk Dairesinin noktai nazarına muhalif olarak karar verilmek suretiyle ihtilaf hasıl olduğundan Temyiz Mahkemesi Teşkilatına dair 1221 numaralı kanunun 8. maddesi hükmünün icrası Avukat İsmail Hakkı Bey tarafından talep ve istida olunmakla ihtilafı içtihadı mutazammım ilamat suretleri celp ve telhis ve nüshaları teksir edilerek Heyeti Umumiyeye tevzi ve yevmi muayyen olarak 1929 senesi şubatının 27. çarşamba günü tayin kılınmıştı.

Yevmi mezkurda 1. Reis İhsan Beyefendinin tahtı riyasetlerinde içtima eden Heyeti Umumiyeye kırk zatın iştirak ettiği anlaşıldıktan ve nisabı müzakere tahakkuk ettikten ve mevzuu müzakere olan ihtilafı içtihadı muhtevi ilamat suretleri kıraat edildikten sonra 1. Hukuk Dairesinin noktai nazarını müdafaa etmek üzere söz alan Vehbi Efendi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 165. maddesindeki; <meğerki hilafına sarahat bulana> tabirine göre bu madde hilafına bir madde aramak icap ettiği takdirde 393. maddeyi ele alacağız. 393. maddede (Müddetler ilamın iki taraftan her birine verildiği tarihten başlar) denilmesine göre ilam verildiği yani tebliğ edildiği surette müddet cereyan edecektir. Ya verilmezse… Nitekim mahkemeden kısmen müddei ve kısmen de müddeialeyhin aleyhine bir hüküm verilir. Bunlardan biri müracaatla harcını vererek diğer tarafa tebliğ ettirirse mübellağıaleyh içit müddet cereyan edecektir. Mübellağ tebellüğ etmemiştir ve kendisine tebliğat yapılmamıştır, diye aradan uzun müddetler geçtikten sonra temyiz ederse kabul edeceği demektirki aynı ilam iki defa temyize sevk edilmiş olacaktır. İşte vazııkanun bunu düşünmüş ve 165. maddenin hilafına sarahat olarak kabul edemeyiz. Binaenaleyh 1. Hukuk Dairesinin içtihadı doğrudur.

İlamın Taraflara Verilmesi

Ticaret Dairesinin noktai nazarını müdafaa etmek üzere söz alan Halil İbrahim Beyefendi: 1. Hukuk Dairesinin istinat ettiği 165. madde, müddet faslındadır. Bizim istinat ettiğimiz 393. madde ise hükümler faslandadır. Hadisemizde, mahkemeden verilmiş bir hükmün her halde tebliği lazım geleceğine göre 393. madde sarih ve kat’idir. Her iki tarafa verildiği gün tebliğ addedilir. Tebliğ edilmedikçe müddet cereyan etmez. 165. maddeye tevfikan hareket etmek lazım gelirse, mesela İstanbul’dan verilen bir hüküm Diyarbekir’de tebliğ ettirilecektir. Mübellağıaleyh tebellüğ etti ve tebellüğ ilmühaberi de bir ay sonra geldi. Tebliğ ettiren taraf için meçhul olan müddeti tebliğ için neden hukuku zayi olsun? Ticaret Dairesinin kararı doğrudur.

Ali Himmet Beyefendi: Kanunda müddet hakkında şu maddeleri görüyoruz: 160., 165., 393. 160. maddede müddet iki tarafa tefhim ve lazım ise usulen tebilğ tarihinden itibaren başlar ve 165. maddede kanunun veya hakimin tayin ettiği müddetin başlaması tebliğe mütevakkıf ise müddet, tebliği yaptıran taraf aleyhine dahi tebliğ tarihinden itibaren başlar. Meğer hilafına kanunda sarahat ola. 160. madde bir kaidei umumiye vaz ediyor. Halbuki 393. maddede ilamlara mahsus olmak üzere müddetin iki taraftan her birine verildiği tarihten başlayacağı gösteriliyor. Bu hüküm usulsüzdür. Mahaza temyizde tebellüğ şart değildir. Nitekim tashihi karar müddeti tarihi tefhim veya tebliğden itibaren on beş gün olduğu beyan olunduğu halde müddeti temyiz on beş gün olduğu zikrediliyor ve mebde gösterilmiyor. Anlaşılıyor ki tebliğ şart ve lazım değildir. Şu halde ilamların temyiz müddeti 160 ve 165. maddelerin dairei şümulünden hariçtir. ilamın bir tarafa verilip diğer tarafa verilmemesi mevzubahis olamaz. Çünkü her iki tarafa verilmesi kanunen mecburidir.

