İş Hukukunda Rekabet Yasağı Sözleşmesi Ve Cezai Şart Tazminatı Nedir?

Çekten Cayma Talep Dilekçesi

İş Hukukunda Rekabet Yasağı Sözleşmesi Ve Cezai Şart Tazminatı Nedir?

Rekabet kavramı dışında rekabet yasağı kavramı ise en genel an­lamda Borçlar Kanunu ile Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. Zira en genel anlamda rekabet yasağı olgusu ile amaçlanan husus, taraflar ara­sındaki sözleşme ilişkisi sonucu ortaya çıkan sadakat yükümlülüğünün bir uzantısı olarak, tarafların rekabet yapması sonucu haksız menfaat elde etmelerini engellemektir. Rekabet etmeme borcu iş hukuku alanın­da da kendini gösterir. Buna göre; hizmet akdi, taraflara -işçi ve işvere­ne- bir takım hak ve borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Bu karşılıklı söz­leşmeden iş görme, itaat, sadakat ve rekabet etmeme, işveren açısından ise ücret işçiyi gözetme, eşit işlem yapma gibi borçlar doğar. Bu açıkla­malar ışığında işçinin rekabet etmeme borcu ise, sadakat borcunun doğal bir uzantısı olduğu söylenebilir. Rekabet etmeme borcunun yanısıra işçi ile işverenin yapacağı sözleşmeye istinaden doğan bir başka borç ise rekabet yasağı borcudur.

Genel Olarak Rekabet Yasağı Sözleşmesi

Rekabet yasağı belirli durumlarda aynı amacı güden belirli kimsele­rin birbirleriyle yarışmalarının yasaklanmasıdır. Böyle bir yasak işçi iş­veren ilişkisinde de söz konusu olabilir. Gerçektende bir işyerinde çalışan işçinin işverene ait iş sırlarını öğrenme ve müşterilerini tanıma ola­nağı, işçinin işverene karşı rekabete girişme durumunu da beraberinde getirebilir. Öğretide işçinin rekabet yasağı yasa ve sözleşmeden kaynak­lanması bakımından iki boyutta ele alınmaktadır. İşçi için yasadan do­ğan rekabet etmeme borcundan kastedilen, iş sözleşmesi devam ederken işçinin rekabet yapmamasıdır. Oysa sözleşmeden doğan rekabet etmeme borcu ise BK. Md.348 ve diğerlerinde düzenlenen rekabet yasağı anlamındandır.

İşçinin Sadakat Borcuna Dayanan Rekabet Etmeme Borcu

Sadakat borcu bir iş sözleşmesinin devam ettiği süre içerisinde, işve­ren açısından işçiyi gözetme, işçi açısından da, işverenin ve işyerinin menfaatlerini koruma, işverene zarar verebilecek her türlü davranıştan kaçınma borcu olarak karşımıza çıkar. Kısaca yapma ve yapmama borcu olarak iki yönde görünüm arz eden sadakat borcu hizmet ilişkisinin ko­nusuna, işin özelliğine ve iş hayatinin özelliklerine göre değişiklik arz eden bir borç olup kapsamının kesin çizgilerle belirlenmesi güçtür. İşçi­nin sadakat borcundan kaynaklanan ve bu borcun yapmama borcu şek­lindeki yönü olarak ortaya çıkan rekabet etmeme borcunun, iş sözleşme­sinde ayrıca belirtilmesine gerek yoktur. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresince rekabet etmeme borcu, yasadan kaynaklanan bir yapmama borcu olması nedeniyle iş sözleşmesinde özellikle taraflarca kararlaştı­rılmasına gerek olmaksızın geçerlidir. İş sözleşmesinin devamı boyunca, işçinin işverenine rakip bir iş yapması ya da aynı işi gören bir başka işye­rinde çalışması kural olarak sadakat borcuna aykırılık oluşturduğundan mümkün değildir.

Sözleşmeden Doğan Rekabet Etmeme Borcu

Borçlar Kanununa göre, iş sözleşmesinin tarafları, işverenin müşteri­lerini tanımayı veya sırlarını öğrenmeyi sağlayan bir iş sözleşmesinin bitiminden sonra işçinin işverenle kendi adına rekabet edecek bir iş yapmamasını veya rakip bir müessesede çalışmamasını yahut böyle bir müessese ile ortak sıfatıyla veya başka bir sıfatla ilgili olmamasını kararlaştırabileceklerdir. Görülüyor ki, olumsuz edim şeklinde ortaya çıkan rekabet etmeme borcu (rekabet yasağı) sadakat borcundaki gibi her iş sözleşmesi için söz konusu olan borçlardan değildir. Bu tür bir borç an­cak iş sözleşmesi taraflarının bunu açıkça kararlaştırmış olmaları halinde ortaya çıkar. Sadakat borcuna bağlı rekabet etmeme borcu sadece iş söz­leşmesi devam ederken söz konusu iken sözleşmeye dayalı rekabet ya­sağı borcu iş sözleşmesinden sonraki süre içinde yerine getirilir.

İşçinin işvereni ile iş sözleşmesinin bitiminden sonra rekabet etme­meyi yüklenmesi iş sözleşmesinde öngörülebileceği gibi ayn ve özel bir sözleşme ile de düzenlenebilir.

Rekabet Yasağı Sözleşmesi Yapmanın Koşulları

Rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin geçerli sayılması bazı koşulla­rın varlığına bağlıdır. Her şeyden önce işçiye rekabet etmeme borcu yük­leyen sözleşmenin yazılı yapılması şarttır. Bunun dışındaki bir rekabet yasağı sözleşmesinin hukuken geçerli olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira yasa koyucunun burada rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı şekle tabi kılmasının en önemli sebebi işçinin korunması ilkesine da­yanmaktadır. İşçi ancak rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı …. olduğu durumlarda rekabet yasağına uymak zorunda olduğu hususlarını daha iyi bilebilecek konumda olacaktır. Bunun yanında sözleşme belirli bir iş, yer ve süre ile sınırlandırılmış olmalıdır (BK. m.348,350). Bu esaslara rağmen rekabet etmeme borcunun işçinin ekonomik yönden geleceğini hakkaniyete aykırı bir biçimde tehlikeye sokmaması gerekir. Nitekim Yargıtay işçinin “iş ilişkisi sona erdiği tarihten itibaren iki yıl süre ile Tür­kiye’ deki tüm bankalarda çalışmamayı kabul ve taahhüt” ettiği rekabet yasağı sözleşmesini, yer ve çalışma alanı bakımından normalin üzerinde sınırlama getirmesi ve işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye sokması nedeniyle haklı olarak geçersiz saymıştır.

İşçiye, iş akdi sona erdikten sonra rekabet yasağı getirilmesinin te­mel amacı işçinin çalışırken işyerinde öğrendiği özel bilgileri iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek bir biçimde kullanmasının Önüne geçmektir. Bu nedenle rekabet yasağı işverenin korunabilir haklı bir menfaatinin bulunduğu, özel koşulların söz konusu olduğu iş ilişki­leri için geçerlidir.

Rekabet yasağı sözleşmelerinin geçerli olabilmesinin bir diğer koşulu sözleşmenin tarafı olan işçinin reşit olmasıdır.

Bunun yanında iş sözleşmelerinin belirli ya da belirsiz olması reka­bet yasağı sözleşmeleri için önemli değildir. Ancak iş sözleşmesi kurul­madan önce BK. md.348 anlamında rekabet yasağı sözleşmesi yapılamaz.

Öte yandan rekabet yasağı mevzuat bağlamında açık bir zaman sı­nırlamasına tabi değildir. Ancak yüksek mahkeme uygulamada bir olayda rekabet yasağı sözleşmesi için altı aylık bir süre saptamıştır. Yargıtay’ın çeşitli kararlarında işçinin hizmet akdinin sona ermesinden sonra işçinin ekonomik hayatını olumsuz yönde etkileyebilecek rekabet yasağı sözleşmelerinin geçerli bir sözleşme sayılamayacağı yönünde kararlar vermektedir.

Rekabet Yasağı Sözleşmesi Yapmanın Sonuçları

Rekabet yasağına aykırı hareket eden işçi, eski işverenin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. İş sözleşmesine bu yasakla ilgili bir cezai şart konulmuş, fakat zarar bunu aşmış ise, işçi fazlasını tazminle yüküm­lüdür (BK. m. 351/11). Ancak unutmamak gerekir ki tarafların belirlemiş olduğu cezai şartın makul, kabul edilebilir nitelikte olması halinde geçer­li olması beklenir. Bunun dışında fahiş nitelikteki mevcut bir cezai şartın uygulanması zorunluluğu ortaya çıktığında bu durumun giderilmesini talep etmek ve böylece bunun tenkisini sağlamak mümkündür.

Rekabet etmeme borcu, bunun işçi tarafından yerine getirilmesinde işverenin gerçek bir yararının bulunmadığının sabit olması halinde sona erer (BK. m.352/I). Ayrıca iş sözleşmesinin, işçinin kusuru olmaksızın işveren, işverenin kusuru nedeniyle işçi tarafından sona erdirilmesi du­rumunda da bu borç sona erer (BK. M. 352/11).

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat