Temyiz Süresini Kaçırma Eski Hale Getirme

T.C.
YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2011/8-274

K. 2011/300

T. 27.12.2011

• ATEŞLİ SİLAHLAR KANUNU`NA AYKIRILIK ( Tefhimden İtibaren Bir Haftalık Temyiz Süresini Kaçıran Sanık Müdafiinin Yerel Mahkemeye Hitaben Yazdığı Eski Hale Getirme İstemi Niteliğindeki Dilekçesi Hakkında Karar Verme Görevinin Yargıtay`ın İlgili Ceza Dairesine Ait Olduğu )

• ESKİ HALE GETİRME TALEBİ ( Tefhimden İtibaren Bir Haftalık Temyiz Süresini Kaçıran Sanık Müdafiinin Yerel Mahkemeye Hitaben Yazdığı Eski Hale Getirme İstemi Niteliğindeki Dilekçesi Hakkında Karar Verme Görevinin Yargıtay`ın İlgili Ceza Dairesine Ait Olduğu – 6136 S.K.`ya Aykırılık )

• YARGITAY`IN GÖREV ALANI ( Tefhimden İtibaren Bir Haftalık Temyiz Süresini Kaçıran Sanık Müdafiinin Yerel Mahkemeye Hitaben Yazdığı Eski Hale Getirme İstemi Niteliğindeki Dilekçesi Hakkında Karar Verme Görevinin Yargıtay`ın İlgili Ceza Dairesine Ait Olduğu – 6136 S.K.`ya Aykırılık )

6136/m. 13

5271/m.40

ÖZET : 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçunda uyuşmazlık; eski hale getirme istemini hangi merciin değerlendirmesi gerektiği ve buna bağlı olarak yerel mahkeme tarafından verilen temyiz isteminin reddi kararının Özel Dairece kaldırılıp mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.Yerel mahkeme hükmünün tefhiminden itibaren bir haftalık temyiz süresini kaçıran sanık müdafiinin yerel mahkemeye hitaben yazdığı eski hale getirme istemi niteliğindeki dilekçesi hakkında karar verme görevinin Yargıtay`ın ilgili ceza dairesine ait olması nedeniyle, yerel mahkemece bu istemle ilgili olarak verilen temyizin reddi kararı hukuksal değerden yoksundur. Bu husus dikkate alınmalıdır.

DAVA : 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan sanık E. İ.`nın anılan Kanunun 13/1, 5237 Sayılı T.C.K.nın 62, 50/1-a, 52/2-4 ve 54/4 üncü maddeleri uyarınca 6.375 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve zoralıma ilişkin, Bağcılar 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27.02.2007 gün ve 144-150 Sayılı hüküm, sanık müdafii tarafından 8.3.2007 tarihinde temyiz edilmiş, bu istem de yerel mahkemece 9.3.2007 tarihli ek kararla süresinden sonra yapıldığından bahisle reddedilmiştir.

Mahkumiyet hükmüyle birlikte temyiz isteminin reddine dair kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 08.06.2011 gün ve 5267-4540 sayı ile;

“… 5271 Sayılı C.M.K.nın 34/2, 231/2 ve 232/6 ncı madde ve fıkralarına göre hüküm fıkrasında, karara karşı kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığının ve başvurma olanağı varsa süresi, mercii ve şeklinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekirken, temyiz süresinin ne zaman başlayacağı ve ne şekilde başvurulacağı hususlarının gösterilmediği, bu sebeple sanık müdafiinin temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, yerel mahkemenin temyiz dilekçesinin reddine dair ek kararı kaldırılarak esas hükme yönelik yapılan incelemede;

5728 Sayılı Kanunun 562 nci maddesiyle değişik 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesi ve bu maddenin 6 ncı fıkrasına 25.7.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 Sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle eklenen cümle gözetilerek, koşullarının varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünde mahkemece değerlendirme yapılması…”,

Gerektiğinden hükmün BOZULMASINA karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 29.07.2011 gün ve 158634 sayı ile;

“… Yerel mahkeme hükmünde yasa yolu bildiriminin `sanık ve müdafiinin yüzünde yedi gün içinde Yargıtay`a temyiz yolu açık olmak üzere` şeklinde olması sebebiyle bildirimin başvuru biçiminin gösterilmemesi sebebiyle temyiz süresi konusunda yanılgıya yol açıp açmayacağı değerlendirildiğinde, sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen hükmün temyiz süresinin tefhimden itibaren başlayacağı, yasa yoluna başvuru şeklinin sanık müdafii tarafından bilinmesi gerektiği, bu hususta bir yanılgıya düşüldüğüne dair bir itirazın da bulunmadığı, 27.02.2007 günü tefhim olunan hükmü yasal süresinden sonra 08.03.2007 tarihinde temyiz eden sanık müdafiinin temyiz isteminin 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi gereğince halen yürürlükte olan 1412 Sayılı C.M.U.K.nın 310. maddesinde belirtilen bir haftalık süre içinde yapılmadığından aynı Kanunun 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmektedir.

Bu sebeple Yüksek Dairenin, `5271 Sayılı C.M.K.nın 34/2, 231/2 ve 232/6 ncı maddesine göre hüküm fıkrasında, karara karşı kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı ve başvurma olanağı var ise süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekirken, temyiz süresinin ne zaman başlayacağı ve ne şekilde başvurulacağı hususlarının gösterilmediği, bu sebeple sanık müdafiinin isteğinin süresinde olduğu kabulünde` isabet yoktur…”,

Görüşüyle itiraz yasayoluna başvurarak, Özel Daire kararının kaldırılmasına ve yerel mahkemenin temyiz talebinin reddine dair kararının ONANMASINA karar verilmesi isteminde bulunmuştur.

Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Sanığın 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; eski hale getirme istemini hangi merciin değerlendirmesi gerektiği ve buna bağlı olarak yerel mahkeme tarafından verilen temyiz isteminin reddi kararının Özel Dairece kaldırılıp mahkûmiyet hükmünün BOZULMASINA karar verilmesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğine göre;

27.02.2007 tarihli hükmün, sanık ve müdafiinin hazır bulunduğu oturumda verildiği, yasa yolu bildiriminin ise, “temyiz yolu yedi gün içerisinde Yargıtay`da kabil olmak üzere” şeklinde gösterildiği,

Anılan hükmün sanık müdafii tarafından sağlık sorunları sebebiyle sürenin kaçırıldığı açıklamasını içerir şekilde 08.03.2007 günü temyiz edildiği ve temyiz dilekçesine 07.03.2007 tarihli bir reçete ile “07.03.2007 gün ve saat 19.10” tarihini içerir hasta takip ve muayene evrakının eklendiği,

Yerel mahkemece sanık müdafiinin temyiz isteminin, süresinden sonra olduğundan bahisle reddedildiği ve bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edildiği,

Özel Dairece; 5271 Sayılı Kanunun 34/2, 231/2 ve 232/6 ncı madde ve fıkralarına göre hüküm fıkrasında verilen karara karşı yasa yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığının ve başvurma olanağı var ise süresi, mercii ve şeklinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekirken, temyiz süresinin ne zaman başlayacağı ve ne şekilde temyize başvurulacağının gösterilmediği, bu sebeple sanık müdafiinin temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, yerel mahkemenin temyiz dilekçesinin reddine dair kararı kaldırılarak esas hükme yönelik yapılan incelemede hükmün BOZULMASINA karar verildiği,

Anlaşılmaktadır.

5271 Sayılı Ceza Yargılaması Yasasının “Eski Hale Getirme” başlıklı 40. maddesinin 1 inci fıkrasında; kusuru bulunmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin eski hale getirme isteminde bulunabileceği, “Eski Hale Getirme Dilekçesi” başlıklı 41 inci maddesinde ise, eski hale getirme dilekçesinin, engelin kalkmasından itibaren yedi gün içerisinde, süreye uyulduğunda usule dair işlemleri yapacak olan mahkemeye verileceği, dilekçe sahibinin, sürenin geçmesinde kusuru olmadığına dair olguları, varsa belgelerini de ekleyerek açıklayacağı, dilekçe verildiği anda usule dair yapılamayan işlemlerin de yerine getirileceği belirtildikten sonra, “Eski Hale Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar” başlıklı 42/1 inci maddesinde; “süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hale getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.

Anılan düzenleme 1412 Sayılı Ceza Yargılaması Usulü Yasasının “Eski Hale Getirme İstidasının Mercii ve Bu Husustaki Kararlar” başlıklı 43/1 inci maddesindeki; “mehli içinde usul muamelesi yapılmış olsaydı esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse eski hale getirme istidası hakkında dahi o mahkeme karar verir” biçimindeki düzenlemeyle tamamen aynıdır.

Ceza Genel Kurulunun 16.12.2008 gün 144-234, 23.09.1974 gün 227-408 ve 16.4.1973 gün 213-345 Sayılı kararlarında da açıkça vurgulandığı ve yargısal kararlarla da istikrarlı şekilde uygulandığı üzere, temyiz süresinin geçirilmiş olması sebebiyle ileri sürülen eski hale getirme istemleri hakkında inceleme ve karar verme görevi Yargıtay`a aittir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Yerel mahkeme hükmünün tefhiminden itibaren bir haftalık temyiz süresini kaçıran sanık müdafiinin yerel mahkemeye hitaben yazdığı 08.03.2007 tarihli eski hale getirme istemi niteliğindeki dilekçesi hakkında karar verme görevinin Yargıtay`ın ilgili ceza dairesine ait olması nedeniyle, yerel mahkemece bu istemle ilgili olarak verilen temyizin reddi kararı hukuksal değerden yoksundur.

Bu itibarla, sanık müdafiinin eski hale getirme istemini içeren 08.03.2007 tarihli dilekçesi üzerine yerel mahkemece verilen 09.03.2007 tarihli temyizin reddi kararıyla anılan kararı kaldırarak yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA karar veren Özel Daire kararında isabet bulunmadığından kaldırılmasına, dosyanın öncelikle eski hale getirme istemi konusunda bir karar verilmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne,

2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 08.06.2011 gün ve 5267-4540 Sayılı bozma kararıyla Bağcılar 3. Asliye Ceza Mahkemesi`nin 09.03.2007 gün ve 26 müteferrik sayılı ek kararının kaldırılmasına,

3- Dosyanın sanık müdafiinin eski hale getirme istemi konusunda bir karar verilmesi için Yargıtay 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 27.12.2011 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...