BONONUN VERİLİŞ NEDENİ HAKKINDA İDDİA

Bonoda yazılı nedenden başka bir neden bulunduğunu öne süren kimse, bu iddiasının ispat yükünü taşır. Bu kişinin davacı veya davalı olmasının önemi yoktur; Çünkü, bu yönde iddiada bulunan kişi, kendi yararına hak doğuran normun öğe olaylarını (bu sorunda, iddia ettiği “neden”i) ispat yükünü taşır. Yargıtay da, bu konuda ispat yükünü, iddiada bulunana yüklemektedir.

Senedin (bononun) ihdas (kurulmaya neden olan ilişki) nedeni yönündeki “nakden” veya “malen” kaydı olmasına göre; nakden kaydına rağmen davalı mal karşılığı der ise, ya da malen kaydına rağmen borç para verme (karz) ilişkisi ileri sürerse bu durumda davalı taraf senedi “tatil” etmiş olacağından ispat yükü yer değiştirecek ve davalıya ispat yükü düşecektir. İhdas nedenini her iki tarafta talil ederse ispat yükü davacıdadır.

Bu konu aşağıdaki İçtihatlar verilerek konunun uygulaması gösterilmiştir. Diğer bu talil konusundaki İçtihatlar için İçtihatlar başlığı altındaki bölüme bakınız.

Olumsuz tespit davasında kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden davacı tarafa aittir. Ancak, dava konusu 18.7.1990 vadeli senedin düzenleme sebebi “malen” olduğu halde davalı senedin davacının “borç” olarak aldığı para karşılığında düzenlenmiş senet olduğunu açıklamak suretiyle senedi “talil” etmiş olduğundan, ispat külfeti yer değiştirmiştir. Başka bir anlatımla, bu dudumda borç para verdiğini davalının kanıtlaması gerekir. (Y. 19. HD. 24.09.1992-8082/4430)

“Davacı”, “dava konusu senedi teminat olarak verdiği”nden bahisle borçlu olmadığının saptanmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ise, “bononun alınan borç para karşılığı verildiğini” savunmuştur. Senetteki ihdas nedeni “malen” olarak yazılmıştır. Böylece, her iki yan, bildirimleriyle aralarındaki ilişkide, bu bononun “mal karşılığı” olmadığında uyum içinde olduklarına göre, MK’nin 6’ncı maddesi hükmü gözönünde tutularak ispat yükünün davacıya ait olduğunun kabulü gerekir. Bir başka deyişle, davacı, Önce bonodaki “malen” kaydını talil etmekle, davalının bono karşılığının nakit olduğu yolundaki savunması, kendi aleyhine kullanılarak ispat yükünün davalıya yükletilmesi olanağı yoktur.

Bu durumda, mahkemece ispat yükünün davacıya düştüğü gözetilerek, davacıdan varsa bu konudaki kanıtları istenilip, değerlendirilerek ve varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Y. 19. HD. 06.10.1994-8778/8969)

“Malen”, kaydını taşıyan senedin, borçluya verilen “altın” ve “nakit” karşılığında düzenlendiği savunmasının, nakit karşılığı olduğuna ilişkin bölümünün yazılı delille ispatlanması gerekir. 225.000 TL’lik nakit ödemeye ilişkin talil keyfiyetinin bilahare ibraz edilen 23.12.1980 tarihli belgeyle de kanıtlanmış bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması gerekmiştir. (Y. 11. HD. 15.09.1983-3011/3742)

Bonoda Malen ya da Nakden kaydı da yoksa; “Bonoda ihdas sebebinin gösterilmemesi halinde, mal karşılığı düzenlenmiş sayılmak gerekeceği şeklindeki davacı vekilinin görüşünün dayanaksız bulunmasına, olayda davalı taraf senedi talil etmiş olmadığından ispat külfetinin davacı taraf üzerinde bulunmamasına, davacının yemin teklifi hakkını da kullanmamış olmasına göre, davacı vekilini karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. (Y. 11. HD. 09.11.1990/7206/7123)

