Tapu İptal ve Tescil Davasında Yetki İtirazı

Fazla çalışmaya ilişkin yasal düzenlemeler

Tapu İptal ve Tescil Davasında Yetki İtirazı

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS: 2014/98
KARAR: 2015/1714

Taraflar arasındaki “tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde satış bedeli olarak ödenen bedelin faiziyle tahsili talebine” ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1.Tüketici Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 31.10.2012 gün ve 2011/1047 E.-2012/771 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 11.04.2013 gün ve 2013/3902 E.-2013/6229 K sayılı ilamı ile;

(…Davada, 30.09.2010 tarihli sözleşme ile davalı yükleniciden daire satın alındığını, ancak tapusunun verilmediği ileri sürülerek, tapunun iptali ve tescili olmadığı takdirde satış bedeli olarak ödediği 45.000 TL’nin faiziyle tahsili talep edilmiştir.
Davalı vekili yetki itirazında bulunarak davalının ve davacının ikametğahının Karşıyaka olduğunu belirterek yetkisizlik itirazında bulunmuştur.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

HMK’nın 6.maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesidir.

Aynı kanunun 10.maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Öte yandan; yine aynı kanunun 17.maddesinde tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri belirtilmiştir. Tarafların sözleşmede yetkili mahkemeyi kararlaştırmış olmaları, HMK’nın 6.maddesi uyarınca genel yetkili olan ve 10. maddedeki kural gereğince özel yetkili bulunan mahkemelerin yetkilerini kaldırmaz. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 05.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı).

Bu bağlamda mahkemenin yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, davacının ve davalının yerleşim yeri ile sözleşmenin yerine getirileceği yer usulüne uygun araştırılarak davalının yetki itirazı hakkında bir karar verilmelidir.
Mahkemece davalının yetki itirazı hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…)

gerekçesi ile bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde satış bedeli olarak ödenen 45.000 TL’nin faiziyle tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece, davacının alacak talebinin kabulü ile dava konusu yerin tescili mümkün olmadığından, 45.000 TL alacak bedelinin 30.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine karar yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçe ile bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece, davalının yetki itirazı hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle ifade edilmelidir ki, eldeki dava 1086 sayılı HUMK döneminde açılan bir dava olsa da, yetki itirazının yapıldığı ve incelendiği tarih dikkate alındığında ortada tamamlanmamış bir işlem bulunduğuna göre HMK’nın 448. maddesi gereğince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanması gereklidir.

Bu kapsamda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun yetki konusundaki hükümlerinin açıklanmasında yarar görülmüştür:

Usul hukukumuzda yetki, bir davaya hangi yerdeki görevli mahkeme tarafından bakılacağını ortaya koyan bir kavramdır. Her mahkemelerin yargı yetkisi, dava konusuna bağlı bir sınırlama yanında, belli bir coğrafi bölge ile sınırlı olup, buna o mahkemenin yargı çevresi denir. Bu yargı çevresinin sınırları, idari teşkilat sınırlarına göre belirlenir. İlçe asliye ve sulh mahkemelerinin yargı çevreleri bulundukları ilçenin; il merkezindeki asliye mahkemelerinin yargı çevresi ise merkezi ilçenin sınırları içinde kalan bölgeyi kapsamaktadır.
Yetki konusunda getirilen kurallar, bazı hallerde tarafların yani davacı veya davalının (çekişmesiz yargıda ilgililerin) durumuna ya da dava konusunun niteliğine göre belirlenmiştir. Yetki meselesi, görevden farklı olarak hukukumuzda kural olarak kamu düzeni ile ilgili görülmemiştir. Buna bağlı olarak çoğunlukla tek mahkeme yetkili olarak kabul edilmemiş, davacının davasını açabilmesi için genel yetki kuralı yanında, ona seçim hakkı tanıyan özel yetki kuralları da düzenlenmiştir. Ancak bazı hallerde mahkemenin yetkisi kamu düzeni ile ilişkili kabul edilerek kesin yetki kuralları getirilmiştir ( H. Pekcanıtez/O. Atalay/ M.Özekes, Medeni Usul Hukuku, 14. Bası, 2013, s.163).
Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere Hukuk Muhakemeleri Kanununa tabidir.(m.5). HMK’nın 6.maddesine göre bir davada genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, Türk Medeni Kanunu’na göre belirlenir (m.6/2). Genel yetki kuralı dışında, genel yetkiyi kaldırmayan özel yetki kuralları da kabul edilmiştir. Davacının seçimine göre dava hem genel yetkili mahkemede hem de özel yetkili mahkemede açabilir ( HMKm.8,m,10,m.16,m11/2 ve 3,m.15 gibi).

Yetki kuralları; kural olarak kamu düzeninden değildir. Kanun bazı hallerde kesin yetki kuralları öngörmüştür. Bu durumda, dava sadece kanunda öngörülen mahkeme veya mahkemelerde açılabilir. Kanunun ifadesinden, kanunda belirtilen yer veya yerler dışında başka bir yerde açılamayacağı anlaşılan davalarda yetki kuralı kesin yetki kuralıdır. Kesin yetkili olarak tek bir mahkeme öngörülmüş olabileceği gibi birden fazla mahkeme de öngörülmüş olabilir. HMK’ da düzenlenen kesin yetki kurallarının başında taşınmazın aynından doğan davalara ilişkin yetki kuralı gelir. Taşınmazın aynına ilişkin davalar, taşınmazın bulunduğu yerde açılır(m.12). HMK. m.14/2, m.11/ 1-a ve 11/1-b, m.15/2 ’de düzenlenen yetki kuralları da kesin yetki kuralıdır. Kural olarak yetki, dava şartı olmayıp ilk itirazdır. Bu sebeple mahkeme yetkiyi kendiliğinden dikkate alamaz. Ancak kesin yetki hallerinde, davanın mutlaka kesin yetkili mahkemede açılması gerekir. HMK 114 /1-ç maddesine göre, yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartıdır ( Pekcanıtez/Atalay/ Özekes, a.g.e., s.416).

HMK’nın “Yetki itirazının ileri sürülmesi” başlıklı 19.maddesi “ (1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.
(2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.
(3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir.

(4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.” düzenlemesini içermektedir.

Kesin yetki kuralının söz konusu olmadığı hallerde mahkemelerin yetkisine yönelik itirazlar, ilk itirazlardan olup (6100 s. HMK. m.116/1-a) bu husus, mahkemece öncelikle ve esasa girilmeden ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır. (6100 s. HMK. m.117/3) Ön sorunun incelenme yöntemi, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 164. maddesinde gösterilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; dosya içeriği ve toplanan delilerden davalının süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde yetki itirazında bulunduğu, mahkemece 03.04.2012 tarihli ön inceleme duruşmasında davanın niteliği gereği davalının yetki itirazının reddine karar verildiği ve kararın davalı vekiline tefhim edildiği anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemenin bu yöne ilişkin direnme kararı yerindedir.

Ne var ki, Özel Dairece işin esasına yönelik diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.

S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerel mahkemenin direnme kararı yerinde olduğundan, işin esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 3.HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 19.06.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat