Onur Kırıcı Davranışa Dayalı Boşanma Davası

T.C.

YARGITAY

2.HUKUK DAİRESİ

2015/21837

2015/22749

1.12.2015

HAYATA KAST PEK KÖTÜ VEYA ONUR KIRICI DAVRANIŞA DAYALI BOŞANMA DAVASI

(TMK Md. 162’de Özel Sebep Olarak Kabul Edildiği – Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sebebiyle Boşanma Davalarında Olduğu Gibi Davacının Kusurlu Davranışlarının Dikkate Alınması Suretiyle Kusur Kıyaslaması Yapılamayacağı – Davalı Kadının Tamamen Kusurlu Olduğunun Kabulü Gerektiği/Kadın Yararına Yoksulluk Nafakası Takdir Edilemeyeceği Davacı Erkeğin Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinin Reddi Doğru Olmadığı)

ÖZEL BOŞANMA SEBEBİNE DAYALI BOŞANMA DAVASI

 (Hayata Kast Pek Kötü Veya Onur Kırıcı Davranışa Dayalı/Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sebebiyle Boşanma Davalarında Olduğu Gibi Davacının Kusurlu Davranışlarının Dikkate Alınması Suretiyle Kusur Kıyaslaması Yapılamayacağı – Davalı Kadının Tamamen Kusurlu Olduğunun Kabulü Gerektiği/Kadın Yararına Yoksulluk Nafakası Takdir Edilemeyeceği Davacı Erkeğin Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinin Reddedilemeyeceği)

BOŞANMADA KUSUR KIYASLAMASI

(Özel Boşanma Sebebine Dayalı Boşanma Davaları/Hayata Kast Pek Kötü Veya Onur Kırıcı Davranışa Dayalı – Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sebebiyle Boşanma Davalarında Olduğu Gibi Davacının Kusurlu Davranışlarının Dikkate Alınması Suretiyle Kusur Kıyaslamasının Yapılamayacağı)

YOKSULLUK NAFAKASI / MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT

(Somut Olayda Özel Boşanma Sebebiyle Boşanmaya Karar Verildiğine Göre Davalı Kadının Tamamen Kusurlu Olduğunun Kabulü Gerektiği – Kadın Yararına Yoksulluk Nafakası Takdiri İle Davacı Erkeğin Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinin Reddinin Doğru Olmadığı)

4721/m.162

ÖZET : Özel boşanma sebebine dayalı boşanma davalarında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davalarında olduğu gibi davacının kusurlu davranışlarının dikkate alınması suretiyle kusur kıyaslaması yapılamaz. O halde, somut olayda özel boşanma sebebiyle boşanmaya karar verildiğine göre davalı kadının tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, bu husus nazara alınmadan, davacı erkeğe kusur izafe edilmesi ve bunun sonucu olarak davalı kadın yararına yoksulluk nafakası takdiri ile davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru olmamıştır.

DAVA : Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 28.05.2015 gün ve 25281-10990 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü:

KARAR : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.

1-Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme itirazları yersizdir.

2-Dava, özel sebebe (TMK. m. 162) dayanmaktadır. Kanunda yer alan özel boşanma sebeplerinden biriyle açılmış bir boşanma davasında, bu özel sebebin yanında davacının da boşanmayı gerektirecek ağırlıkta bir kusuru ispatlanmış olsa bile, bu dava konusu yapılmamış ise artık bu husus, özel sebebe dayalı boşanma kararı verilmesinde ve sonuçlarında dikkate alınamaz. Somut olayda davalının eyleminin Türk Medeni Kanununun 162. maddesinde yer alan boşanma sebebini oluşturduğunda duraksama yoktur. Özel boşanma sebebi ispatlanmıştır. Bu bakımdan, artık davalının dayanılan boşanma sebebini çürütmek amacıyla değil de, “davacının da kusurlu olduğunu” ispat etmeye yönelik gösterdiği deliller ve davacının kusuru dikkate alınmaz. Diğer bir ifade ile özel boşanma sebebine dayalı boşanma davalarında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davalarında olduğu gibi davacının kusurlu davranışlarının dikkate alınması suretiyle kusur kıyaslaması yapılamaz. O halde, somut olayda özel boşanma sebebiyle boşanmaya karar verildiğine göre davalı kadının tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, bu husus nazara alınmadan, davacı erkeğe kusur izafe edilmesi ve bunun sonucu olarak davalı kadın yararına yoksulluk nafakası takdiri ile davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru olmamıştır. Ne var ki, tarafların temyizi üzerine yapılan ilk incelemede bu husus gözden kaçtığından, hüküm tüm yönleriyle onanmıştır. Davacının bu yönlere ilişkin karar düzeltme talebi açıklanan sebeple yerinde görüldüğünden kabulüne, Dairemiz ilamının onamaya ilişkin bölümünün kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ve davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine yönelik hükümlere münhasır olarak kaldırılmasına, hükmün kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ve davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi yönünden açıklanan sebeplerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple davacının karar düzeltme isteğinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440/1-4 maddesi gereğince kabulüne, Dairemizin 28 05.2015 gün ve 2014/25281 esas, 2015/10990 karar sayılı ilamının onama bölümünün kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ve davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine yönelik hükümlere münhasır olarak kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ve davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine yönünden yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, davalının diğer yönlere ilişkin karar düzeltme isteğinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple REDDİNE, karar düzeltme harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 01.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

2017-08-09T09:32:46+00:00 2 Mart 2016|

Leave A Comment

SEO