“Lehdar tarafından, senetleri ciro ettiği hâmile karşı açılan olumsuz tespit davasında, senetteki “malen” ya da “nakden” şeklinde yazılı olan ihdas sebebi sonuca etkili olmaz, ispat yükü yine davacıdadır. (Y. 11. HD. 14.03.1988-6716/1555)

Ciro ile devralana karşı kötü niyet iddiasında kötü niyet iddiası maddi bir olgu olduğundan tanık ve her türlü delil ile ispat edilebilir. Tabi ki TTK’nin 599’uncu maddesindeki aranan koşul gerçekleştiğinde. Yani ilk iddiasını hatır bonosu, karşılıksız iddiası gibi usulüne uygun yazılı belge ile ispat ederse.

Bononun Hava Parası Olarak Düzenlendiği İddiası

Özet: Senedin hava parası olarak düzenlendiği iddiası yazılı belge ile ispatlanabilir.

Mahkemece, “iddia, savunma, ilgili icra dosyası ve mübrez belgelere nazaran davaya konu bonolarda “malen” kaydı bulunduğu gibi, davalı İ. ile davalı arasındaki yazılı sözleşmeye göre de, “bonoların dükkan içindeki mallarıyla birlikte devredildiği”, “davacıların hava parası iddiasını yazılı belgeyle kanıtlayamadıkları” gerekçesiyle “davanın reddine” karar verilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

(Y. 11. HD. 29.04.1991-1430/2682)

Malen Kaydı Taşıyan Senette Nakit İddiası

Özet: “Malen”, kaydını taşıyan senedin, borçluya verilen “altın” ve “nakit” karşılığında düzenlendiği savunmasının; “nakit” karşılığı olduğuna ilişkin bölümünün yazılı delille ispatlanması gerekir.

Senette malen kaydı mevcuttur. Savunma altın ve nakit karşılığıdır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve (225.000) liralık nakit ödemeye ilişkin talil keyfiyetinin bilahare ibraz edilen 23.12.1980 tarihli belgeyle de kanıtlanmış bulunmasına göre, davacı vekilinin itirazlarının reddiyle hükmün onanması gerekmiştir.

(Y. 11. HD. 15.04.1983-3011/3742)

Ciro ile Devralana Karşı Kötü Niyet İddiası

Özet: “Kötü niyet iddiası”nın, maddi bir olgu olması nedeniyle tanık ile ispat edilebileceği.

Açılan bu davada, “senedi ciro suretiyle alan davalı N.A.’nın da kötü niyetli bulunduğu” iddia edilmiş olup, mahkemece bu davalı yönünden davacıya dava aşamasında delillerin ibrazı için kesin mehil verilmemiştir. Mahkemece davacı tarafından kötü niyetin ispatına yönelik 23.12.1993 tarihli dilekçesindeki tanıkların dinlenmesi ve hasıl olacak sonuç dairesinde davalı N.A. hakkındaki iddia yönünden de karar verilmesi gerekirken, noksan tahkikat ile bu davalı hakkındaki davanın reddi isabetsizdir.

(Y. 19. HD. 03.02.1995-1925/630)

Teminat Bonosu İddiası

Ciro ile Devralanın Kötü Niyeti Davalıya, ciro suretiyle geçen senetlerin teminat senedi olduğunu iddia eden davacı bu konuda senet lehdarı ile aralarında yapılan bir sözleşmeyi ibraz etmiş ve davalının da kötü niyetli olarak senetleri iktisap ettiğini iddia etmiştir. Kötü niyet iddiası maddi bir olgu olup, tanık ve her türlü delille ispatlanabilir. Davacı bu konuda, şahitlerin göstermiş ise de, mahkemece dinlenmeden ve davalının iyi niyetli olduğundan bahisle dava  reddedilmiştir.   Anılan  bu  gerekçenin  haklı  dayanak  ve  kanıtı   da  dosyada bulunmamaktadır. Bu nedenle tanıkların dinlenmesi ve varsa davalının delillerinin de toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmektedir. (Y. 19. HD. 24.02.1994-2564/1665)

CategoryMakale
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat