Ruhsatsız Silah Taşıma

Ceza Genel Kurulu 2006/8-37 E., 2006/129 K.

Ruhsatsız silah taşıma suçundan sanık A……Y..…….’ın beraatine ilişkin olarak Eskişehir 1.Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 19.06.2002 gün ve 1005-407 sayılı hüküm C.savcısı tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 18.10.2004 gün ve 6585-7779 sayı ile;

“Oluşa, dosya kapsamına ve müştekinin aşamalarda değişmeyen anlatımlarına göre sanığın bulundurma ruhsatlı silahını taşıdığı anlaşılmakla, sanığın mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi” isabetsizliğinden oyçokluğu ile bozulmuştur.

Yerel Mahkeme 22.02.2005 gün ve 767-163 sayı ile;

“Olayın tek görgü tanığı olan ve olay tarihinde 10 yaşlarında olan tanık H….’ın yaşı itibariyle tabancayı tanıyabilecek durumda olduğu, olay sırasında sanığın tabanca ile vurmadığını belirttiği, savunmanın da bu doğrultuda olduğu anlaşılmakla, müştekinin soyut iddiasının tanık beyanı ile doğrulanmaması karşısında bu beyan cezalandırma açısından yeterli görülmeyerek sanığın bu suçtan beraatına karar verilmesi gerekmiştir.” gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de C.savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 02.02.2006 gün ve 83417 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık A……Y..…….’ın ruhsatsız silah taşıma suçundan beraatine karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın bulundurma ruhsatlı tabancasını izin verilen yer dışında taşıma eyleminin sabit olup olmadığına ilişkindir.

İnceleme konusu olayda;

Sanık A…….’la evli olan mağdure M………Y..…….01.08.2001 günü polis karakoluna başvurarak, eşi A…… Y..…….’ın bir başkasıyla birlikte yaşamaya başlaması üzerine küçük kızını alarak babasının Seyitgazi ilçesindeki evine gittiğini, diğer iki erkek çocuğunun eşinin yanında kaldığını, eşinin boşanma davası açtığını, olay günü de çocuklarını görmek için onun evine gittiğini, ortanca erkek çocuğu ile görüştükten sonra eşiyle karşılaştığını, eşinin kızdığını, “niye geldin, ben sana ayda bir kez gel demedim mi” diyerek tabancasını çıkartıp kafasına vurduğunu, eşinin bu silahı konutunda bulundurma ruhsatlı olarak aldığını, şikayetçi olduğunu belirtmiş, koğuşturma sırasında 25.12.2001 günlü oturumda verdiği ifadede ise; eşine telefon açıp çocukları görmek istediğini söylediğini, eşinin “gelme” demesine karşın Eskişehir’e gelip eşinin evine gittiğini, oğlunu parktan alıp eve doğru giderken eşi ile karşılaştıklarını, sanık eşinin tekme tokat vurduğunu, daha sonra tabanca çıkardığını, eline sopa aldığını, sopa ve tabancanın kabzasıyla kendisine vurduğunu, olayı oğlunun ve komşularının da gördüğünü, ancak komşularını tanımadığını belirtmiştir.

Mağdurenin 01.08.2001 günü Eskişehir Devlet Hastanesi Acil Servisi’nden aldırılan geçici raporunda; occipitiparietal bölgede 1 cm ve 0,5 cm’lik kesiler mevcut olduğu, sütür atıldığı, sol omuzda hassasiyet bulunduğu belirtilmiş, Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünce verilen 02.08.2001 günlü kesin raporunda ise; geçici rapordaki bulgular sıralandıktan sonra muayene bulguları olarak, sol göz altında mor renkli ekimoz, sağ kaş üstte 1×1 cm ekimoz, sol omuz arka tarafta ekimoz, 4 adet sıyrık ve sol ön kolda muhtelif sayıda ekimoz olduğu ifade edilmiş ve mihraki dimağ arazı, kafa kemiklerinde kırık, iç organ, büyük damar ve sinir lezyonları tarif edilmediğinden bahisle arızasının bir hafta mutad iştigaline engel oluşturacağı bildirilmiştir.

Sanık A……Y..……. ise aşamalardaki ifadelerinde benzer biçimde; ayrı yaşadığı eşinin olay günü çocuğu görmeye geldiğini, evin yanında karşılaştıklarını, ailesine ve annesine hakaret edince tartıştıklarını, kavga sırasında ittirince eşinin yere düştüğünü, kafasını yere çarptığını, eşinin bulundurma ruhsatlı silahı olduğunu bildiğini, ancak bu tabancayı taşımadığını ve tabanca kabzası ile de vurmadığını, daha sonra karakola çağırıp “tabancan var mı” diye sorduklarında polisleri evine götürüp bulundurma ruhsatlı tabancayı onlara teslim ettiğini, olayı oğlu Hasan’ın da gördüğünü belirtmiştir.

Sanık ile mağdurenin olay tarihinde 10 yaşında olan müşterek çocukları tanık Hasan Yılmaz ifadesinde; parkta oynarken annesinin kendisini görmeye geldiğini, annesiyle giderken bu kez babasıyla karşılaştıklarını, annesine eliyle ve ayağıyla vurmaya başladığını, babasında silah olmadığını ve silahla vurmadığını bildirmiştir.

Sanığın konutunda bulundurmak üzere izin verilen Beratta marka, 7.65 mm çapındaki tabancası ile ilgili aldırılan ekspertiz raporunda ve duruşmada dinlenilen bilirkişinin mütalaasında, tabancanın sağlam ve atışa elverişli olduğu, 6136 sayılı Yasa kapsamındaki silahlardan olduğu ifade edilmiştir.

Dosyadaki kanıtların değerlendirilmesinden;

Eşinin başkasıyla birlikte yaşamaya başlaması ve hakkında boşanma davası açması nedeniyle mağdure ile sanık arasında bir husumet doğduğu anlaşılmaktadır. Eşinin ruhsatlı silahı olduğunu ve evinde bulundurduğunu bilebilecek durumda olan mağdurenin, soruşturma aşamasında sadece tabanca kabzası ile yapılan bir saldırıdan söz etmesi, ancak koğuşturma aşamasındaki ifadelerinde, eşinin tekme ve yumrukla vurduğunu, ayrıca eline sopa aldığını ve tabancasını çıkardığını, sopa ve tabanca kabzası ile vurduğunu belirtmesi nedeniyle ifadeleri arasında çelişki doğmuştur. Olayın tespit edilebilen tek görgü tanığı olan ve mağdur ile sanığın müşterek çocuğu bulunan H.……Y..…….ise, tabancayı bilebilecek ve gördüğünde tanıyabilecek çağda olup, sanıkta tabanca olmadığını, yaralama sırasında tabanca kullanılmadığını belirtmektedir. O halde aile geçimsizliğinden kaynaklanmış kızgınlık ve husumetle yanlı ifade vermesi olası bulunan mağdurenin, aşamalarda kendi içinde çelişkiler içeren ve diğer tanığın anlatımıyla da doğrulanmayan beyanlarına itibarla suçun sübut bulduğundan söz edilemez. Bulundurma ruhsatlı silahını izin verilen alan dışında taşıdığı iddiasının kuşkulu kalması ve bu itibarla kanıtlanamamış olması nedeniyle, sanığın atılı suçtan beraatine ilişkin Yerel Mahkeme direnme hükmünün isabetli bulunduğuna ve onanmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyesi ise; Özel Daire bozma kararında gösterilen gerekçenin haklı nedenlere dayandığını ileri sürerek direnme hükmünün bozulması gerektiği yolunda karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 25.04.2006 günlü birinci müzakerede gerekli oyçoğunluğunun sağlanamaması nedeniyle gerçekleştirilen 02.05.2006 günlü ikinci müzakerede oyçokluğu ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...