Vehbi Beyefendi: Temyiz müddeti her halde tebliğe mütevakkıftır. İstisna ancak sarahatledir.

İsmail Hakkı Beyefendi: Ahkamı sabıkada mübelliğ için müddet cereyan etmezdi. Kavanini hazıra bunu kaldırmıştır.

Sürenin Taraflara İlamın Verilmesi İle Başlayacak Olması

Sait Beyefendi: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun birinci babının on birinci faslı müddetler hakkında umumi kaideler vazetmiş ve 165. madde dahi (kanunun veya hakimin tayin eylediği müddetin başlaması tebliğe mütevakkıf ise müddet, tebliği yaptıran taraf aleyhine dahi bu tebliğ tarihinden itibaren başlar. Meğer ki hilafına sarahat ola) demiştir. Mezkur kanunun 392. maddesinde (Asliye Mahkemelerinden sadır olan ilamın her iki tarafa ne suretle verileceği) beyan olunmuş, 393. maddesinde ise müddetlerin ilamın her iki tarftan her birine verildiği tarihte başlayacağı sarahatı kat’iye ile tasrih kılınmıştır. Yukarıda yazılı ibarelerin sarahatına nazaran bu hususta müddetin ne suretle başlayacağını mahalli içtihat görmüyorum. Ticaret Dairesinin kararının muvafık olduğu reyinde bulunuyorum.

Kazım Beyefendi: Bendeniz bir çok tetkikat ve taharriyata rağmen 165. maddenin hilafına sarahat olan 393. maddeden başka bir madde bulamadım. Ve bu madde 165. maddenin hilafına delildir. Binaenaleyh müddetin cereyanı için tebliğ lazımdır.

Bahri Beyefendi: Kendisi tebellüğ etmemiş olursa müddet cereyan edecekmidir? Asıl ihtilafı buradadır.

Sait Beyefendi: Burada vazife başkatiplere terettüp ediyor.

İbrahim Ethem Beyefendi: Başkatibe teveccüh eden vazife ne olursa olsun 393. maddedeki tabiri sarihe göre ilam verilmek yani tebliğ ve tebellüğ lazımdır. Ticaret Dairesinin noktai nazarı muvafıktır.

Ali Rıza Beyefendi: Ne olursa olsun müddet faslına müracaat zaruridir. Himmet Beyefendinin fikirlerine iştirak edemiyorum. Verilir demek tebliğ lazım gelir demektir. istisna sarih olmalıdır. 393. maddede sarahat yoktur. Binaenaleyh 1. Hukuk Dairesinin kararı doğrudur.

Osman Remzi Beyefendi: Müddet cereyanı için tebliğ şarttır.

Müzakerenin kifayeti karargir olduktan ve halledilecek cihet mehakimden sadır olan mukarrerat suretleri 393. madde mucibince başkatip tarafından iki taraftan her birine verilmeyip yalnız bir taraf olmaktaki karar suretini diğer tarafa tebliğ ettirdiği surette müddeti temyiz tebliğ tarihinden itibaren tebliğ ettiren hakkında da cereyan edip etmiyeceği meselesi olduğunda ittifak edildikten sonra keyfiyet düşünüldü:

Karar: Filhakika Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 160. maddesinde, <müddet iki tarafa tefhim ve lazım ise usulen tebliğ tarihinde> ve 165. maddeside kanunun veya hakimin tayin ettiği müddetin başlaması tebliğe mütevakkıf ise müddet, tebliği yaptıran taraf aleyhine dahi tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı muharrerdir. Kanunu mezkurun mevzuu hükmolan onuncu fasıl 393. maddesinde ise ilamın iki taraftan her birine verildiği tarihten başlayacağı tensis edilmiştir.

Sonuç: Şu halde müddeti temyizin mezkur 393. maddenin sarahati mahsusu veçhile ilam suretleri başkatip tarafından iki taraftan her birine verildiği tarihten başlaması ve tebliğ ettiren aleyhinde diğer tarafa tebliğ tarihinden itibaren cereyan etmesi lazım geleceğine altı reyi muhalife karşı otuz dört reyle 27.02.1979 gününde karar verildi.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat