Teminat Mektubunda Zamanaşımı Uygulanabilir mi?

T.C
YARGITAY
İÇTİHATI BİRLEŞTİRME GENEL KURULU
ESAS NO: 1966/16,
KARAR NO: 1967/7 İçtihat
KARAR TARİHİ: 13.12.1967

Taşıma sözleşmesinin tarafları, taşıtan ve taşıyıcıdır; teminat mektubu ile taahhüt edilen garanti aktinin tarafları ise taşıtan ile bankadır. Banka teminat mektubunun taşıtana verilmesi ve böylece bankanın, taşıtana karşı taşıyıcının fiilini taahhüdü, banka teminat mektubu sözleşmesinin, taşıma aktinin dışında ve ondan tamamıyla ayrı bir akit olduğunu gösterir. Bu itibarla; teminat senedinin iade edilmesine dair davada, TTK m.767 ve değiştirilen Ticaret Kanununun 889. maddelerinde gösterilen zamanaşımları tatbik edilemez.

“Taşıma aktinin teminatı olarak verilen ve akit ifa edilmiş olmasına rağmen iade edilmeyen teminat mektubunun geri verilmesi konusunda açılan davada taşıtan tarafından ileri sürülen zamanaşımı def’i sebebiyle Türk Ticaret Kanununun 767. ve eski Ticaret Kanununun 889. maddesinin tatbikinin mümkün olup olamayacağı hususunda dairenin iki ilamı arasında içtihat ihtilafı bulunduğundan söz edilerek içtihadı birleştirme yolu ile ihtilafın giderilmesi Yargıtay Ticaret Dairesi Başkanlığının 26.9.1966 tarih ve 66/266 sayılı yazısı ile istenilmesi üzerine toplanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Kısmı Genel Kurulunda durum görüşüldü:

Yargıtay Ticaret Dairesinin 21.11.1952 gün ve 6156/5132 sayılı ilamı teminatın geri verilmesi davasının zamanaşımından dolayı reddi yolundaki hüküm ile ilgili olup bu ilamda; (Taraflar arasındaki nakil mukavelesi hükmünün 31.7.1943 tarihinde sona erdiği taraflarca kabul ve işbu dava 13.3.1950 tarihinde ikame edilmiş bulunmasına ve Ticaret Kanununun 889. maddesinde nakil mukavelesinden mütevellit bilumum hukuk davalarının bir sene geçmesiyle sakıt olacağı yazılı olup teminatın iadesi talebinin de sözü geçen nakil mukavelesine müteferri alacaklardan bulunmasına ve nakil ücretinin fazla ödendiği beyanıyla 10.5.1945 tarihinde davacıdan kesilen meblağın istirdadı talebi de aynı hükme tabi görülmesine binaen davacının yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına) karar verildiği ve aynı dairenin benzeri konu ile ilgili 16.11.1965 tarih, 63/6171 E. 65/95 sayılı ilamında ise

(Dava, davacı nakliyecinin davalı taşıtana karşı taahhüt ettiği taşıma işi dolayısıyla ve bu taşıma işinin yerine getirilmesini teminen davalıya verdiği teminat mektubunun geri alınması davasıdır. Teminat mektuplarının esas sözleşmenin teferruatı olarak kabulü ve esas sözleşmenin tabi olacağı zamanaşımının onun hakkında da uygulanması teminat mektubu ve kefalet müesseselerinin mahiyet ve gayesine de uygun düşmez. Dava, teminat mektubunun aynına teveccüh eden bir istekte davacı nakliyeci davalıya teminat olarak ipotek verebilir veya şahsi kefalet gösterebilirdi. Bu takdirde ve aynı prensibin kabulü halinde bir senelik zamanaşımı süresinin veya şahsi kefalete de tatbiki gibi uygulanması mümkün olmayan bir sonuca gidilmesi icap eder ki, bu hal, teminat müessesesinin maksat ve gayesiyle bağdaşamaz. Hükmün davacı yararına bozulmasına) karar verildiği görülmüş ve bu suretle içtihat aykırılığının mevcudiyetine ve bu aykırılığın birleştirilmesine oyçokluğu ile karar verildikten sonra esasa geçilmiştir.

1) Taahhütleri ihtiva eden sözleşmelerde çok defa taraflardan biri, karşı tarafın vecibesini yerine getireceği konusunda geçerli bir banka teminatı istemekte ve bankalarca verilen bu gibi taahhüt belgelerine teminat mektubu denilmektedir. Banka teminat mektupları bir bakımdan üçüncü şahsın fiilini taahhüt niteliğinde olup daima yazılı şekilde düzenlenmektedir. Bu mektupta genellikle bankanın sorumlu olacağı en yüksek miktar rakamla gösterilmektedir. Bankanın sıfatı, teminatı veren olduğundan, taahhüdü; esas sözleşmeyi yapan taraflardan ve esas akitten ayrı ve tamamıyla müstakildir. Bankanın taahhüdü lehdarın borcunun geçerliliğine ve varlığına bağlı olmaksızın garanti taahhüdü olarak tecessüm eder. Banka bu teminat mektubu ile bir sözleşmeye bağlanmış şahsın vecibesini yerine getirmesini ve yerine getirmediği takdirde teminatı alan şahıs için doğacak tehlikeleri kısmen veya tamamen üzerine alır.

Bir kimse, asıl borçlunun ileri sürebileceği itirazlara bakılmaksızın borcun yerine getirilmemesinden doğan zararın tazminini kabul etmesi halinde, o kimse garanti veren durumundadır. Üçüncü şahsın fiilini garanti eden, yani bu şahsın bir şey yapacağını başkasına vaat eden şahıs müstakil bir taahhüt altına girmiş olup, o şeyin yerine getirilmemesi halinde müspet ve karşılık mahiyette zarar ve ziyan tediyesine mecburdur. Garanti aktinin kefaletten farkı; kefilin borcu feri mahiyeti haiz, yani asıl borca munzam ikinci derecede bir taahhüt olduğu, kefil borcun tediye edilmemesi halinde tazminat vermeyi değil asıl borçluca icrası lazım olan taahhüdün ifasını, yani borcu ödemeyi üzerine aldığı halde; garanti veren kimsenin borcu, fer’i değil müstakil niteliği taşımış olmasıdır. Garanti veren, asıl taahhüdün icrasıyla değil, zarar ve ziyan tediyesiyle yükümlüdür.

Teminat mektubunu veren banka, bir borç yüklendiğinden bu aktin borçlusu ve teminatı alan ise alacaklısı durumundadır. Sözleşme hükümlerini yerine getirme yönünden fiili taahhüt edilen üçüncü şahıs ise bu garanti sözleşmesinin taraflarından değildir. Bu garantinin geçerli olabilmesi için, bu fiilin üçüncü şahıs tarafından yapılabileceğinin düşünülmesi yeterlidir. Teminat altına alınan sonucun gerçekleşmesi halinde bu taahhüt ortadan kalkar.

2) İçtihat aykırılığı bulunan olaylarda; taşıyıcının taşıma sözleşmesinin gereklerini yerine getireceği konusu banka tarafından verilen teminat mektubu ile taşıtan lehine teminat altına alınmış, taşıma akti yerine getirilmiş, teminat altına alınan fiiller gerçekleşmiş, teminat mektubunun iadesi gerektiği halde verilmediğinden, bu mektubun geri verilmesi hakkında dava açılmıştır. Davada taşıtan zamanaşımı definde bulunmuştur. Çözümlenmesi gereken konu; teminat mektubunu taşıyıcıya iade etmeyen davalı taşıtanın Türk Ticaret Kanununun 767 ve kaldırılan 865 sayılı Ticaret Kanununun 889. maddelerine dayanmak suretiyle zamanaşımı definde bulunup bulunamayacağı ve böyle bir konuda sözü edilen zamanaşımının uygulanıp uygulanamayacağı üzerinde toplanmaktadır.

Taşıma sözleşmesinin tarafları (taşıtan) ve (taşıyıcı); teminat mektubu ile taahhüt edilen garanti aktinin tarafları ise (taşıtan) ile (Banka) dır. Kendi fiili taahhüt edilen taşıyıcı, yaptığı banka muamelesinden dolayı banka ile bu konuda bir anlaşmaya girmiş ve o anlaşmaya uygun olarak komisyon ödemiş ve karşı garanti göstermiştir. Taşıma aktinin ifası sonunda bu mektubu alıp bankaya iade edecek, ona karşı mükellefiyetlerinden kurtulacaktır.

Bu durumlar, banka teminat mektubunun taşıtana verilmesi ve bankanın taşıyıcının fiilini taahhüdü, taşıma aktinin dışında ve ondan tamamıyla ayrı olduğunu göstermektedir. Teminat mektubunun bankadan taşıyıcı tarafından alınıp taşıtana verilmesi fiili ne bu akte ve ne de mektubun taşıyıcı tarafından iadesinin istenilmesi olayına taşıma akti vasfını vermez. Bu itibarla teminat senedinin iade edilmesine dair davada Türk Ticaret Kanununun 767. ve değiştirilen Ticaret Kanununun 889. maddelerinde gösterilen zamanaşımları tatbik edilemez.

3) Borcun ödenmesi üzerine borçlu senedin geri verilmesini veya iptalini istemek hakkına sahiptir. Garanti edilen neticenin tahakkuk etmiş olması halinde dahi durum aynıdır. Garanti alanın, taahhüdünü muhtevi mektubu veren bankaya veya ona iade edilmek üzere fiili taahhüt edilen kimseye iade etmesi lazımdır. Bu mektubun iade edilmemesi üzerine açılan dava, bir alacak davası olmayıp bir belgenin iadesi veya bu belgenin hükmünü kaybetmiş olması itibariyle iptali davasıdır. Böyle bir davada iade hükmü ile iptal hükmü arasında bir farklılık düşünülemez. Elinde bu belgeyi tutan yani garanti alan, taahhüt edilen fiilin tamamen yerine getirilmediğini beyanla savunmada bulunabilir. Muhtevasının hükmü kalmadığından bahisle iadesi veya iptali istenilen bir belgeyi elinde tutan tarafın aleyhine açılan davada davacının o belgeyi geri istemekte hukuki yararı bulunduğu müddetçe zamanaşımı itirazı ileri sürülemez. Esasen hakimin vereceği iade veya iptal kararı o belgenin yerini alacağından ve belgenin maddi bir değeri bulunmadığından zamanaşımı söz konusu olamaz.

KARAR : Taşıma aktinin teminatı olarak verilen ve akit ifa edilmiş olmasına rağmen iade edilmemiş bulunan teminat mektubunun iadesi hakkında taşıyıcının taşıtan aleyhine açtığı davada, taşıtan tarafından Türk Ticaret Kanununun 767. maddesine dayanılmak suretiyle zamanaşımı defi ileri sürülemeyeceğine ve böyle bir defi karşısında sözü edilen maddenin tatbikinin mümkün bulunmadığına birinci görüşme ve oylamada oybirliğiyle 13.12.1967 tarihinde karar verildi.”

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...