DAVACININ DAVAYI AÇMAKTA AKTİF TARAF EHLİYETİ BULUNMADIĞI – TARAF SIFATININ DAVA ŞARTI OLUP İSTEK OLMAKSIZIN RESEN GÖZETİLECEĞİNE GÖRE DAVANIN BU SEBEPLE REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASI

T.C YARGITAY
20.Hukuk Dairesi
Esas: 2015 / 10325
Karar: 2016 / 6381
Karar Tarihi: 07.06.2016

ÖZET: Davacının eldeki davayı açmakta aktif taraf ehliyeti bulunmadığına, taraf sıfatının 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup istek olmaksızın re’sen gözetileceğine göre, davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken zamanaşımı yönünden reddi doğru değil ise de sonuç itibariyle davanın reddine karar verildiğinden, bu yanılgının giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

(4721 S. K. m. 1007) (3402 S. K. m. 11, 12) (6100 S. K. m. 114, Geç. m. 3)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından duruşmalı olarak istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı … vekili 21.03.2014 tarihli dilekçe ile; … köyünde bulunan dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği 10.03.1966 tarih 61 ve 107 sıra numaralarıyla tapuda kayıtlı taşınmazları … Noterliği tarafından düzenlenen 19.07.1988 tarih 26514 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle müvekkilinin satın aldığını, 1989 yılında yapılan kadastrosu sırasında taşınmazların sınırları içine alındığını, anılan işlemin iptali istemiyle açtıkları davanın … Kadastro Mahkemesinin … sayılı ilamıyla reddedildiğini, temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, tapu kayıtlarında olduğuna ilişkin şerh bulunmadığını, kesinleşen tahdidi içinde kalan yere tapu verildiğini, tapu sicilinin hatalı tutulması sebebiyle müvekkilinin zararının oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.-TL’nin tazminat olarak müvekkillerine verilmesi istemiyle belirsiz alacak davası açmıştır.

Mahkemece; davacının açtığı kadastrosuna itiraz davasının … Kadastro Mahkemesinin … sayılı kararıyla reddedilerek 08.04.1999 tarihinde kesinleştiği, anılan karar uyarınca davacının dayandığı tapu kayıtlarının hukuken geçersiz hale geldiği, 08.04.1999 tarihinden itibaren 10 yıl içinde dava açılmadığı, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp 21.02.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen kadastrosu, 1974 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosu vardır.

İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye davacının tutunduğu 10.03.1966 tarih 61 ve 107 sıra tapu kayıtlarının halen dava dışı kişiler adlarına kayıtlı oldukları, 1974 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında revizyon görmedikleri, 3402 sayılı Kanunun 11/4. maddesi uyarınca işleme tabi kayıt niteliğini kaybettikleri, davacı tarafından anılan tapu kayıtlarına dayanılarak açılan kadastrosuna itiraz davasının … Kadastro Mahkemesinin … sayılı kararıyla reddedilerek 08.04.1999 tarihinde kesinleştiği, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığı anlaşıldığına, ancak zamanaşımı, defi niteliğinde bulunduğundan, davalı tarafından cevap dilekçesiyle veya yargılamanın devamı sırasında ıslah suretiyle ileri sürülmedikçe veya davacı tarafın muvafakatı olmadıkça hakim tarafından re’sen nazara alınamayacağına, davalı vekilinin ilk kez ön inceleme duruşmasında zamanaşımı definde bulunduğu, davacı vekilinin de aynı tarihli duruşmada zamanaşımı savunmasına muvafakat etmediğinden davanın zamanaşımı yönünden reddedilemeyeceğine, ancak davacının tutunduğu tapu kayıtları kadastro sırasında revizyon görmediğinden 3402 sayılı Kanunun 12/4. maddesi uyarınca işleme tabi kayıt niteliğini kaybettiği gibi, tapu kayıtları halen dava dışı üçüncü kişiler adlarına kayıtlı olduğundan anılan tapulara dayanılarak 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi gereğince tazminat talep edilemeyeceğine, davacının eldeki davayı açmakta aktif taraf ehliyeti bulunmadığına, taraf sıfatının 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup istek olmaksızın re’sen gözetileceğine göre, davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken zamanaşımı yönünden reddi doğru değil ise de sonuç itibariyle davanın reddine karar verildiğinden, bu yanılgının giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç: Bu sebeple, hükmün 1 rakamlı bendinin tamamen çıkarılarak bunun yerine “Davanın aktif taraf sıfatı yokluğu yönünden REDDİNE,” ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 07.06.2016 günü oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...