TAPU KAYDINA YANLIŞ YAZILAN KİMLİK BİLGİLERİNİN DÜZELTİLMESİ İSTEMİ

DAVACIYA AİT NÜFUS KAYITLARININ GETİRTİLİP KARŞILAŞTIRILMASI VE HASIL OLACAK SONUCA GÖRE BİR KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

T.C YARGITAY
1.Hukuk Dairesi
Esas: 2014 / 19532
Karar: 2014 / 20268
Karar Tarihi: 25.12.2014

ÖZET: Mahkemece, araştırma ve inceleme yapılması ayrıca dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kaydın hükmen oluştuğu gözetilerek A… Kadastro Mahkemesi’nin 2002/74 E. 2003/10 K. sayılı dosyası ile davacıya ait nüfus kayıtlarının getirtilip karşılaştırılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile karar verilmiş olması doğru değildir.

(6100 S. K. m. 305, 382)

Dava: Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.

Mahkemece, tapu kaydının kadastro mahkemesi kararına istinaden oluşması nedeniyle talebin kadastro mahkemesince verilecek tavzih kararıyla karşılanabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki tavzih, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 305. maddesinde düzenlenmiş olup bu maddede “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez” hükmü getirilmiştir. Maddeden de açıkça anlaşılacağı üzere tavzih ancak hükmün icrası tamamlanıncaya kadar başka bir ifadeyle karar infaz edilinceye dek istenebilir.

Somut olayda, Acıgöl Kadastro Mahkemesi’nin 2002/74 E. 2003/10 K. sayılı kararı 20.04.2003 tarihinde kesinleştiğine ve 04.11.2003 tarihinde 707 yevmiye numarasıyla tapuya yansıtılıp infaz edildiğine göre kararın icrasının tamamlandığı açıktır. Bu durumda anılan kadastro mahkemesinin tavzih yoluyla davacının talebi doğrultusunda bir inceleme yapması ve tavzih yoluyla talebi karşılaması mümkün değildir.

Diğer taraftan, taşınmazların kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluşturur. Kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.

Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nun 382/2-ç-1 maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür ve işin niteliği itibarıyla maktu harç alınır.

Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:

1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen talep konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.

2- Nüfus müdürlüğünden, talep konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarında bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak talep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.

3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.

4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.

5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.

Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.

Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.

Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalıdır.

Hal böyle olunca mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması ayrıca dava konusu 142 ada 54 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kaydın hükmen oluştuğu gözetilerek Acıgöl Kadastro Mahkemesi’nin 2002/74 E. 2003/10 K. sayılı dosyası ile davacıya ait nüfus kayıtlarının getirtilip karşılaştırılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

Sonuç: Davacı tarafın bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.12.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...