İnfazın Temel Amacı Nedir?

Adres Yeterince Araştırılmadan İlanen Tebligat Yapılamaz

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS: 2013/2082
KARAR: 2014/80

Taraflar arasındaki “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 30.04.2009 gün ve 2007/511 E., 2009/168 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 21.10.2010 gün ve 2010/11078 E., 2010/13665 K. sayılı ilamı ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine dayanan, kamulaştırma bedelinin tespiti ve davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Somut uyuşmazlıkta davalılardan M.. K.. ve O.. K.. adına dava dilekçesi, tensip ve ilk karar tebliğinin yapıldığı adreslerine gönderilen bozma ilamı tebligatının (adres yıkıldığından) bila tebliğ iade edilmesi üzerine, mahkemece (önceki tebligatlardan farklı olan) adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adreslerine tebligat gönderilmiş, bu tebligat da (adres yıkıldığı ve nakilsiz taşınıldığı) gerekçesiyle bila tebliğ iade edilmiş, mahkemece bu kez davalıların adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine 7201 sayılı Kanun’un 6099 sayılı Kanun ile değişik 21. maddesi uyarınca gönderilen tebligat (1018 sokak ve No 2 tamamen yıkılmış olup, sokak ve no 2 yoktur. Merciin adresin “muhatabın adresinin nüfus kayıt sistemindeki adresi” olduğunu belirtmesi nedeni ile evrak mahalle muhtarına bırakıldı. Adres kapısına 2 nolu haber kağıdı No 2 olmadığından yapıştırılamadı) açıklaması ile tebliğ edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan inceleme sonrasında 21.11.2012 gün 2012/18-499 E 2012/823 K. sayılı karar ile; davalılardan Mehmet ve O.. K..’a bozma ilamı ve direnme kararının yöntemince tebliği için dava dosyanın geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Geri çevirme kararı sonrası mahkemece:

C.Başsavcılığına müzekkere yazılarak, anılan davalıların halen bulundukları yer adreslerinin araştırılarak tebligata yarar adreslerinin tespiti istenmiş,

C. Başsavcılığı 13.02.2013 tarihli yazı ile; 1018 sokağın tamamen Belediye tarafından istimlak edilip yıkıldığı, çevre düzenlemesinin yapıldığı, kullanılmayan boş arsa olduğu, şahsı tanıyan ve bilenin olmadığını bildirmiştir.

Gelen yazı cevabı sonrasında mahkemece başkaca bir işlem yapılmaksızın, bozma ve direnme kararları anılan davalılara 11.04.2013 tarihli gazetede yayınlanmak suretiyle ilanen tebliğ edilerek temyiz incelemesine gönderilmiş ise de, dosya bu kez 29.05.2013 gün ve 2013/18-672 E. 2013/791 K. sayılı karar ile; davalıların adreslerinin 28. maddeye uygun şekilde araştırılmadan ve ilanın bir örneği 29. maddede öngörülen şekilde mahkeme divanhanesinde askıya çıkarılmadan yapılan ilanen tebligatın geçersiz olması nedeniyle, davalılara 7201 sayılı Kanun’a uygun şekilde tebligat yapılması için geri çevrilmiştir.

Geri çevirme kararı sonrasında mahkemece, Hukuk Genel Kurulu kararında belirtilen eksikliklerin hiçbiri giderilmeksizin, dosyada öncesinde de mevcut olan gazete ilanının bir örneği yeniden eklenmek suretiyle temyiz incelemesi için gönderilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nun 29.05.2013 gün ve 2013/18-672 E. 2013/791 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “İlanen tebligat” başlıklı 28. maddesi uyarınca,

“Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır.

Yukarıki maddeler mucibince tebligat yapılamıyan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyan kimsenin adresi meçhul sayılır.
Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. (Değişik ikinci cümle: 19/3/2003-4829/9 md.) Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir.

Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malüm adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar.”

7201 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca yapılacak ilanen tebligatın şeklini düzenleyen 29. madde hükmüne göre,

“İlan suretiyle tebliğ, tebliği çıkartacak merciin mucip sebep beyaniyle vereceği karar üzerine aşağıdaki şekilde yapılır.

1.İlan alakalının ıttılaına en emin bir şekilde vasıl olacağı umulan ve varsa (…) tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde intişar eden birer gazetede ve ayrıca elektronik ortamda yapılır. (11/1/2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “ayrıca” ibaresi metinden çıkarılmış ve aynı bentte yer alan “gazetede” ibaresi “gazetede ve ayrıca elektronik ortamda” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.)

2.Tebliğ olunacak evrak ve ilan sureti, tebliği çıkaran merciin herkesin kolayca görebileceği bir yerine de asılır.

(Değişik : 6/6/1985 – 3220/9 md.) Merci, icabına göre ikinci defa ilan yapılmasına karar verebilir. İki ilan arasındaki müddet bir haftadan aşağı olamaz. Gerekiyorsa ikinci ilan, yabancı memleket gazeteleriyle de yaptırılabilir.”

7201 sayılı Kanun uyarınca çıkarılan Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliği ise ilanen tebligata ilişkin olarak,
“Madde 48–(1)Bu Yönetmelik hükümleri uyarınca kendisine tebligat yapılamayan, tebliğ memuru tarafından adresi tespit edilemeyen, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresi bulunmayan kişinin adresinin tespiti için tebligatı çıkaran merci tarafından adres araştırması yapılır.

(2)Tebligatı çıkaran merci, muhatabın adresini öncelikle resmî veya özel kurum ve dairelerden, bunlardan sonuç alınamadığı takdirde kolluk vasıtasıyla araştırabilir ve tespit ettirebilir. Yapılan araştırmalara rağmen muhatabın adresinin tespit edilememesi halinde adres meçhul sayılır.

(3)Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır.

(4)İlânen tebligat, bu maddedeki usuller izlendikten sonra başvurulacak son çaredir.” hükmünü içermektedir.
Yönetmeliğin “İlanen tebligat usulü” başlıklı 49. maddesi ise,

“Madde–(1)İlanen tebliğ, 48 inci madde gereğince ilgili merciin sebebini göstermek suretiyle vereceği karar üzerine aşağıdaki şekilde yapılır:

a)İlan, kendisine tebliğ yapılacak kişinin en güvenilir bir şekilde öğrenmesini sağlayabilecek ve varsa tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde yayımlanan bir gazetede ve elektronik ortamda Basın İlan Kurumu vasıtasıyla yapılır. Muhatabın en güvenilir bir şekilde öğrenmesini sağlayabileceği umulan gazete, tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde yayımlanan bir gazete ise, ayrıca bir diğer gazete ile ilan yapılmaz.

b)Tebliğ olunacak evrak ve ilan sureti bir ay süreyle tebliği çıkaran mercide herkesin kolayca görebileceği bir yere asılır.

c)Merci, gerekirse, ikinci defa ilan yapılmasına karar verebilir. İkinci ilan da (a) ve (b) bendi hükümlerine göre yapılır. İki ilan arasındaki süre bir haftadan az olamaz. İkinci ilan, gerekiyorsa yabancı ülke gazeteleriyle de yaptırılabilir.

(2)Adresi yabancı ülkede bulunanlara ilan yoluyla tebliğ yapılmasını gerektiren hallerde, tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı ülkede bulunan kişinin varsa bilinen en son adresine, ayrıca, iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasında saklar.” şeklinde düzenlenmiştir.

İlanen tebligata ilişkin anılan hükümlerin incelenmesinden anlaşılacağı üzere, ilanen tebligat yapılabilmesi için; tebligat muhatabının kimliğinin bilinmesi, adresinin meçhul olması ve adres araştırmasının yapılması gereklidir. Tebligat Kanunu’na göre tebligat yapılamayan ve ikametgah meskeni veya işyeri bilinmeyen kişinin adresi meçhul sayılır.

Tebligat memurunun, muhatabın adresinin bilinemediği muhtara onaylatılarak evrakı iade etmesi üzerine, mahkemece, anılan hükümlerde belirtildiği şekilde adres araştırması yapılması gereklidir.

Belirtilen adres araştırma biçimi kısıtlayıcı değildir, nitekim 28. maddenin 2. fıkrasında bu durum açıklığa kavuşturulmuş, tebliği çıkaran merciin adres soruşturmasını resmi ve özel kuruluşlardan yapması gerektiği vurgulanmıştır. Belirtilen resmi kuruluşlar içinde adres tespitinin yapılabileceği nüfus, tapu idareleri, belediye, kişinin çalıştığı kurum gibi resmi kurumlar ile ticaret ve sanayi odaları gibi özel kuruluşlar da vardır.

4829 sayılı Kanun ile 28. maddenin 3. fıkrasının 2. cümlesinden “lüzum görürse” tümcesi çıkarılarak, adres araştırılması hususu tebligat çıkaran merciin takdirine bırakılmamıştır. Muhatabın adresi meçhul olarak bildirilmişse, tebligatı çıkaran mercii mutlaka araştırma yapacak, yapılan araştırma sonucunda tebligata yarar adres saptanamamışsa ilanen tebliğ yoluna gidecektir. Yapılan değişiklik ile tebligatı ilanen yapmak isteyen makama adres araştırmasını geniş şekilde yapma zorunluluğu yüklenmiştir.

Öte yandan, 29. maddeye göre ilan yolu ile tebligatın amacına uygun şekilde yapıldığından sözedebilmek için ilanın gazete ile yapılması ve ilan örneğinin tebliğ çıkaran merciin uygun bir yerine asılması da gereklidir. Bu mercii mahkeme ise, mahkeme divanhanesine asılmalıdır.

Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğine, davalıların adresleri 28. maddenin aradığı şekilde araştırılmadan, ilanen tebligat yapıldığı gibi, ilanın bir örneğinin 29. maddenin aradığı şekilde mahkeme divanhanesinde askıya çıkarılmadığı da anlaşılmaktadır.

O halde, davalılar M.. K.. ve O.. K..’a bozma ilamı ve direnme kararının 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun şekilde tebligat yapılarak temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay’a gönderilmesi için, Yerel Mahkemeye geri çevrilmesi gerekmiştir.

S O N U Ç : Yukarıda yazılı noksanlığın tamamlanması için dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 05.02.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

CategoryGenel
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat