Soruşturmada Gerekli Hassasiyetin Gösterilmediği Nedeniyle Tazminat Talebi

TCK m. 180 nedir?

Soruşturmada Gerekli Hassasiyetin Gösterilmediği Nedeniyle Tazminat Talebi

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS: 2013/1247
KARAR: 2014/64

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesince;

“DAVA: Dava dilekçesinde dava dışı kişiler tarafından, davacıların konut dokunulmazlığının ihlal edildiği ve hırsızlık eylemleri nedeniyle şikayet dilekçesi verdikleri; C.Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği; Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı nezdinde yapılan itirazın da reddedildiği; davacıların mülkiyet haklarının ihlal edildiği ve soruşturma ile yargılama makamları tarafından gereken hassasiyetin gösterilmediği belirtilerek; 15.000,00-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi tazminata karar verilmesi talep ve dava olunmuştur.

CEVAP: Cevap dilekçesinde, davanın süresinde açılmadığı ve Devlet’e husumet yöneltilemeyeceği; esası bakımından da, yapılan işlem ve verilen kararın yerinde bulunduğu savunulmuştur.

İhbar olunanlardan K.. Y.. tarafından verilen cevap dilekçesinde ise; şikayet konusu uyuşmazlığın hukuki nitelikte bulunduğu ve verilen kararın yerinde olduğu savunulmuştur.

GEREKÇE : Dava, hakimlerin hukuki sorumluluğuna dayalı olarak maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Hakimlerin yargısal faaliyetleri nedeniyle sorumlulukları, dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 573-576. maddelerinde ve yargılama aşamasında yürürlüğe giren HMK’nun 46-49. maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Her iki Yasa’da da gösterilen sorumluluk nedenleri, örnek niteliğinde olmayıp; sınırlı ve sayılı durumları ifade etmektedir.

Somut olayda, sorumluluğa dayanak yapılan olgular; suç soruşturmasının gereken özen gösterilmeksizin yapılması ve itiraz üzerine de ret kararı verilmiş bulunmasıdır. Gerek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve gerekse de itiraz üzerine verilen karar; yargısal işlemlerin özünde mevcut bulunan takdir yetkisinin kullanılmasına ilişkindir. Sınırlı ve sayılı hukuki sorumluluk nedenlerinden hiç birisi mevcut bulunmamaktadır. Şu durumda, davanın reddine karar verilmesi gerekir.

Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca, davanın esastan reddi halinde disiplin para cezasının takdir edilerek hüküm altına alınması gerekir. Bu konuda, para cezasında yeniden değerleme oranında yapılması gereken arttırım miktarı ile dava konusu olayın gelişim biçimi ve dosyaya yansıyan olgular göz önünde tutulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-Davanın REDDİNE,

2-HMK’nun 49. maddesi gereğince takdiren 600,00-TL disiplin para cezasının davacıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına,

3-Reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri nedeniyle alınması gereken 21,15-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 371,25-TL’den düşümü ile kalan 350,10-TL’nin istek halinde davacılara iadesine,

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca, reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri gözetilerek davalı yararına takdir olunan 4.400,00-TL maktu avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına…”

Dair oybirliği ile verilen 14.02.2012 gün ve 2011/14-2012/3 sayılı kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, kararın süresinde temyiz edildiğinin anlaşılmasından ve dosyadaki tüm kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü:

Davacılar, dava dışı kişiler tarafından davacıların konut dokunulmazlığının ihlal edildiği ve hırsızlık eylemleri nedeniyle şikayet dilekçesi verdiklerini; C.Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı nezdinde yapılan itirazın da reddedildiği, mülkiyet haklarının ihlal edildiği ve soruşturma ve yargılama makamları tarafından gereken hassasiyetin gösterilmediğini belirtilerek; 15.000,00-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava olunmuştur.

Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın süresinde açılmadığını, Devlet’e husumet yöneltilemeyeceğini, esası bakımından da, yapılan işlemlerde bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece yukarıda başlık bölümüne alınan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 4.Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilamı harcı peşin alındığından başka harç alınmasına mahal olmadığına, 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12. Maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’na eklenen 93/A-5 fıkrası ve 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.02.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat